Diyanet İşleri
Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.
Kehf suresi
Kehf suresi, 89. ayet. ثُمَّ أَتْبَعَ سَبَبًا
ŝümme etbe`a sebebâ.
Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Zülkarneyn Kehf 83–101 3
Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kafir) bir kavim gördü. "Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın" dedik.
Zülkarneyn, "Her kim zulmederse, biz onu cezalandıracağız. Sonra o Rabbine döndürülür. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır" dedi.
"Her kim de iman eder ve salih amel işlerse, ona mükafat olarak daha güzeli var. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz."
Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.
Güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu.
İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır.
Sonra yine bir yol tuttu.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
89. Zülkarneyn, batıya ulaştıktan sonra bu sefer Yüce Allah’ın kendisine ihsan etmiş olduğu sebeplere/yollara tâbi olarak güneşin doğduğu yere doğru döndü.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sonra ilk yolundan başka bir yol tutarak güneşin doğduğu yöne doğru ilerledi.
Aynı kıssa: Zülkarneyn · Aynı kök: سبب (11 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
O da (Batı'ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.
Aynı kıssa: Zülkarneyn · Aynı kök: سبب (11 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
Sonra yine bir yol tuttu.
Aynı kıssa: Zülkarneyn · Aynı kök: سبب (11 geçiş)
Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.
Aynı kök: سبب (11 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce, kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar, aralarındaki bütün bağlar kopacaktır.
Aynı kök: سبب (11 geçiş)
Onların, Allah'ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah'a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü…
Aynı kök: سبب (11 geçiş)
Her kim ona (Muhammed'e) Allah'ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin, sonra kendini assın da bir…
Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
"İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…
Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sonra (doğuya doğru) bir yol tutmuştu.
Sonra o, yeni (amacına) ulaştıracak bir araca yine başvurdu.
Ve (Zulkarneyn, doğru bir amaca varmak için, böylece) bir kere daha doğru aracı seçti.
Sonra (Zül-Karneyn diğer) bir yolu kullandı.
Sonra (yine) bir yol tuttu.
Sonra yine bir yol tuttu.
Sonra, yine bir yol tuttu.
Sonra yine bir yol tutup gitti.
Sonra bir yol tuttu.
Sonra bir yol tuttu.
Sonra yine bir sebebi takip etti.
Sonra da bir sebebi ta'kıb etti
Sonra bir sebebe dipnot 1 tabi oldu.
Sonra bir sebebe dipnot 1 tabi oldu.
Sonra bir sebebe dipnot 1 tabi oldu.
Sonra (yine) bir yol tuttu.
Sonra o, başka bir yol tutdu.
Sonra o, bir yol tuttu.
(83-98) Sana İki boynuzludan / zülkarneyn’den sorarlar, de ki size onu ve onla ilgili hatıraları okuyacağım, arzı ona mekân yaptık her şeyi bir sebeple ona verdik , O da bir sebebe uydu / tabi oldu , güneşin battığı yere ulaştığında siyah balçıktan / çamurlu bir gözenin içinde onun / güneşin battığını gördü (gün batımı gözeye aksetmiş) ve gözenin yanında da bir kavim buldu, Ona, Ey Zülkarneyn ya bu kavmi azaba uğratırsın yahut onları güzellikle elde edersin dedik. O da kim zulmediyorsa ona azap ederiz, sonrasında da Rabbine geri gönderilir, O’da nasıl olacağı belirsiz bir azapla onlara azap eder dedi, Kim iman eder de ıslah edici amel işlerse ona güzel bir karşılık vardır , O’na işlerimizden / emirlerimizden kolay olanı söyleyeceğiz , sonra bir sebebe uydu / tabi oldu güneşin doğduğu yere ulaştığındaysa orada bir kavmin üzerine güneşi doğarken buldu, O kavmin güneşine karşı herhangi bir koruyucu siper yapmamıştık, Onun katında olanı her şeyi kuşatmıştık, her şeyden haberimiz vardı, sonra bir sebebe uydu / tabi oldu sonra iki set arasına vardığı zaman, iki setin dışında kalan, söz dahi anlamayan durumda ki bir kavmi buldu, dediler ki Ey Zülkarneyn, gerçekten Ye’cüc ve Me’cüc arzda bozgunculuk çıkarıyorlar, sana onlarla bizim aramızda set yapman karşılığında bir haraç versek olur mu? Rabbimin beni içinde bulundurduğu imkanlar daha hayırlıdır dedi. Bana güç / kuvvet ile yardım edin , bende onlarla sizin aranızda bir sur / radmen yapayım, bana demirin cevherlerini getirin, iki dağın arası yamaçlar, demir cevherleri ile dolarak eşitlenince körükleyin / üfürün dedi, kor haline / nar haline gelince de bana bakır getirin üzerine dökeyim dedi, artık onun arkasına geçmeye de yahut delmeye de güçleri yetmez , dedi ki bu Rabbimden bir esirgemedir / rahmettir, Rabbimin vaadi geldiğindeyse onu dümdüz edecektir, Rabbinin vaadi haktır.
Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.
Sonra yine bir yol tuttu.
Sonra bir yolu daha takip etti.
Sonra o (Zülkarneyn), bir yola girdi.
Sonra bir sebep/ yol tuttu.
Sonra bir yol tuttu.
Sonra bir sebebi daha izledi.
Again, he purposefully lead the way.
He travelled on;
Then followed he (another) way,
Then he set out on another expedition
Then he followed a way
Then he followed another way,
Then he followed a means.
Then he launched out on (another) course (to the eastern part of his empire).
Then he followed a way
Then he made preparation for another expedition and traveled till he came to a place when sun rises (from the ocean) and saw a people for whom….
Then he followed a way
Then he followed the means.
Then he continued his way,
But as for him who believes and acts aright, for him is an excellent reward, and we will give him our easy command. "
Thereafter he followed up (another) means.
Then he followed a road
He then followed (another) road
And once again he chose the right means [to achieve a right end].
Then he travelled a ˹different˺ course
Then he followed the means.
Then he pursued another way.
Then he followed a way
Then he went his way.
(After establishing peace in the West) he once again chose the right means to achieve a right end. (He set forth to an expedition towards the East).
Then he followed (another) way,
Thereafter, he followed a course,
Then he followed the means.