Nahl suresi

Nahl suresi, 35. ayet

Nahl suresi, 35. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ لَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا عَبَدْنَا مِن دُونِهِۦ مِن شَىْءٍ نَّحْنُ وَلَآ ءَابَآؤُنَا وَلَا حَرَّمْنَا مِن دُونِهِۦ مِن شَىْءٍ كَذَٰلِكَ فَعَلَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَهَلْ عَلَى ٱلرُّسُلِ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ

veḳâle-lleẕîne eşrakû lev şâe-llâhü mâ `abednâ min dûnihî min şey'in naḥnü velâ âbâünâ velâ ḥarramnâ min dûnihî min şey'. keẕâlike fe`ale-lleẕîne min ḳablihim. fehel `ale-rrusüli ille-lbelâgu-lmübîn.

Diyanet İşleri

Allah'a ortak koşanlar, dediler ki: "Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O'ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O'nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nahl 32–38 · surenin 35. ayeti / 128

Konu "Allah dileseydi" bahanesi; her ümmete elçi; hicret Nahl 35–42 3

  1. Nahl 32

    Melekler, onların canlarını iyi kimseler olarak alırken, "Selam size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete" derler.

  2. Nahl 33

    (O kafirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helak emrinin gelmesini bekliyorlar. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

  3. Nahl 34

    Bu sebeple işledikleri kötülüklerin cezası onlara ulaştı ve alay ettikleri şey kendilerini kuşattı.

  4. 35

    Allah'a ortak koşanlar, dediler ki: "Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O'ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O'nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.

  5. Nahl 36

    Andolsun biz, her ümmete, "Allah'a kulluk edin, tağuttan kaçının" diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün.

  6. Nahl 37

    Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah saptırdığı kimseyi doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da yoktur.

  7. Nahl 38

    Onlar, "Allah, ölen bir kimseyi diriltmez" diye var güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah'ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

35. Yani müşrikler, şirk koşmalarına Allah’ın meşîetini/dilemesini delil gösterirler. Yüce Allah dileseydi, kendilerinin şirk koşmayacaklarını ve bahîre, vasîle, hâm vb. hayvanlardan herhangi birini ya da başka şeyleri haram kılmayacaklarını iddia ettiler. Bu, batıl bir delildir. Çünkü hak olsaydı Yüce Allah, kendisine şirk koştukları için onlardan öncekileri cezalandırmazdı. Oysa onlardan öncekileri Allah, en çetin azaplar ile cezalandırmıştır. Eğer Allah, onların bu yaptıklarını beğense idi elbetteki onlara azap etmezdi. Ancak onların bu sözlerinden maksatları, sadece peygamberlerin getirdikleri hakkı reddetmektir. Yoksa onlar, bu hususta Allah’a karşı herhangi bir delile sahip olmadıklarını kendileri de biliyorlardı. Zira Allah, onlara emir ve yasaklar göndermiş ve kendilerini mükellef tuttuğu görevleri yerine getirme imkânını vermiş, fiillerini ortaya koyabilecek şekilde kendilerine güç ve irade vermiştir. Onların kaza ve kaderi delil göstermeleri batılın en batılıdır. Diğer taraftan herkes, maddi deliller ile ve müşahade ile açıkça bilmektedir ki insan, herhangi bir tartışma söz konusu olmaksızın irade ettiği işleri yapabilecek bir güce sahiptir. Böylece onlar, bu sözleri ile hem Allah’ı ve Peygamber’i yalanlamakta, hem de aklî gerçekleri ve tecrübeyle sabit somut hakikatleri yalanlamakta idiler.

“Peygamberlere” kalplere ulaşan ve herhangi bir kimsenin Allah’a karşı ileri sürebileceği bir delil bırakmayan “apaçık bir tebliğden başkası düşer mi hiç?!” Peygamberler, onlara Rablerinin emir ve yasaklarını tebliğ ettikten sonra kavimleri, onlara karşı kaderi delil olarak gösterecek olurlarsa artık peygamberlerin yapabilecekleri bir şey yoktur. Onların hesabını görmek Allah’a aittir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah’tan başkasına ibadet ederek O'na ortak koşanlar ibadetleri için şöyle dediler: "Eğer Allah, bir tek O'na ibadet etmemizi ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmamamızı dileseydi, ne biz, ne de bizden önce gelen atalarımız O'ndan başkasına asla ibadet etmezdik. Eğer bizden hiçbir şeyi haram kılmamamızı isteseydi, onları haram kılmazdık.” Geçmiş kâfirler de bunlar gibi batıl kanıtlar ileri sürdüler. Oysa peygamberlerin tek sorumluluğu kendisine tebliğ edilmesi emredilen şeyleri apaçık tebliğ etmektir. Nitekim onlar da kesinlikle tebliğ görevlerini kusursuz olarak yerine getirdiler. Allah onlara isteme ve seçim hakkı verdikten ve onlara peygamberler gönderdikten sonra, kâfirlerin kaderi mazeret/bahane olarak sunmaları yersizdir.

Kelimeler

32 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَقَالَ ve kale ve dediler kök: قول
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. أَشْرَكُوا۟ eşraku ortak koşan(lar) kök: شرك
  4. لَوْ lev eğer
  5. شَآءَ şa'e dileseydi kök: شيا
  6. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  7. مَا ma
  8. عَبَدْنَا abedna tapmazdık kök: عبد
  9. مِن min
  10. دُونِهِۦ dunihi O'ndan başka kök: دون
  11. مِن min hiçbir
  12. شَىْءٍۢ şey'in şeye kök: شيا
  13. نَّحْنُ nehnu (ne) biz
  14. وَلَآ ve la ne de
  15. ءَابَآؤُنَا aba'una atalarımız kök: ابو
  16. وَلَا ve la
  17. حَرَّمْنَا harramna ve haram kılmazdık kök: حرم
  18. مِن min
  19. دُونِهِۦ dunihi O'nsuz kök: دون
  20. مِن min hiçbir
  21. شَىْءٍۢ ۚ şey'in şeyi kök: شيا
  22. كَذَٰلِكَ kezalike böyle
  23. فَعَلَ feale yapmıştı kök: فعل
  24. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler de
  25. مِن min
  26. قَبْلِهِمْ ۚ kablihim onlardan önceki(ler) kök: قبل
  27. فَهَلْ fehel değil midir?
  28. عَلَى ala düşen
  29. ٱلرُّسُلِ r-rusuli elçilere kök: رسل
  30. إِلَّا illa yalnız
  31. ٱلْبَلَـٰغُ l-belagu tebliğ etmek kök: بلغ
  32. ٱلْمُبِينُ l-mubinu açıkça kök: بين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Allah'a ortak koşanlar diyecekler ki: "Eğer Allah dileseydi, biz de ortak koşmazdık, babalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Onlardan…

  • Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş)

    "Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına…

  • Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş)

    Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, "Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?" dedi.…

  • Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…

  • Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza),…

  • Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Şirk

    Yahut, "Bizden önce babalarımız Allah'a ortak koşmuşlar. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. Şimdi batılcıların işlediği yüzünden bizi helak mı…

  • Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş)

    Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…

  • Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş)

    Çirkin bir iş işledikleri vakit, "Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk, Allah da bize bunu emretti" derler. De ki: "Şüphesiz, Allah çirkin işleri…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ortak koşanlar şöyle demişlerdi: "Allah dileseydi biz de babalarımız da O'nun peşi sıra başka şeylere tapmazdık. dipnot 1 O'nun peşi sıra (O'na rağmen) hiçbir şeyi de haram kılmazdık." dipnot 2 Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. dipnot 3 Elçilere apaçık tebliğden başka ne düşer ki!

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: En‘âm 6:148; İbrâhîm 14:21.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesaj: En‘âm 6:148.
  3. metne dön, dipnot 3
    Bu ayette sorumluluktan kaçıp bahane üretenlerin nasıl yanılgıya düştükleri, suçu -haşa- Yüce Allah'a atmanın ne kadar büyük bir iftira olduğu ifade edilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Bir de, Allah'tan başkasına ilahlık yakıştırmakta direnenler dediler ki: "Eğer Allah dileseydi, ne biz ne de atalarımız, hem O'ndan başka hiçbir şeye kulluk etmez hem de O'ndan başkasının (sözüyle) hiçbir şeyi haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı; peki, bu durumda elçilere (mesajı) açık seçik bildirmek dışında başka ne düşer?

Muhammed Esed

Allah'tan başkalarına tanrısal nitelikler yakıştıran kimseler: "Eğer Allah dileseydi," diyorlar, "ne biz, ne de atalarımız O'ndan başka hiçbir şeye kulluk etmez, O'nun buyruğu hilafına hiçbir şeyi yasaklamazdık." Onlardan önce gelip geçen (inkarcılar) da tıpkı böyle demişlerdi; peki, bu durumda elçilere, (kendilerine indirilen mesajı) açık açık bildirmekten başka ne düşer?

Ahmed Hulusi

Şirk koşanlar dediler ki: "Eğer Allah dileseydi biz de atalarımız da O'ndan başka bir şeye tapınmaz ve O'nun dediğinden başka bir şeyi haram etmezdik". . . Kendilerinden öncekiler de işte böyle yapmıştı. . . Rasullerin görevi, apaçık tebliğden başka ne olabilir?

Ali Bulaç

Şirk koşmakta olanlar dediler ki: "Eğer Allah dileseydi, O'nun dışında hiç bir şeye kulluk etmezdik, biz de, atalarımız da; ve O'nsuz hiç bir şeyi haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Şu halde elçilere düşen apaçık bir tebliğden başkası mı?

Ali Özek ve heyeti

Ortak koşanlar dediler ki: «Allah dileseydi ne biz ne de babalarımız ondan başkasına tapardık. Onun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.» Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Peygamberlerin üzerine açık seçik tebliğden başka bir şey düşer mi!

Ali Rıza Safa

Ortaklar koşanlar, şöyle dediler: "Allah dileseydi, ne biz ne de atalarımız, O'ndan başka bir de ayrıca, diğer şeylere hizmet etmezdik. O'nun bildirdiğinden başka hiçbir şeyi de yasaklamazdık!" Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Artık, elçilerin görevi, yalnızca apaçık bildirmek değil mi?

Bayraktar Bayraklı

Allah'a ortak koşanlar, "Allah dileseydi ne biz ne de atalarımız, O'ndan başka bir şeye tapmazdık ve O'nsuz hiçbir şeyi haram kılmazdık" dediler. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen, yalnız açıkça tebliğ etmek değil midir?

Edip Yüksel

Ortak koşanlar, "ALLAH dilemeseydi ne biz, ne de atalarımız O'ndan başka bir şeye hizmet etmez ve O'nun haram ettiğinden başkasını da haram kılmazdık." Kendilerinden öncekiler de böyle davranmıştı. Elçinin açıkça bildirmekten başka bir görevi mi var? dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Bak 6:23, 148.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ortak koşanlar, ALLAH dilemeseydi ne biz, ne de atalarımız O'ndan başka bir şeye tapmaz ve O'nun haram ettiğinden başkasını da haram kılmazdık. Kendilerinden öncekiler de böyle davranmıştı. Elçinin açıkça bildirmekten başka bir görevi mi var?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de müşrikler Allah dileseydi, ne biz, ne de atalarımız, O'ndan başka hiçbir şeye tapmazdık ve O'nun emri olmadan hiçbir şeyi yasaklamazdık! dediler. Bunlardan öncekiler de böyle yaptılar. Buna karşı peygamberin görevi, açık bir tebliğden başka birşey değildir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de müşrikler dediler ki: "Allah dileseydi ne biz, ne atalarımız ondan başka hiç bir şey'e tapmazdık ve onsuz hiç bir şey tahrim etmezdik, bunlardan evvelkiler de böyle yaptılar, buna karşı peygamberin vazifesi ancak açık bir tebliğden ibarettir

Erhan Aktaş

Şirk koşanlar, "Eğer Allah dileseydi biz onun yanı sıra başkasına kul olmazdık. Babalarımız da olmazdı. Ne biz ne de babalarımız O'nun haram kıldığından başka hiçbir şeyi haram kılmazdık. dipnot 1 " dediler. Onlardan öncekiler de böyle yaptılar. Bu durumda Resullerin üzerine düşen, vahyi apaçık bir şekilde tebliğden başkası değil.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayetten de anlaşılyor ki: Dinde haram kılma hakkı yalnızca Allah'a aittir. Bu hakkı başkasında görmek şirktir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Şirk koşanlar, "Eğer Allah dileseydi biz onun yanı sıra başkasına kul olmazdık. Babalarımız da olmazdı. Ne biz ne de babalarımız O'nun haram kıldığından başka hiçbir şeyi haram kılmazdık." dipnot 1 dediler. Onlardan öncekiler de böyle yaptılar. Bu durumda resullerin üzerine düşen, vahyi apaçık bir şekilde tebliğden başkası değil.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayetten de anlaşılyor ki: Allah'ın haram kıldığından başkasını haram kılmak şirk sayılan bir fiildir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Şirk koşanlar, "Eğer Allah dileseydi biz ondan başkasına kul olmazdık. Babalarımız da olmazdı. Ne biz ne de babalarımız O'nun haram kıldığından başka hiçbir şeyi haram kılmazdık." dipnot 1 dediler. Onlardan öncekiler de böyle yaptılar. Bu durumda rasullerin üzerine düşen, vahyi apaçık bir şekilde tebliğden başkası değil.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Demek ki Allah'ın haram kıldığından başkasını haram kılmak şirk sayılan bir fiildir.

Gültekin Onan

Şirk koşmakta olanlar dediler ki: "Eğer Tanrı dileseydi O'nun dışında hiç bir şeye kulluk etmezdik, biz de, atalarımız da; ve O'nsuz hiç bir şeyi haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Şu halde elçilere düşen apaçık bir tebliğden başkası mı?

Hasan Basri Çantay

(Allaha) eş tutanlar dediler ki: "Eğer Allah dileseydi ne biz, ne atalarımız kendisinden başka hiç bir şey'e tapmaz, Onsuz (Onun emri olmaksızın) hiç bir şey'i (nefsimize) haram kılmazdık". Kendilerinden evvelkiler de böyle yapdı. Peygamberlerin, üzerinde apaçık tebliğden başka (bir vazife) var mıdır?

İbni Kesir

Şirk koşanlar dediler ki: Allah dileseydi; ne biz ne de babalarımız O' ndan başka bir şeye tapınırdık. O'nun emri dışında hiç bir şeyi haram kılmazdık. Onlardan öncekiler de şöyle yapmışlardı. Peygambere apaçık tebliğden başka ne düşer?

Mehmet Alagaş

(35-40) Ortak koşanlar dediler ki Allah eğer isteseydi, biz de babalarımız da onun dışında birine ibadet etmezdik ve de onun dışında hiçbir şeyi de haram etmezdik. (Demek ki o istemiş biz de yapmışız diyorlar Allah istediğini yaratıyor biz istediğimizi seçiyoruz dikkat !! yaratamıyoruz yaratılmışı seçiyoruz yahut yaratım sürecine katkı vermeyi seçiyoruz bizsiz de yaratabilir.) Aynen kendilerinden öncekiler gibi yaptılar , Resullerimize düşen sadece apaçık şekilde bilgilendirmekten / tebliğden başka nedir? Kesin olan şu ki, biz her ümmete / her topluluğa Allaha ibadet etmeleri ve taşkınlık edenden / tağuttan kaçınmaları için bir Resul var ettik, Allah kimine hidayet ediyor kiminin üzerine ise sapmış olarak kalmak gerçekleşiyor. Arzda şimdi gezin, bakın bakalım yalancıların akıbeti nasıl olmuş? Eğer ki onların hidayeti bulmalarına ne kadar çok hırslanmış olsan da Allah sapmış kimseyi kesinlikle hidayete erdirmez / yola yönlendirmez , onların herhangi bir yardımcıları da yoktur. Allah’a bütün güçleri ile “Allah ölen birini asla diriltmez” diye yemin ettiler, Bilakis onlara olan vaadi haktır / hakikattir ve fakat insanların çoğu bilmiyorlar , İhtilaf edip durdukları şeylerin açıklanması ve de kafirlerin yalancı olduklarını bilmeleri için (tekrar yaratacağız) bir şeyin olmasını murat ettiğimizde bizim sözümüz şudur, ona deriz ki ol ve o olur.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye ibadet etmezdik, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir.

Süleyman Ateş

(Allah'a) ortak koşanlar, "Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O'ndan başka bir şeye tapmazdık ve O'nsuz hiçbir şeyi haram kılmazdık!" dediler. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Elçilere düşen, yalnız açıkça tebliğ etmek değil midir?

Süleymaniye Vakfı

(Allah'a) Ortak koşanlar şöyle dediler: "Allah farklı bir tercihte bulunsaydı dipnot 1 biz de atalarımız da O'nun dışında hiçbir şeye kulluk etmez, onun haram kıldığından başka hiçbir şeyi de haram saymazdık!" Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı dipnot 2 . Halbuki elçilere düşen, açık bir tebliğ /bildirmeden başka nedir ki! dipnot 3

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şae (شاء) fiili ile ilgili olarak bkz. Nahl 16/2. ayetin dipnotu.
  2. metne dön, dipnot 2
  3. metne dön, dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Müşrikler dediler ki "Allah'ın tercihi farklı olsaydı onunla aramıza herhangi bir şeyi koyup kulluk etmezdik; bunu biz de yapmazdık atalarımız da. Allah'ın haram kıldığından başkasını haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Elçilere, her şeyi ortaya koyan tebliğden başka ne düşer?

Şaban Britch

Şirk koşanlar, “Allah dileseydi, O’ndan başkasına ne biz ne de atalarımız ibadet ederdik. Onsuz hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” dediler. Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Rasûllere düşen açıkça duyurmaktan başka bir şey midir?

Şaban Piriş

Şirk koşanlar, "Allah dilemiş olsaydı, O'ndan başka hiç bir şeye ne biz ne de atalarımız kulluk etmezdik. Onun izni olmadan bir şeyi haram kılmazdık." dediler. Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Elçiye düşen açıkça duyurmaktan başka bir şey midir?

Yaşar Nuri Öztürk

Ortak koşanlar dediler ki: "Eğer Allah isteseydi ne biz ne de atalarımız Allah dışında bir şeye kulluk/ibadet etmez, O'na rağmen hiçbir şeyi haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de aynen böyle yaptılar. Resullere düşen, açık bir tebliğden başkası değildir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And to excuse their infidelity which it is not possible to justify, the idolaters insolently say: "Had Allah willed, neither we nor our fathers would have worshipped besides Him other gods, nor would we have enforced taboos other than those decreed by Him" Thus much acted their predecessors. But is the Messenger really responsible for any act or a duty other than relating the divine message and the elucidation of its text!

Abdul Haleem

Those who worshipped others alongside God say, ‘If God had willed, we would not have worshipped anything but Him, nor would our fathers. We would not have declared anything forbidden without His sanction.’ Those before them said the same. Are the messengers obliged to do anything other than deliver [their message] clearly?

Abdullah Yusuf Ali

The worshippers of false gods say: "If Allah had so willed, we should not have worshipped aught but Him - neither we nor our fathers,- nor should we have prescribed prohibitions other than His." So did those who went before them. But what is the mission of messengers but to preach the Clear Message?

Abul A'la Maududi

Those who associate others with Allah in His Divinity say: "Were Allah to will so, neither we nor our forefathers would have worshipped any other than Him, nor would we have prohibited anything without His command." dipnot 1 Their predecessors proffered similar excuses. dipnot 2 Do the Messengers have any other duty but to plainly convey the Message?

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    In order to understand the significance of this argument the reader should keep in view(Ayats 148-150 and E.N.s 124-126 of Surah Al-Anaam), for this has been cited and answered there.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, your argument is not a new one but the same old one which had always been offered by erroneous people who went before you. Today you are, like them, excusing yourselves for your deviation and evil conduct, saying that it is the will of God. You know that this is a lame excuse that has been invented to delude yourselves, and to escape from admonition.

Aisha Bewley

The idolaters say, ‘If Allah had willed we would not have worshipped anything apart from Him, neither we nor our fathers, nor would we have forbidden anything without His say. ’ Those before them said the same. Are the Messengers responsible for anything but clear transmission?

Al-Hilali & Khan

And those who joined others in worship with Allâh said: "If Allâh had so willed, neither we nor our fathers would have worshipped aught but Him, nor would we have forbidden anything without (Command from) Him." So did those before them. Then! Are the Messengers charged with anything but to convey clearly the Message?

Ali Quli Qarai

The polytheists say, ‘Had Allah wished, we would not have worshiped anything besides Him —neither we, nor our fathers— nor would we have held anything holy besides Him. ’ Those who were before them had acted likewise. Is the apostles’ duty anything but to communicate in clear terms?

Amatul Rahman Omar

Those who associated partners (with Allâh) said (also), `Had Allâh so willed, neither we nor our fathers would have worshipped anything apart from Him, nor would we have forbidden anything without (sanction from) Him. ' Their predecessors acted as they do. But there is no other responsibility upon the Messengers except the delivery (of the Message) in plain terms.

Arthur John Arberry

The idolators say, 'If God had willed we would not have served; apart from Him, anything, neither we nor our fathers, nor would we have forbidden, apart from Him, anything. ' So did those before them; yet is aught for the Messengers, but to deliver the manifest Message?

Bijan Moeinian

The idol worshippers say: "If God wanted, neither we nor our forefathers would have never worshipped anything but the Lord. Nor would we have declared anything that God has made lawful as unlawful." Such excuses were also presented by the people who were living before them. Do they not realize that the only mission of the prophets is to deliver the message (and that God has given the mankind the freedom to accept the message or to disregard it and that God has decided not to make people to believe by force?)

E. Henry Palmer

And those who associated (others with God) said, 'Had God pleased we had not served aught beside Him, neither we nor our fathers; nor had we prohibited aught without Him;' - thus did those before them: but have messengers aught to do but to deliver their message plainly?

Edip-Layth

Those who set up partners said, "If God had wished it, we would not have served anything besides Him; neither us nor our fathers; nor would we have forbidden anything without Him." Those before them did the exact same thing; so are the messengers required to do anything but deliver with proof?

George Sale

The idolaters say, if God had pleased, we had not worshipped any thing besides Him, neither had our fathers: Neither had we forbidden any thing, without Him. So did they who were before them. But is the duty of the apostles any other, than public preaching?

Hamid S. Aziz

And the idolaters (those who associated others with Allah) said, "Had Allah pleased we had not served aught beside Him, neither we nor our fathers; nor had we forbidden aught without His permission". Even so did those before them. Are the messengers charged to do anything but to deliver their message clearly?

Mahmoud Ghali

And the ones who have associated (others with Allah) have said, "If Allah had so decided, in no way would we have worshiped, apart from Him, anything, neither we nor our fathers; and in no way would we have prohibited, apart from Him, anything (whatsoever). " Thus did the ones before them perform. So are the Messengers (entrusted) with anything except (to deliver) the evident proclamation?

Marmaduke Pickthall

And the idolaters say: Had Allah willed, we had not worshipped aught beside Him, we and our fathers, nor had we forbidden aught without (command from) Him. Even so did those before them. Are the messengers charged with aught save plain conveyance (of the message)?

Mohamed Ahmed - Samira

The idolaters say: "If God had willed we would not have worshipped anything apart from Him, nor would our fathers have done, nor would we have forbidden any thing without His (leave). " So had the people done before them. Therefore it is binding on the prophets to convey the message in clearest terms.

Muhammad Asad

Now they who ascribe divinity to aught beside God say, "Had God so willed, we would not have worshipped aught but Him - neither we nor our forefathers; nor would we have declared aught as forbidden without a commandment from Him. " Even thus did speak those [sinners] who lived before their time; but, then, are the apostles bound to do more than clearly deliver the message [entrusted to them]?

Mustafa Khattab

The polytheists argue, "Had Allah willed, neither we nor our forefathers would have worshipped anything other than Him, nor prohibited anything without His command." So did those before them. Is not the messengers’ duty only to deliver ˹the message˺ clearly?

Progressive Muslims

And those who set up partners said: "If God had wished it, we would not have served anything besides Him; neither us nor our fathers; nor would we have forbidden anything without Him. " Those before them did the exact same thing; so are the messengers required to do anything but deliver with clarity

Rashad Khalifa

The idol worshipers say, "Had GOD willed, we would not worship any idols besides Him, nor would our parents. Nor would we prohibit anything besides His prohibitions." Those before them have done the same. Can the messengers do anything but deliver the complete message?

Sahih International

And those who associate others with Allah say, "If Allah had willed, we would not have worshipped anything other than Him, neither we nor our fathers, nor would we have forbidden anything through other than Him. " Thus did those do before them. So is there upon the messengers except [the duty of] clear notification?

Sam Gerrans

And those who ascribe a partnership say: “Had God willed, we would not have served, besides Him, anything — neither we nor our fathers — nor would we have forbidden anything contrary to Him”; thus did those before them. Then is there upon the messengers save the clear notification?

Shabbir Ahmed

Now the idolaters say, "If Allah had so willed, we would not have worshiped or served anyone but Him, we and our forefathers. Nor had we forbidden things outside His Command." Thus did those before them. But, are the Messengers responsible for other than conveying the Message clearly?

Syed Vickar Ahamed

The worshippers of false gods say: "If Allah had so willed then we would not have worshipped anybody but Him— Neither we and nor our fathers— Nor would we have forbade anything other than His (things which He forbids). " Like this did those who went before them. But what is the duty of messengers (from Allah) except to teach the Clear Message?

Taqi Usmani

The polytheists said, "If Allah had so willed, we would have not worshipped anything other than Him - neither we nor our forefathers - nor would we have made anything unlawful without (a command from) Him." Similar was the reaction of those who were before them. Therefore, the messengers’ obligation is no more than to convey the message clearly.

The Monotheist Group

And those who were polytheists said: "If God had wished, we would not have served a thing other than Him; neither us nor our fathers; nor would we have made unlawful anything other than from Him." Those before them did exactly the same thing; so are the messengers required to do anything except deliver with clarity?

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 35. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 35. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 35. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩