Yûnus suresi

Yûnus suresi, 83. ayet

Yûnus suresi, 83. ayet. فَمَآ ءَامَنَ لِمُوسَىٰٓ إِلَّا ذُرِّيَّةٌ مِّن قَوْمِهِۦ عَلَىٰ خَوْفٍ مِّن فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِمْ أَن يَفْتِنَهُمْ وَإِنَّ فِرْعَوْنَ لَعَالٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَإِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلْمُسْرِفِينَ

femâ âmene limûsâ illâ ẕürriyyetüm min ḳavmihî `alâ ḫavfim min fir`avne vemeleihim ey yeftinehüm. veinne fir`avne le`âlin fi-l'arḍ. veinnehû lemine-lmüsrifîn.

Diyanet İşleri

Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun, o yerde zorba bir kişi idi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Yûnus 80–86 · surenin 83. ayeti / 109

Konu Mûsâ, Firavun, sihirbazlar ve denizden geçiş Yûnus 75–93 3

  1. Yûnus 80

    Sihirbazlar gelince Musa onlara, "Atacağınızı atın (hünerinizi ortaya koyun)" dedi.

  2. Yûnus 81

    Sihirbazlar atacaklarını atınca, Musa dedi ki: "Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah, onu elbette boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini düzeltmez.

  3. Yûnus 82

    Suçluların hoşuna gitmese de, Allah, hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir."

  4. 83

    Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun, o yerde zorba bir kişi idi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi.

  5. Yûnus 84

    Musa, "Ey kavmim! Eğer siz gerçekten Allah'a iman etmişseniz, eğer O'na teslim olmuş kimseler iseniz, artık sadece O'na tevekkül edin" dedi.

  6. Yûnus 85

    Onlar da şöyle dediler: "Biz yalnız Allah'a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz, bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!"

  7. Yûnus 86

    Bizi rahmetinle o kafirler topluluğundan kurtar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

83. “Mûsâ’ya kavminden birtakım gençler dışında kimse iman etmedi.” Yani İsrailoğullarına mensup birtakım gençler, korkmalarına rağmen iman kalplerinde iyice yerleştiği için sabredip imanlarını sürdürdüler. “Bunlar da Firavun’un ve ileri gelenlerinin kendilerini” dinlerinden çevirmek suretiyle “fitneye düşürmelerinden korkuyorlardı. Çünkü Firavun gerçekten ülkede üstün (güç sahibi) bir kişi idi.” Onun ülkeden üstünlüğü ve baskın bir gücü vardı. O bakımdan onun cezalandırmasından korkmakta haklı idiler. Özellikle de “o, gerçekten” azgınlıkta ve düşmanlıkta “haddi aşanlardandı.”

Mûsâ’ya ancak kavminin gençlerinden bir topluluğun iman edip başka kimselerin iman etmeyişindeki hikmet -doğrusunu en iyi Allah bilir ama- gençlerin ve çocukların hakkı kabule daha yatkın, hakka daha çok itaat edip boyun eğen kimseler oluşundan dolayı olsa gerektir. Küfür üzere yetişen yaşlı ve yetişkinler ise böyle değildir. Çünkü bu yaşlılar, kalplerinde bozuk akidelerin yer etmiş olması ve uzun bir süre öylece kalması dolayısı ile başkalarına göre haktan daha uzaktırlar.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bu topluluk inanmayıp, yüz çevirmekte ısrar etti. Açık ayetler (mucizeler) ve apaçık delilleri getirdiği halde iman ettikleri ortaya çıkacak olursa Firavun ve kavminin büyüklerinin kendilerini imandan döndürmelerinden ve işkence etmelerinden korktuklarından dolayı kendi kavmi olan İsrailoğulları'ndan gençlerden başka Musa -aleyhisselam-'ı tasdik eden olmadı. Firavun; Mısır'a ve Mısır ehline musallat olmuş büyüklenen bir kimseydi. O; küfürde ve İsrailoğulları'nı öldürmekte ve onlara işkence etmekte haddi aşmış bir kimse idi.

Kelimeler

22 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَمَآ fema olmadı
  2. ءَامَنَ amene iman eden kök: امن
  3. لِمُوسَىٰٓ limusa Musa'ya
  4. إِلَّا illa başka
  5. ذُرِّيَّةٌۭ zurriyyetun bir genç takımdan kök: ذرر
  6. مِّن min -nden
  7. قَوْمِهِۦ kavmihi kavmi- kök: قوم
  8. عَلَىٰ ala
  9. خَوْفٍۢ havfin korkusuyla kök: خوف
  10. مِّن min -dan
  11. فِرْعَوْنَ fir'avne Firavun-
  12. وَمَلَإِي۟هِمْ ve meleihim ve adamlarının kök: ملا
  13. أَن en
  14. يَفْتِنَهُمْ ۚ yeftinehum kötülük etmeleri kök: فتن
  15. وَإِنَّ ve inne ve şüphesiz
  16. فِرْعَوْنَ fir'avne Firavun
  17. لَعَالٍۢ leaalin iyice büyüklenmişti kök: علو
  18. فِى fi
  19. ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde kök: ارض
  20. وَإِنَّهُۥ ve innehu ve şüphesiz o
  21. لَمِنَ lemine kimselerdendi
  22. ٱلْمُسْرِفِينَ l-musrifine çok aşırı giden kök: سرف

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kafirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kafirler…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Hani sana, "Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur'an'da lanetlenmiş bulunan o ağacı da sırf…

  • Aynı kök: ذرر (38 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar hakkında endişeye kapılanlar, (yetimler hakkında da) ürperip korksunlar. Allah'a karşı…

  • Aynı kök: علو (70 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…

  • Aynı kök: علو (70 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Şöyle dedik: "Korkma (ey Musa!). Çünkü, sensin en üstün olan."

  • Aynı kök: سرف (23 geçiş) · Aynı kök: علو (70 geçiş)

    (30-31) Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun'dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.

  • Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.

  • Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Ey iman edenler! Andolsun, Allah sizleri, ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki, görmediği halde kendisinden…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Firavun ve yöneticilerinin kendilerine fitne (sıkıntı) vermelerinden korkmaları nedeniyle, kavminden bir grup insandan başka kimse Musa'ya iman etmemişti. Şüphesiz ki Firavun yeryüzünde kibirlenen biriydi ve elbette o, haddi aşanlardandı. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Zuhruf 43:54.

Mustafa İslamoğlu

Firavun ve onların önde gelenleri kendilerine işkence ederler korkusuyla, Musa'ya onun kavminden sadece bir avuç insan iman etti. Çünkü Firavun ülkede gerçekten de otorite ve baskı sahibiydi; zaten o dengesizin tekiydi.

Muhammed Esed

Firavun ve onun seçkinler çevresi kendilerine zulmeder korkusuyla (başkaları geri dururken) kavminden ancak birkaç kişi Musa'ya olan inançlarını açıkladılar: çünkü Firavun ülkede gerçekten de nüfuz ve iktidar sahibiydi, ve üstelik ölçüsüz, acımasız biriydi.

Ahmed Hulusi

Firavun ve ileri gelenlerinin başlarına bela olacağı korkusuyla, Musa'ya, kendi halkından genç bir gruptan başka kimse iman etmedi. . . Muhakkak ki Firavun yeryüzünde zorba hükümran idi! Muhakkak ki o, israf edenlerdendi!

Ali Bulaç

Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı. Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı.

Ali Özek ve heyeti

Firavun ve adamlarının kendilerine işkence yapmalarından korkmaları dolayısıyla, Musa'ya sadece kavminin gençleri iman etmişti. Şüphesiz Firavun, yeryüzünde büyüklük taslayan ve aşırı gidenlerdendi.

Ali Rıza Safa

Firavun ve ileri gelenlerinin kötülüklerinden korktukları için, toplumunun arasındaki genç kuşaktan başkası Musa'ya inanmadı. Çünkü Firavun, ülkesinde büyüklük taslayan bir zorbaydı. Aslında, ölçüyü aşanlar arasındaydı.

Bayraktar Bayraklı

Firavun ve etrafındakilerin, kendilerine işkence etmesinden korkuya düştükleri için, halktan bir grup gençten başka kimse Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun, yeryüzünde ululuk taslayan bir diktatör ve haddi aşanlardan biri idi.

Edip Yüksel

Firavun ve erkanının işkence ve baskısından korktukları için Musa'yı, halkından ancak bir kaç kişi onayladı. Firavun, yeryüzünde haddi çok aşan bir zorba idi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Firavun ve erkanının işkence ve baskısından korktukları için Musa'ya, halkından ancak bir kaç kişi inandı. Firavun, yeryüzünde haddi çok aşan bir tiran idi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Özetle, Firavun ve adamlarının belası korkusundan önceleri Musa'ya -kavminin bir kısmından başka- iman eden olmadı; çünkü Firavun o yerde çok üstün ve çok aşırı giden taşkınlardan idi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hasılı Fir'avn ve cem'ıyyetinin belası korkusundan ibtida Musaya kavminin bir zürriyetinden başka iyman eden olmadı, çünkü Fir'avn o yerde çok üstün idi ve çok aşırı giden müsriflerden idi

Erhan Aktaş

Firavun ve melelerin, kendilerine kötülük yapacaklarından korktukları için, Musa'ya halkından az sayıda gençten başka iman eden olmadı. Zira Firavun, o yerde çok büyüklenmişti. O, çok aşırı gidenlerdendi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Firavun ve melelerin dipnot 1 , kendilerine kötülük yapacaklarından korktukları için, Musa'ya halkından az sayıda gençten başka inanan olmadı. Zira Firavun, o yerde çok büyüklenmişti. O, çok aşırı gidenlerdendi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Firavun ve ileri gelenlerinin, kendilerine kötülük yapacaklarından korktukları için, Musa'ya halkından az sayıda gençten başka inanan olmadı. Zira Firavun, o yerde çok büyüklenmişti. O, çok aşırı gidenlerdendi.

Gültekin Onan

Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- inanan olmadı / inanmadı. Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı.

Hasan Basri Çantay

Neticede (ve bidayetde) Musaya kavminin bir zürriyyetinden başkası — Fir'avn ile elebaşlarının kendilerine açacağı beladan korkusuna — iman etmedi. Çünkü Fir'avn o yerde (Mısırda) cidden gaalibdi ve cidden aşırı gidenlerdendi.

İbni Kesir

Firavun ve erkanının kendilerine fenalık yapmasından korktuklarından, kavminin bir kısım gençleri dışında kimse Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun, yeryüzünde çok ululanan ve gerçekten aşırı gidenlerdendi.

Mehmet Alagaş

(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kavminden Mûsâ'ya ’ya çok az bir topluluğun dışında iman eden olmadı. Onlar Firavun ve kavminin kendilerini (dinlerinden) çevirmesinden korkuyorlardı. Çünkü Firavun, o yerde üstündü ve o aşırı gidenlerdendi.

Süleyman Ateş

Fir'avn'ın ve adamlarının, kendilerine kötülük yapmasından korktukları için kavminin içinde Musa'ya, yalnız genç bir kuşaktan başkası inanmadı. Çünkü Fir'avn, yeryüzünde çok ululanan ve çok aşırı gidenlerden idi.

Süleymaniye Vakfı

Firavun ve ileri gelenleri işkence eder dipnot 1 korkusuyla toplumundan bir grup genç dışında Musa'ya inanan olmadı. Çünkü Firavun o topraklarda tam hakimiyet kurmuştu ve gerçek anlamda aşırı gidenlerdendi dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "İşkence" anlamı verdiğimiz kelime fitnedir. "Fitne", altını içindeki yabancı maddelerden ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Kur'an'da bu kelime imtihan (A'raf 7/155), aldatma (A'raf 7/27), cehennem azabı (Zariyat 51/10-14) ve savaş (Bakara 2/216) anlamlarında da kullanılmıştır.
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Firavun'un ve kendi önderlerinin baskısından korkmaları sebebiyle Musa'ya halkının gençleri dışında kimse inanmadı. Firavun orada tam bir hakimiyet kurmuştu ve aşırılıklar içindeydi.

Şaban Britch

Kavminden Musa’ya çok az bir topluluğun dışında iman eden olmadı. Onlar Firavun ve kavminin kendilerini (dinlerinden) çevirmesinden korkuyorlardı. Çünkü Firavun o yerde üstündü ve o, aşırı gidenlerdendi.

Şaban Piriş

Firavun ve çevresindekilerin işkence yapmasından korkmalarından dolayı kavminden Musa'ya çok küçük bir grubun dışında inanan olmadı. Çünkü Firavun o yerde hakimdi ve O, aşırı gidenlerdendi.

Yaşar Nuri Öztürk

Firavun ve kodamanlarının kendilerine kötülük etmelerinden korktukları için, kavmi arasından bir gençlik grubu dışında hiç kimse Musa'ya inanmadı. Çünkü Firavun, o toprakta gerçekten çok üstündü ve gerçekten sınır tanımaz azgınlardan biriydi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

The people of pharaoh, knew Mussa to be in the right. Nonetheless, only a few of them gave credence to the message through fear of Pharaoh and of the Pharonic nobility lest they should persecute them. Pharaoh was indeed an unmerciful tyrannical ruler in the land, who strayed beyond just limits, and in every manner and degree was he flagrantly excessive.

Abdul Haleem

But no one believed in Moses except a few of his own people, for fear that Pharaoh and their leaders would persecute them: Pharaoh was domineering in the land and prone to excess.

Abdullah Yusuf Ali

But none believed in Moses except some children of his people, because of the fear of Pharaoh and his chiefs, lest they should persecute them; and certainly Pharaoh was mighty on the earth and one who transgressed all bounds.

Abul A'la Maududi

None but a few youths dipnot 1 of Moses' people accepted him, dipnot 2 fearing that Pharaoh and their own chiefs would persecute them. Indeed Pharaoh was mighty in the land, he was among those who exceed all limits. dipnot 3

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Though literally zurriyyah means offspring, it has been translated into youths because the Quran has used this word here to point out a specific aspect of the matter. It is this: During that fearful period of persecution only a few young men and women showed the moral courage of acknowledging the Messenger of the truth as their leader and becoming his standard bearers. On the contrary, their fathers, mothers and elders had not the courage to follow him and endanger their worldly interests and even their lives. They not only followed the way of ease and expediency, but also discouraged their youth, saying, "Don’t go near Moses: for you will thus invite trouble both for yourselves and your elders."
  2. metne dön, dipnot 2
    The Quran has mentioned this particular aspect of the matter because the same was the case of the response to the mission of Prophet Muhammad (peace be upon him). In its initial stage, those who came forward were not the elders and the old people but some courageous youth. These first Muslims who were boldly facing persecution and enduring hardships for the sake of Islam were the young people. For instance, Ali-ibn-Abi Talib, Jaafar Tayyar, Zubair, Talhah, Saad bin Abi Waqqas, Musab bin Umair, Abdullah bin Masud, etc. were under twenty years when they embraced Islam. Abdur-Rahman bin Auf, Bilal, Suhail were under thirty years, and Abu Ubaidah-bin-al-Jarrah, Zaid bin Harithah, Uthman bin Affan and Umar Faruq were under thirty-five years. Abu Bakr was no more than 38 when he embraced Islam. Among the early Muslims, there is only one instance of a companion, Ammar bin Yasir, who was of the same age as the Prophet (peace be upon him) and another of Ubaidah bin Harith Muttalabi, who was older than the Prophet (peace be upon him).
  3. metne dön, dipnot 3
    Some people have misinterpreted the Arabic words say that all the people of Israel were unbelievers and at first only a few of them believed in the message. But when amama is followed by the letter lam, it generally means obeying and following. Thus the original words of the text will mean "a few youth from his own people obeyed and followed Moses," that is, only a few young people from the whole tribe of the Israelites had the courage to accept and acknowledge Prophet Moses (peace be upon him) as their leader and guide and stand by him in his struggle with Pharaoh and his chiefs. The words that follow make it quite clear that the Israelites refrained from this not because they did not believe in Prophet Moses (peace be upon him) or his message but because they (specially their elders) were afraid of exposing themselves to the persecution of Pharaoh. This state of fear was the result of their moral degeneration. Though all of them racially and religiously belonged to the community of Prophets Abraham, Isaac, Jacob and Joseph (peace be upon them all) and, therefore, were Muslims, yet slavery of centuries had so much degraded them that they had lost that spirit of Islam which impels one to become the standard bearer of Islam against the domination of unbelief and deviation, or imbues one with the courage to stand by the one who had raised that banner.

Aisha Bewley

No one had iman in Musa except for a few of his people out of fear that Pharaoh, and the elders, would persecute them. Pharaoh was high and mighty in the land. He was one of the profligate.

Al-Hilali & Khan

But none believed in Mûsâ (Moses) except the offspring of his people, because of the fear of Fir‘aun (Pharaoh) and his chiefs, lest they should persecute them; and verily, Fir‘aun (Pharaoh) was an arrogant tyrant on the earth, he was indeed one of the Musrifûn (polytheists, sinners and transgressors, those who give up the truth and follow the evil, and commit all kinds of great sins).

Ali Quli Qarai

But none believed in Moses except some youths from among his people, for the fear of Pharaoh and his elite that he would persecute them. For Pharaoh was indeed a tyrant in the land, and indeed he was an unrestrained [despot].

Amatul Rahman Omar

None, however, but a few youths from among his people accepted Moses (while others held back), for fear of Pharaoh and their chiefs lest he should persecute them. And surely Pharaoh was ever a tyrant in the land and truthfully he was of those who committed excesses (and high-handedness).

Arthur John Arberry

So none believed in Moses, save a seed of his people, for fear of Pharaoh and their Council, that they would persecute them; and Pharaoh was high in the land, and he was one of the prodigals.

Bijan Moeinian

What a shame that none believed in Moses except a few youths of his own people. They were afraid of Pharaoh and his administrators’ vindication. Surely, Pharaoh was an arrogant tyrant and the most extravagant.

E. Henry Palmer

But none believed in Moses, save a race of his own people, through fear of Pharaoh and his chiefs; lest he should afflict them, for verily, Pharaoh was lofty in the earth, and verily, he was extravagant.

Edip-Layth

Because of their fear from Pharaoh and his entourage that he would persecute them, none acknowledged Moses from his people except some of their descendants. Pharaoh was high in the land, and he was of the tyrants.

George Sale

And there believed not any on Moses, except a generation of his people, for fear of Pharaoh and of his princes, lest he should afflict them. And Pharaoh was lifted up with pride in the earth, and was surely one of the transgressors.

Hamid S. Aziz

But Allah verifies (or proves and establishes) the Truth by His Words, however much the guilty are averse.

Mahmoud Ghali

So, in no way did (anyone) believe Mûsa, (Moses) except (some) offspring of his people, with fear of Firaawn (Pharaoh) and their chiefs, that they would tempt them; (i. e., persecute them of force them into disbelief) and surely Firaawn was indeed exalted in the land, and surely he was indeed of the extravagant.

Marmaduke Pickthall

But none trusted Moses, save some scions of his people, (and they were) in fear of Pharaoh and their chiefs, that he would persecute them. Lo! Pharaoh was verily a tyrant in the land, and lo! he verily was of the wanton.

Mohamed Ahmed - Samira

But none of them put faith in Moses except some youths among his people who were nonetheless afraid lest the Pharaoh and his nobles should persecute them; for the Pharaoh was mighty in the land, and guilty of excesses.

Muhammad Asad

But none save a few of his people declared their faith in Moses, [while others held back] for fear of Pharaoh and their great ones, lest they persecute them: for, verily, Pharaoh was mighty on earth and was, verily, of those who are given to excesses.

Mustafa Khattab

But no one believed in Moses except a few youths of his people, while fearing that Pharaoh and their own chiefs might persecute them. And certainly Pharaoh was a tyrant in the land, and he was truly a transgressor.

Progressive Muslims

But none believed in Moses from his people except some from their descendants, because of their fear from Pharaoh and his leaders that he would persecute them. Pharaoh was high in the land, and he was of the tyrants.

Rashad Khalifa

None believed with Moses except a few of his people, while fearing the tyranny of Pharaoh and his elders. Surely, Pharaoh was much too arrogant on earth, and a real tyrant.

Sahih International

But no one believed Moses, except [some] youths among his people, for fear of Pharaoh and his establishment that they would persecute them. And indeed, Pharaoh was haughty within the land, and indeed, he was of the transgressors

Sam Gerrans

And there believed not Moses save a progeny of his people, for fear of Pharaoh and their eminent ones, that they would subject them to means of denial; and Pharaoh was exalted in the land, and he was of the committers of excess.

Shabbir Ahmed

Only a few of the Egyptians, some youngsters, could proclaim belief in Moses because of the fear of Pharaoh and his chiefs. Pharaoh was indeed a great tyrant on earth. He used to cross all bounds of human behavior.

Syed Vickar Ahamed

But no one believed in Musa (Moses) except some offspring of his people, because of the fear of men, Firon (Pharaoh) and his chiefs, in case they should punish them; And Firon (Pharaoh) was really arrogant and cruel on the earth and one who exceeded all limits.

Taqi Usmani

Then, except some youths of his people, no one believed in Mūsā for the fear of Pharaoh and his group, lest he should persecute them. Pharaoh was high-handed in the land and he was of those who crossed all limits.

The Monotheist Group

But none believed in Moses from his people except some from their descendants, because of their fear from Pharaoh and his commanders that he would persecute them. Pharaoh was high in the land, and he was of the tyrants.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 83. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 83. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Yûnus suresi, 83. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩