Diyanet İşleri
Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.
Necm suresi
Necm suresi, 10. ayet. فَأَوْحَىٰٓ إِلَىٰ عَبْدِهِۦ مَآ أَوْحَىٰ
feevḥâ ilâ `abdihî mâ evḥâ.
Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Vahyin geliş biçimi ve Sidretü'l-Müntehâ Necm 1–18 3
(5-7) (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (asli suretine girip) doğruldu.
Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.
(Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.
Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.
Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.
(Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?
Andolsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (asli suretiyle) görmüştü.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
10. “Böylece” Allah, Cibrîl aleyhisselam vasıtası ile “kuluna” Muhammed’e sallallahu aleyhi ve sellem “vahyedeceğini vahyetti.” Yani ona vahyettiği pek büyük şeriati ve dosdoğru haberleri bildirdi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Cebrail, Allah'ın kulu Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e vahyedilmesi gerekeni vahyetti.
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac · Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
(Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac
Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya…
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac
(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
(Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen…
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
Biz, Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya,…
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
Hani bir de, "Bana ve Peygamberime iman edin" diye havarilere ilham etmiştim. Onlar da "İman ettik. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol"…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Böylece Cebrail, Allah'ın) kendisine vahyettiğini kuluna (Peygamber'e) vahyetmişti.
İşte (Allah)'ın kuluna vahyettiğini böylece iletmiş oldu.
Böylece (Allah), vahyedilmesini uygun gördüğü her şeyi kuluna vahyetmiş oldu.
Böylece kuluna vahyettiğini vahyetti.
Böylece O'nun kuluna vahyettiğini vahyetti.
Bunun üzerine Allah, kuluna vahyini bildirdi.
Sonunda, O'nun, kuluna bildirdiğini bildirdi.
- Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğinivahyetti.
Ve sonra kuluna ne bildirilecekse onu vahiy etti.
Ve sonra kuluna ne bildirilecekse onu vahyetti.
kuluna verdiği vahyi verdi.
Verdi kuluna verdiği vahyi
Kuluna dipnot 1 vahyedeceği şeyi vahyetti. dipnot 2
Kuluna dipnot 1 vahyedeceği şeyi vahyetti. dipnot 2
Kuluna vahyedeceği şeyi vahyetti.
Böylece O'nun kuluna vahyettiğini vahyetti.
(Allahın) kuluna vahy etdiği neyse onu vahyetdi.
O vakit kuluna vahyedeceğini etti.
(1-18) Battığında / heva olduğunda yıldıza yemin olsun ki , a rkadaşınız şaşırmadı ve azıtmadı . Keyfinden / hevasından konuşmaz / nutuk etmez. O, ancak vahyedilen vahiydir. Ona şiddetli kuvvet sahibi / Cebrail öğretti. Üstün akıl sahibi ve kapsayıcıdır / istiva etmiştir. Ve yüksek ufuktadır. Sonra iyice sokuldu / yaklaştı ve aşağı doğru sarktı . İki yay miktarı yahut daha yakın (ednaa) oldu . Ve O’nun kuluna ne vahyedecekse vahyetti . Ne göründüyse gönlü onu yalanlamadı. Gördükleri üzerine onunla tartışıyor musunuz ? Diğer bir inişinde de Sidretil Müntehada onu gördüydü . (Sidra ağacı nebk denilen iğneli ağaç) Meva cenneti onun yanında ydı (Cennet görüntüsü eşliğinde) Sidreti kaplayan / bürüyen kaplıyordu. Ne gözü kaydı / şaşıladı ne de taşkınlık etti / haddi aştı. Rabbinin en büyük ayetlerinden de gördüydü.
Cebrail, Allah'ın kuluna vahyettiğini vahyetti.
Kuluna, vahyettiğini vahyetti.
Sonra o, vahyedeceği şeyi, Allah'ın kuluna (Muhammed'e) vahyetti dipnot 1 .
Allah'ın kendine vahyettiğini, Allah'ın kuluna (Muhammed'e) vahyetti.
İşte (Allah) kuluna vahyettiğini vahyetti.
O anda (Allah'ın) kuluna vahyettiğini iletti.
Böylece vahyetti kuluna vahyettiğini.
And through him -the spirit Jibril- did Allah inspire His servant Muhammad- with whatever was meant to be intimated,
and revealed to God’s servant what He revealed.
So did (Allah) convey the inspiration to His Servant- (conveyed) what He (meant) to convey.
Then he revealed to Allah's servant whatever he had to reveal. dipnot 1
Then He revealed to His slave what He revealed.
So (Allâh) revealed to His slave [Muhammad صلى الله عليه وسلم through Jibrîl (Gabriel) عليه السلام] whatever He revealed.
whereat He revealed to His servant whatever He revealed.
Then He revealed that excellent and mighty (Qur'ânic) revelation which He had to send to His servant (Muhammad),
then revealed to his servant that he revealed.
to reveal His Message.
Then he inspired his servant what he inspired him;
He then conveyed the inspiration to His servant what was to be revealed.
And He revealed unto his servant that which He revealed.
And He revealed to His servant what He revealed.
Then He Allah) revealed to His bondman what He revealed.
And He revealed unto His slave that which He revealed.
When He revealed to His votary what He revealed.
And thus did [God] reveal unto His servant whatever He deemed right to reveal.
Then Allah revealed to His servant what He revealed ˹through Gabriel˺.
He then conveyed the inspiration to His servant what was to be revealed.
He then revealed to His servant what was to be revealed.
And he revealed to His Servant what he revealed.
Then He revealed to His servant what He revealed.
And thus He revealed to His servant what He revealed.
Like this (Allah) brought the Revelation (and the Message) to His servant (the Prophet)— (made known) what He (wanted) to reveal.
Thus He (Allah) revealed to His slave what He revealed.
He then inspired to His servant what He inspired.