Kehf suresi

Kehf suresi, 64. ayet

Kehf suresi, 64. ayet. قَالَ ذَٰلِكَ مَا كُنَّا نَبْغِ فَٱرْتَدَّا عَلَىٰٓ ءَاثَارِهِمَا قَصَصًا

ḳâle ẕâlike mâ künnâ nebgi. ferteddâ `alâ âŝârihimâ ḳaṣaṣâ.

Diyanet İşleri

Musa: "İşte aradığımız bu idi" dedi. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisingeri döndüler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 61–67 · surenin 64. ayeti / 110

Konu Mûsâ ve Hızır Kehf 60–82 3

  1. Kehf 61

    Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.

  2. Kehf 62

    Oradan uzaklaştıklarında Musa beraberindeki gence, "Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük" dedi.

  3. Kehf 63

    Genç, "Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu- Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti" dedi.

  4. 64

    Musa: "İşte aradığımız bu idi" dedi. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisingeri döndüler.

  5. Kehf 65

    Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

  6. Kehf 66

    Musa ona, "Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?" dedi.

  7. Kehf 67

    Adam, şöyle dedi: "Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

64. Yanındaki delikanlı bu sözleri söyleyince Mûsâ, Yüce Allah kendisine balığı kaybedecekleri yerde Hızır ile karşılaşacakları vaadinde bulunduğu için: “İşte aradığımız da bu ya!” dedi. “Hemen kendi izlerini takip ederek geri döndüler.” Yani balığı unutup geldikleri yeri bulmak için geri dönüp izlerini takip ettiler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Musa -aleyhisselam- hizmetçisine demişti ki: İşte bizim istediğimiz buydu ve salih adam ile buluşacağımızın alameti o yerdi. Bunun üzerine kaybolmamak için aynı yoldan kayaya varıncaya kadar kendi ayak izlerini takip ettiler. Oradan da balığın denize girdiği yere geri döndüler.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale (Musa) dedi kök: قول
  2. ذَٰلِكَ zalike işte
  3. مَا ma şey
  4. كُنَّا kunna kök: كون
  5. نَبْغِ ۚ nebgi aradığımız kök: بغي
  6. فَٱرْتَدَّا fertedda geriye döndüler kök: ردد
  7. عَلَىٰٓ ala üzerini
  8. ءَاثَارِهِمَا asarihima izleri kök: اثر
  9. قَصَصًۭا kasasen ta'kibederek kök: قصص

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: اثر (21 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)

    Muhammed, Allah'ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkarcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rüku ve secde…

  • Aynı kök: اثر (21 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)

    Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik ve kendisine…

  • Aynı kök: ردد (59 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)

    Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. "Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri…

  • Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır

    Hani Musa, beraberindeki gence şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim."

  • Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır

    Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.

  • Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır

    Oradan uzaklaştıklarında Musa beraberindeki gence, "Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük" dedi.

  • Aynı kök: اثر (21 geçiş)

    O peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa'yı, önündeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki…

  • Aynı kök: قصص (30 geçiş)

    Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Musa) "İşte aradığımız (yer) orasıydı!" demiş, hemen izlerinin üzerine geri dönmüşlerdi.

Mustafa İslamoğlu

(Musa) dedi ki: "İşte aradığımız da o(rası)ydı ya!" Bunun üzerine hemen geri dönüp kendi izlerini takip ettiler.

Muhammed Esed

(Musa heyecanla): "Demek, aradığımız yer orası(ydı)!" diye bağırdı. Ve izleri üzerine hemen geri döndüler.

Ahmed Hulusi

(Musa) dedi: "İşte aradığımız o ya!". . . Böylece izlerinin üzerine, geri döndüler.

Ali Bulaç

(Musa) Dedi ki: "Bizim de aradığımız buydu." Böylelikle ikisi izleri üzerinde geriye doğru gittiler.

Ali Özek ve heyeti

Musa: İşte aradığımız o idi, dedi. Hemen izlerinin üzerine geri döndüler.

Ali Rıza Safa

"İşte, aradığımız bu!" dedi. Böylece, izlerini takip ederek döndüler.

Bayraktar Bayraklı

Musa,"İşte arzu ettiğimiz de buydu" dedi. Hemen geldikleri yoldan izlerini takip ederek geri döndüler.

Edip Yüksel

"İşte aradığımız yer orası idi" dedi ve böylece izleri üzerinde geri döndüler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

(Musa:) 'İşte aradığımız yer orası idi,' dedi ve böylece izleri üzerinde geri döndüler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Musa da dedi ki: "İşte aradığımız oydu!" Bunun üzerine izlerini takip ederek gerisin geri döndüler;

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte dedi: aradığımız o ya, bunun üzerine izlerini ta'kıb ederek gerisin geri döndüler

Erhan Aktaş

"Hemen oraya dönmeliyiz" dedi. Ve izlerini takip ederek geri döndüler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Hemen oraya dönmeliyiz" dedi. Ve izlerini takip ederek geri döndüler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Hemen oraya dönmeliyiz" dedi. Ve izlerini takip ederek geri döndüler.

Gültekin Onan

(Musa) Dedi ki: "Bizim de aradığımız buydu." Böylelikle ikisi izleri üzerinde geriye doğru gittiler.

Hasan Basri Çantay

(Musa) "İşte, dedi, bizim arayacağımız bu idi". Şimdi izlerinin üzerinde gerisin geri döndüler.

İbni Kesir

Musa; zaten istediğimiz buydu, dedi. Hemen izlerinin üstünden gerisin geri döndüler.

Mehmet Alagaş

(60-82) Ve bir zaman Musa genç arkadaşına demişti ki: "Ben iki denizin birleştiği yere varıncaya kadar veya uzun bir süre geçene kadar durmam. “Denizlerin Aralarında birleştikleri yere vardıklarında balıklarını unutmuşlardı ve balık da deniz de yol almış, akıp gitmişti. Onlar geçip gittikten sonra gence, bu yolculuğumuzda çok zahmet çektik "Öğle yemeğimizi getir" dedi. "Kayaya sığındığımız zamanı hatırlıyor musun? işte o zaman balığı unuttum." Ve bunu hatırlamayı bana unutturansa sadece Şeytan’dı dedi. Şaşırmış halde denize doğru yol aldı. İşte bu tamda beklediğimiz şey buydu dedi. Gerisin geri izleri üzere takip ederek döndüler. Derken, tarafımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve yanımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul u buldular. Musa ona, "Sana öğretilen yetiştirici / rüşte erdirici ilimden bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" dedi. Dedi ki: "Senin benimle beraberliğe sabretmeye gücün / istidadın yetmez." İç yüzünü kavrayamadığın / havsalanın almadığı bir şeye n asıl sabredeceksin? Dedi ki Allah'ın istemesi ile / inşallah beni sabırlı bulacaksın , hiçbir emrinde sana karşı gelmeyeceğim, dedi ki eğer ki bana tabi olacaksan ben hatırlayıp ta bir şey anlatmadıkça bana bir şey sorma , böylece yola koyuldular, nihayetinde bir gemiye bindiler onda bir delik açtı, dedi ki onu, içindekiler boğulsun diye mi deldin? Gerçekten yaptığın büyük önemde bir şey dedi, sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki Unuttuğum şeyden dolayı beni sorumlu tutma ve işimi bana zorlaştırma, Böylece tekrar yola koyuldular, nihayetinde bir oğlan çocuğa rastladılar onu öldürdü, "Saf / Temiz bir kişiyi sebepsiz yere öldürdün, gerçekten nankörce bir şey yaptın." dedi. Dedi ki sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki: "Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme." Artık özrün iyice belirgin oldu , böylece tekrar yola koyuldular, bir köy halkı geldiklerinde halkından yemek istediler , b unları misafir etmekten çekindiler , nihayetinde orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular, onu ayağa kaldırdı / doğrulttu , dileseydin bunun için bir ücret alırdın dedi , işte bu seninle benim aramızın ayrılmasıdır dedi , sana sabretmeye dayanamadığın konuların mânâlarını açıklayacağım , g emiye gelince; o, denizde çalışan yoksul kişilerindi, onların artlarında / peşlerinde her bir gemiyi gasbeden bir hükümdar / melik vardı bu nedenle gemiyi delmeyi istedim , erkek evlada gelince, onun anne babası mümin iki kişiydi , onların taşkınlık ve küf re sürüklemesinden endişe duyduk, istedik ki Rableri bu ikisine ondan daha temiz ve hayırlı birini, daha merhametli birini versin, duvara / cidara gelince, O duvar, şehirde yetim iki oğlanın idi , altında o ikisine ait altın vardı , babaları da Salih biri idi, Rabbin istedi ki ikisi de olgunluğa erişsinler ve Rabbinden bir rahmet olarak ta altınlarını çıkarabilsinler, bunları kendimin işi olarak yapmadım, işte bu sabretmeye dayanamadıklarının yorumudur.

Rowwad Tercüme Merkezi

Mûsâ: "İşte, aradığımız buydu." dedi. Hemen izlerini takip ederek gerisin geriye döndüler.

Süleyman Ateş

(Musa): "İşte aradığımız o idi." dedi. Tekrar izlerini ta'kibederek geriye döndüler, (kayaya vardılar).

Süleymaniye Vakfı

Musa: "İşte aradığımız da buydu!" dedi. Hemen kendi izlerini takip ederek geri döndüler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Musa: "İşte bizim aradığımız da bu ya" dedi. Hemen geldikleri yoldan gerisin geriye döndüler.

Şaban Britch

Musa: İşte, aradığımız buydu, dedi. İzleri üzerine gerisin geriye döndüler.

Şaban Piriş

Musa: -İşte, aradığımız buydu, dedi. İzleri üzerine gerisin geriye döndüler.

Yaşar Nuri Öztürk

Musa: "Arayıp durduğumuz işte o idi." dedi. Bunun üzerine kendi izlerini sürerek gerisingeri döndüler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"This is exactly the place" said Mussa, "We were questing", they went back retracing their footsteps.

Abdul Haleem

Moses said, ‘Then that was the place we were looking for.’ So the two turned back, retraced their footsteps,

Abdullah Yusuf Ali

Moses said: "That was what we were seeking after:" So they went back on their footsteps, following (the path they had come).

Abul A'la Maududi

Moses said: "That is what we were looking for." dipnot 1 So the two turned back, retracing their footsteps,

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, the same was the sign of the place of our destination. This shows that Prophet Moses (peace be upon him) had taken this journey at Allah’s behest to meet His servant. He had been told that he would meet the servant at the place where the fish would disappear.

Aisha Bewley

He said, ‘That is the very thing that we were looking for!’ So, following their footsteps, they retraced their route.

Al-Hilali & Khan

[Mûsâ (Moses)] said: "That is what we have been seeking." So they went back retracing their footsteps.

Ali Quli Qarai

He said, ‘That is what we were after!’ So they returned, retracing their footsteps.

Amatul Rahman Omar

(Moses) said, `That is (the place) which we have been seeking. ' So both of them returned retracing their steps.

Arthur John Arberry

Said he, 'This is what we were seeking!' And so they returned upon their tracks, retracing them.

Bijan Moeinian

Moses said: "That was [the sign revealed by God to indicate] the place we were looking for. Therefore, they retraced their footsteps back.

E. Henry Palmer

Said he, 'This is what we were searching for. ' So they turned back upon their footsteps, following them up.

Edip-Layth

He said, "That is what we have been seeking!" So they went back retracing their steps.

George Sale

Moses said, this is what we sought after. And they both went back, returning by the way they came.

Hamid S. Aziz

Said he, "What think you? When we resorted to the rock, then, verily, I forgot the fish, but it was only Satan, who made me forget it, and I forgot to tell you; and it took its way in the sea in a marvellous way. "

Mahmoud Ghali

He said, "That is what we were seeking!" So they (both) turned back upon their tracks retracing them.

Marmaduke Pickthall

He said: This is that which we have been seeking. So they retraced their steps again.

Mohamed Ahmed - Samira

Moses said: "But that is exactly what we were seeking. " So they retraced their steps.

Muhammad Asad

[Moses] exclaimed: "That [was the place] which we were seeking!, And the two turned back, retracing their footsetps,

Mustafa Khattab

Moses responded, "That is ˹exactly˺ what we were looking for."[1] So they returned, retracing their footsteps.

Progressive Muslims

He said: "That is what we have been seeking!" So they went back retracing their steps.

Rashad Khalifa

(Moses) said, "That was the place we were looking for." They traced their steps back.

Sahih International

[Moses] said, "That is what we were seeking. " So they returned, following their footprints.

Sam Gerrans

He said: “That is what we were seeking,” and they turned back, in their footsteps, retracing.

Shabbir Ahmed

Moses said, "That is what we were seeking!" And the two turned back retracing their footsteps. (Moses retired to rest in deep thought).

Syed Vickar Ahamed

[Musa (Moses)] said: "That was what we were searching for:" So they went back on their (own) footsteps, following (the way that they had come).

Taqi Usmani

He said, "That was what we were looking for." So they returned, retracing their footsteps.

The Monotheist Group

He said: "That is what we have been seeking!" So they went back retracing their steps.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 64. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 64. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 64. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩