Diyanet İşleri
(Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.
Necm suresi
Necm suresi, 9. ayet. فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَىٰ
fekâne ḳâbe ḳavseyni ev ednâ.
(Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Vahyin geliş biçimi ve Sidretü'l-Müntehâ Necm 1–18 3
(5-7) (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (asli suretine girip) doğruldu.
Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.
(Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.
Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.
Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.
(Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
9. Ona yakınlığı “iki yay kadar” yayın ne olduğu malumdur (ok atılan yay) “hatta” iki yaydan “daha da yakın idi.”
Bu, onun Allah Rasûlü’ne risaleti getirme noktasında ne kadar mükemmel derecede yakın olduğunu ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile Cibrîl aleyhisselam arasında başka herhangi bir vasıta bulunmadığını göstermektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
(Cebrail'in) yakınlığı iki yay boyu kadardı veya daha yakındı.
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac · Ortak kavram: Dünya
Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac
Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya…
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac
(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
Ortak kavram: Dünya
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Ortak kavram: Dünya
Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…
Ortak kavram: Dünya
Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İki yay arası kadar, hatta dipnot 1 daha da yakın olmuştu.
öyle ki, iki yay aralığı, hatta daha az bir mesafe kaldı:
aralarında iki yay mesafesi kalıncaya kadar, hatta daha da yakınına.
İki yayın birleşimi (kab-ı kavseyn) veya Edna (daha da yakın) oldu!
Nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha yakınlaştı.
O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.
İki yay uzaklığı ölçüsünde veya daha yakın.
- Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğinivahyetti.
Mesafe iki yay kadar veya daha yakın oldu.
Mesafe iki yay kadar veya daha yakın oldu.
Aradaki mesafe iki yay boyu oldu, hatta daha yakın;
"kabe kavseyni ev edna" oldu da
Böylece iki yay aralığı kadar, hatta daha yakın oldu.
Böylece iki yay aralığı kadar, hatta daha yakın oldu.
Böylece yayın iki ucu kadar, hatta daha yakın oldu.
Nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha yakınlaştı.
(Bu suretle o, peygamberlere) iki yay kadar, yahud daha yakın oldu da,
İki yay kadar yahut daha da yakın oldu.
(1-18) Battığında / heva olduğunda yıldıza yemin olsun ki , a rkadaşınız şaşırmadı ve azıtmadı . Keyfinden / hevasından konuşmaz / nutuk etmez. O, ancak vahyedilen vahiydir. Ona şiddetli kuvvet sahibi / Cebrail öğretti. Üstün akıl sahibi ve kapsayıcıdır / istiva etmiştir. Ve yüksek ufuktadır. Sonra iyice sokuldu / yaklaştı ve aşağı doğru sarktı . İki yay miktarı yahut daha yakın (ednaa) oldu . Ve O’nun kuluna ne vahyedecekse vahyetti . Ne göründüyse gönlü onu yalanlamadı. Gördükleri üzerine onunla tartışıyor musunuz ? Diğer bir inişinde de Sidretil Müntehada onu gördüydü . (Sidra ağacı nebk denilen iğneli ağaç) Meva cenneti onun yanında ydı (Cennet görüntüsü eşliğinde) Sidreti kaplayan / bürüyen kaplıyordu. Ne gözü kaydı / şaşıladı ne de taşkınlık etti / haddi aştı. Rabbinin en büyük ayetlerinden de gördüydü.
Böylece iki yay (boyu) kadar hatta daha da yaklaştı.
(Muhammed ile arasındaki mesafe) İki yay uzunluğu kadar, yahut daha az kaldı.
(Muhammed'e) İki zira (yaklaşık bir kol mesafesi) kadar dipnot 1 hatta daha da yaklaştı.
(Muhammed ile) İki yayın tek kirişi gibi oldular; hatta daha da yakınlaştılar.
Araları iki yay kadar veya daha yakın idi.
Araları iki yay kadar veya daha yakın idi.
İki yayın beraberliği gibi, belki ondan da yakındı.
Until the intervening distance between him and Muhammad was no more than two bows length or even closer
until he was two bow-lengths away or even closer––
And was at a distance of but two bow-lengths or (even) nearer;
until he was two bows' length away, or nearer. dipnot 1
He was two bow-lengths away or even closer.
And was at a distance of two bows’ length or (even) nearer.
until he was within two bows’ length or even nearer,
So that he became (as it were) one chord to two bows or closer still.
two bows' length away, or nearer,
of the universe…
until he was two bows length off or nigher still!
Until he became as near as two bow-lengths or nearer.
until He was at the distance of two bows length from him, or yet nearer:
Until he was two bows distant or closer still.
So he was at two bows (distance) or (even) closer (still).
Till he was (distant) two bows' length or even nearer,
Until a space of two bow (arcs) or even less remained,
until he was but two bow-lengths away, or even nearer.
that he was only two arms-lengths away or even less.[1]
Until he became as near as two bow-lengths or nearer.
Until He became as close as possible.
And was at a distance of two bow lengths or nearer.
And was at a distance of two bows’ length or nearer,
Till he was but two bow-lengths away, or even closer. (The Divine Will and the will of the Messenger merged together, like the two of you join your bows as a bond of friendship (8:17)).
And was at a distance of only two bow-lengths (of spiritual union) or even nearer;
so as he was at a distance like that of two bows (joined together), rather even nearer.
Until he became as near as two bow-lengths or nearer.