Nahl suresi

Nahl suresi, 78. ayet

Nahl suresi, 78. ayet. وَٱللَّهُ أَخْرَجَكُم مِّنۢ بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمْ لَا تَعْلَمُونَ شَيْـًٔا وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

vellâhü aḫraceküm mim büṭûni ümmehâtiküm lâ ta`lemûne şey'ev vece`ale lekümü-ssem`a vel'ebṣâra vel'ef'idete le`alleküm teşkürûn.

Diyanet İşleri

Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nahl 75–81 · surenin 78. ayeti / 128

Konu Meseller; işitme, görme ve gönül; evler ve gölgeler Nahl 73–83 3

  1. Nahl 75

    Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah'a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler.

  2. Nahl 76

    Allah, (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sadece bir yüktür. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Bu, adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu?

  3. Nahl 77

    Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Kıyamet'in kopması, bir göz kırpması gibi veya daha az bir zamandır. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

  4. 78

    Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.

  5. Nahl 79

    Gökyüzünde Allah'ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.

  6. Nahl 80

    Allah, size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. Hayvanların derilerinden gerek göç gününüzde, gerek ikamet gününüzde kolayca taşıyacağınız evler; onların yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar yararlanacağınız ev eşyası ve geçimlikler meydana getirdi.

  7. Nahl 81

    Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar verdi. Böylece Allah, müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

78. Yani bunca nimetleri tek başına ihsan eden O’dur. O, “sizi analarınızın karınlarından öyle bir halde çıkardı ki hiçbir şey bilmiyordunuz” ve hiçbir şeye güç yetiremiyordunuz. Sonra O, “şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve gönüller verdi.” Allah bu üç organı şerefleri ve üstünlükleri dolayısıyla özellikle zikretmiştir. Çünkü bunlar, bütün bilgilerin kapısıdır. Kula bilgi namına ulaşan her şey, ancak bu üç kapıdan birisi yoluyla ulaşır. Yoksa diğer organları da açık ve gizli bütün güçleri de insanlara ihsan eden, insanın bünyesinde bunları herkeste kendisi için takdir edilen duruma ulaşıncaya kadar peyderpey geliştiren O’dur. Yüce Allah, insanlara bu organları kendisine itaat uğrunda kullanmak suretiyle şükretsinler diye ihsan etmiştir. Bunlar, onları itaat dışında kullanan kimsenin aleyhine delil olurlar ve böyle bir kimse, nimete en çirkin şekliyle karşılık vermiş olur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey insanlar!- Allah sizi hamilelik süresinin dolmasının ardından annelerinizin karnından hiçbir şeyi idrak edemeyen bebekler olarak çıkarmıştır. Verdiği nimetlerden ötürü O'na şükretmenizi isteyerek, size duymanız için işitme duyusu, görmeniz için görme duyusu ve düşünmeniz için kalpler verdi.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَٱللَّهُ vallahu ve Allah kök: اله
  2. أَخْرَجَكُم ehracekum sizi çıkardı kök: خرج
  3. مِّنۢ min -ndan
  4. بُطُونِ butuni karınları- kök: بطن
  5. أُمَّهَـٰتِكُمْ ummehatikum annelerinizin kök: امم
  6. لَا la
  7. تَعْلَمُونَ tea'lemune bilmezken kök: علم
  8. شَيْـًۭٔا şey'en hiçbir şey kök: شيا
  9. وَجَعَلَ ve ceale ve verdi kök: جعل
  10. لَكُمُ lekumu size
  11. ٱلسَّمْعَ s-sem'a işitme kök: سمع
  12. وَٱلْأَبْصَـٰرَ vel'ebsara ve gözler kök: بصر
  13. وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۙ vel'ef'idete ve gönüller kök: فاد
  14. لَعَلَّكُمْ leallekum umulur ki
  15. تَشْكُرُونَ teşkurune şükredersiniz kök: شكر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    İnsana da, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi, onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki…

  • Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve…

  • Aynı kök: فاد (16 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    "Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kabe'nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru…

  • Aynı kök: فاد (16 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    Halbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

  • Aynı kök: فاد (16 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

  • Aynı kök: بطن (25 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    O, sizi bir tek nefisten yarattı. Sonra ondan eşini var etti. Sizin için hayvanlardan (erkek ve dişi olarak) sekiz eş yarattı. Sizi annelerinizin…

  • Aynı kök: بطن (25 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır.…

  • Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah siz hiçbir şey bilmezken sizi analarınızın karınlarından çıkarmış, şükredesiniz diye size işitme (duyusu), gözler ve kalpler vermiştir. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    A‘râf 7:172, Rûm 30:30, Hucurât 49:7 ve Şems 91:8 gibi ayetlerde geçtiği gibi, Yüce Allah insan fıtratını belli değerlerle ve özelliklerle şekillendirmiş olsa da bunların bilginin konusu olmaya dönüşmesi sonradan gerçekleşmektedir. İşte bu gerçeğin bir ifadesi olarak, insan zihni belli ki boş bir levha gibi şekillendirilmiş, sonrasında bilgi sahibi olabilmesi için birtakım organlara sahip kılınmıştır ki ayetin devam eden kısmında bu konuya yer verilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Sizi analarınızın karınlarından hiçbir şey bilmez bir halde çıkaran, belki şükrederler diye sizin için işitme, görme ve duyma-düşünme kabiliyeti takdir eden de yine Allah'tır.

Muhammed Esed

Ve sizi analarınızın karnından, hiçbir şey bilmez bir halde çıkarıp size, şükredesiniz diye işitme duyusu, görme duyusu, duyma, düşünme yetisi bahşeden Allah'tır.

Ahmed Hulusi

Allah sizi analarınızın karınlarından bir şey bilmez bir halde çıkardı. . . Değerlendirerek şükredenlerden olasınız diye, size sem' (algılama), basarlar (görüp değerlendirme) ve fuadlar (Esma mana özelliklerinin beyne yansıtıcıları - kalp nöronları) verdi.

Ali Bulaç

Allah, sizi annelerinizin karnından hiç bir şey bilmezken çıkardı ve umulur ki şükredersiniz diye işitme, görme (duyularını) ve gönüller verdi.

Ali Özek ve heyeti

Siz, hiçbir şey bilmezken Allah, sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.

Ali Rıza Safa

Allah, sizi, annelerinizin karnından hiçbir şey bilmeyenler olarak çıkardı. Size, duyma yetisi, gözler ve duygular verdi; belki şükredersiniz diye.

Bayraktar Bayraklı

Siz hiçbir şey bilmezken Allah sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.

Edip Yüksel

ALLAH sizi annelerinizin karnından çıkardığı zaman bir şey bilmiyordunuz. Size işitme, görme duyuları ve beyinler verdi ki şükredesiniz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH sizi annelerinizin karnından çıkardığı zaman bir şey bilmiyordunuz. Size işitme, görme duyuları ve beyinler verdi ki şükredesiniz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah, sizi annelerinizin karınlarından hiçbir şey bilmediğiniz bir halde çıkardı. Öyle iken size, işitme, gözler ve kalpler verdi ki, şükredesiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Allah sizi analarınızın karınlarından öyle bir halde çıkardı ki hiç bir şey bilmiyordunuz, öyle iken size, işitme, gözler, gönüller verdi ki şükredesiniz

Erhan Aktaş

Ve Allah, sizi hiçbir şey bilmez halde, annelerinizin karnından çıkardı. Size işitme yetisi, dipnot 1 görme yetisi dipnot 2 ve anlama yetisi dipnot 3 verdi. Umulur ki şükredersiniz.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kulaklar.
  2. metne dön, dipnot 2
    Gözler.
  3. metne dön, dipnot 3
    Kelimesi kelimesine, "ef'ide," tekili "fuad. Fuad, bilmeyi sağlayan öğelerden biri olup idrak etmek, algılamak, düşünmek, akıl yürütmek, gönül, yararlı olmak, bir şeye ilgi duymak gibi işlev ve yetenek anlamına gelmektedir. Fuad, kalbin işlevlerinden birisidir. Fuad, bir uzuv değil, bir uzvun görevidir; duyular yolu ile ortaya çıkan idraktir. Fuad, insana verilen; sezme, anlama ve bir şeyin mahiyetini kavrama nimetidir. Kelime anlamı olarak, şiddetli sıcaklık, kızartmak, etin kızartılması, sıcak köz üzerinde ekmeğin yapılması demektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve Allah, sizi hiçbir şey bilmez halde, annelerinizin karnından çıkardı. Size işitme yetisi dipnot 1 , görme yetisi dipnot 2 ve anlama yetisi dipnot 3 verdi. Umulur ki şükredersiniz.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kulaklar.
  2. metne dön, dipnot 2
    Gözler.
  3. metne dön, dipnot 3
    Literal olarak, ef'ide, tekili fuad.
  4. metne dön, dipnot 4
    Fuad, bilmeyi sağlayan öğelerden biri olup idrak etmek, algılamak, düşünmek, akıl yürütmek, gönül, yararlı olmak, bir şeye ilgi duymak gibi işlev ve yetenek anlamına gelmektedir. Fuad için kalbin işlevlerinden birisidir denebilir. Fuad, bir uzuv değil, bir uzvun görevidir; duyular yolu ile ortaya çıkan idraktir. Fuad, insana verilen bir nimettir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve Allah, sizi hiçbir şey bilmez halde, annelerinizin karnından çıkardı. Size işitme yetisi, görme yetisi ve fuadlar dipnot 1 verdi. Umulur ki şükredersiniz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gönül, yararlı olmak, bir şeye ilgi duymak ve sorumlu olmak gibi anlamlara gelmektedir.

Gültekin Onan

Tanrı, sizi annelerinizin karnından hiç bir şey bilmezken çıkardı ve umulur ki şükredersiniz diye işitme, görme [duyularını] ve yürekler (efidete) verdi.

Hasan Basri Çantay

Allah sizi analarınızın karınlarından, kendiniz hiç bir şey bilmiyorken, çıkardı. Size, şükredesiniz diye kulaklar, gözler, gönüller verdi. Taki şükredesiniz.

İbni Kesir

Sizi, annelerinizin karnından Allah çıkardı. Hiç bir şey bilmezdiniz. Ve size kulaklar, gözler ve gönüller verdi ki şükredesiniz.

Mehmet Alagaş

(70-83) Allah sizi yaratır sonra sizi vefat ettirir sizden birilerini ömrün en zelil kısmına ulaştırır , ilim sonrasında bir şey bilmez olursunuz. Allah bilendir ayarlayandır / kader edendir . Allah bazınızı bazılarınıza rızık olarak zengin kılar / fazlalı kılar , Zengin olanlar ellerinde ki rızıklardan çalıştırdıkları kişilere vererek durumlarını eşitlemiyorlar , Allah’ın nimeti konusunda nankörlük ediyorlar / haklarını vermiyorlar. Allah sizleri kendinizden dişi türdeşlerinizi / eşlerinizi yaptı , zevcelerinizden de oğullar ve torunlar yaptı. Sizleri hoş şeylerle rızıklandırdı. Şimdi Geçersiz olana mı / iptal edilene mi iman ediyorlar (gerçek olanı bırakıp ) Allah’ın nimetini yok mu sayıyorlar / örtbas edip görmezden mi geliyorlar ve Allah’tan başkasına mı ibadet ediyorlar? Ki onlar semalarda ve arzda rızık olarak herhangi bir şeyin egemenliğine / mülkiyetine haiz değiller, buna güçleri de yetmez. Allah hakkında misaller / örnekler vermeyin, Allah biliyor ve siz bilmiyorsunuz. Allah şu misali / örneği verdi; h erhangi bir iktidarı / kudreti olmayan mülk edinmiş bir köle . (Mal var lakin kullanacak kudret yok) bir de güzel bir rızıkla rızıklandırdığımız rızkından gizli açık harcayan kişiyi örnek verdi , hiç bu ikisi aynı seviyede olur mu? Allah’a hamdolsun (eşit / aynı değildirler) bilakis çoklarınız bilmiyorsunuz. Allah şu iki adamı örnek olarak verdi. Onlardan biri dilsiz / Ebkem , herhangi bir gücü iktidarı kudreti yok , işte o , dostuna bir yorgunluktur / bitkinliktir, nereye yönlendirilse o bir hayır elde edemez , bu kişi adaletle emreden / iş yapan ve doğru yol üzere olan kişiyle aynı seviyede olur mu? Semaların ve arzın yitik şeyleri / gaybı Allah’a aittir. Saat işi bir göz açıp kapamak yahut daha yakın bir iş gibidir. Muhakkak ki Allah her şeye muktedirdir. Allah sizi annelerinizin karnından / batınından hiçbir şey bilmez halde çıkarıyor, size işitme görme ve gönüller yapıyor, böylelikle belki teşekkür edersiniz. Kuşları görmez misiniz? Semanın havası emirlerine amade kılınmıştır , onları Allah’tan başkası tutmuyor , işte bunda iman eden kavim için gösterge / belirti / ayet vardır. Allah sizin için sakinlik sağlasın diye evler yaptı , h ayvanların derilerinden / ciltlerinden göç günlerinde , mukim (kalıcı) olduğunuz günlerde, hafifçe taşınsın diye evler yaptı , belirli süre için yününden yapağından kılından kullanım malzemeleri / eseesen ve geçimlik tüketim malzemesi / meteean yaptı. Allah sizin için yarattıklarından gölgelikler yaptı , dağlardan sizin için korunaklar / koruganlar yaptı , sıcaktan sizi koruyacak elbiseler yaptı, sizi sertliğe karşı savaşta koruyacak elbiseler de yaptı (Zırh vb.) Böylece üzerinizde ki nimetini tamamlar, böylelikle belki teslim olursunuz. Eğer ki yüz çevirirlerse sana düşen sadece ve sadece apaçık bilgilendirmektir, onlar Allah’ın nimetini tanırlar sonra tanımazlar / nankörlük ederler, onların çoğu da / ekserisi de yok sayar / örtbas eder görmezden gelir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.

Süleyman Ateş

Allah sizi, (hiçbir şey bilmediğiniz durumda) annelerinizin karınlarından çıkardı, size işitme (duyusu), gözler ve gönüller verdi ki şükredesiniz.

Süleymaniye Vakfı

Allah sizi annelerinizin karınlarından, siz hiçbir şey bilmez bir durumdayken çıkardı. Şükredesiniz / görevlerinizi yerine getiresiniz diye de sizin için dinleme yeteneği, basiret / ileri görüşlülük ve gönüller oluşturdu. dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah sizi analarınızın karnından çıkardığında hiç bir şey bilmiyordunuz. Ama size dinleme ve ileri görüşlü olma (basiret) özelliği ile gönüller vermişti. Belki görevlerinizi yerine getirirsiniz.

Şaban Britch

Allah sizi, hiçbir şey bilmez olduğunuz halde annelerinizin karnından çıkarmış ve size, şükür edesiniz diye kulaklar, gözler ve kalpler vermiştir.

Şaban Piriş

Allah sizi, hiçbir şey bilmez olduğunuz halde annelerinizin karnından çıkarmış ve size, şükür edesiniz diye kulak, göz ve kalp vermiştir.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah sizi annelerinizin karınlarından çıkardı, hiçbir şey bilmiyordunuz; şükredebilesiniz diye size işitme gücü, gözler ve gönüller verdi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And it is Allah Who brought you of your mothers' wombs to the external world unconscious of your surroundings, devoid of intellectual acquaintance or with perception of your environment and empty of all knowledge, and He provided you with the faculties of hearing and vision faculties divine, and He implanted in you the seat of feeling, understanding and thought –intellect- that you may hopefully be thankful.

Abdul Haleem

It is God who brought you out of your mothers’ wombs knowing nothing, and gave you hearing and sight and minds, so that you might be thankful.

Abdullah Yusuf Ali

It is He Who brought you forth from the wombs of your mothers when ye knew nothing; and He gave you hearing and sight and intelligence and affections: that ye may give thanks (to Allah).

Abul A'la Maududi

Allah has brought you forth from your mothers' wombs when you knew nothing, and then gave you hearing, and sight and thinking hearts dipnot 1 so that you may give thanks. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is to remind them that when they were born they were more helpless and ignorant than the young one of an animal, but Allah gave them ears to hear, eyes to see and minds to think and reflect. These have enabled them to acquire every kind of information and knowledge to carry on their worldly affairs efficiently. So much so that these sensory faculties are the only means which help man attain so much progress as to rule over everything on the earth.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, you should be grateful to that Allah Who has bestowed upon you such blessings as these. It will be ingratitude on your part if you hear everything with your ears except the word of God, and see everything with your eyes except the signs of Allah and consider seriously about all the matters except your Benefactor Who has blessed you with these favors.

Aisha Bewley

Allah brought you out of your mothers’ wombs knowing nothing at all, and gave you hearing, sight and hearts so that perhaps you would show thanks.

Al-Hilali & Khan

And Allâh has brought you out from the wombs of your mothers while you know nothing. And He gave you hearing, sight, and hearts that you might give thanks (to Allâh).

Ali Quli Qarai

Allah has brought you forth from the bellies of your mothers while you did not know anything. He made for you hearing, eyesight, and hearts so that you may give thanks.

Amatul Rahman Omar

And Allâh brought you forth from the wombs of your mothers, while you were void of all knowledge, He gave you ears, eyes and hearts, so that you might render (Him) thanks.

Arthur John Arberry

And it is God who brought you forth from your mothers' wombs, and He appointed for you hearing, and sight, and hearts, that haply so you will be thankful.

Bijan Moeinian

God is the One Who delivered you from the wombs of your mother to this world. You knew nothing. He showered you with hearing, seeing and intelligence; may you show some gratitude.

E. Henry Palmer

God brings you forth out of the wombs of your mothers knowing naught; and He makes for you hearing, and sight, and hearts,- haply ye may give thanks!

Edip-Layth

God brought you out of your mothers' wombs while you knew nothing. He made for you the hearing and the eyesight and the heart, perhaps you would be thankful.

George Sale

God hath brought you forth from the wombs of your mothers; ye knew nothing, and He gave you the senses of hearing and seeing, and understandings, that ye might give thanks.

Hamid S. Aziz

Allah brings you forth out of the wombs of your mothers knowing naught; and He gives you hearing, and sight, and heart, that you may give thanks.

Mahmoud Ghali

And Allah brought you out of your mothers' bellies not knowing anything, and He has made for you hearing and be holdings (i. e. eyesights) and heart-sights, (i.e., perception "s") that possibly you would thank (Him).

Marmaduke Pickthall

And Allah brought you forth from the wombs of your mothers knowing nothing, and gave you hearing and sight and hearts that haply ye might give thanks.

Mohamed Ahmed - Samira

God produced you from your mothers' wombs knowing nothing, but gave you ears and eyes and hearts so that you may be grateful.

Muhammad Asad

And God has brought you forth from your mothers' wombs knowing nothing-but He has endowed you with hearing, and sight, and minds, so that you might have cause to be grateful.

Mustafa Khattab

And Allah brought you out of the wombs of your mothers while you knew nothing, and gave you hearing, sight, and intellect so perhaps you would be thankful.

Progressive Muslims

And God brought you out of your mothers wombs while you knew nothing. And He made for you the hearing and the eyesight and the heart, perhaps you would be thankful.

Rashad Khalifa

GOD brought you out of your mothers' bellies knowing nothing, and He gave you the hearing, the eyesight, and the brains, that you may be appreciative.

Sahih International

And Allah has extracted you from the wombs of your mothers not knowing a thing, and He made for you hearing and vision and intellect that perhaps you would be grateful.

Sam Gerrans

And God brought you forth from the wombs of your mothers not knowing anything, and appointed for you hearing and sight and hearts, that you might be grateful.

Shabbir Ahmed

Allah brought you forth from the bellies of your mothers when you knew nothing, and He gave you hearing, sight and intelligence so that you may give thanks. (You must give thanks by using your faculties to actualize your potentials).

Syed Vickar Ahamed

And it is He Who brought you out from the wombs of your mothers when you did not know anything; And He gave you hearing, sight, and hearts (for understanding and love): So that you may give thanks (to Him).

Taqi Usmani

Allah has brought you forth from your mothers’ wombs when you knew nothing, and He made for you ears, eyes and hearts, so that you may be grateful.

The Monotheist Group

And God brought you out of the wombs of your mothers while you knew nothing. And He has made for you the hearing and the eyesight and the heart, perhaps you would be thankful.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 78. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 78. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 78. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩