Necm suresi

Necm suresi, 17. ayet

Necm suresi, 17. ayet. مَا زَاغَ ٱلْبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ

mâ zâga-lbeṣaru vemâ ṭagâ.

Diyanet İşleri

Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Necm 14–20 · surenin 17. ayeti / 62

Konu Vahyin geliş biçimi ve Sidretü'l-Müntehâ Necm 1–18 3

  1. Necm 14

    Sidretü'l-Münteha'nın yanında.

  2. Necm 15

    Me'va cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır.

  3. Necm 16

    O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.

  4. 17

    Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.

  5. Necm 18

    Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü.

  6. Necm 19–20

    (19-20) Lat ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

17. “(Muhammed’in) gözü başka yöne” ne sağa, ne sola, asıl maksadından başka bir yere “kaymadı ve” yine gözü “sınırı da aşmadı.”

Bu, o yüce peygamberin edebinin kemâlini göstermektedir. -Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun.- Allah’ın kendisini ulaştırdığı konumda durdu. Ondan geri kalmadığı gibi ileri de gitmedi, başka bir yere de sapmadı. Bu, öncekileri de sonrakileri de geride bıraktığı pek büyük edebin en mükemmel derecesidir. Çünkü verilen emri ihlal etmek, şu hususlardan birisi ile olur: Ya kul, emrolunduğunun gereğini yerine getirmez veya kusurlu olarak yerine getirir yahut aşırıya kaçarak yerine getirir ya da sağa ve sola kayarak yerine getirir. Bütün bu hususlar ise Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hakkında söz konusu değildir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gözü sağa sola kaymadı. Kendisine belirlenen sınırı aşmadı.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. مَا ma
  2. زَاغَ zaga şaşmadı kök: زيغ
  3. ٱلْبَصَرُ l-besaru göz(ü) kök: بصر
  4. وَمَا ve ma ve
  5. طَغَىٰ taga azmadı kök: طغي

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac

    Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya…

  • Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac

    (1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

  • Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac

    (1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

  • Aynı kök: زيغ (9 geçiş)

    O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde bir eğrilik…

  • Aynı kök: زيغ (9 geçiş)

    (Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok…

  • Aynı kök: زيغ (9 geçiş)

    Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın…

  • Aynı kök: طغي (39 geçiş)

    Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.

  • Aynı kök: طغي (39 geçiş)

    Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

60 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Peygamber'in) gözü ne (sağa sola) kaymış ne de sınırı aşmıştı.

Mustafa İslamoğlu

Gönül gözü ne şaştı ve kamaştı, ne de haddi aştı:

Muhammed Esed

(Dikkat edin,) göz ne kaydı, ne de (başka yöne) çevrildi:

Ahmed Hulusi

Görüşü ne kaydı (gayrı kavramına); ne de haddi aştı (hakikati müşahededen dolayı tanrılık davasına düşüp, Firavunlaştı)!

Ali Bulaç

Göz kayıp şaşmadı ve (sınırı) aşmadı.

Ali Özek ve heyeti

Gözü kaymadı ve sınırı aşmadı.

Ali Rıza Safa

Göz, ne şaştı ne de sınırı aştı.

Bayraktar Bayraklı

- Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-münteha yanında. O ağacın yanında Me'va cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü.

Edip Yüksel

Göz şaşmadı, sınırı da aşmadı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Göz şaşmadı, sınırı da aşmadı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Göz ne şaştı, ne (de sınırı) aştı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Göz, ne şaştı ne aştı

Erhan Aktaş

Bakış şaşmadı ve haddi aşmadı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bakış şaşmadı ve haddi aşmadı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Göz şaşmadı ve haddi aşmadı.

Gültekin Onan

Göz kayıp şaşmadı ve (sınırı) aşmadı.

Hasan Basri Çantay

(Peygamberin) göz (ü, gördüğünden) ağmadı, (onu) aşmadı da.

İbni Kesir

Göz, ne şaştı ne aştı.

Mehmet Alagaş

(1-18) Battığında / heva olduğunda yıldıza yemin olsun ki , a rkadaşınız şaşırmadı ve azıtmadı . Keyfinden / hevasından konuşmaz / nutuk etmez. O, ancak vahyedilen vahiydir. Ona şiddetli kuvvet sahibi / Cebrail öğretti. Üstün akıl sahibi ve kapsayıcıdır / istiva etmiştir. Ve yüksek ufuktadır. Sonra iyice sokuldu / yaklaştı ve aşağı doğru sarktı . İki yay miktarı yahut daha yakın (ednaa) oldu . Ve O’nun kuluna ne vahyedecekse vahyetti . Ne göründüyse gönlü onu yalanlamadı. Gördükleri üzerine onunla tartışıyor musunuz ? Diğer bir inişinde de Sidretil Müntehada onu gördüydü . (Sidra ağacı nebk denilen iğneli ağaç) Meva cenneti onun yanında ydı (Cennet görüntüsü eşliğinde) Sidreti kaplayan / bürüyen kaplıyordu. Ne gözü kaydı / şaşıladı ne de taşkınlık etti / haddi aştı. Rabbinin en büyük ayetlerinden de gördüydü.

Rowwad Tercüme Merkezi

Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.

Süleyman Ateş

(Muhammed'in) Göz(ü) şaşmadı ve azmadı.

Süleymaniye Vakfı

(Muhammed'in) Gözü başka tarafa kaymadı, haddini de aşmadı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gözü bir yere kaymadı, söylenenin dışına da çıkmadı.

Şaban Britch

Göz, ne şaştı, ne aştı.

Şaban Piriş

Göz, ne şaştı; ne aştı.

Yaşar Nuri Öztürk

Göz ne kayıp şaştı ne azıp haddi aştı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

He -Muhammad- never turned aside, nor did he lose sight of anything he was meant to see at that site, nor did his mind's eyes wander here or there.

Abdul Haleem

His sight never wavered, nor was it too bold,

Abdullah Yusuf Ali

(His) sight never swerved, nor did it go wrong!

Abul A'la Maududi

His eye did not waver, nor did it stray, dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, on the one hand, the Messenger (peace be upon him) of Allah was so firm and steadfast that even in the presence of the great divine splendor and glory his sight was not dazzled and he went on gazing at it with great composure. On the other hand, he was in such complete control of himself and so exclusively attentive that he kept his mind and his sight focused upon the object for which he had been summoned, and he did not let his sight wander to any side like a spectator’s to have a glimpse of the wonderful objects present there. This can be understood by the example of a person who gets an opportunity to be present in the court of a mighty and powerful king, where he comes across such glory and splendor that had never even been conceived by him before. Now, if he be a shallow person, he would be struck with amazement, and if he be un-initiated in the court etiquette, he would become heedless of the royal presence and would turn his gaze to every side to look at the embellishments of the court. But a noble, reverent and dutiful person will neither be stupefied and confounded, nor will become lost in witnessing the court, but will present himself with full dignity and will keep his mind concentrated on the object for which he had been summoned in the royal court. This very virtue and quality of the Prophet (peace be upon him) has been esteemed in this verse.

Aisha Bewley

His eye did not waver nor did he look away.

Al-Hilali & Khan

The sight (of Prophet Muhammad صلى الله عليه وسلم) turned not aside (right or left), nor it transgressed beyond the limit (ordained for it).

Ali Quli Qarai

The gaze did not swerve, nor did it overstep the bounds.

Amatul Rahman Omar

(When he saw the Divine Manifestation) his eye deviated not (from the certainty of the Truth) nor did it wander away (from the invincible faith on which he stood).

Arthur John Arberry

his eye swerved not; nor swept astray.

Bijan Moeinian

His eyes did not blink while looking straight.

E. Henry Palmer

The sight swerved not nor wandered.

Edip-Layth

The eyes did not waver, nor go blind.

George Sale

his eye-sight turned not aside, neither did it wander:

Hamid S. Aziz

The eye did not swerve, nor did it exceed the limit (or was over bold or went wrong).

Mahmoud Ghali

In no way did (his) beholding (i. e., the eyesight) swerve, and in no way was it inordinate.

Marmaduke Pickthall

The eye turned not aside nor yet was overbold.

Mohamed Ahmed - Samira

Neither did sight falter nor exceed the bounds.

Muhammad Asad

[And withal, ] the eye did not waver, nor yet did it stray:

Mustafa Khattab

The ˹Prophet’s˺ sight never wandered, nor did it overreach.

Progressive Muslims

The eyes did not waver, nor go blind.

Rashad Khalifa

The eyes did not waver, nor go blind.

Sahih International

The sight [of the Prophet] did not swerve, nor did it transgress [its limit].

Sam Gerrans

The vision did not deviate, nor did it transgress.

Shabbir Ahmed

Yet, his sight wavered not and wandered not.

Syed Vickar Ahamed

The (Prophet’s) vision (of Angel Gabriel) was never broken and it did not go wrong!

Taqi Usmani

The eye neither went wrong, nor did exceed the limit.

The Monotheist Group

The eyes did not waver, nor go blind.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Necm suresi, 17. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Necm suresi, 17. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Necm suresi, 17. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩