Nisâ suresi

Nisâ suresi, 67. ayet

Nisâ suresi, 67. ayet. وَإِذًا لَّـَٔاتَيْنَٰهُم مِّن لَّدُنَّآ أَجْرًا عَظِيمًا

veiẕel leâteynâhüm mil ledünnâ ecran `ażîmâ.

Diyanet İşleri

O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükafat verirdik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 64–70 · surenin 67. ayeti / 176

Konu Emanetleri ehline verin; itaat ve hakemliğe razı olmak Nisâ 58–70 3

  1. Nisâ 64

    Biz her peygamberi sırf, Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.

  2. Nisâ 65

    Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.

  3. Nisâ 66

    Eğer biz onlara, "Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın" diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu.

  4. 67

    O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükafat verirdik.

  5. Nisâ 68

    Onları elbette doğru yola iletirdik.

  6. Nisâ 69

    Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddiklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır.

  7. Nisâ 70

    Bu lütuf Allah'tandır. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

67. Üçüncüsü: “O takdirde onlara katımızdan büyük bir mükâfat verirdik” buyruğunda dile getirilmektedir. Yani onlara kalbin, ruhun ve bedenin nail olacağı dünya ve âhiret mükâfatları ile âhirette hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın hatırından dahi geçmeyen nimetlerden oluşacak büyük bir ecir vardır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlara, birbirlerini öldürmeyi veya ülkelerinden çıkıp gitmelerini farz kılmış olsaydık onlardan pek az kimse dışında çoğu bu emrimizi yerine getirmezdi. Allah’a hamt etsinler ki, Allah onları meşakkatli şeylerle mükellef kılmadı. Şayet onlar kendilerine söylenen Allah'a itaat olan emirleri yapmış olsalardı, muhalefet etmelerinden daha hayırlı, imanları için de çok daha sağlam olurdu. Biz de onlara kendi katımızdan çok büyük sevap verir ve onları Allah’a ve cennetine ulaştıran yola ulaştırırdık.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذًۭا ve izen ve o zaman
  2. لَّـَٔاتَيْنَـٰهُم lateynahum kendilerine verirdik kök: اتي
  3. مِّن min -dan
  4. لَّدُنَّآ ledunna katımız- kök: لدن
  5. أَجْرًا ecran bir mükafat kök: اجر
  6. عَظِيمًۭا azimen büyük kök: عظم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: لدن (18 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük…

  • Aynı kök: لدن (18 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    (2-4) (Allah onu), katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak, salih ameller işleyen mü'minleri, içlerinde ebedi olarak…

  • Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve…

  • Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…

  • Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab'leri katında mükafatları…

  • Aynı kök: لدن (18 geçiş)

    (Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

68 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(67, 68) O zaman elbette kendilerine katımızdan büyük ödül verirdik ve onları elbette doğru yola ulaştırırdık. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayetler ödüle layık görülmenin ve doğru yola eriştirilmenin "sonuç", fedakârlıklar yapmanın ise "sebep" olduğunun delilidir.

Mustafa İslamoğlu

O zaman Biz de onlara, katımızdan muhteşem bir ödül verirdik.

Muhammed Esed

bu durumda biz onlara rahmetimizden büyük bir mükafat verirdik

Ahmed Hulusi

O takdirde onlara elbette ki ledünnümüzden çok büyük mükafat verirdik.

Ali Bulaç

Biz de onlara, o zaman yanımızdan büyük bir ecir verirdik.

Ali Özek ve heyeti

O zaman elbette kendilerine nezdimizden büyük mükâfat verirdik.

Ali Rıza Safa

Bizim katımızdan, büyük bir ödül verirdik.

Bayraktar Bayraklı

Bu durumda biz onlara rahmetimizden büyük bir ödül verirdik.

Edip Yüksel

Kendilerine katımızdan büyük bir ödül verirdik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendilerine katımızdan büyük bir ödül verirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Elbette o zaman kendilerine tarafımızdan pek büyük bir mükafat da verirdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Elbette o zaman kendilerine ledünnümüzden pek büyük bir ecir de verirdik

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O zaman onlara kendi katımızdan büyük bir ödül verirdik.

Gültekin Onan

Biz de onlara, o zaman yanımızdan büyük bir ecir verirdik.

Hasan Basri Çantay

Ve o zaman biz de onlara tarafımızdan pek büyük bir mükafat verirdik.

İbni Kesir

O takdirde onlara katımızdan büyük bir mükafat verirdik.

Mehmet Alagaş

(58-70) Muhakkak ki Allah emaneti onun sahibine geri iade etmenizi / tevdi etmenizi emreder. İnsanlar arasında mahkemeleştiğinizde denkleştirici / adaletli (eşitleyici değil denkleştirici) karar vermenizi emreder. Muhakkak ki Allah size bununla, değerli bir vaazda bulunuyor , muhakkak ki Allah işitendir, görendir. Ey iman edenler, Allah’a itaat edin Resule itaat edin sizden emir verebilenlere / emir sahiplerine itaat edin, bir şey de anlaşamadığınızda / nizalaştığınızda, Onu Allah ve Resulüne iletin eğer Allah’a ve Resulüne ve ahiret gününe iman ediyorsanız bu daha iyidir ve daha güzel bir yorumlamadır. Sana indirdiğimize ve senden önce indirdiklerimize kesinlikle inandıkları na dair iddiaları olanları görmedin mi? Tağut tarafından mahkeme edilmeyi istiyorlar , oysa onu inkâr etmeleri emredilmişti , şeytan onları pek uzak bir sapıklığa saptırmak istiyor , onlara Allah’ın indirdiğine ve Resulüne gelin denildiği vakit, senden uzakla şarak kaçınırlar, kendi elleriyle yaptıkları dolayısıyla musibet onlara isabet ettiğinde nasıl olacaklar? Sonra da Allah adına yemin de ederek / (vallahi de billahi de) biz istedik ki güzellik olsun ve arayı yapmak olsun diye sana geliyorlar, bunların kalplerinde olanı Allah biliyor, yüz çevir onlardan, onlara vaaz et ve kendileri hakkında yüreklerine oturacak etkili sözler söyle. Biz Resulleri sadece Allah’ın izniyle itaat edilmesi için gönderdik , kendilerine zulmettikleri vakit keşke sana gelselerdi, Allah’tan bağışlanmayı dileselerdi, Resulde onların bağışlanmasını dileseydi, Allah’ı tövbeleri kabul eden ve esirgeyen olarak elbette bulacaklardı. Hayır öyle değil Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarında ki çekişmeli konuda seni hakem tayin edip, sonra da kendilerinde bir burukluk olmadan tam teslimiyetle kararına teslim olmadık ça, iman ediyor sayılmazlar. Eğer ki onlara kendinizi öldürün diye yahut yurtlarınızdan çıkın diye yazmış olsaydık, pek azı hariç onu yapmazlardı , keşke onlar kendilerine vaaz edileni yapmış olsalardı onlar için iyi olurdu, onlar için daha sağlam olurdu, O zaman da onlara katımızdan kocaman bir ödül verirdik ve onları dosdoğru yola iletirdik / yönlendirirdik. Her kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse, işte onlar Allah’ın nimet verdikleri Nebilerle, Sıddıklarla Şehitlerle ve Salihlerle beraberdir. (Fatiha’da geçen nimet verilenler burada da geçti) Onlar güzel refakatçidirler, işte bu Allah’ın fazlındandır. Allah’ın bilmesi yeterlidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz de o zaman onlara katımızdan büyük bir mükâfat verirdik.

Süleyman Ateş

O zaman kendilerine katımızdan büyük mükafat verirdik.

Süleymaniye Vakfı

O zaman biz de onlara, kesinlikle katımızdan büyük bir ödül verirdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O zaman biz de onlara katımızdan büyük bir ödül verirdik.

Şaban Britch

Biz de o zaman katımızdan büyük bir mükâfat verirdik.

Şaban Piriş

Biz de o zaman yanımızdan büyük bir mükafat verirdik.

Yaşar Nuri Öztürk

O takdirde kendilerine katımızdan büyük bir ödül elbette verirdik.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

There and then they would have merited a great reward from heaven's realm.

Abdul Haleem

and We would have given them a rich reward of Our own

Abdullah Yusuf Ali

And We should then have given them from our presence a great reward;

Abul A'la Maududi

whereupon We would indeed grant them from Us a mighty reward,

Aisha Bewley

In that case We would have given them an immense reward from Us

Al-Hilali & Khan

And indeed We should then have bestowed upon them a great reward from Ourselves.

Ali Quli Qarai

Then We would surely have given them a great reward from Us,

Amatul Rahman Omar

And in that case We could certainly have bestowed upon them from Ourself a great reward;

Arthur John Arberry

and then We surely would have given them from Us a mighty wage,

Bijan Moeinian

[If they had obeyed, ] I would have certainly given them a great reward.

E. Henry Palmer

And then we would surely have brought them from ourselves a mighty hire,

Edip-Layth

Then We would have given them from Us a great reward.

George Sale

and we should then have surely given them in our sight an exceeding great reward,

Hamid S. Aziz

And then We would surely have brought them from Our Presence a mighty reward,

Mahmoud Ghali

And indeed, We would have brought them from very close to Us a magnificent reward.

Marmaduke Pickthall

And then We should bestow upon them from Our presence an immense reward,

Mohamed Ahmed - Samira

And We would have bestowed on them a great reward of Our own,

Muhammad Asad

whereupon We should indeed grant them, out of Our grace, a mighty reward,

Mustafa Khattab

and We would have granted them a great reward by Our grace

Progressive Muslims

Then We would have given them from Us a great reward.

Rashad Khalifa

And we would have granted them a great recompense.

Sahih International

And then We would have given them from Us a great reward.

Sam Gerrans

And then would We have given them from Us a great reward

Shabbir Ahmed

And then, We would give them from Our Presence an immense reward.

Syed Vickar Ahamed

And indeed, We would then have given them from Our Presence a great reward;

Taqi Usmani

In that case, We would certainly have given them a great reward.

The Monotheist Group

Then We would have given them from Us a great recompense.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 67. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 67. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 67. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩