Kehf suresi

Kehf suresi, 79. ayet

Kehf suresi, 79. ayet. أَمَّا ٱلسَّفِينَةُ فَكَانَتْ لِمَسَٰكِينَ يَعْمَلُونَ فِى ٱلْبَحْرِ فَأَرَدتُّ أَنْ أَعِيبَهَا وَكَانَ وَرَآءَهُم مَّلِكٌ يَأْخُذُ كُلَّ سَفِينَةٍ غَصْبًا

emme-ssefînetü fekânet limesâkîne ya`melûne fi-lbaḥri feerattü en e`îbehâ vekâne verâehüm meliküy ye'ḫuẕü külle sefînetin gaṣbâ.

Diyanet İşleri

"O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 76–82 · surenin 79. ayeti / 110

Konu Mûsâ ve Hızır Kehf 60–82 3

  1. Kehf 76

    Musa, "Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme. Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)" dedi.

  2. Kehf 77

    Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Musa, "İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın" dedi.

  3. Kehf 78

    Adam, "İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir" dedi. "Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım."

  4. 79

    "O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı."

  5. Kehf 80

    "Çocuğa gelince, anası babası mü'min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk."

  6. Kehf 81

    "Böylece, Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik."

  7. Kehf 82

    "Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

79. Benim deldiğim “o gemi, denizde çalışan birtakım yoksullara aitti.” Bu ise onlara karşı şefkat ve merhamet duymayı gerektirir. “O nedenle ben de onu kusurlu yapmak istedim. Çünkü önlerinde (sağlam olan) her gemiyi gasp yoluyla alan bir hükümdar vardı.” Yani onlar, o zalim hükümdarın bulunduğu memlekete uğrayacaklardı. Bu zalim hükümdar da limanlarına uğrayan ve herhangi bir kusuru bulunmayıp sağlam olan her gemiyi gasp ediyor, zulümle el koyuyordu. Ben de geminin bir kusuru olsun diye onu deldim. Böylece geminin o zalimden kurtulmasını sağlamak istedim.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kusurlu kılmama karşı çıktığın gemiye gelince; denizde o gemide çalışan ve onu savunmaya güçleri olmayan yoksul kimselere ait idi. Biraz önce bahsettiğim sebepten dolayı onu kusurlu kılmak istedim ki onların önünde, her sağlam gemiyi gasbeden ve kusurlu gemiyi bırakan kral, onu da gasbetmesin.

Kelimeler

17 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أَمَّا emma
  2. ٱلسَّفِينَةُ s-sefinetu O gemi kök: سفن
  3. فَكَانَتْ fekanet idi kök: كون
  4. لِمَسَـٰكِينَ limesakine yoksulların kök: سكن
  5. يَعْمَلُونَ yea'melune çalışan kök: عمل
  6. فِى fi
  7. ٱلْبَحْرِ l-behri denizde kök: بحر
  8. فَأَرَدتُّ feeradtu istedim kök: رود
  9. أَنْ en ki
  10. أَعِيبَهَا eiybeha onu kusurlu yapmak kök: عيب
  11. وَكَانَ vekane çünkü vardı kök: كون
  12. وَرَآءَهُم vera'ehum onların ilerisinde kök: وري
  13. مَّلِكٌۭ melikun bir kral kök: ملك
  14. يَأْخُذُ ye'huzu alan kök: اخذ
  15. كُلَّ kulle her kök: كلل
  16. سَفِينَةٍ sefinetin gemiyi kök: سفن
  17. غَصْبًۭا gasben zorla kök: غصب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سفن (4 geçiş) · Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır

    Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Musa, "Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak…

  • Aynı kök: سفن (4 geçiş)

    Biz de onu (Nuh'u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu alemlere bir ibret kıldık.

  • Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: بحر (42 geçiş)

    Hani Musa, beraberindeki gence şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim."

  • Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: بحر (42 geçiş)

    Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.

  • Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: بحر (42 geçiş)

    Genç, "Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu- Balık şaşılacak bir şekilde…

  • Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    Öyle ise akrabaya, yoksula, ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa…

  • Aynı kök: وري (32 geçiş) · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah'ın emri olarak yazılmıştır. Bunların…

  • Aynı kök: وري (32 geçiş) · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbiniz size bu ağacı ancak,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

"Gemi var ya o, denizde çalışan yoksul kişilerindi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Çünkü) onların arkasında her (sağlam) gemiye el koymakta olan bir hükümdar vardı.

Mustafa İslamoğlu

"Gemiden başlayalım: O gemi, geçimini denizden sağlayan yoksullara aitti. Hal böyleyken onu hasarlı hale getirmek istedim, çünkü onların peşinde her gemiye zorla el koyan bir yönetici bulunuyordu."

Muhammed Esed

O tekne, geçimini denizden sağlayan yoksul insanlara aitti; ona hasar vermek istedim, çünkü peşlerinde her (sağlam) tekneye zorla el koyan bir hükümdar oldu(ğunu biliyordum).

Ahmed Hulusi

"O tekneden başlayalım: O tekne, denizde çalışan yoksullarındı. Ben onu kusurlu yapmayı diledim. . . (Çünkü) onların karşılaşacağı, her tekneye el koyan bir Melik var idi" (yaralı tekneyi almayacağı için tekneyi kurtardım, onlara iyilik olsun diye).

Ali Bulaç

"Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı."

Ali Özek ve heyeti

«Gemi var ya, o, denizde çalışan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Çünkü) onların arkasında, her (sağlam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı.»

Ali Rıza Safa

"Gemi, denizde çalışan yoksullarındı. Onu kusurlu yapmak istedim. Çünkü biraz ileride, tüm gemileri zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı!"

Bayraktar Bayraklı

"O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere aitti. Ona hasar vermek istedim. Çünkü arkasında her sağlam gemiyi zorla gaspeden bir kral vardı."

Edip Yüksel

"Gemi, denizde çalışan yoksullara aitti. Gemiyi kusurlu yapmak istedim; zira peşlerinde, tüm gemileri zorla ele geçiren bir kral vardı."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Gemi, denizde çalışan yoksul (balıkçı)lara aitti. Gemiyi kusurlu yapmak istedim; zira peşlerinde, tüm gemileri zorla ele geçiren bir kral vardı.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Önce gemi, denizde çalışan birtakım zavallılarındı. Ben onu kusurlu hale getirmek istedim; çünkü ötelerinde bütün sağlam gemileri gaspedip alan bir hükümdar vardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Evvela gemi, denizde çalışan bir takım biçarelerin idi, ben onu ayıblandırmak istedim ki: ötelerinde bir Melik vardı, her sağlam gemiyi gasben alıyordu

Erhan Aktaş

"O gemi, geçimini denizden sağlayan yoksul kimselere aitti. Gemiyi hasarlı göstermek istedim, zira onların ilerisinde bütün gemileri gasp eden bir hükümdar vardı."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"O gemi, geçimini denizden sağlayan yoksul kimselere aitti. Gemiyi hasarlı göstermek istedim, zira onların ilerisinde bütün gemileri gasp eden bir hükümdar vardı."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

" O gemi, geçimini denizden sağlayan yoksul kimselere aitti. Gemiyi hasarlı göstermek istedim, zira onların arkasında bütün gemileri gasp eden bir hükümdar vardı."

Gültekin Onan

"Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı."

Hasan Basri Çantay

"Gemiye gelince: (o,) denizde iş yapan yoksullarındı. Ben onu kusurlu yapmak istedim (ki) arkalarında her (sağlam) gemiyi zorla almakda olan bir hükümdar vardı".

İbni Kesir

Gemi; denizde çalışan yoksullara aitti. Onu kusurlu kılmak istedim. Zira arkalarında, her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı.

Mehmet Alagaş

(60-82) Ve bir zaman Musa genç arkadaşına demişti ki: "Ben iki denizin birleştiği yere varıncaya kadar veya uzun bir süre geçene kadar durmam. “Denizlerin Aralarında birleştikleri yere vardıklarında balıklarını unutmuşlardı ve balık da deniz de yol almış, akıp gitmişti. Onlar geçip gittikten sonra gence, bu yolculuğumuzda çok zahmet çektik "Öğle yemeğimizi getir" dedi. "Kayaya sığındığımız zamanı hatırlıyor musun? işte o zaman balığı unuttum." Ve bunu hatırlamayı bana unutturansa sadece Şeytan’dı dedi. Şaşırmış halde denize doğru yol aldı. İşte bu tamda beklediğimiz şey buydu dedi. Gerisin geri izleri üzere takip ederek döndüler. Derken, tarafımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve yanımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul u buldular. Musa ona, "Sana öğretilen yetiştirici / rüşte erdirici ilimden bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" dedi. Dedi ki: "Senin benimle beraberliğe sabretmeye gücün / istidadın yetmez." İç yüzünü kavrayamadığın / havsalanın almadığı bir şeye n asıl sabredeceksin? Dedi ki Allah'ın istemesi ile / inşallah beni sabırlı bulacaksın , hiçbir emrinde sana karşı gelmeyeceğim, dedi ki eğer ki bana tabi olacaksan ben hatırlayıp ta bir şey anlatmadıkça bana bir şey sorma , böylece yola koyuldular, nihayetinde bir gemiye bindiler onda bir delik açtı, dedi ki onu, içindekiler boğulsun diye mi deldin? Gerçekten yaptığın büyük önemde bir şey dedi, sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki Unuttuğum şeyden dolayı beni sorumlu tutma ve işimi bana zorlaştırma, Böylece tekrar yola koyuldular, nihayetinde bir oğlan çocuğa rastladılar onu öldürdü, "Saf / Temiz bir kişiyi sebepsiz yere öldürdün, gerçekten nankörce bir şey yaptın." dedi. Dedi ki sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki: "Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme." Artık özrün iyice belirgin oldu , böylece tekrar yola koyuldular, bir köy halkı geldiklerinde halkından yemek istediler , b unları misafir etmekten çekindiler , nihayetinde orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular, onu ayağa kaldırdı / doğrulttu , dileseydin bunun için bir ücret alırdın dedi , işte bu seninle benim aramızın ayrılmasıdır dedi , sana sabretmeye dayanamadığın konuların mânâlarını açıklayacağım , g emiye gelince; o, denizde çalışan yoksul kişilerindi, onların artlarında / peşlerinde her bir gemiyi gasbeden bir hükümdar / melik vardı bu nedenle gemiyi delmeyi istedim , erkek evlada gelince, onun anne babası mümin iki kişiydi , onların taşkınlık ve küf re sürüklemesinden endişe duyduk, istedik ki Rableri bu ikisine ondan daha temiz ve hayırlı birini, daha merhametli birini versin, duvara / cidara gelince, O duvar, şehirde yetim iki oğlanın idi , altında o ikisine ait altın vardı , babaları da Salih biri idi, Rabbin istedi ki ikisi de olgunluğa erişsinler ve Rabbinden bir rahmet olarak ta altınlarını çıkarabilsinler, bunları kendimin işi olarak yapmadım, işte bu sabretmeye dayanamadıklarının yorumudur.

Rowwad Tercüme Merkezi

"O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Çünkü) onların önünde, her (sağlam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı.''

Süleyman Ateş

"O (yaraladığım) gemi, denizde çalışan yoksullarındı. Onu kusurlu yapmak istedim, çünkü onların ilerisinde her (sağlam) gemiyi zorla alan bir kral vardı."

Süleymaniye Vakfı

O gemi, denizde çalışan, yapacak başka işleri olmayan kişilere aitti. Onu hasarlı hale getirmek istedim; çünkü önlerinde her gemiye zorla el koyan bir kral vardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O gemi, denizde çalışan miskinlere dipnot 1 aitti, yolları üstünde her gemiye zorla el koyan bir kral vardı; bu sebeple onu hasarlı hale getirmek istedim.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Miskinin kök anlamı hareketin ardından durağanlaşmadır. Hasta, sakat, yaşlı ve işsiz gibi çaresiz kalmış herkes bu konuma girer. Nebimiz şöyle demiştir: "Miskin bir parça, iki parça yiyecek ile yetinen kişi değildir. İhtiyacını karşılayamadığı halde utanan veya ısrarla kimseden bir şey isteyemeyen kişidir." (Buhari, "Zekat", 53; Müslim, "Zekat", 101; Ebu Davud, "Zekat", 23; Nesai, "Zekat", 78.) Bunlara miskin denmesi, gemileri ellerinden alındıktan sonra işsiz kalacaklarından dolayıydı.

Şaban Britch

"Gemi var ya, o, denizde çalışan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Çünkü) onların arkasında, her (sağlam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı."

Şaban Piriş

Birincisi gemi, denizde çalışan fakirlere aitti. Onun kusurlu görünmesini istedim. Çünkü arkalarında, her sağlam gemiyi gasp eden bir kral vardı.

Yaşar Nuri Öztürk

"Gemiden başlayayım: O gemi, denizde işçilik yapan bir grup yoksulundu. Ben onu kusurlu hale getirmek istedim. Çünkü biraz ötelerinde bir kral vardı; tüm gemilere zorla el koyuyordu."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"As to the boat", said the teacher, "it belonged to poor people –seamen- making a living, and I intended to make it defective to prevent their king, who pursues boat-owners, from capturing their boat".

Abdul Haleem

the boat belonged to some needy people who made their living from the sea and I damaged it because I knew that coming after them was a king who was seizing every [serviceable] boat by force.

Abdullah Yusuf Ali

"As for the boat, it belonged to certain men in dire want: they plied on the water: I but wished to render it unserviceable, for there was after them a certain king who seized on every boat by force.

Abul A'la Maududi

As for the boat it belonged to some poor people who worked on the river, and I desired to damage it for beyond them lay the dominion of a king who was wont to seize every boat by force.

Aisha Bewley

As for the boat, it belonged to some poor people who worked on the sea. I wanted to damage it because a king was coming behind them, commandeering every boat.

Al-Hilali & Khan

"As for the ship, it belonged to Masâkîn (poor people) working in the sea. So I wished to make a defective damage in it, as there was a king behind them who seized every ship by force.

Ali Quli Qarai

As for the boat, it belonged to some poor people who work on the sea. I wanted to make it defective, for behind them was a king seizing every ship usurpingly.

Amatul Rahman Omar

`As for the boat it belonged to (certain) poor people who worked on the river, and in their rear there was a (brutal) king who seized every (good) boat by force, so I chose to damage it (the boat).

Arthur John Arberry

As for the ship, it belonged to certain poor men, who toiled upon the sea; and I desired to damage it, for behind them there was a king who was seizing every ship by brutal force.

Bijan Moeinian

"The ship [that I made defective] belonged to a bunch of poor fishermen. There was a king passing by his army who was confiscating every boat [for the use in his army.]"

E. Henry Palmer

As for the bark it belonged to poor people, who toiled on the sea, and I wished to damage it, for behind it was a king who seized on every bark by force.

Edip-Layth

"As for the boat, it belonged to some poor people who were working the sea, so I wanted to damage it as there was a king coming who takes every boat by force."

George Sale

The vessel belonged to certain poor men, who did their business in the sea: And I was minded to render it unserviceable, because there was a king behind them, who took every sound ship by force.

Hamid S. Aziz

Said he, "This is the parting between me and you. I will give you the interpretation of that with which you could not bear with me.

Mahmoud Ghali

As for the ship, then it belonged to (certain) indigent persons who did (their business) upon the sea. Then I willingly damaged it, (and) beyond them was a king who was taking away every ship by force.

Marmaduke Pickthall

As for the ship, it belonged to poor people working on the river, and I wished to mar it, for there was a king behind them who is taking every ship by force.

Mohamed Ahmed - Samira

That boat belonged to poor people who used to toil on the sea. I damaged it because there was a king after them who used to seize every ship by force.

Muhammad Asad

"As for that boat, it belonged to some needy people who toiled upon the sea -and I desired to damage it because (I knew that] behind them was a king who is wont to seize every boat by brute force.

Mustafa Khattab

"As for the ship, it belonged to some poor people, working at sea. So I intended to damage it, for there was a ˹tyrant˺ king ahead of them who seizes every ˹good˺ ship by force.

Progressive Muslims

"As for the boat, it belonged to some poor people who were working the sea, so I wanted to damage it as there was a king coming who takes every boat by force. "

Rashad Khalifa

"As for the ship, it belonged to poor fishermen, and I wanted to render it defective. There was a king coming after them, who was confiscating every ship, forcibly.

Sahih International

As for the ship, it belonged to poor people working at sea. So I intended to cause defect in it as there was after them a king who seized every [good] ship by force.

Sam Gerrans

“As for the boat: it belonged to poor people working on the sea, and I desired to damage it, for there was behind them a king taking every boat by force.

Shabbir Ahmed

"As for the boat, it belonged to poor people working on the river, and I wished to make it defective. For, behind them was a king who was taking every (good) boat by force.

Syed Vickar Ahamed

"As for the boat, it belonged to certain men who were in great need: They used (it) for working the sea: I only wished to make it useless (temporarily), because, after them was a certain king who took over (seized) every boat by force.

Taqi Usmani

As for the boat, it belonged to some poor people who worked at sea. So I wanted to make it defective, as there was a king across them who used to usurp every boat by force.

The Monotheist Group

"As for the boat, it belonged to some poor people who were working the sea, so I wanted to damage it as there was a king coming who takes every boat by force."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 79. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 79. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 79. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩