Diyanet İşleri
Musa: "İşte aradığımız bu idi" dedi. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisingeri döndüler.
Kehf suresi
Kehf suresi, 64. ayet. قَالَ ذَٰلِكَ مَا كُنَّا نَبْغِ فَٱرْتَدَّا عَلَىٰٓ ءَاثَارِهِمَا قَصَصًا
ḳâle ẕâlike mâ künnâ nebgi. ferteddâ `alâ âŝârihimâ ḳaṣaṣâ.
Musa: "İşte aradığımız bu idi" dedi. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisingeri döndüler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Hızır Kehf 60–82 3
Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.
Oradan uzaklaştıklarında Musa beraberindeki gence, "Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük" dedi.
Genç, "Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu- Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti" dedi.
Musa: "İşte aradığımız bu idi" dedi. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisingeri döndüler.
Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.
Musa ona, "Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?" dedi.
Adam, şöyle dedi: "Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
64. Yanındaki delikanlı bu sözleri söyleyince Mûsâ, Yüce Allah kendisine balığı kaybedecekleri yerde Hızır ile karşılaşacakları vaadinde bulunduğu için: “İşte aradığımız da bu ya!” dedi. “Hemen kendi izlerini takip ederek geri döndüler.” Yani balığı unutup geldikleri yeri bulmak için geri dönüp izlerini takip ettiler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Musa -aleyhisselam- hizmetçisine demişti ki: İşte bizim istediğimiz buydu ve salih adam ile buluşacağımızın alameti o yerdi. Bunun üzerine kaybolmamak için aynı yoldan kayaya varıncaya kadar kendi ayak izlerini takip ettiler. Oradan da balığın denize girdiği yere geri döndüler.
Aynı kök: اثر (21 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)
Muhammed, Allah'ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkarcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rüku ve secde…
Aynı kök: اثر (21 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)
Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik ve kendisine…
Aynı kök: ردد (59 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)
Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. "Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri…
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır
Hani Musa, beraberindeki gence şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim."
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır
Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır
Oradan uzaklaştıklarında Musa beraberindeki gence, "Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük" dedi.
Aynı kök: اثر (21 geçiş)
O peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa'yı, önündeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki…
Aynı kök: قصص (30 geçiş)
Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Musa) "İşte aradığımız (yer) orasıydı!" demiş, hemen izlerinin üzerine geri dönmüşlerdi.
(Musa) dedi ki: "İşte aradığımız da o(rası)ydı ya!" Bunun üzerine hemen geri dönüp kendi izlerini takip ettiler.
(Musa heyecanla): "Demek, aradığımız yer orası(ydı)!" diye bağırdı. Ve izleri üzerine hemen geri döndüler.
(Musa) dedi: "İşte aradığımız o ya!". . . Böylece izlerinin üzerine, geri döndüler.
(Musa) Dedi ki: "Bizim de aradığımız buydu." Böylelikle ikisi izleri üzerinde geriye doğru gittiler.
Musa: İşte aradığımız o idi, dedi. Hemen izlerinin üzerine geri döndüler.
"İşte, aradığımız bu!" dedi. Böylece, izlerini takip ederek döndüler.
Musa,"İşte arzu ettiğimiz de buydu" dedi. Hemen geldikleri yoldan izlerini takip ederek geri döndüler.
"İşte aradığımız yer orası idi" dedi ve böylece izleri üzerinde geri döndüler.
(Musa:) 'İşte aradığımız yer orası idi,' dedi ve böylece izleri üzerinde geri döndüler.
Musa da dedi ki: "İşte aradığımız oydu!" Bunun üzerine izlerini takip ederek gerisin geri döndüler;
İşte dedi: aradığımız o ya, bunun üzerine izlerini ta'kıb ederek gerisin geri döndüler
"Hemen oraya dönmeliyiz" dedi. Ve izlerini takip ederek geri döndüler.
"Hemen oraya dönmeliyiz" dedi. Ve izlerini takip ederek geri döndüler.
"Hemen oraya dönmeliyiz" dedi. Ve izlerini takip ederek geri döndüler.
(Musa) Dedi ki: "Bizim de aradığımız buydu." Böylelikle ikisi izleri üzerinde geriye doğru gittiler.
(Musa) "İşte, dedi, bizim arayacağımız bu idi". Şimdi izlerinin üzerinde gerisin geri döndüler.
Musa; zaten istediğimiz buydu, dedi. Hemen izlerinin üstünden gerisin geri döndüler.
(60-82) Ve bir zaman Musa genç arkadaşına demişti ki: "Ben iki denizin birleştiği yere varıncaya kadar veya uzun bir süre geçene kadar durmam. “Denizlerin Aralarında birleştikleri yere vardıklarında balıklarını unutmuşlardı ve balık da deniz de yol almış, akıp gitmişti. Onlar geçip gittikten sonra gence, bu yolculuğumuzda çok zahmet çektik "Öğle yemeğimizi getir" dedi. "Kayaya sığındığımız zamanı hatırlıyor musun? işte o zaman balığı unuttum." Ve bunu hatırlamayı bana unutturansa sadece Şeytan’dı dedi. Şaşırmış halde denize doğru yol aldı. İşte bu tamda beklediğimiz şey buydu dedi. Gerisin geri izleri üzere takip ederek döndüler. Derken, tarafımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve yanımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul u buldular. Musa ona, "Sana öğretilen yetiştirici / rüşte erdirici ilimden bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" dedi. Dedi ki: "Senin benimle beraberliğe sabretmeye gücün / istidadın yetmez." İç yüzünü kavrayamadığın / havsalanın almadığı bir şeye n asıl sabredeceksin? Dedi ki Allah'ın istemesi ile / inşallah beni sabırlı bulacaksın , hiçbir emrinde sana karşı gelmeyeceğim, dedi ki eğer ki bana tabi olacaksan ben hatırlayıp ta bir şey anlatmadıkça bana bir şey sorma , böylece yola koyuldular, nihayetinde bir gemiye bindiler onda bir delik açtı, dedi ki onu, içindekiler boğulsun diye mi deldin? Gerçekten yaptığın büyük önemde bir şey dedi, sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki Unuttuğum şeyden dolayı beni sorumlu tutma ve işimi bana zorlaştırma, Böylece tekrar yola koyuldular, nihayetinde bir oğlan çocuğa rastladılar onu öldürdü, "Saf / Temiz bir kişiyi sebepsiz yere öldürdün, gerçekten nankörce bir şey yaptın." dedi. Dedi ki sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki: "Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme." Artık özrün iyice belirgin oldu , böylece tekrar yola koyuldular, bir köy halkı geldiklerinde halkından yemek istediler , b unları misafir etmekten çekindiler , nihayetinde orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular, onu ayağa kaldırdı / doğrulttu , dileseydin bunun için bir ücret alırdın dedi , işte bu seninle benim aramızın ayrılmasıdır dedi , sana sabretmeye dayanamadığın konuların mânâlarını açıklayacağım , g emiye gelince; o, denizde çalışan yoksul kişilerindi, onların artlarında / peşlerinde her bir gemiyi gasbeden bir hükümdar / melik vardı bu nedenle gemiyi delmeyi istedim , erkek evlada gelince, onun anne babası mümin iki kişiydi , onların taşkınlık ve küf re sürüklemesinden endişe duyduk, istedik ki Rableri bu ikisine ondan daha temiz ve hayırlı birini, daha merhametli birini versin, duvara / cidara gelince, O duvar, şehirde yetim iki oğlanın idi , altında o ikisine ait altın vardı , babaları da Salih biri idi, Rabbin istedi ki ikisi de olgunluğa erişsinler ve Rabbinden bir rahmet olarak ta altınlarını çıkarabilsinler, bunları kendimin işi olarak yapmadım, işte bu sabretmeye dayanamadıklarının yorumudur.
Mûsâ: "İşte, aradığımız buydu." dedi. Hemen izlerini takip ederek gerisin geriye döndüler.
(Musa): "İşte aradığımız o idi." dedi. Tekrar izlerini ta'kibederek geriye döndüler, (kayaya vardılar).
Musa: "İşte aradığımız da buydu!" dedi. Hemen kendi izlerini takip ederek geri döndüler.
Musa: "İşte bizim aradığımız da bu ya" dedi. Hemen geldikleri yoldan gerisin geriye döndüler.
Musa: İşte, aradığımız buydu, dedi. İzleri üzerine gerisin geriye döndüler.
Musa: -İşte, aradığımız buydu, dedi. İzleri üzerine gerisin geriye döndüler.
Musa: "Arayıp durduğumuz işte o idi." dedi. Bunun üzerine kendi izlerini sürerek gerisingeri döndüler.
"This is exactly the place" said Mussa, "We were questing", they went back retracing their footsteps.
Moses said, ‘Then that was the place we were looking for.’ So the two turned back, retraced their footsteps,
Moses said: "That was what we were seeking after:" So they went back on their footsteps, following (the path they had come).
Moses said: "That is what we were looking for." dipnot 1 So the two turned back, retracing their footsteps,
He said, ‘That is the very thing that we were looking for!’ So, following their footsteps, they retraced their route.
[Mûsâ (Moses)] said: "That is what we have been seeking." So they went back retracing their footsteps.
He said, ‘That is what we were after!’ So they returned, retracing their footsteps.
(Moses) said, `That is (the place) which we have been seeking. ' So both of them returned retracing their steps.
Said he, 'This is what we were seeking!' And so they returned upon their tracks, retracing them.
Moses said: "That was [the sign revealed by God to indicate] the place we were looking for. Therefore, they retraced their footsteps back.
Said he, 'This is what we were searching for. ' So they turned back upon their footsteps, following them up.
He said, "That is what we have been seeking!" So they went back retracing their steps.
Moses said, this is what we sought after. And they both went back, returning by the way they came.
Said he, "What think you? When we resorted to the rock, then, verily, I forgot the fish, but it was only Satan, who made me forget it, and I forgot to tell you; and it took its way in the sea in a marvellous way. "
He said, "That is what we were seeking!" So they (both) turned back upon their tracks retracing them.
He said: This is that which we have been seeking. So they retraced their steps again.
Moses said: "But that is exactly what we were seeking. " So they retraced their steps.
[Moses] exclaimed: "That [was the place] which we were seeking!, And the two turned back, retracing their footsetps,
Moses responded, "That is ˹exactly˺ what we were looking for."[1] So they returned, retracing their footsteps.
He said: "That is what we have been seeking!" So they went back retracing their steps.
(Moses) said, "That was the place we were looking for." They traced their steps back.
[Moses] said, "That is what we were seeking. " So they returned, following their footprints.
He said: “That is what we were seeking,” and they turned back, in their footsteps, retracing.
Moses said, "That is what we were seeking!" And the two turned back retracing their footsteps. (Moses retired to rest in deep thought).
[Musa (Moses)] said: "That was what we were searching for:" So they went back on their (own) footsteps, following (the way that they had come).
He said, "That was what we were looking for." So they returned, retracing their footsteps.
He said: "That is what we have been seeking!" So they went back retracing their steps.