Diyanet İşleri
İnkar edenlerin (Allah'ı) yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanma! Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varış yeridir o!
Nûr suresi
Nûr suresi, 57. ayet. لَا تَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مُعْجِزِينَ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَأْوَىٰهُمُ ٱلنَّارُ وَلَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ
lâ taḥsebenne-lleẕîne keferû mü`cizîne fi-l'arḍ. veme'vâhümü-nnâr. velebi'se-lmeṣîr.
İnkar edenlerin (Allah'ı) yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanma! Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varış yeridir o!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Münafıkların hükme razı olmaması ve hilâfet vaadi Nûr 47–57 3
"Allah'a itaat edin, peygambere itaat edin" de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir.
Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkar ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.
Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Resule itaat edin ki size merhamet edilsin.
İnkar edenlerin (Allah'ı) yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanma! Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varış yeridir o!
Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz buluğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, ayetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Çocuklarınız erginlik çağına geldiklerinde, kendilerinden öncekilerin izin istedikleri gibi izin istesinler. İşte Allah ayetlerini size böyle açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Artık evlenme ümidi beslemeyen, hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur. Ama yine sakınmaları onlar için daha hayırlıdır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
57. “Sakın kâfirlerin yeryüzünde (Allah'ı) âciz bırakacaklarını sanma!” Dünya hayatında faydalandırıldıkları nimetler seni aldatmasın. Şüphesiz ki Yüce Allah, onlara mühlet verecek olsa dahi, azabı ihmal etmeyecektir. “Biz onları azıcık faydalandırırız. Sonra oldukça ağır bir azaba mahkûm ederiz.” (Lokman, 31/24) Bundan dolayı Yüce Allah burada da: “Onların varacağı yer ateştir. O, ne kötü bir dönüş yeridir!” buyurmaktadır. Yani kâfirlerin dönecekleri yer ne kötüdür! O yerde şer, pişmanlık ve ebedî ceza vardır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Resul! Yüce Allah'ın kâfirlere bir azap indirecek olması durumunda onların Allah'ı bundan aciz bırakabileceklerini sanma! Kıyamet günü onların varacakları yer cehennemdir. Varış yerleri cehennem olan kimselerin varacakları yer ne kötü bir yerdir.
Aynı kök: صير (29 geçiş) · Aynı kök: اوي (36 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş)
Bugün artık ne sizden, ne de inkar edenlerden bir fidye alınır. Barınağınız ateştir. Size yaraşan odur. Orası gidilecek ne kötü yerdir!
Aynı kök: صير (29 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş)
Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde…
Aynı kök: اوي (36 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş)
Rablerinin emrine uyanlar için mükafatın en güzeli vardır. Ona uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin…
Aynı kök: صير (29 geçiş) · Aynı kök: اوي (36 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş)
Allah'ın rızasına uyan kimse, Allah'ın gazabına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? O, ne kötü varılacak yerdir!
Aynı kök: عجز (26 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap
İnkar edenler, asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler. Çünkü onlar (sizi) aciz bırakamazlar.
Aynı kök: اوي (36 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)
Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koştuklarından dolayı; inkar edenlerin kalplerine korku salacağız. Barınakları da…
Aynı kök: باس (73 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap
Ona "Allah'tan kork" denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!
Aynı kök: باس (73 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap
Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü'minler,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kâfir olanların, yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacaklarını sanmayasın! dipnot 1 Onların barınağı ateştir. Ne kötü varış yeridir (orası)!
İnkarda ısrar eden kimseler, bu dünyada asla (Allah'ı) atlatabileceklerini sanmasınlar; onların dönüp dolaşıp varacakları yer ateştir; ki o, ne berbat bir son duraktır!
(Ve) hakkı inkara şartlanmış olan kimseler de (hak ettikleri cezayı) bu dünyada (bulmasalar bile, nihai yargıdan) kaçabileceklerini zannetmesinler: Çünkü onların (öte dünyada) varacakları yer ateştir; gerçekten de, varılacak ne kötü bir sondur bu!
Sakın hakikat bilgisini inkar edenlerin arzda aciz bırakacaklarını (Din'i geçersiz kılacaklarını, sistemi atlayacaklarını) sanma! Onların barınağı Nar'dır! Ne kötü bir dönüş yeridir!
İnkara sapanların, yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacaklarını sanma. Onların son barınma yerleri ateştir. Ne kötü bir dönüştür o.
İnkâr edenlerin, yeryüzünde (Allah'ı) âciz bırakacaklarını sanmayasın! Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varış yeri!
Nankörlük edenlerin, yeryüzünde güçsüz bırakacaklarını sanma. Kalacakları yer ateştir; gerçekten, ne kötü bir varış yeridir.
İnkar edenlerin yeryüzünde Allah'ı aciz bırakacaklarını sanmayasınız! Onların varacağı yer cehennemdir. Orası ne kötü bir varış yeridir!
İnkar edenlerin bizi aciz bırakacaklarını sanmayın. Onların varacağı yer ateştir; ne kötü bir varış noktasıdır.
İnkar edenlerin bizi aciz bırakacaklarını sanmayın. Onların varacağı yer ateştir; ne kötü bir varış noktasıdır.
Sakın o küfredenlerin yeryüzünde aciz bırakabileceklerini sanma! Onların varacakları yer ateştir! Şüphesiz o, pek kötü bir gidiştir!
Sakın o küfr edenleri Arzda aciz bırakabilirler sanma, onların varacakları yer ateştir ve her halde o pek fena gidiştir
Sakın Kafirleri yeryüzünde aciz bırakıcı zannetme. Onların varacağı yer ateştir. Ne kötü bir varış yeridir.
Sakın Kafirleri yeryüzünde aciz bırakıcı zannetme. Onların varacağı yer ateştir. Ne kötü bir varış yeridir.
Sakın gerçeği yalanlayan nankörleri, yeryüzünde aciz bırakıcı zannetme. Onların varacağı yer ateştir. Ne kötü bir varış yeridir.
Küfredenlerin, yeryüzünde (Tanrı'yı) aciz bırakacaklarını sanma. Onların son barınma yerleri ateştir. Ne kötü bir dönüştür o.
Sakın o küfredenlerin yer (yüzün) de (bizi) aaciz bırakıcı olduklarını sanma. Onların varacakları yer ateşdir. Şübhesiz o, ne kötü bir dönüşdür!
Sakın küfredenlerin, Bizi yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanma. Onların barınakları ateştir. Ne kötü dönüştür.
(46-57) Kesin olan şu ki, biz apaçık ay etler indirdik, Allah , istediğini istikameti doğru olan yola sokar . Diyorlar ki, Allah’a ve Resulüne iman ettik ve itaat ettik, sonra onlardan bir bölümü, bunun ardından yüz çevirdi, işte bunlar mümin değildir. Ne vakit aralarında ki bir kararın verilmesi için, Allah’a ve Resulüne çağrıldıklarında onlardan bir bölüm sırtını döner, eğer onlar için bir hak varsa boynu bükük halde (Ellerini ovuşturan boynu büküklerden bunlar) onları / haklarını almaya gelirler. Kalplerinde hastalık mı var? yahut kuşkuları mı var? Yoksa Allah’ın ve Resulünün kendilerine adaletsizlik edeceğinden mi korkuyorlar? Bilakis işte bunlar zalimlerdir. Aralarında karar verilmek üzere Allah’a ve Resulüne çağrıldıkları vakit müminlerin sözleri, işittik ve uyduk şeklinde olmalıdır, işte bunlar kurtuluşa erenlerdir. Her kim Allah’a Resulüne uyarsa ve Allah’tan tedirgin olursa ve O’ndan sakınırsa, işte bunlar başarıya erenlerdir. Emredersen eğer çıkacaklarına dair yeminlerinin var güçleri ile Allah’a yemin ettiler deki yemin etmeyin, bilinen tanınan / normal / maruf bir şekilde itaat edin yeter , muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. Deki Allah’a ve O’nun Resulüne uyun, eğer yüz çevirirseniz, yüklendiği O’nun aleyhinedir, sizin yüklendikleriniz de sizin aleyhinizedir , eğer ki O’na itaat ederseniz sizi yola sokar , Resule düşen görev sadece apaçık bilgilendirmektir / tebliğdir. (Tebliğ: mesajlar la ilgili bilgilendirme yapmaktır.) Allah sizden iman eden ve ıslah edici faaliyetler yapanları işte onları tıpkı onlardan öncekiler gibi yerde / arzda, sonraya kalan / devralanlar yapacağını / halife yapacağını vaat etti , onlara hoşnut olduğu / razı olduğu dinilerini yaşamaları amacıyla imkân vereceğini de vaat etti, onların, korkularının ardından güvenle / emniyetle yer değiştireceklerini vaat etti, bana ibadet edin ve bana hiçbir şeyi ortak koşmayı , bundan sonra her kim yok sayarsa / görmezden gelirse işte bunlar yoldan çıkmış olanlardır. Namazı kalkıp kılın, zekâtı verin, Resule uyun ki böylelikle belki esirgenirsiniz. Kafirlerin, yerde / arzda aciz bırakabileceklerini değerlendirme / öyle hesap etme , onların barınakları ateştir ve ne kötü varılacak bir yerdir / varış yeridir.
Küfredenlerin yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacaklarını sanma. Onların barınakları ateştir. Ne kötü dönüş yeri!
Nankörlerin, yer yüzünde (Allah'ı) aciz bırakacaklarını, (Allah'ın azabına engel olacaklarını) sanma. Onların varacağı yer ateştir. Ne kötü bir gidiş yeridir o!
Kafirlik edenlerin yeryüzünde Allah'tan kaçıp kurtulacaklarını sanma sakın! Sonunda onların varıp kalacakları yer ateştir. Hakikaten ne kötü hale gelmektir o dipnot 1 !
(Allah'ın kitabını) görmezlik edenler, bu topraklarda sakın müminleri aciz bırakacaklarını hesap etmesinler. Onların dönecekleri yer o ateştir. Ne kötü hale gelmektir o!
Küfredenlerin yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacaklarını sanma. Onların barınakları ateştir. Ne kötü dönüş!
Küfredenlerin yeryüzünde kaçıp kurtulacaklarını sanma. Onların barınakları ateştir. Ne kötü dönüş!
Sakın o küfre sapanların, yeryüzünde aciz bırakıcı güçler olduklarını zannetme. Varacakları yer ateştir onların. Ne kötü dönüş yeridir o, ne kötü!
Do not entertain O Muhammad the idea nor think ever that the infidels are in a position to overpower Allah or upset His plan for those domiciled on earth. They are destined to the abode in Hell and how evil indeed is the destination!
Do not think [Prophet] that the disbelievers can escape God on earth; the Fire will be their final home, an evil end.
Never think thou that the Unbelievers are going to frustrate (Allah's Plan) on earth: their abode is the Fire,- and it is indeed an evil refuge!
Do not even imagine that those who disbelieve can render Allah powerless in the land. Their abode is the Fire; what an evil abode!
Do not imagine that those who are kafir are able to escape Allah on earth. Their shelter will be the Fire. What an evil destination!
Consider not that the disbelievers can escape in the land. Their abode shall be the Fire - and worst indeed is that destination.
Do not suppose that those who are faithless can thwart [Allah] on the earth. Their refuge shall be the Fire, and it is surely an evil destination.
Think not (O reader!) that those who disbelieve can ever be able to frustrate (Our plan on the earth) and escape Us. Their abode is Fire; what an evil resort!
Think not the unbelievers able to frustrate God in the earth; their refuge is the Fire -- an evil homecoming.
Do not think that those who rebel against the Lord can frustrate Him the least in this world. As a matter of fact they are going to live in the Hell which is an evil place.
Do not reckon that those who misbelieve can frustrate (God) in the earth, for their resort is the Fire, and an ill journey shall it be.
Do not think that those who reject will remain in the land. Their abode is Hell. What a miserable destiny!
Think not that the unbelievers shall frustrate the designs of God on earth: And their abode hereafter shall be hell fire; a miserable journey shall it be thither!
Establish regular worship and regularly pay the Zakah (the poor-tax) and obey the Messenger, in order that you may obtain mercy.
Definitely do not ever reckon that the ones who have disbelieved are able to be defiant to Allah) in the earth. And their abode is the Fire, and miserable indeed is the Destiny!
Think not that the disbelievers can escape in the land. Fire will be their home - a hapless journey's end!
Do not think that unbelievers will subvert (the authority of God) on earth. Their abode is Hell; and what an evil destination!
[And] think not that those who are bent on denying the truth can elude [their final reckoning even if they remain unscathed] on earth: the fire is their goal [in the life to come] - and vile indeed is such a journey’s end!
Do not think ˹O Prophet˺ that the disbelievers can escape in the land. The Fire will be their home. Indeed, what an evil destination!
Do not think that those who disbelieve will remain in the land. Their abode is Hell. What a miserable destiny!
Do not think that those who disbelieve will ever get away with it. Their final abode is Hell; what a miserable destiny.
Never think that the disbelievers are causing failure [to Allah ] upon the earth. Their refuge will be the Fire - and how wretched the destination.
Think not that those who ignore warning can escape in the earth; and their shelter is the Fire, and evil is the journey’s end.
And think not that the rejecters of the Divine Laws can escape in the earth. Fire shall be their home (in both lives), and it is indeed a miserable abode.
You do not ever think that the disbelievers are going to block (Allah’s Plan) on earth: Their home is the Fire— And it is truly an evil place (for shelter)!
Never think that the disbelievers are (able) to frustrate (Allah’s plan) on the earth. Their abode is the Fire. Indeed it is an evil terminus.
Do not think that those who disbelieve will remain in the land. Their abode is Hell. What a miserable destiny!