Necm suresi

Necm suresi, 10. ayet

Necm suresi, 10. ayet. فَأَوْحَىٰٓ إِلَىٰ عَبْدِهِۦ مَآ أَوْحَىٰ

feevḥâ ilâ `abdihî mâ evḥâ.

Diyanet İşleri

Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Necm 7–13 · surenin 10. ayeti / 62

Konu Vahyin geliş biçimi ve Sidretü'l-Müntehâ Necm 1–18 3

  1. Necm 7

    (5-7) (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (asli suretine girip) doğruldu.

  2. Necm 8

    Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.

  3. Necm 9

    (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.

  4. 10

    Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.

  5. Necm 11

    Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.

  6. Necm 12

    (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?

  7. Necm 13

    Andolsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (asli suretiyle) görmüştü.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

10. “Böylece” Allah, Cibrîl aleyhisselam vasıtası ile “kuluna” Muhammed’e sallallahu aleyhi ve sellem “vahyedeceğini vahyetti.” Yani ona vahyettiği pek büyük şeriati ve dosdoğru haberleri bildirdi.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Cebrail, Allah'ın kulu Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e vahyedilmesi gerekeni vahyetti.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَأَوْحَىٰٓ feevha sonra vahyetti kök: وحي
  2. إِلَىٰ ila
  3. عَبْدِهِۦ abdihi kuluna kök: عبد
  4. مَآ ma
  5. أَوْحَىٰ evha vahyettiğini kök: وحي

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac · Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy

    (Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.

  • Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac

    Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya…

  • Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac

    (1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

  • Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy

    (Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen…

  • Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy

    Biz, Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya,…

  • Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy

    Hani bir de, "Bana ve Peygamberime iman edin" diye havarilere ilham etmiştim. Onlar da "İman ettik. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol"…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

60 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Böylece Cebrail, Allah'ın) kendisine vahyettiğini kuluna (Peygamber'e) vahyetmişti.

Mustafa İslamoğlu

İşte (Allah)'ın kuluna vahyettiğini böylece iletmiş oldu.

Muhammed Esed

Böylece (Allah), vahyedilmesini uygun gördüğü her şeyi kuluna vahyetmiş oldu.

Ahmed Hulusi

Böylece kuluna vahyettiğini vahyetti.

Ali Bulaç

Böylece O'nun kuluna vahyettiğini vahyetti.

Ali Özek ve heyeti

Bunun üzerine Allah, kuluna vahyini bildirdi.

Ali Rıza Safa

Sonunda, O'nun, kuluna bildirdiğini bildirdi.

Bayraktar Bayraklı

- Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğinivahyetti.

Edip Yüksel

Ve sonra kuluna ne bildirilecekse onu vahiy etti.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ve sonra kuluna ne bildirilecekse onu vahyetti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

kuluna verdiği vahyi verdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Verdi kuluna verdiği vahyi

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kuluna vahyedeceği şeyi vahyetti.

Gültekin Onan

Böylece O'nun kuluna vahyettiğini vahyetti.

Hasan Basri Çantay

(Allahın) kuluna vahy etdiği neyse onu vahyetdi.

İbni Kesir

O vakit kuluna vahyedeceğini etti.

Mehmet Alagaş

(1-18) Battığında / heva olduğunda yıldıza yemin olsun ki , a rkadaşınız şaşırmadı ve azıtmadı . Keyfinden / hevasından konuşmaz / nutuk etmez. O, ancak vahyedilen vahiydir. Ona şiddetli kuvvet sahibi / Cebrail öğretti. Üstün akıl sahibi ve kapsayıcıdır / istiva etmiştir. Ve yüksek ufuktadır. Sonra iyice sokuldu / yaklaştı ve aşağı doğru sarktı . İki yay miktarı yahut daha yakın (ednaa) oldu . Ve O’nun kuluna ne vahyedecekse vahyetti . Ne göründüyse gönlü onu yalanlamadı. Gördükleri üzerine onunla tartışıyor musunuz ? Diğer bir inişinde de Sidretil Müntehada onu gördüydü . (Sidra ağacı nebk denilen iğneli ağaç) Meva cenneti onun yanında ydı (Cennet görüntüsü eşliğinde) Sidreti kaplayan / bürüyen kaplıyordu. Ne gözü kaydı / şaşıladı ne de taşkınlık etti / haddi aştı. Rabbinin en büyük ayetlerinden de gördüydü.

Rowwad Tercüme Merkezi

Cebrail, Allah'ın kuluna vahyettiğini vahyetti.

Süleyman Ateş

Kuluna, vahyettiğini vahyetti.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'ın kendine vahyettiğini, Allah'ın kuluna (Muhammed'e) vahyetti.

Şaban Britch

İşte (Allah) kuluna vahyettiğini vahyetti.

Şaban Piriş

O anda (Allah'ın) kuluna vahyettiğini iletti.

Yaşar Nuri Öztürk

Böylece vahyetti kuluna vahyettiğini.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And through him -the spirit Jibril- did Allah inspire His servant Muhammad- with whatever was meant to be intimated,

Abdul Haleem

and revealed to God’s servant what He revealed.

Abdullah Yusuf Ali

So did (Allah) convey the inspiration to His Servant- (conveyed) what He (meant) to convey.

Abul A'la Maududi

Then he revealed to Allah's servant whatever he had to reveal. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The sentence faauha ila abdihi ma auha of the text can have two translations:

Aisha Bewley

Then He revealed to His slave what He revealed.

Al-Hilali & Khan

So (Allâh) revealed to His slave [Muhammad صلى الله عليه وسلم through Jibrîl (Gabriel) عليه السلام] whatever He revealed.

Ali Quli Qarai

whereat He revealed to His servant whatever He revealed.

Amatul Rahman Omar

Then He revealed that excellent and mighty (Qur'ânic) revelation which He had to send to His servant (Muhammad),

Arthur John Arberry

then revealed to his servant that he revealed.

Bijan Moeinian

to reveal His Message.

E. Henry Palmer

Then he inspired his servant what he inspired him;

Edip-Layth

He then conveyed the inspiration to His servant what was to be revealed.

George Sale

And He revealed unto his servant that which He revealed.

Hamid S. Aziz

And He revealed to His servant what He revealed.

Mahmoud Ghali

Then He Allah) revealed to His bondman what He revealed.

Marmaduke Pickthall

And He revealed unto His slave that which He revealed.

Mohamed Ahmed - Samira

When He revealed to His votary what He revealed.

Muhammad Asad

And thus did [God] reveal unto His servant whatever He deemed right to reveal.

Mustafa Khattab

Then Allah revealed to His servant what He revealed ˹through Gabriel˺.

Progressive Muslims

He then conveyed the inspiration to His servant what was to be revealed.

Rashad Khalifa

He then revealed to His servant what was to be revealed.

Sahih International

And he revealed to His Servant what he revealed.

Sam Gerrans

Then He revealed to His servant what He revealed.

Shabbir Ahmed

And thus He revealed to His servant what He revealed.

Syed Vickar Ahamed

Like this (Allah) brought the Revelation (and the Message) to His servant (the Prophet)— (made known) what He (wanted) to reveal.

Taqi Usmani

Thus He (Allah) revealed to His slave what He revealed.

The Monotheist Group

He then inspired to His servant what He inspired.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Necm suresi, 10. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Necm suresi, 10. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Necm suresi, 10. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩