Diyanet İşleri
(20-21) Hayır! Siz dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.
Kıyâmet suresi
Kıyâmet suresi, 21. ayet. وَتَذَرُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ
veteẕerûne-l'âḫirah.
(20-21) Hayır! Siz dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Dünyayı sevmek; iki tür yüz Kıyâmet 20–25 3
O halde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy.
Sonra onu açıklamak da bize aittir.
(20-21) Hayır! Siz dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.
O gün birtakım yüzler aydındır.
Rablerine bakarlar.
O gün birtakım yüzler de asıktır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 20–21. ayetler için yazılmıştır.
20-21. Yani Yüce Allah’ın verdiği öğütlerden, hatırlatmalardan, gaflete düşüp yüz çevirmenize sebeb teşkil eden husus, sizlerin “çabuk elde edilen (dünyayı) seviyor” olmanız, onun zevk ve arzularını elde etmenize sebep olacak hususlar için çalışmanız ve bunu âhirete tercih etmenizdir. O bakımdan âhiret için çalışmayı da terk ediyorsunuz. Çünkü dünya nimet ve lezzetleri, hemen elde edilen şeylerdir. İnsan da çabuk elde edilen şeyleri sevmeye meyyaldir. Âhiretteki ebedi nimetler ise hemen de ilerde elde edilecektir. Bundan dolayı sizler, âhiretten gafilsiniz, âhirete yönelmeyi terk ediyorsunuz. Sanki onun için yaratılmamış gibisiniz ve sanki bu dünya yurdu değerli ömürlerin uğrunda harcanacağı, gece ve gündüz kendisi için çalışılacak, ebedi kalınacak bir yurtmuş gibi çalışıp didiniyorsunuz. Böylelikle sizler hakikati alt-üst ettiniz ve pek büyük hüsrana uğradınız.
Sizler âhireti dünyaya tercih etmiş, akıllı ve basiret sahibi kimselerin baktığı gibi sonuçlara bakmış olsaydınız, hiç şüphesiz kazançlı çıkar, ziyana uğramak söz konusu olmaksızın kâr elde edersiniz. Beraberinde hiçbir bedbahtlığın söz konusu olmayacağı bir bahtiyarlığa kavuşurdunuz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah’ın size emrettiği ibadetleri yerine getirmek ve size yasakladığı haramları terk etmekle ulaşılan ahiret hayatını ise terk ediyorsunuz.
Aynı kök: وذر (45 geçiş)
İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…
Aynı kök: وذر (45 geçiş)
İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama…
Aynı kök: وذر (45 geçiş)
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ahireti bırakıyorsunuz. dipnot 1
ve öteki dünyayı göz ardı ediyorsunuz.
ama öteki dünyayı (ve Hesap Günü'nü) hiç düşünmüyorsunuz!
Sonsuz gelecek yaşamı bırakırsınız!
Ve ahireti terkedip bırakıyorsunuz.
ahireti bırakıyorsunuz.
Ve sonsuz yaşamı bırakıyorsunuz.
- Hayır! Öyle değil, doğrusu sizler bu dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.
Ahireti ise önemsemiyorsunuz.
Ahireti ise önemsemiyorsunuz.
Ahireti bırakıyorsunuz!
Ve Ahıreti bırakıyorsunuz
"Ahireti de umursamıyordunuz."
"Ahireti de umursamıyordunuz."
"Ahireti de umursamıyordunuz."
Ve ahireti terkedip bırakıyorsunuz.
Ahireti bırakırsınız.
Ve ahireti bırakırsınız.
(20-25) Hayır! Hayır! Bilakis sizler alelacele olanı / kısa süreli olanı seviyorsunuz. (Dünyayı seviyorsunuz) Ve de sonrasını / ahireti bırakıyorsunuz. Yüzler o gün Rablerine doğru bakılı halde parlaktır / ışıltılıdır. Ve yüzler o gün somurtuk / buruş buruş. Ona yapılacak olanının bel kırıcı bir şey olduğunu artık zanneder / artık anlar.
Ahireti ise bırakıyorsunuz.
Ahireti bırakıyorsunuz.
Ahireti ise bırakıyorsunuz dipnot 1 .
Sonrasını düşünmüyordunuz.
Ahireti bırakıyorsunuz.
Ahireti bırakıyorsunuz.
Ve sonradan geleceği terk edersiniz.
You ignore the great momentous Hereafter.
and neglect the life to come.
And leave alone the Hereafter.
and are oblivious of the Hereafter. dipnot 1
and you disregard the Next World.
And neglect the Hereafter.
and forsake the Hereafter.
And neglect the Hereafter.
and leave be the Hereafter.
… that you forget about Hereafter.
and ye neglect the hereafter!
Neglecting the Hereafter.
and neglect the life to come.
And neglect the Hereafter.
And leave behind the Hereafter.
And neglect the Hereafter.
And neglect the Hereafter.
and give no thought to the life to come [and to Judgment Day]!
and neglect the Hereafter.
And neglect the Hereafter.
While disregarding the Hereafter.
And leave the Hereafter.
And leave the Hereafter.
And give little thought to the long term. ('Akhirah' = Hereafter = Life to come = Future = Long term = What follows = Subsequent = Enduring. Tomorrow is today's 'Akhira'.)
And neglect (and put aside) the Hereafter.
and neglect the Hereafter.
And neglect the Hereafter.