Nisâ suresi

Nisâ suresi, 65. ayet

Nisâ suresi, 65. ayet. فَلَا وَرَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ حَتَّىٰ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لَا يَجِدُوا۟ فِىٓ أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِّمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا۟ تَسْلِيمًا

felâ verabbike lâ yü'minûne ḥattâ yüḥakkimûke fîmâ şecera beynehüm ŝümme lâ yecidû fî enfüsihim ḥaracem mimmâ ḳaḍayte veyüsellimû teslîmâ.

Diyanet İşleri

Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 62–68 · surenin 65. ayeti / 176

Konu Emanetleri ehline verin; itaat ve hakemliğe razı olmak Nisâ 58–70 3

  1. Nisâ 62

    Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği, sonra da "Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik" diye Allah'a yemin ederek sana geldikleri zaman halleri nasıl olur?

  2. Nisâ 63

    Onlar, Allah'ın kalplerindekini bildiği kimselerdir. Öyleyse onlara aldırma. Onlara öğüt ver ve onlara, kendileri hakkında etkili ve güzel söz söyle.

  3. Nisâ 64

    Biz her peygamberi sırf, Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.

  4. 65

    Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.

  5. Nisâ 66

    Eğer biz onlara, "Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın" diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu.

  6. Nisâ 67

    O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükafat verirdik.

  7. Nisâ 68

    Onları elbette doğru yola iletirdik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

65. Daha sonra Yüce Allah, kerim zatına yemin ederek aralarındaki anlaşmazlıklarda yani aralarında meydana gelen - icma olunan meseleler dışındaki- bütün ihtilaflarda, Allah Rasûlünün hükmüne başvurmadıkça iman etmiş olamayacaklarını belirtmektedir. İcma olunan meseleler ise ancak Kitap ve sünnete dayalı olur. Diğer taraftan sadece Allah Rasûlünün hükmüne başvurmak da yeterli değildir. Verdiği hükümden dolayı kalplerindeki darlık ve sıkıntının da gitmesi ve başka herhangi bir hükmü hatırlarından geçirmeksizin onun hükmüne teslim olmaları şarttır. Bu da kendi başına yeterli değildir, aksine onun hükmüne gönül rahatlığı ile zahiren ve batınen tam bir itaat ile teslim olmaları da gerekir. Bu durumda onun hükmüne başvurmak İslâm makamı, hükmü dolayısı ile kalpte bir sıkıntının bulunmaması iman makamı, bu hükme tam bir teslimiyet ile bağlılık ve itaat de ihsan makamıdır. Bu üç mertebeyi tam olarak gerçekleştiren bir kimsenin dindeki bütün mertebeleri de tamamlamış olacağı ortadadır. Sözü geçen bu hükme başvurmayı terk eden ve böyle bir şeye bağlı kalmayan bir kimse de kâfirdir. Hükme başvurmakla birlikte ona bağlılığı terkeden bir kimse ise o hükmün benzerine itaat etmeyen isyankârların durumu ile aynı olur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Durum hiç de bu münafıkların iddia ettiği gibi değildir. Allah -Azze ve Celle-, onların aralarında meydana gelen bütün anlaşmazlıklarda, hayattayken peygamberin kendisine, ölümünün ardından ise şeriatının hükmüne başvurmadan tasdik etmiş olmayacaklarını belirterek zatı adına yemin ediyor. Sonra da kalplerinde hiçbir sıkıntı ve şüphe duymadan peygamberin hükmüne razı olurlar. Bu hükme kalben ve bedenen boyun eğerek tam bir teslimiyetle teslim olurlar.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَلَا fela hayır
  2. وَرَبِّكَ verabbike Rabin hakkı için kök: ربب
  3. لَا la olmazlar
  4. يُؤْمِنُونَ yu'minune inanmış kök: امن
  5. حَتَّىٰ hatta
  6. يُحَكِّمُوكَ yuhakkimuke seni hakem yaparak kök: حكم
  7. فِيمَا fima işlerde
  8. شَجَرَ şecera çekişmeli kök: شجر
  9. بَيْنَهُمْ beynehum aralarında çıkan kök: بين
  10. ثُمَّ summe sonra da
  11. لَا la
  12. يَجِدُوا۟ yecidu bulunmadan kök: وجد
  13. فِىٓ fi içlerinde
  14. أَنفُسِهِمْ enfusihim kendilerinin kök: نفس
  15. حَرَجًۭا haracen bir burukluk kök: حرج
  16. مِّمَّا mimma
  17. قَضَيْتَ kadeyte senin verdiğin hükme kök: قضي
  18. وَيُسَلِّمُوا۟ ve yusellimu ve teslim olmadıkça kök: سلم
  19. تَسْلِيمًۭا teslimen tam bir teslimiyetle kök: سلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حرج (15 geçiş) · Aynı kök: قضي (63 geçiş)

    Hani sen Allah'ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, "Eşini nikahında tut (onu boşama) ve…

  • Aynı kök: حرج (15 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı…

  • Aynı kök: حرج (15 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Allah'a ve Resulüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde, güçsüzlere, hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere…

  • Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Ortak kavram: İslâm · Ortak kavram: Hikmet

    Bir mü'minin bir mü'mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü'mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü'min köleyi azad…

  • Aynı kök: قضي (63 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Musa, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi…

  • Aynı kök: شجر (27 geçiş) · Ortak kavram: Hikmet

    Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah'ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez.…

  • Aynı kök: قضي (63 geçiş) · Ortak kavram: Hikmet

    Şüphesiz senin Rabbin, onların arasında hükmünü verecektir. O, mutlak güç sahibidir, hakkıyla bilendir.

  • Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Ortak kavram: İslâm

    Diğer birtakım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hayır (onların yaptığı doğru değildir); Rabbine yemin olsun: Aralarında çıkan anlaşmazlık hakkında seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tamamen kabulleninceye kadar iman etmiş olmazlar. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet Nisâ 4:105, En‘âm 6:114, Nahl 16:44 ve 64. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

Ama hayır, Rabbine andolsun ki, aralarında tartıştıkları her konuda seni hakem yapmadıkça, sonra da senin hükmüne içlerinde hiçbir tereddüt taşımaksızın tam bir teslimiyetle uymadıkça iman etmiş sayılmazlar.

Muhammed Esed

Ama hayır, Rabbine andolsun ki onlar, (ey peygamber), aralarında anlaşmazlığa düştükleri her konuda seni hakem yapmadıkça ve sonra da senin kararına kalplerinde hiçbir burukluk duymaksızın tam bir teslimiyetle tabi olmadıkça, (gerçekten) inanmış olmazlar.

Ahmed Hulusi

Öyle değil! Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem kabul edip, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı (itiraz) duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar.

Ali Bulaç

Hayır öyle değil; Rabbine andolsun, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp sonra senin verdiğin hükme, içlerinde hiç bir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar.

Ali Özek ve heyeti

Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden dolayı içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyet göstermedikçe îman etmiş olmazlar.

Ali Rıza Safa

Yok artık! Efendine yemin olsun ki, aralarında çekiştikleri şeylerde seni yargıcı yapmadıkça ve sonra da verdiğin yargıya içlerinde bir burukluk duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça inanmış olmazlar.

Bayraktar Bayraklı

Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çıkan derin anlaşmazlık konusunda seni hakem kılıp, sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın onu tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar.

Edip Yüksel

Hayır, Efendine ant olsun, anlaşmazlıklarında seni aralarında hakem kılmadıkça ve verdiğin kararı, kalplerinde bir burukluk duymadan kabul etmedikçe ve tam teslim olmadıkça gerçeği onaylamış olmazlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Hayır, Rabbine andolsun, anlaşmazlıklarında seni aralarında hakem kılmadıkça ve verdiğin kararı, kalplerinde bir burukluk duymadan kabul etmedikçe ve tam teslim olmadıkça inanmış olmazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yok, yok! Rabbine yemin ederim ki onlar aralarında çıkan çapraşık işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükümden nefislerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yok, yok rabbına kasem ederim ki onlar aralarında çıkan çapraşık işlerde seni hakem yapıb sonra da verdiğin hukümden nefislerinden hiç bir darlık duymaksızın tam bir teslimiyyetle teslim olmadıkça iyman etmiş olmazlar

Erhan Aktaş

Hayır! Rabb'ine ant olsun ki, aralarında anlaşmazlığa düştükleri işlerde seni hakem tayin edip, sonra da verdiğin hükme tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hayır! Rabb'ine ant olsun ki, aralarında anlaşmazlığa düştükleri işlerde seni hakem tayin edip, sonra da verdiğin hükme tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hayır! Rabb'ine ant olsun ki, aralarında anlaşmazlığa düştükleri her konuda, seni hakem tayin edip, sonra da verdiğin hükme tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.

Gültekin Onan

Hayır öyle değil; rabbine andolsun, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp sonra senin verdiğin hükme, içlerinde hiç bir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça inanmış olmazlar.

Hasan Basri Çantay

Öyle değil, Rabbine andolsun ki onlar aralarında kimi oraya, kimi buraya çekdikleri (kavga etdikleri) şeylerde seni hakem yapıb sonra da verdiğin hükümden yürekleri hiç bir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.

İbni Kesir

Hayır, Rabbına andolsun ki; aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem ta'yin edip sonra haklarında verdiği hükümden dolayı içlerinde bir sıkıntı duymadan kendilerini tamamen teslim etmedikçe iman etmiş olmazlar.

Mehmet Alagaş

(58-70) Muhakkak ki Allah emaneti onun sahibine geri iade etmenizi / tevdi etmenizi emreder. İnsanlar arasında mahkemeleştiğinizde denkleştirici / adaletli (eşitleyici değil denkleştirici) karar vermenizi emreder. Muhakkak ki Allah size bununla, değerli bir vaazda bulunuyor , muhakkak ki Allah işitendir, görendir. Ey iman edenler, Allah’a itaat edin Resule itaat edin sizden emir verebilenlere / emir sahiplerine itaat edin, bir şey de anlaşamadığınızda / nizalaştığınızda, Onu Allah ve Resulüne iletin eğer Allah’a ve Resulüne ve ahiret gününe iman ediyorsanız bu daha iyidir ve daha güzel bir yorumlamadır. Sana indirdiğimize ve senden önce indirdiklerimize kesinlikle inandıkları na dair iddiaları olanları görmedin mi? Tağut tarafından mahkeme edilmeyi istiyorlar , oysa onu inkâr etmeleri emredilmişti , şeytan onları pek uzak bir sapıklığa saptırmak istiyor , onlara Allah’ın indirdiğine ve Resulüne gelin denildiği vakit, senden uzakla şarak kaçınırlar, kendi elleriyle yaptıkları dolayısıyla musibet onlara isabet ettiğinde nasıl olacaklar? Sonra da Allah adına yemin de ederek / (vallahi de billahi de) biz istedik ki güzellik olsun ve arayı yapmak olsun diye sana geliyorlar, bunların kalplerinde olanı Allah biliyor, yüz çevir onlardan, onlara vaaz et ve kendileri hakkında yüreklerine oturacak etkili sözler söyle. Biz Resulleri sadece Allah’ın izniyle itaat edilmesi için gönderdik , kendilerine zulmettikleri vakit keşke sana gelselerdi, Allah’tan bağışlanmayı dileselerdi, Resulde onların bağışlanmasını dileseydi, Allah’ı tövbeleri kabul eden ve esirgeyen olarak elbette bulacaklardı. Hayır öyle değil Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarında ki çekişmeli konuda seni hakem tayin edip, sonra da kendilerinde bir burukluk olmadan tam teslimiyetle kararına teslim olmadık ça, iman ediyor sayılmazlar. Eğer ki onlara kendinizi öldürün diye yahut yurtlarınızdan çıkın diye yazmış olsaydık, pek azı hariç onu yapmazlardı , keşke onlar kendilerine vaaz edileni yapmış olsalardı onlar için iyi olurdu, onlar için daha sağlam olurdu, O zaman da onlara katımızdan kocaman bir ödül verirdik ve onları dosdoğru yola iletirdik / yönlendirirdik. Her kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse, işte onlar Allah’ın nimet verdikleri Nebilerle, Sıddıklarla Şehitlerle ve Salihlerle beraberdir. (Fatiha’da geçen nimet verilenler burada da geçti) Onlar güzel refakatçidirler, işte bu Allah’ın fazlındandır. Allah’ın bilmesi yeterlidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hayır! Rabbine andolsun ki, aralarında çekiştikleri konularda seni hakem kılıp, verdiğin hükme kalplerinde hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.

Süleyman Ateş

Hayır, Rabbin hakkı için onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da senin verdiğin hükme, içlerinde bir burukluk duymadan tam anlamıyle teslim olmadıkça inanmış olmazlar.

Süleymaniye Vakfı

Hayır, hayır! Rabbine yemin olsun ki onlar anlaşamadıkları konularda seni hakem yapıp verdiğin karardan dolayı içlerinde en küçük bir sıkıntı duymaksızın tam manasıyla teslim olmadıkça inanıp güvenmiş sayılmazlar! dipnot 1

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Hayır! Rabbine yemin olsun ki bunlar inanıp güvenmezler. Ama aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem yapar, sonra verdiğin kararı, içlerinde bir sıkıntı duymadan kabul eder ve tam olarak teslim olurlarsa o başka.

Şaban Britch

Hayır, Rabbine andolsun ki, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp, senin verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.

Şaban Piriş

Hayır, Rabbine andolsun ki, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tanıyıp, senin verdiğin hükme içlerinde hiç bir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Hayır, Rabbine yemin olsun ki iş, onların sandığı gibi değil. Onlar, aralarında çıkan karmaşık işlerde seni hakem yapıp verdiğin hükümle ilgili olarak, içlerinde hiçbir burukluk duymadan tam bir teslimiyete ulaşmadıkça iman etmiş olamazlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But never, by Allah, your Creator, shall they be recognized as Muslims and be sanctioned by all solemnities of religion until they have willingly accepted you as the judge and/or the arbitrator. and accepted your judgement and submitted to your authority with submissive reverence, and reasoned high of Providence.

Abdul Haleem

By your Lord, they will not be true believers until they let you decide between them in all matters of dispute, and find no resistance in their souls to your decisions, accepting them totally-

Abdullah Yusuf Ali

But no, by the Lord, they can have no (real) Faith, until they make thee judge in all disputes between them, and find in their souls no resistance against Thy decisions, but accept them with the fullest conviction.

Abul A'la Maududi

But no, by your Lord, they cannot become true be-lievers until they seek your arbitration in all matters on which they disagree among themselves, and then find not the least vexation in their hearts over what you have decided, and accept it in willing submission. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The application of the injunction embodied in this verse is not confined to the life-time of the Prophet (peace be on him). It will remain in force until the Day of Judgement. The guidance the Prophet (peace be on him) proclaimed on God's behalf, and the manner in which he followed God's direction and inspiration, will for ever remain the universal touchstone for Muslims. In fact, recognition of that guidance as the final authority is the criterion of true belief. This principle was pronounced by the Prophet (peace be on him) in the following words: 'None of you can become a believer until his desires become subservient to what I have brought (i.e. my teachings).' (Cited by al-Nawawi in al-Arba'in, see the tradition no. 41, transmitted on their authority of Abu al-Qasim Isma'il b. Muhammad al-Isfahani, Kitab al-Hujjah with the opinion that it is a 'good' and 'sound' tradition, with a sound chain of transmission - Ed.)

Aisha Bewley

No, by your Lord, they are not muminun until they make you their judge in the disputes that break out between them, and then find no resistance within themselves to what you decide and submit themselves completely.

Al-Hilali & Khan

But no, by your Lord, they can have no Faith, until they make you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) judge in all disputes between them, and find in themselves no resistance against your decisions, and accept (them) with full submission.

Ali Quli Qarai

But no, by your Lord! They will not believe until they make you a judge in their disputes, then do not find within their hearts any dissent to your verdict and submit in full submission.

Amatul Rahman Omar

But no, (not so as they have asserted,) by your Lord! they are no believers at all unless they refer all their disputes (that arise between them) to you for judgment, then they do not find any demur in their minds about the propriety of your judgment, and they submit (to your decisions) with entire submission.

Arthur John Arberry

But no, by thy Lord! they will not believe till they make thee the judge regarding the disagreement between them, then they shall find in themselves no impediment touching thy verdict, but shall surrender in full submission.

Bijan Moeinian

Never indeed, by your Lord; they can never be a true believer until the submit their disputes to your judgment, do not resent it and accept it full heartedly.

E. Henry Palmer

But no! by thy Lord! they will not believe, until they have made thee judge of what they differ on; then they will not find in themselves aught to hinder what thou hast decreed, and they will submit with submission.

Edip-Layth

No, by your Lord, they will not acknowledge until they make you judge in what they dispute with each other, then they will not find in their persons any animosity for what you have decided, and they will yield completely.

George Sale

And by thy Lord they will not perfectly believe, until they make thee judge of their controversies; and shall not afterwards find in their own minds any hardship in what thou shalt determine, but shall acquiesce therein with entire submission.

Hamid S. Aziz

But no! By your Lord! They will not believe, until they have made you judge of what they differ on; then they will not find in themselves any hindrance to what you have decreed, and they will fully surrender.

Mahmoud Ghali

(Yet) no, by your Lord, they will not believe till they make you judge regarding what they controvert among themselves. Thereafter they should not find in themselves any restriction about whatever you have decreed, and should submit in full submission.

Marmaduke Pickthall

But nay, by thy Lord, they will not believe (in truth) until they make thee judge of what is in dispute between them and find within themselves no dislike of that which thou decidest, and submit with full submission.

Mohamed Ahmed - Samira

Indeed, by your Lord, they will not believe till they make you adjudge in their disputes and find no constraint in their minds about your decisions and accept them with full acquiescence.

Muhammad Asad

But nay, by thy Sustainer! They do not [really] believe unless they make thee [O Prophet] a judge of all on which they disagree among themselves, and then find in their hearts no bar to an acceptance of thy decision and give themselves up [to it] in utter self-surrender.

Mustafa Khattab

But no! By your Lord, they will never be ˹true˺ believers until they accept you ˹O Prophet˺ as the judge in their disputes, and find no resistance within themselves against your decision and submit wholeheartedly.

Progressive Muslims

No, by your Lord, they will not believe until they make you judge in what they dispute with each other, then they will not find in their souls any animosity for what you have decided, and they will yield completely.

Rashad Khalifa

Never indeed, by your Lord; they are not believers unless they come to you to judge in their disputes, then find no hesitation in their hearts whatsoever in accepting your judgment. They must submit a total submission.

Sahih International

But no, by your Lord, they will not [truly] believe until they make you, [O Muúammad], judge concerning that over which they dispute among themselves and then find within themselves no discomfort from what you have judged and submit in [full, willing] submission.

Sam Gerrans

But no, by thy Lord, they do not believe until they make thee judge in what arises between them, then find in their souls no distress at what thou decidest, and submit fully!

Shabbir Ahmed

By your Lord, They do not really believe unless they make you (O Prophet) a judge in all their disagreements. And then find no hesitation in their hearts in accepting your judgment, and submit with full submission.

Syed Vickar Ahamed

But no! By your Lord, they can have no (real) Faith, unless they make you judge in all disputes between them, and find no objections in their souls against your decisions, but accept them with the fullest conviction.

Taqi Usmani

So, never by your Lord! Never shall they become believers, unless they make you the judge in the disputes that arise between them, then find no discomfort in their hearts against what you have decided, and surrender to it in total submission.

The Monotheist Group

No, by your Lord, they will not believe until they make you judge in what they dispute with each other, then they will not find in their souls any animosity for what you have decided, and they will comply completely.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 65. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 65. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 65. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩