Diyanet İşleri
Sidretü'l-Münteha'nın yanında.
Necm suresi
Necm suresi, 14. ayet. عِندَ سِدْرَةِ ٱلْمُنتَهَىٰ
`inde sidrati-lmüntehâ.
Sidretü'l-Münteha'nın yanında.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Vahyin geliş biçimi ve Sidretü'l-Müntehâ Necm 1–18 3
Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.
(Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?
Andolsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (asli suretiyle) görmüştü.
Sidretü'l-Münteha'nın yanında.
Me'va cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır.
O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.
Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 13–14. ayetler için yazılmıştır.
13. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, Cibrîl aleyhisselam'ı aslî/gerçek suretinde iki defa görmüştür. Birincisi az önce de geçtiği gibi dünya semâsının altında en yüksek ufukta, ikincisi ise İsrâ gecesinde yedinci semânın üzerinde olmuştur. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Andolsun ki onu diğer bir inişinde de görmüştür.” Yani Muhammed, Cibrîl aleyhisselam’ı bir başka defa daha kendisine doğru iniş halinde iken görmüştür.
14. “Sidretu’l-Muntehâ yanında.” Bu, yedinci semânın üzerinde oldukça büyük bir ağaçtır. Ona Sidretü’l-Müntehâ adının veriliş sebebi, yerden yükselenlerin en son oraya varması, Allah’tan inen vahiy ve benzeri hususların da oraya inmesidir. Mahlukatın bilgisinin vardığı nihai nokta orasının olmasından dolayı bu ismi almış olması da muhtemeldir. Yani burası semâvâtın ve arzın üzerinde olduğundan dolayı, yüksekliği itibari ile en nihâi noktayı teşkil eder. Bundan başka sebepler dolayısı ile bu ismi almış olabilir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
İşte Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, şeytanın da başka diğer kötü ruhların da kendisine asla yaklaşmadığı, pek güzel, temiz ve ulvi ruhların yeri olan o mekânda Cibrîl aleyhisselam’ı görmüştür.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sidre-i Müntehâ’nın yanında yedinci semada bulunan çok büyük bir ağaçtır.
Aynı kök: سدر (4 geçiş) · Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac
O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.
Aynı kök: سدر (4 geçiş)
Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı…
Aynı kök: سدر (4 geçiş)
(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında,…
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac
Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya…
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac
(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac
(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
Aynı kök: نهي (56 geçiş)
Eğer onlar (savaştan ve küfürden) vazgeçerlerse, (şunu iyi bilin ki) Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Aynı kök: نهي (56 geçiş)
Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(13, 14, 15) Yemin olsun ki bir başka inişinde onu, cennetü'l-me'vâ (durmaya değer bahçe)nin yanındaki sidretü'l-müntehâ (uzaktaki sedir ağacı)'nın yanında bir kez daha görmüştü.
en sonuncu sidra ağacının yanında,
en uzak noktadaki sidre ağacının yanında,
Sidret-ül Münteha (şuur olarak sonsuz yaşam hissedişi) indinde.
Sidretü'l-Münteha'nın yanında.
Andolsun onu, Sidretü’l Müntehâ'nın yanında
Sınırın en sonundaki sedir ağacının yanında. dipnot 460
- Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-münteha yanında. O ağacın yanında Me'va cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü.
En son noktada.
En son noktada.
Sidretu'l-Munteha'nın yanında.
Sidre-i münteha'nın yanında
Sidretu'l Münteha'nın dipnot 1 yanında.
Sidretu'l Münteha'nın dipnot 1 yanında.
Sidre-i münteha'nın dipnot 1 yanında.
Sidretü'l-Münteha'nın yanında.
(13-14) Andolsun ki onu diğer bir defa da Sidre-tül müntehanın yanında gördü o,
Sidret'ül-Münteha'nın yanında.
(1-18) Battığında / heva olduğunda yıldıza yemin olsun ki , a rkadaşınız şaşırmadı ve azıtmadı . Keyfinden / hevasından konuşmaz / nutuk etmez. O, ancak vahyedilen vahiydir. Ona şiddetli kuvvet sahibi / Cebrail öğretti. Üstün akıl sahibi ve kapsayıcıdır / istiva etmiştir. Ve yüksek ufuktadır. Sonra iyice sokuldu / yaklaştı ve aşağı doğru sarktı . İki yay miktarı yahut daha yakın (ednaa) oldu . Ve O’nun kuluna ne vahyedecekse vahyetti . Ne göründüyse gönlü onu yalanlamadı. Gördükleri üzerine onunla tartışıyor musunuz ? Diğer bir inişinde de Sidretil Müntehada onu gördüydü . (Sidra ağacı nebk denilen iğneli ağaç) Meva cenneti onun yanında ydı (Cennet görüntüsü eşliğinde) Sidreti kaplayan / bürüyen kaplıyordu. Ne gözü kaydı / şaşıladı ne de taşkınlık etti / haddi aştı. Rabbinin en büyük ayetlerinden de gördüydü.
Sidre-i Müntehâ’nın yanında.
Sidretü'l-Münteha (uzak ağaç)ın yanında,
Sidret'ül-münteha'nın dipnot 1 yakınında.
(Bu defa) Sidret'ül-münteha'nın dipnot 1 yanındaydı.
Sidre-i Münteha’nın yanında.
Sidre-i Münteha'nın yanında
Son sınır ağacı, Sidretül Münteha yanında.
At the site where he -the Spirit Jibril- took Up his station in the realm of heaven, a site designated " Sidrat Al Montaha "; (interpreted to be the boundary fenced by trees, where no one, spiritual or otherwise can ascend or descend beyond, unless ordained by Allah,)
by the lote tree beyond which none may pass
Near the Lote-tree beyond which none may pass:
by the lote-tree at the farthest boundary,
by the Lote-tree of the Final Limit,
Near Sidrat-ul-Muntaha (a lote-tree of the utmost boundary over the seventh heaven beyond which none can pass).
by the Lote Tree of the Ultimate Boundary,
It was near the Sidrah which stands at the farthest end (of knowledge),
by the Lote-Tree of the Boundary
in the Garden (beyond which none will pass).
by the lote tree none may pass;
At the ultimate point.
by the lote-tree beyond which there is no passing:
At the Lote-tree of the furthest boundary;
At the Lote-Tree of the Utmost Boundary.
By the lote-tree of the utmost boundary,
By the Lote-tree beyond which none can pass,
by the lote-tree of the farthest limit,
at the Lote Tree of the most extreme limit ˹in the seventh heaven˺—
At the ultimate point.
At the ultimate point.
At the Lote Tree of the Utmost Boundary -
By the Lote Tree of the Finality
At the Ultimate Mark ('Sidratil muntaha' = The last Lote-tree = The point where the human intellect is left with nothing but astonishment!)
Near the lote-tree (a thorny but a fruit bearing tree in Middle East beyond which none may pass: Symbolically, it is the limit of human understanding):
by Sidrat-ul-Muntahā (the lote-tree in the upper realm),
At the ultimate point.