Kehf suresi

Kehf suresi, 77. ayet

Kehf suresi, 77. ayet. فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَيَآ أَهْلَ قَرْيَةٍ ٱسْتَطْعَمَآ أَهْلَهَا فَأَبَوْا۟ أَن يُضَيِّفُوهُمَا فَوَجَدَا فِيهَا جِدَارًا يُرِيدُ أَن يَنقَضَّ فَأَقَامَهُۥ قَالَ لَوْ شِئْتَ لَتَّخَذْتَ عَلَيْهِ أَجْرًا

fenṭaleḳâ. ḥattâ iẕâ eteyâ ehle ḳaryetin-staṭ`amâ ehlehâ feebev ey yüḍayyifûhümâ fevecedâ fîhâ cidâray yürîdü ey yenḳaḍḍa feeḳâmeh. ḳâle lev şi'te letteḫaẕte `aleyhi ecrâ.

Diyanet İşleri

Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Musa, "İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 74–80 · surenin 77. ayeti / 110

Konu Mûsâ ve Hızır Kehf 60–82 3

  1. Kehf 74

    Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Musa, "Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!" dedi.

  2. Kehf 75

    Adam, "Sana, benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?" dedi.

  3. Kehf 76

    Musa, "Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme. Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)" dedi.

  4. 77

    Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Musa, "İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın" dedi.

  5. Kehf 78

    Adam, "İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir" dedi. "Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım."

  6. Kehf 79

    "O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı."

  7. Kehf 80

    "Çocuğa gelince, anası babası mü'min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

77. “Tekrar yola koyuldular. Nihâyet bir şehre vardıklarında oranın halkından yiyecek bir şeyler istediler.” Yani kendilerini ağırlamalarını istediler. “fakat onlar, o ikisini misâfir etmeyi kabul etmediler. Derken o şehirde yıkılmaya yüz tutmuş” yani yıkılmak üzere olan “bir duvara rast geldiler. O” Hızır “bu duvarı doğrultuverdi.” Onu yeniden ördü ve yeni bir duvar haline getirdi. Bunun üzerine Mûsâ ona: “Dileseydin elbette buna karşılık bir ücret alırdın.” Yani bu şehir halkı, bizi misâfir etmeleri vacip olduğu halde bizi ağırlamadılar. Sen ise buna karşılık ücret alabilecekken bu duvarı ücretsiz olarak yeniden ördün.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

O ikisi yolculuklarına devam etti. Nihayet ulaştıkları kasaba halkından kendileri için yiyecek istediler. Kasaba halkı o ikisine yemek vermekten ve o ikisini misafir etme hakkını yerine getirmekten imtina etti. Onlar da kasabada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular. Hızır duvarı düzeltti. Bunun akabinde Musa -aleyhisselam- Hızır'a dedi ki: "Onlar bizi misafir etmekten imtina ettikten sonra ihtiyacımızdan dolayı eğer isteseydin buna karşılık bir ücret alabilirdin."

Kelimeler

24 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَٱنطَلَقَا fentaleka yine yürüdüler kök: طلق
  2. حَتَّىٰٓ hatta nihayet
  3. إِذَآ iza
  4. أَتَيَآ eteya vardıklarında kök: اتي
  5. أَهْلَ ehle halkına kök: اهل
  6. قَرْيَةٍ karyetin bir kent kök: قري
  7. ٱسْتَطْعَمَآ stet'ama yemek istediler kök: طعم
  8. أَهْلَهَا ehleha oranın halkından kök: اهل
  9. فَأَبَوْا۟ feebev fakat kaçındılar kök: ابي
  10. أَن en
  11. يُضَيِّفُوهُمَا yudeyyifuhuma onları konuklamaktan kök: ضيف
  12. فَوَجَدَا feveceda derken buldular kök: وجد
  13. فِيهَا fiha orada
  14. جِدَارًۭا cidaran bir duvar kök: جدر
  15. يُرِيدُ yuridu yüz tutan kök: رود
  16. أَن en
  17. يَنقَضَّ yenkadde yıkılmağa kök: قضض
  18. فَأَقَامَهُۥ ۖ feekamehu hemen onu doğrulttu kök: قوم
  19. قَالَ kale (Musa) dedi ki kök: قول
  20. لَوْ lev eğer
  21. شِئْتَ şi'te isteseydin kök: شيا
  22. لَتَّخَذْتَ lattehazte alırdın kök: اخذ
  23. عَلَيْهِ aleyhi buna karşılık
  24. أَجْرًۭا ecran bir ücret kök: اجر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: جدر (4 geçiş) · Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    "Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına…

  • Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: طلق (23 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Musa, "Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak…

  • Aynı kök: جدر (4 geçiş) · Aynı kök: قري (57 geçiş)

    Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu halde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen…

  • Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    Şu'ayb, "Ben, sekiz yıl bana çalışmana karşılık, şu iki kızımdan birisini sana nikahlamak istiyorum. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan, o da senden…

  • Aynı kök: ضيف (6 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör…

  • Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: طلق (23 geçiş)

    Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Musa, "Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi…

  • Aynı kök: طعم (48 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti,…

  • Aynı kök: طعم (48 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Bu gün size temiz ve hoş şeyler helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal, sizin yiyecekleriniz de onlara helaldir. Mü'min…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

66 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yine yola çıkmışlardı. Sonunda bir şehir halkına ulaşıp onlardan yiyecek istemişlerdi. Ancak (şehir halkı) onları misafir etmekten kaçınmıştı. Orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaşmışlardı. (Melek) hemen onu doğrultmuştu (tamir etmişti). (Musa) "Dileseydin, elbette buna karşı bir ücret alırdın." demişti.

Mustafa İslamoğlu

Bunun ardından yeniden yola koyuldular; nihayet bir kasabanın sakinleriyle karşılaştılar; onlardan yiyecek bir şeyler istediler, fakat onlar bu ikisine konukseverlik göstermediler. Hal böyleyken, orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular; ve o (kişi), duvarı onarıverdi. (Musa bunu görünce) "Eğer isteseydin, buna bedel olarak bir ücret alabilirdin" dedi.

Muhammed Esed

Ve bunun üzerine yeniden yola koyuldular; derken, bir kasaba halkıyla karşılaştılar; onlardan yiyecek bir şeyler istediler; ama bu ahali onlara konukseverce davranmaya hiç yanaşmadı. Ve bu (kasabada) yıkılmak üzere olan bir duvar gördüler; (bilge kişi) onu hemen onarıverdi; (Musa bunu görünce:) "Eğer dileseydin, (hiç değilse, yaptığın) bu iş için bir ücret alabilirdin" dedi.

Ahmed Hulusi

Bunun üzerine yine bir süre gittiler. . . Nihayet ahalisinden yiyecek istedikleri, bir kasaba halkına vardılar. . . Ama onlar bu ikiliyi ağırlamaktan kaçındılar. . . Bu arada, (Musa ve Hızır) orada yıkılmak üzere bir duvar gördüler. (Hızır) tuttu o duvarı tamir etti. (Musa) dedi: "Eğer isteseydin bu işe karşılık bir ücret alırdın. "

Ali Bulaç

(Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. (Musa) Dedi ki: "Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin."

Ali Özek ve heyeti

Yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaştılar. (Hızır) hemen onu doğrulttu. Musa: Dileseydin, elbet buna karşı bir ücret alırdın, dedi.

Ali Rıza Safa

Yine yola koyuldular. Sonunda bir kasabaya geldiklerinde yiyecek istediler. Fakat Onları konuk etmekten kaçındılar. Yıkılmak üzere olan bir duvar gördüler; hemen onu onardı. Dedi ki: "İsteseydin, bunun için kesinlikle bir karşılık alırdın!"

Bayraktar Bayraklı

Yine yürüdüler. Nihayet bir şehirhalkına varıp onlardan yemek istediler. Şehir halkı onları misafir etmekten kaçındı. Derken orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaştılar. O kul hemen onu doğrulttu. Musa, "Dileseydin, elbet buna karşı bir ücret alırdın" dedi.

Edip Yüksel

Böylece yürüdüler. Nihayet bir köy halkına rastladılar ve halkından yiyecek istediler. Fakat onları misafir kabul etmeyi reddettiler. Derken orada yıkılmak isteyen bir duvar buldular, hemen onu doğrultuverdi. "Dileseydin, o işten dolayı bir ücret alabilirdin" dedi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Böylece yürüdüler. Nihayet bir köy halkına rastladılar ve halkından yiyecek istediler. Fakat onları misafir kabul etmeyi reddettiler. Derken orada yıkılmak isteyen bir duvar buldular, hemen onu doğrultuverdi. 'Dileseydin, o işten dolayı bir ücret alabilirdin,' dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine yine gittiler. Nihayet bir köy halkına varınca onlardan yemek istediler. Ancak onlar, kendilerini misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular, tutup onu doğrulttu. Musa: "İsteseydin bunun karşılığında mutlaka bir ücret alırdın" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine yine gittiler, nihayet bir karyenin ehline vardılar ki bunları müsafir etmekten imtina ettiler, derken orada yıkılmak isteyen bir divar buldular, tuttu onu doğrultuverdi, isteseydin, dedi: her halde buna karşı bir ücret alırdın

Erhan Aktaş

Yeniden yola koyuldular. Bir kasabaya varınca, karşılaştıkları halktan yiyecek istediler. Ne var ki onlar, kendilerini misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Hemen onu düzeltti. Musa: "Eğer isteseydin elbette bunun için bir ücret alırdın." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yeniden yola koyuldular. Bir kasabaya varınca, karşılaştıkları halktan yiyecek istediler. Ne var ki onlar, kendilerini misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Hemen onu düzeltti. Musa: "Eğer isteseydin elbette bunun için bir ücret alırdın." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Nihayet yeniden yola koyuldular. Bir kasabaya varınca, karşılaştıkları halktan yiyecek istediler. Ne var ki onlar, kendilerini misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Hemen onu düzeltti. Musa: "Eğer isteseydin elbette bunun için bir ücret alırdın." dedi.

Gültekin Onan

(Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasaba ehline gelip yemek istediler, fakat kasaba ehli onları konuklamaktan kaçındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. (Musa) Dedi ki: "Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin."

Hasan Basri Çantay

Yine gitdiler. Nihayet bir memleket halkına vardılar ki ora ehalisinden yemek istedikleri halde kendilerini müsafir etmekden imtina' etmişlerdi. Derken yıkılmak isteyen bir dıvar buldular da O, bunu doğrultuverdi. (Musa) dedi ki: "Dileseydin elbet buna karşı bir ücret alırdın".

İbni Kesir

Yine gittiler ve nihayet vardıkları kasaba halkından yiyecek istediler. Kasaba halkı bu ikisini misafir etmek istemedi. İkisi şehrin içinde yıkılmaya yüz tutan bir duvar gördüler. O, bunu doğrultuverdi. Musa: Dileseydin; buna karşı bir ücret alabilirdin, dedi.

Mehmet Alagaş

(60-82) Ve bir zaman Musa genç arkadaşına demişti ki: "Ben iki denizin birleştiği yere varıncaya kadar veya uzun bir süre geçene kadar durmam. “Denizlerin Aralarında birleştikleri yere vardıklarında balıklarını unutmuşlardı ve balık da deniz de yol almış, akıp gitmişti. Onlar geçip gittikten sonra gence, bu yolculuğumuzda çok zahmet çektik "Öğle yemeğimizi getir" dedi. "Kayaya sığındığımız zamanı hatırlıyor musun? işte o zaman balığı unuttum." Ve bunu hatırlamayı bana unutturansa sadece Şeytan’dı dedi. Şaşırmış halde denize doğru yol aldı. İşte bu tamda beklediğimiz şey buydu dedi. Gerisin geri izleri üzere takip ederek döndüler. Derken, tarafımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve yanımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul u buldular. Musa ona, "Sana öğretilen yetiştirici / rüşte erdirici ilimden bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" dedi. Dedi ki: "Senin benimle beraberliğe sabretmeye gücün / istidadın yetmez." İç yüzünü kavrayamadığın / havsalanın almadığı bir şeye n asıl sabredeceksin? Dedi ki Allah'ın istemesi ile / inşallah beni sabırlı bulacaksın , hiçbir emrinde sana karşı gelmeyeceğim, dedi ki eğer ki bana tabi olacaksan ben hatırlayıp ta bir şey anlatmadıkça bana bir şey sorma , böylece yola koyuldular, nihayetinde bir gemiye bindiler onda bir delik açtı, dedi ki onu, içindekiler boğulsun diye mi deldin? Gerçekten yaptığın büyük önemde bir şey dedi, sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki Unuttuğum şeyden dolayı beni sorumlu tutma ve işimi bana zorlaştırma, Böylece tekrar yola koyuldular, nihayetinde bir oğlan çocuğa rastladılar onu öldürdü, "Saf / Temiz bir kişiyi sebepsiz yere öldürdün, gerçekten nankörce bir şey yaptın." dedi. Dedi ki sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki: "Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme." Artık özrün iyice belirgin oldu , böylece tekrar yola koyuldular, bir köy halkı geldiklerinde halkından yemek istediler , b unları misafir etmekten çekindiler , nihayetinde orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular, onu ayağa kaldırdı / doğrulttu , dileseydin bunun için bir ücret alırdın dedi , işte bu seninle benim aramızın ayrılmasıdır dedi , sana sabretmeye dayanamadığın konuların mânâlarını açıklayacağım , g emiye gelince; o, denizde çalışan yoksul kişilerindi, onların artlarında / peşlerinde her bir gemiyi gasbeden bir hükümdar / melik vardı bu nedenle gemiyi delmeyi istedim , erkek evlada gelince, onun anne babası mümin iki kişiydi , onların taşkınlık ve küf re sürüklemesinden endişe duyduk, istedik ki Rableri bu ikisine ondan daha temiz ve hayırlı birini, daha merhametli birini versin, duvara / cidara gelince, O duvar, şehirde yetim iki oğlanın idi , altında o ikisine ait altın vardı , babaları da Salih biri idi, Rabbin istedi ki ikisi de olgunluğa erişsinler ve Rabbinden bir rahmet olarak ta altınlarını çıkarabilsinler, bunları kendimin işi olarak yapmadım, işte bu sabretmeye dayanamadıklarının yorumudur.

Rowwad Tercüme Merkezi

Yine yola koyuldular, sonunda ulaştıkları kasaba halkından kendilerine yiyecek istediler. Kasaba halkı onları misafir etmek istemedi. Onlar da orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular. O (Hızır), bunu doğrulttu. Mûsâ: "Eğer isteseydin buna karşılık bir ücret alabilirdin." dedi.

Süleyman Ateş

Yine yürüdüler. Nihayet bir kent halkına varıp onlardan yemek istediler (kent halkı) onları konuklamaktan kaçındılar. Derken orada yıkılmağa yüz tutan bir duvar buldular; hemen onu doğrulttu. (Musa): "İsteseydin buna karşılık bir ücret alırdın," dedi.

Süleymaniye Vakfı

Sonra tekrar yola koyuldular. Bir kentin halkına varıp yiyecek istediler. Onlar bunları misafir etmeye yanaşmadı. Orada yıkılmak üzere olan bir duvara rastladılar; (o kul) hemen duvarı doğrultuverdi. Musa, "İsteseydin bu işe karşılık bir ücret alırdın." dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra tekrar yola koyuldular. Bir kentin halkına varıp yiyecek istediler. Onlar bunları misafir etmeye yanaşmadı. Sonra orada yıkılmak üzere olan bir duvara rastladılar; hemen doğrultuverdi. Musa dedi ki "Anlaşsaydın dipnot 1 emeğinin karşılığını alırdın."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    لو شئت أي لو كونت لعملك أجرا أي لو كنت طالبا له أجرا

Şaban Britch

Yine yola koyuldular, sonunda ulaştıkları kasaba halkından kendilerine yiyecek istediler. Kasaba halkı onları misafir etmek istemedi. Onlar da orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular. O kul, bunu doğrulttu. Musa: Eğer isteseydin buna karşılık bir ücret alabilirdin, dedi.

Şaban Piriş

Yine yola koyuldular, sonunda ulaştıkları kasaba halkından kendilerine yiyecek istediler. Kasaba halkı onları misafir etmek istemedi. Onlar da orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular. O kul, bunu doğrulttu. Musa: -Eğer isteseydin buna karşılık bir ücret alabilirdin, dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Yine yola koyuldular. Biraz sonra bir kente geldiler. Kent halkından yemek istediler, ama onlar bu ikisini konuk etmekten çekindiler. Orada, yıkılmayı bekleyen bir duvara rastladılar; genç adam tuttu onu onardı. Musa "İsteseydin buna karşılık bir ücret elbette alırdın." dedi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Again they made their way onward until they came across a town where they asked the people for food but the people neither offered nor afforded welcome or entertainment to strangers and consequently denied then hospitality. So they made their way onward only to find a wall about to fall and he -the teacher- repaired it and brought it back to its original state, and there Mussa exclaimed: "Had you willed you could have charged a price for it".

Abdul Haleem

And so they travelled on. Then, when they came to a town and asked the inhabitants for food but were refused hospitality, they saw a wall there that was on the point of falling down and the man repaired it. Moses said, ‘But if you had wished you could have taken payment for doing that.’

Abdullah Yusuf Ali

Then they proceeded: until, when they came to the inhabitants of a town, they asked them for food, but they refused them hospitality. They found there a wall on the point of falling down, but he set it up straight. (Moses) said: "If thou hadst wished, surely thou couldst have exacted some recompense for it!"

Abul A'la Maududi

Then the two went forth until when they came to a town, they asked its people for food, but they refused to play host to them. They found in that town a wall that was on the verge of tumbling down, and he buttressed it, whereupon Moses said: "If you had wished, you could have received payment for it."

Aisha Bewley

So they went on until they reached the inhabitants of a town. They asked them for food but they refused them hospitality. They found there a wall about to fall down and he built it up. Musa said, ‘If you had wanted, you could have taken a wage for doing that.’

Al-Hilali & Khan

Then they both proceeded, till, when they came to the people of a town, they asked them for food, but they refused to entertain them. Then they found therein a wall about to collapse and he (Khidr) set it up straight. [Mûsâ (Moses)] said: If you had wished, surely, you could have taken wages for it!"

Ali Quli Qarai

So they went on. When they came to the people of a town, they asked its people for food, but they refused to extend them any hospitality. There they found a wall which was about to collapse, so he erected it. He said, ‘Had you wished, you could have taken a wage for it.’

Amatul Rahman Omar

So both of them again set out till when they came upon the inhabitants of a town they asked them for food, but they refused to entertain them as guests. Then they found therein (- the town) a wall which was on the point of falling down and he (- the divine being) repaired it. (Moses) said, `If you had wanted, you could have charged for it.'

Arthur John Arberry

So they departed; until, when they reached the people of a city, they asked the people for food, but they refused to receive them hospitably. There they found a wall about to tumble down, and so he set it up. He said, 'If thou hadst wished, thou couldst have taken a wage for that.'

Bijan Moeinian

They went on till they reached a village. They ask the people for food but they found them not so hospitable. Soon they found a wall about to collapse. The wise man took upon himself to fix the wall. Moses said: "You should have asked a wage for what you did (so that we could buy some food.)"

E. Henry Palmer

So they set out until when they came to the people of a city; and they asked the people thereof for food; but they refused to entertain them. And they found therein a wall which wanted to fall to pieces, and he set it upright. Said (Moses), 'Hadst thou pleased thou mightst certainly have had a hire for this.'

Edip-Layth

So they ventured forth until they came to the people of a town. They requested food from its people but they refused to host them. Then they found a wall which was close to collapsing, so he built it. He said, "If you wished, you could have asked a wage for it!"

George Sale

They went forwards therefore, until they came to the inhabitants of a certain city: And they asked food of the inhabitants thereof; but they refused to receive them. And they found therein a wall, which was ready to fall down; and he set it upright. Whereupon Moses said unto him, if thou wouldest, thou mightest doubtless have received a reward for it.

Hamid S. Aziz

Said Moses, "If ever I ask you about anything after this, keep me not in your company. Now have you received a promise from me."

Mahmoud Ghali

So they (both) went off until, when they came up to the population of a city, they asked its population for food, yet they refused to receive them hospitably (i. e. as guests). Then they found therein a wall that would have collapsed down, so he set it up. He said, "If you so decided, indeed you could have taken to yourself a reward for it."

Marmaduke Pickthall

So they twain journeyed on till, when they came unto the folk of a certain township, they asked its folk for food, but they refused to make them guests. And they found therein a wall upon the point of falling into ruin, and he repaired it. (Moses) said: If thou hadst wished, thou couldst have taken payment for it.

Mohamed Ahmed - Samira

The two went on till they came upon some villagers, and asked the people for food, but they refused to entertain them. There they found a wall that was crumbling, which he repaired. Moses remarked: "You could have demanded wages for it if you liked."

Muhammad Asad

And so the two went on, till, when they came upon some village people, they asked them for food; but those [people] refused them all hospitality. And they saw in that (village] a wall which was on the point of tumbling down, and [the sage] rebuilt it [whereupon Moses] said: "Hadst thou so wished, surely thou couldst [at least] have obtained some payment for it?"

Mustafa Khattab

So they moved on until they came to the people of a town. They asked them for food, but the people refused to give them hospitality. There they found a wall ready to collapse, so the man set it right. Moses protested, "If you wanted, you could have demanded a fee for this."

Progressive Muslims

So they ventured forth until they came to the people of a town. They requested food from its people but they refused to host them. Then they found a wall which was close to collapsing, so he built it. He said: "If you wished, you could have asked a wage for it!"

Rashad Khalifa

So they went. When they reached a certain community, they asked the people for food, but they refused to host them. Soon, they found a wall about to collapse, and he fixed it. He said, "You could have demanded a wage for that!"

Sahih International

So they set out, until when they came to the people of a town, they asked its people for food, but they refused to offer them hospitality. And they found therein a wall about to collapse, so al-Khidh r restored it. [Moses] said, "If you wished, you could have taken for it a payment."

Sam Gerrans

So they went forth. When they had come to the people of a city, they asked its people for food, but they refused them hospitality. And they found therein a wall upon the point of collapse, and he set it upright. He said: “If thou hadst wished, thou couldst have taken for it recompense.”

Shabbir Ahmed

So they proceeded. When they reached a township, they asked its folk for food, but they refused them hospitality. Soon they saw a wall that was about to collapse, and he fixed it. Moses said, "If you had wished, you could taken a wage for that."

Syed Vickar Ahamed

Then they proceeded further: Until, when they came to the people of a town, they asked them for food, but they refused to have them as guests. Then they found there a wall almost falling down, but he put it up straight. (Musa) said: "If you wanted, surely you could have asked for some repayment (wages) for it!"

Taqi Usmani

Then, they moved ahead until they came to the people of a town; they asked its people for food, and they refused to host them. Then, they found there a wall tending to fall down. So he (KhaDir) set it right. He (Mūsā) said, "If you wished, you could have charged a fee for this."

The Monotheist Group

So they ventured forth until they came to the people of a town. They requested food from its people but they refused to host them. Then they found a wall which was close to collapsing, so he built it. He said: "If you had wished, you could have asked a wage for it!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 77. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 77. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 77. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩