Nisâ suresi

Nisâ suresi, 64. ayet

Nisâ suresi, 64. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلَّا لِيُطَاعَ بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذ ظَّلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ جَآءُوكَ فَٱسْتَغْفَرُوا۟ ٱللَّهَ وَٱسْتَغْفَرَ لَهُمُ ٱلرَّسُولُ لَوَجَدُوا۟ ٱللَّهَ تَوَّابًا رَّحِيمًا

vemâ erselnâ mir rasûlin illâ liyüṭâ`a biiẕni-llâh. velev ennehüm iż żalemû enfüsehüm câûke festagferü-llâhe vestagfera lehümü-rrasûlü levecedü-llâhe tevvâber raḥîmâ.

Diyanet İşleri

Biz her peygamberi sırf, Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 61–67 · surenin 64. ayeti / 176

Konu Emanetleri ehline verin; itaat ve hakemliğe razı olmak Nisâ 58–70 3

  1. Nisâ 61

    Münafıklara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) ve Peygambere gelin" dendiği zaman, onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.

  2. Nisâ 62

    Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği, sonra da "Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik" diye Allah'a yemin ederek sana geldikleri zaman halleri nasıl olur?

  3. Nisâ 63

    Onlar, Allah'ın kalplerindekini bildiği kimselerdir. Öyleyse onlara aldırma. Onlara öğüt ver ve onlara, kendileri hakkında etkili ve güzel söz söyle.

  4. 64

    Biz her peygamberi sırf, Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.

  5. Nisâ 65

    Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.

  6. Nisâ 66

    Eğer biz onlara, "Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın" diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu.

  7. Nisâ 67

    O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükafat verirdik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

64. Şanı Yüce Allah, Rasûlüne itaati ve bağlılığı emir ve teşvik eden bir buyrukla şunu haber vermektedir: Peygamberlerin gönderilmesinden amaç onlara itaat edilmesi, verdikleri bütün emir ve yasaklarda, bu peygamberlerin kendilerine gönderildiği kimselerin onlara bağlı kalmalarıdır. İtaat edenin itaat ettiği kimseyi tazim ettiği şekilde onları tazim etmeleridir.

Bu buyruk, peygamberlerin Allah’tan tebliğ ettikleri hususlar ile emir ve yasaklarında ismet (hatadan korunma) sıfatına sahip olduklarını ortaya koymaktadır. Çünkü Yüce Allah onlara mutlak olarak itaati emretmektedir. Eğer onlar masum ve yanlış olan bir şeyi teşrî’ etmeyen kimseler olmasalardı, Yüce Allah böyle bir emri mutlak olarak vermezdi.

Yüce Allah’ın: “Allah’ın izni ile” ifadesi şu demektir: İtaat edenin itaati Allah’ın kaza ve kaderi ile gerçekleşir. Böylelikle bu buyruk kaza ve kaderi de ortaya koymakta ve Allah’tan yardım dilemeyi teşvik etmektedir. Ayrıca Allah insana yardım etmeyecek olursa peygambere itaatinin mümkün olamayacağını da açıklamaktadır.

Daha sonra Yüce Allah pek büyük lütuf ve keremini haber vermekte ve günah işleyenlerin günahlarını itiraf ederek Allah’a tevbe etmeleri, O’ndan mağfiret dilemeleri çağrısında bulunmaktadır:

“Şâyet onlar, kendilerine zulmettiklerinde” günahlarını itiraf edip bu konuda sana itaat ederek “sana gelip de Allah’tan mağfiret dileselerdi, peygamber de onlar için mağfiret isteseydi, Allah’ı elbette tevbeleri çokça kabul eden ve pek merhamet eden bulacaklardı.” Yani Allah, mağfireti ile onların zulümlerini bağışlayarak tevbelerini kabul ederdi. Tevbelerini kabul etmek, tevbe etmeye muvaffak kılmak ve tevbenin mükâfatını vermek sureti ile de onlara çokça merhamet ederdi.

Allah Rasûlüne bu şekildeki geliş onun hayatına hastır. Çünkü ifadelerin akışı buna delildir. Zira Allah Rasûlünün mağfiret dilemesi ancak hayatında olacak bir şeydir. Onun vefatından sonra ise ondan bir şey istenemez; hatta bu bir şirk olur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz her bir peygamberi sadece, Allah'ın dilemesi ve takdirine göre emrettikleri konularda, kendilerine itaat edilmesi gayesiyle gönderdik. Ey Peygamber! Şayet onlar daha sen hayattayken işledikleri günah sebebiyle kendilerine zulmettiklerinde, günahlarını kabullenip, pişmanlık içinde tövbe ederek sana gelseler ve Allah'tan affedilmeyi dileselerdi, sen de onların bağışlanmalarını talep etseydin, muhakkak ki Allah’ı kendilerine karşı bağışlayıcı ve merhametli olarak bulurlardı.

Kelimeler

23 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَآ ve ma
  2. أَرْسَلْنَا erselna biz göndermedik kök: رسل
  3. مِن min hiçbir
  4. رَّسُولٍ rasulin elçiyi kök: رسل
  5. إِلَّا illa başka bir amaçla
  6. لِيُطَاعَ liyutaa ita'at edilmekten kök: طوع
  7. بِإِذْنِ biizni izniyle kök: اذن
  8. ٱللَّهِ ۚ llahi Allah'ın kök: اله
  9. وَلَوْ velev eğer
  10. أَنَّهُمْ ennehum onlar
  11. إِذ iz zaman
  12. ظَّلَمُوٓا۟ zelemu zulmettikleri kök: ظلم
  13. أَنفُسَهُمْ enfusehum kendilerine kök: نفس
  14. جَآءُوكَ ca'uke sana gelseler kök: جيا
  15. فَٱسْتَغْفَرُوا۟ festegferu bağışlanma dileseler kök: غفر
  16. ٱللَّهَ llahe Allah'tan kök: اله
  17. وَٱسْتَغْفَرَ vestegfera ve bağışlanmasını dileseydi kök: غفر
  18. لَهُمُ lehumu onların
  19. ٱلرَّسُولُ r-rasulu Elçi kök: رسل
  20. لَوَجَدُوا۟ levecedu elbette bulurlardı kök: وجد
  21. ٱللَّهَ llahe Allah'ı kök: اله
  22. تَوَّابًۭا tevvaben affedici kök: توب
  23. رَّحِيمًۭا rahimen merhametli kök: رحم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    Baş başa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı…

  • Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Resulüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, anaparalarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına…

  • Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    Hacc-ı ekber gününde, Allah ve Resulünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resulü, Allah'a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz,…

  • Aynı kök: اذن (102 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Sizden kimin, hür mü'min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü'min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin…

  • Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü'minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte…

  • Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Kim (köle azat etme imkanı) bulamazsa, eşine dokunmadan önce ard arda iki ay oruç tutmalıdır. Kimin de buna gücü yetmezse altmış fakiri doyurmalıdır.…

  • Aynı kök: اذن (102 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Cennetlikler cehennemliklere, "Rabbimizin bize va'dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va'dettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler.…

  • Aynı kök: اذن (102 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Eğer evde kimseyi bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size, "Geri dönün" denirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Biz her elçiyi -Allah'ın buyruğu gereği- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Onlar kendilerine haksızlık ettikleri zaman sana gelselerdi de Allah'tan bağışlanma dileselerdi, Elçi de onlar için bağışlanma dileseydi, dipnot 1 Allah'ı, tevbeleri çok kabul edici, çok merhametli bulurlardı.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümle insanların birbirleri için dua ve istiğfar edebileceklerinin delillerindendir.

Mustafa İslamoğlu

Zira Biz, her peygamberi, Allah'ın izni dahilinde sadece kendilerine itaat olunsunlar diye gönderdik. Eğer onlar, kendilerine kötülük ettikten sonra sana gelip de Allah'tan af dileselerdi ve -Peygamber de onların bağışlanması için dua etseydi- kesinlikle Allah'ı tevbeleri kabul etmeye hazır ve merhametli bulacaklardı.

Muhammed Esed

Zira biz her peygamberi, ancak, Allahın izniyle kendisine tabi olunsun diye göndermişizdir. Eğer onlar, kendi kendilerine zulmettikten sonra, sana gelip Allahtan bağışlanma dileselerdi Peygamber de onların bağışlanması için dua etseydi, Allahın tevbeleri kabul edici ve bir rahmet kaynağı olduğunu tereddütsüz görürlerdi.

Ahmed Hulusi

Biz her Rasulü, kendilerine Allah'ın izniyle itaat edilmeleri için irsal ettik. Eğer onlar nefslerine zulmettiklerinde sana gelselerdi de Allah'tan bağışlanma niyaz etselerdi, Rasul de onlar için istiğfar dileseydi, elbette Allah'ı Tevvab ve Rahıym bulacaklardı.

Ali Bulaç

Biz elçilerden hiç kimseyi ancak Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet sana gelip Allah'tan bağışlama dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlardı.

Ali Özek ve heyeti

Biz her peygamberi Allah'ın izniyle ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Halbuki onlar, kendilerine zulmettiklerinde, sana gelip Allah'tan mağfiret dileselerdi ve Peygamber de onlar için (Allah'tan) mağfiret dileseydi, Allah'ı, tövbeleri çok kabul edici ve çok bağışlayıcı olarak bulurlardı.

Ali Rıza Safa

Her elçiyi, Allah'ın izniyle, yalnızca kendisine uyulması için gönderdik. Onlar kendilerine yazık ettikten sonra, sana gelip, Allah'tan bağışlanma dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlanma dileseydi, Allah'ı, Pişmanlıkları Kabul Eden; Merhametli bulacaklardı.

Bayraktar Bayraklı

Zira biz her peygamberi, ancak Allah'ın izniyle kendisine tabi olunsun diye göndermişizdir. Eğer onlar, kendi kendilerine zulmettikten sonra sana gelip Allah'tan bağışlanma dileselerdi; Peygamber de onların bağışlanması için dua etseydi, Allah'ın tövbeleri kabul edici ve merhamet edici olduğunu tereddütsüz görürlerdi.

Edip Yüksel

Biz her elçiyi, ALLAH'ın izniyle kendisine itaat edilsin diye gönderdik. Onlar, kişiliklerine zulmettikleri zaman sana gelip ALLAH'tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlanma dileseydi, elbette ALLAH'ı Affedici ve Rahim bulacaklardı. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Elçi bir lider olarak hayattayken itaat edilmeli. Elçi Allah'la ortaklaşarak dini hükümler koyamaz; herkes gibi elçi de Allah'ın hükmünü uygulamakla sorumludur (5:48-50). * Bak 12:98.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Biz her elçiyi, ALLAH'ın izniyle kendisine itaat edilsin diye gönderdik. Onlar, kişiliklerine zulmettikleri zaman sana gelip ALLAH'tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlanma dileseydi, elbette ALLAH'ı Affedici ve Rahim bulacaklardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz herhangi bir peygamberi gönderdikse, sadece Allah'ın izniyle itaat edilsin diye gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelip günahlarına mağfiret dileselerdi, peygamber de onların bağışlanması için dua ediverseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden ve merhametli bulacaklardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz her hangi bir Peygamberi gönderdikse mahza Allahın iznile itaat edilmek için gönderdik, eğer onlar nefislerine zulmettikleri zaman sana gelseler de günahlarına mağfiret dileseler, Peygamber de kendileri için istiğfar ediverse idi elbette Allahı tevvab, rahim bulacaklardı

Erhan Aktaş

Biz, hiçbir Resul'ü Allah'ın izni ile dipnot 1 yalnızca kendisine itaat edilmesinden başka bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, kendi kendilerine haksızlık yaptıklarında, sana gelip, Allah'tan bağışlanmalarını dileselerdi ve sen de Resul olarak onların bağışlanmasını dileseydin; Allah'ın tevbeleri kabul edici ve çok merhamet edici olduğunu göreceklerdi.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Allah'ın izni ile" terkibi, Allah'ın belirlediği ilke ve kurallarının belirleyici olması, Allah'ın bilgisi ve onayı anlamlarına gelmektedir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz, hiçbir resulü Allah'ın izni ile dipnot 1 yalnızca kendisine itaat edilmesinden başka bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, kendi kendilerine haksızlık yaptıklarında, sana gelip, Allah'tan bağışlanmalarını dileselerdi ve sen de Resul olarak onların bağışlanmasını dileseydin; Allah'ın tevbeleri kabul edici ve çok merhamet edici olduğunu göreceklerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Allah'ın izni ile", terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallara göre, " Allah'ın bilgisine göre ve bilgisi gereği anlamlarına gelmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, hiçbir rasulü Allah'ın izni ile yalnızca kendisine itaat edilmesinden başka bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, kendi kendilerine haksızlık yaptıklarında, sana gelip, Allah'tan bağışlanmalarını dileselerdi ve sen de rasul olarak onların bağışlanmasını dileseydin; Allah'ın tövbeleri kabul edici ve çok bağışlayıcı olduğunu göreceklerdi.

Gültekin Onan

Biz elçilerden hiç kimseyi ancak Tanrı'nın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet sana gelip Tanrı'dan bağışlama dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlama dileseydi, elbette Tanrı'yı tevbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlardı.

Hasan Basri Çantay

Biz hiç bir peygamberi, Allahın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir hikmetle, göndermedik. Onlar kendilerine zulmetdikleri vakit sana gelib de Allahdan mağfiret dileselerdi onlara (sen) peygamber de mağfiret isteyiverseydi (n) elbette Allahı tevbeleri hakkıyle kabul edici, çok esirgeyici bulacaklardı.

İbni Kesir

Biz, hiçbir peygamberi Allah'ın izniyle itaat edilmekten başka bir gaye ile göndermedik. Onlar kendilerine yazık ettikleri zaman, sana gelip Allah'tan mağfiret dileseler ve peygamberleri de onlara mağfiret dileseydi elbette Allah'ı Tevvab vd Rahim olarak bulacaklardı.

Mehmet Alagaş

(58-70) Muhakkak ki Allah emaneti onun sahibine geri iade etmenizi / tevdi etmenizi emreder. İnsanlar arasında mahkemeleştiğinizde denkleştirici / adaletli (eşitleyici değil denkleştirici) karar vermenizi emreder. Muhakkak ki Allah size bununla, değerli bir vaazda bulunuyor , muhakkak ki Allah işitendir, görendir. Ey iman edenler, Allah’a itaat edin Resule itaat edin sizden emir verebilenlere / emir sahiplerine itaat edin, bir şey de anlaşamadığınızda / nizalaştığınızda, Onu Allah ve Resulüne iletin eğer Allah’a ve Resulüne ve ahiret gününe iman ediyorsanız bu daha iyidir ve daha güzel bir yorumlamadır. Sana indirdiğimize ve senden önce indirdiklerimize kesinlikle inandıkları na dair iddiaları olanları görmedin mi? Tağut tarafından mahkeme edilmeyi istiyorlar , oysa onu inkâr etmeleri emredilmişti , şeytan onları pek uzak bir sapıklığa saptırmak istiyor , onlara Allah’ın indirdiğine ve Resulüne gelin denildiği vakit, senden uzakla şarak kaçınırlar, kendi elleriyle yaptıkları dolayısıyla musibet onlara isabet ettiğinde nasıl olacaklar? Sonra da Allah adına yemin de ederek / (vallahi de billahi de) biz istedik ki güzellik olsun ve arayı yapmak olsun diye sana geliyorlar, bunların kalplerinde olanı Allah biliyor, yüz çevir onlardan, onlara vaaz et ve kendileri hakkında yüreklerine oturacak etkili sözler söyle. Biz Resulleri sadece Allah’ın izniyle itaat edilmesi için gönderdik , kendilerine zulmettikleri vakit keşke sana gelselerdi, Allah’tan bağışlanmayı dileselerdi, Resulde onların bağışlanmasını dileseydi, Allah’ı tövbeleri kabul eden ve esirgeyen olarak elbette bulacaklardı. Hayır öyle değil Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarında ki çekişmeli konuda seni hakem tayin edip, sonra da kendilerinde bir burukluk olmadan tam teslimiyetle kararına teslim olmadık ça, iman ediyor sayılmazlar. Eğer ki onlara kendinizi öldürün diye yahut yurtlarınızdan çıkın diye yazmış olsaydık, pek azı hariç onu yapmazlardı , keşke onlar kendilerine vaaz edileni yapmış olsalardı onlar için iyi olurdu, onlar için daha sağlam olurdu, O zaman da onlara katımızdan kocaman bir ödül verirdik ve onları dosdoğru yola iletirdik / yönlendirirdik. Her kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse, işte onlar Allah’ın nimet verdikleri Nebilerle, Sıddıklarla Şehitlerle ve Salihlerle beraberdir. (Fatiha’da geçen nimet verilenler burada da geçti) Onlar güzel refakatçidirler, işte bu Allah’ın fazlındandır. Allah’ın bilmesi yeterlidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz, her bir peygamberi ancak, Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilsin diye gönderdik. Eğer onlar, nefislerine zulmettikleri zaman, sana gelip Allah’tan bağışlanma dilemiş olsalardı, Peygamber de onlar için bağışlanma dileseydi, elbette Allah’ı tövbeleri kabul eden ve çok merhametli olarak bulurlardı.

Süleyman Ateş

Biz hiçbir elçiyi, Allah'ın izniyle ita'at edilmekten başka bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler, Allah'tan, günahlarını bağışlamasını isteseler ve Elçi de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allah'ı affedici, merhametli bulurlardı.

Süleymaniye Vakfı

Biz her elçiyi, ancak, Allah'ın izni ile kendisine gönüllü olarak boyun eğilsin diye gönderdik. dipnot 1 O münafıklar, kendilerini yanlış bir işe soktuklarında sana gelseler de Allah'tan bağışlanma dileseler ve elçi olarak sen dipnot 2 de onların bağışlanmalarını dilesen dipnot 3 Allah'ın tövbeleri /dönüşleri çokça kabul ettiğini ve ikramının bol olduğunu elbette görürlerdi.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    İltifat, bkz Nisa 4/11'in dipnotu.
  3. metne dön, dipnot 3
    Allah Teala, Muhammed aleyhisselama hem kendi günahının hem de müminlerin günahının bağışlanması için dua etmesini emrettiğinden (Muhammed 47/19) burada "Sen de onların bağışlanmalarını istesen" ifadesini kullanmıştır. Müşrik olmaması şartıyla bir başkasının bağışlanması için dua edilebilir (Tevbe 9/113-114, Meryem 19/47). Burada sözü edilen münafıklar tevbe edince mümin olacaklarından Nebimiz onların bağışlanmaları için dua edebilir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz hangi elçiyi gönderdiysek, bizim bilgimiz altında kendisine boyun eğilsin diye göndermişizdir. Onlar, kendilerini kötü duruma düşürdüklerinde sana gelseler ve (senin huzurunda) Allah'tan bağış dileselerdi, sen de onların bağışlanması için dua etseydin dipnot 1 , o zaman Allah'ın kendine yönelenlerin dönüşünü (tevbesini) kabul ettiğini ve ne kadar merhametli olduğunu elbette göreceklerdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Buradaki iltifat sanatlarının dikkate alınmadığı anlatılacak.

Şaban Britch

Biz, her peygamberi ancak, Allah’ın izni ile kendilerine itaat olunması için gönderdik. Eğer onlar, nefislerine zulmettiklerinde sana gelip Allah’tan bağışlanma dileselerdi ve Peygamber de onlar için bağışlanma dileseydi, elbette Allah’ı tevbeleri kabul eden ve çokça merhametli olarak bulurlardı.

Şaban Piriş

Biz, her peygamberi ancak, Allah'ın izni ile kendilerine itaat olunması için gönderdik. Eğer onlar, nefislerine zulmettiklerinde sana gelip Allah'tan bağışlanma dileselerdi ve Peygamber de onlar için bağışlanma dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden ve merhametli olarak bulurlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz hiçbir resulü, Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesi dışında bir amaçla göndermedik. Eğer onlar, öz benliklerine zulmettiklerinde sana gelip Allah'tan af dileseler, resul de kendileri için af dileseydi, elbette ki Allah'ı tövbeleri cömertçe kabul eden bir Rahim olarak bulacaklardı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Never did We send a Messenger but to be obeyed, Allah willing, and had they turned to Allah as soon as they had wronged themselves and betaken themselves to you to declare their invocation to Allah for forgiveness, and the Messenger -you Muhammad- had invoked Allah, on their behalf, for mercy and forgiveness, they would have found Allah Tawabun and Rahimun.

Abdul Haleem

All the messengers We sent were meant to be obeyed, by God’s leave. If only [the hypocrites] had come to you [Prophet] when they wronged themselves, and begged God’s forgiveness, and the Messenger had asked forgiveness for them, they would have found that God accepts repentance and is most merciful.

Abdullah Yusuf Ali

We sent not a messenger, but to be obeyed, in accordance with the will of Allah. If they had only, when they were unjust to themselves, come unto thee and asked Allah's forgiveness, and the Messenger had asked forgiveness for them, they would have found Allah indeed Oft-returning, Most Merciful.

Abul A'la Maududi

(And tell them that) We never sent a Messenger but that he should be obeyed by the leave of Allah. dipnot 1 If whenever they wronged themselves they had come to you praying to Allah for forgiveness, and had the Messenger prayed for their forgiveness, they would indeed have found Allah All-Forgiving, All-Compassionate.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is to impress upon us that Prophets are not sent so that people may pay lip-service to their Prophethood, and then obey whoever they wish. The purpose of sending Prophets is that people should follow the laws of God as brought and expounded by them rather than laws devised by man, and that they should obey the commands of God as revealed to the Prophets to the exclusion of the commands of others.

Aisha Bewley

We sent no Messenger except to be obeyed by Allah’s permission. If only when they wronged themselves they had come to you and asked Allah’s forgiveness and the Messenger had asked forgiveness for them they would have found Allah Ever-Returning, Most Merciful.

Al-Hilali & Khan

We sent no Messenger, but to be obeyed by Allâh’s Leave. If they (hypocrites), when they had been unjust to themselves, had come to you (Muhammad صلى الله عليه وسلم) and begged Allâh’s Forgiveness, and the Messenger had begged forgiveness for them: indeed, they would have found Allâh All-Forgiving (One Who forgives and accepts repentance), Most Merciful.

Ali Quli Qarai

We did not send any apostle but to be obeyed by Allah’s leave. Had they, when they wronged themselves, come to you and pleaded to Allah for forgiveness, and the Apostle had pleaded for forgiveness for them, they would have surely found Allah all-clement, all-merciful.

Amatul Rahman Omar

And We have sent no Messenger but that he should be obeyed by the leave of Allâh. Had they, when they had acted contrary to their own interests, come to you and sought the protection of Allâh, and had this perfect Messenger (also) sought protection for them they would have surely found Allâh Oft-Returning with compassion, Ever Merciful.

Arthur John Arberry

We sent not ever any Messenger, but that he should he obeyed, by the leave of God. If; when they wronged themselves, they had come to thee, and prayed forgiveness of God, and the Messenger had prayed forgiveness for them, they would have found God turns, All-compassionate.

Bijan Moeinian

God has sent His Prophets to be obeyed [and not be put aside and treated like a ceremonial person that should only be respected. ] After all, the Prophets represent the will of the Lord. If the unjust people had sought the forgiveness of the Lord and, the Prophet, too, had begged the Lord to forgive them, they would have found God the Most Forgiving, the Most Merciful.

E. Henry Palmer

We have never sent an apostle save that he should be obeyed by the permission of God; and if they, when they have wronged themselves, come to thee and ask pardon of God, and the Apostle asks pardon for them, then they will find God easy to be turned, compassionate.

Edip-Layth

We do not send a messenger except to be obeyed by God's leave. Had they come to you when they had wronged themselves and sought God's forgiveness, and the messenger sought forgiveness for them, they would have then found God to be Pardoning, Compassionate.

George Sale

We have not sent any apostle, but that he might be obeyed by the permission of God: But if they, after they have injured their own souls, come unto thee, and ask pardon of God, and the apostle ask pardon for them, they shall surely find God easy to be reconciled and merciful.

Hamid S. Aziz

We have never sent a messenger save that he should be obeyed by the permission of Allah; and if they, when they have wronged themselves, come to you and ask pardon of Allah, and the Messenger asks pardon for them, then they will find Allah easily Forgiving, Compassionate.

Mahmoud Ghali

And in no way have We sent any Messenger except that he should be obeyed, by the permission of Allah; and if, as they have done an injustice to themselves, they had come to you, so (had) asked forgiveness from Allah, and the Messenger (had) asked forgiveness for them, indeed they would have found Allah Superbly Relenting, Ever-Merciful.

Marmaduke Pickthall

We sent no messenger save that he should be obeyed by Allah's leave. And if, when they had wronged themselves, they had but come unto thee and asked forgiveness of Allah, and asked forgiveness of the messenger, they would have found Allah Forgiving, Merciful.

Mohamed Ahmed - Samira

We have sent no apostle but that he should be obeyed by the will of God. If they had come to you after wronging themselves and asked forgiveness of God, and you had also asked forgiveness for them, they would surely have found God forgiving and merciful.

Muhammad Asad

for We have never sent any apostle save that he should be heeded by God's leave. If, then, after having sinned against themselves, they would but come round to thee and ask God to forgive them - with the Apostle, too, praying that they be forgiven - they would assuredly find that God is an acceptor of repentance, a dispenser of grace.

Mustafa Khattab

We only sent messengers to be obeyed by Allah’s Will. If only those ˹hypocrites˺ came to you ˹O Prophet˺—after wronging themselves—seeking Allah’s forgiveness and the Messenger prayed for their forgiveness, they would have certainly found Allah ever Accepting of Repentance, Most Merciful.

Progressive Muslims

We do not send a messenger except to be obeyed by God's leave. And had they come to you when they had wronged themselves and sought God's forgiveness, and the messenger sought forgiveness for them, they would have then found God to be Pardoning, Merciful.

Rashad Khalifa

We did not send any messenger except to be obeyed in accordance with GOD's will. Had they, when they wronged their souls, come to you and prayed to GOD for forgiveness, and the messenger prayed for their forgiveness, they would have found GOD Redeemer, Most Merciful.

Sahih International

And We did not send any messenger except to be obeyed by permission of Allah. And if, when they wronged themselves, they had come to you, [O Muúammad], and asked forgiveness of Allah and the Messenger had asked forgiveness for them, they would have found Allah Accepting of repentance and Merciful.

Sam Gerrans

And We sent any messenger only that he be obeyed by the leave of God. And had they, when they wronged their souls, come to thee and asked forgiveness of God, and the Messenger had asked forgiveness for them, they would have found God accepting of repentance and merciful.

Shabbir Ahmed

We have sent no Messenger but that he should be obeyed by Allah's leave. They are not sent with hypotheses, but to show people how they can establish an equitable society, in which people flourish individually and collectively. They attain personal development and become worthy of immortal life in the Paradise (89:29). If anyone hurts his or her "Self" by transgressing His Laws, or wrongs a member of the community, he or she must come to the Messenger, the Central Authority of the System, to make amends. Sitting back at home and praying in hiding won't help (9:102-105), (20:82), (5:10). The Messenger will then, decide the matter seeing if there is room for forgiveness in the Divine Law. Such is the Moral Order that the Messenger has inculcated in the hearts and in the society where one becomes the watcher over one's own "Self" (8:74-75), (9:100), (48:29), (59:8-9). Indeed, there is plenty of room for making amends, and for mercy in the Divine System. Allah is Acceptor of repentance, Merciful.

Syed Vickar Ahamed

We did not send a messenger, but only to be obeyed, in accordance with the Will of Allah. If they had only come to you when they were unjust to themselves, and asked for Allah’s forgiveness, and the messenger had asked for forgiveness for them, (then) they would have found Allah is Forgiving and accepts repentance (Tawwab), Most Merciful (Raheem).

Taqi Usmani

We did not send any Messenger but to be obeyed by the leave of Allah. Had they, after having wronged themselves, come to you and sought forgiveness from Allah, and had the Messenger prayed for their forgiveness, they would certainly have found Allah Most-Relenting, Very-Merciful.

The Monotheist Group

We do not send a messenger except to be obeyed with the permission of God. And had they come to you when they had wronged themselves and sought the forgiveness of God, and the messenger sought forgiveness for them, they would have then found God to be Pardoning, Merciful.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 64. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 64. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 64. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩