Sâd suresi

Sâd suresi, 46. ayet

Sâd suresi, 46. ayet. إِنَّآ أَخْلَصْنَٰهُم بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى ٱلدَّارِ

innâ aḫlaṣnâhüm biḫâliṣatin ẕikra-ddâr.

Diyanet İşleri

Şüphesiz biz onları, ahiret yurdunu düşünme özelliği ile (temizleyip) ihlaslı kimseler kıldık.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâd 43–49 · surenin 46. ayeti / 88

Konu İbrâhim, İshâk, Ya'kūb; İsmâil, el-Yesa' ve Zülkifl Sâd 45–49 3

  1. Sâd 43

    Biz ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını bahşettik.

  2. Sâd 44

    Şöyle dedik: "Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma." Gerçekten biz Eyyub'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.

  3. Sâd 45

    (Ey Muhammed!) Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an.

  4. 46

    Şüphesiz biz onları, ahiret yurdunu düşünme özelliği ile (temizleyip) ihlaslı kimseler kıldık.

  5. Sâd 47

    Şüphesiz onlar, bizim katımızda hayırlı, seçkin kimselerdendir.

  6. Sâd 48

    (Ey Muhammed!) İsmail, el-Yesa' ve Zülkifl'i de an. Onların her biri iyi kimselerdi.

  7. Sâd 49

    (49-50) Bu bir öğüttür. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

46. “Biz onları hususi” pek büyük ve oldukça muazzam “bir özellikle seçip ihlâsa erdirmiştik ki bu özellik daima ahiret yurdunu hatırlamaktır.” Âhiret yurdunu hatırlamayı onların kalplerine yerleştirdik ve en seçkin vakitlerde onun için amelde bulunmalarını sağladık. İhlâs ve Allah’ın gözetimi altında olma bilinci, onların daimi vasfı idi.

Ayrıca kendileri de âhiret yurdunu hatırlamanın bir sebebidirler. Öğüt alan kimseler, onların hallerini düşünerek öğüt alır ve ibret almak isteyenler de onlar vasıtası ile ibret alırlar. Ayroca onlar, en güzel şekilde anılan kimselerdir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz biz onlara özel bir ihsanda bulunduk. O da kalpleri daima ahiret yurdunu hatırlayan, ona salih ameller ile hazırlanan ve insanları da ahiret için amel etmeye davet eden ihlâslı kimseler kıldık.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّآ inna elbette biz
  2. أَخْلَصْنَـٰهُم ehlesnahum onları ihlaslı (kul) yaptık kök: خلص
  3. بِخَالِصَةٍۢ bihalisatin samimiyetle kök: خلص
  4. ذِكْرَى zikra düşüncesiyle kök: ذكر
  5. ٱلدَّارِ d-dari ahiret yurdu kök: دور

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Elyesa'

    İşte kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delillerimiz.. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki Rabbin hüküm ve hikmet…

  • Aynı kıssa: Hz. Elyesa'

    Biz ona İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik. Hepsini hidayete erdirdik. Daha önce Nuh'u da hidayete erdirmiştik. Zürriyetinden Davud'u, Süleyman'ı,…

  • Aynı kıssa: Hz. Elyesa'

    Zekeriya'yı, Yahya'yı, İsa'yı, İlyas'ı doğru yola erdirmiştik. Bunların hepsi salih kimselerden idi.

  • Aynı kök: خلص (31 geçiş) · Aynı kök: دور (55 geçiş)

    De ki: "Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de, yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz…

  • Aynı kök: خلص (31 geçiş)

    Onlara de ki: "Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Halbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin…

  • Aynı kök: خلص (31 geçiş)

    Ancak tövbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah'ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah'a has kılanlar müstesnadır. Bunlar mü'minlerle…

  • Aynı kök: دور (55 geçiş)

    Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul…

  • Aynı kök: دور (55 geçiş)

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki onları ahiret yurdunu hatırlama duygusuyla arı duru bir özellikle saflaştırmıştık.

Mustafa İslamoğlu

Biz onların şahsiyetlerini arı duru bir tasavvurla saflaştırdık (ki, ebedi) yurdu hep hatırda tutsunlar;

Muhammed Esed

Biz onları arı duru bir düşünce aracılığıyla temizledik. Öteki dünyayı gözetme (düşüncesiyle).

Ahmed Hulusi

Doğrusu biz onlarda, gerçek vatanlarını (hakikat boyutunu) hatırda tutarak yaşama safiyetini açığa çıkardık.

Ali Bulaç

Gerçekten biz onları, katıksızca (ahiretteki asıl) yurdu düşünüp anan ihlas sahipleri kıldık.

Ali Özek ve heyeti

Biz onları özellikle ahiret yurdunu düşünen ihlâslı kimseler kıldık.

Ali Rıza Safa

Aslında, Onları, Sonsuz Yaşam Ülkesi'ni düşünen içten kullar yaptık.

Bayraktar Bayraklı

Biz onları daima ahireti düşünen ihlaslı kullar kıldık.

Edip Yüksel

Salt ahireti düşündükleri için onları salt/dupduru kıldık.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Salt ahireti düşündükleri için onları salt/dupduru kıldık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Çünkü Biz onları temiz bir hasletle, halis ahiret yurdu düşüncesine ermiş has kullarımızdan kılmışızdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü biz onları temiz bir hassa, halis yurd düşüncesiyle halislerimizden kılmışızdır

Erhan Aktaş

Biz, onları sürekli ahiret yurdu düşüncesiyle arınmış, samimiyet sahibi kimseler yaptık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz, onları sürekli ahiret yurdu düşüncesiyle arınmış, samimiyet sahibi kimseler yaptık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, onları sürekli ahiret yurdu düşüncesiyle arınmış, samimiyet sahibi kimseler yaptık.

Gültekin Onan

Gerçekten biz onları, katıksızca (ahiretteki asıl) yurdu düşünüp anan ihlas sahipleri kıldık.

Hasan Basri Çantay

Çünkü biz onları katkısız (şaibesiz) bir hasletle — ki (bu daima) yurd (ları) nı hatırlama (ları ve onun için çalışmaları) dır — haalis (insanlar) yapdık.

İbni Kesir

Doğrusu Biz, onları ahiret yurdunu samimiyetle düşünen kimseler kıldık.

Mehmet Alagaş

(45-48) Kullarımız, kuvvet ve görüş uluları İbrahim, İshak ve Yakub’u, hatırla. Muhakkak biz onlara has olarak anılan yurtlarıyla onları halis kullar kıldık. Muhakkak ki onlar yanımızda ki en hayırlı seçilmişlerdendirler. İsmail’i Elyesa ’yı ve Zülkifl’i hatırla, ki hepsi de en hayırlılardandır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz onları, özellikle ahiret yurdunu düşünen ihlaslı kimseler kıldık.

Süleyman Ateş

Biz onları ahiret yurdunu düşünme özelliğiyle temizleyip, kendimize halis (kul) yaptık.

Süleymaniye Vakfı

Ahiret yurdunu samimiyetle akıllarından çıkarmamalarına karşılık onların samimiyetlerini onayladık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Samimiyetle ahirete odaklanmalarına karşılık onları bize karşı samimi kişiler saydık.

Şaban Britch

Biz onları özellikle ahiret yurdunu düşünen ihlaslı kimseler kıldık.

Şaban Piriş

Biz onları gerçek yurdu düşünen, tam olarak arınmış, ihlaslı kimseler kılmıştık.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz onları, yurdu düşünme özellikleriyle yücelen tertemiz kullar yaptık.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We endowed them with the prerogative of the attribute that was exclusively claimed by them of applying constant remembrance of the Hereafter and reminding people thereof.

Abdul Haleem

We caused them to be devoted to Us through their sincere remembrance of the Final Home:

Abdullah Yusuf Ali

Verily We did choose them for a special (purpose)- proclaiming the Message of the Hereafter.

Abul A'la Maududi

Verily We exalted them in consideration of a sterling quality: their remembrance of the Abode of the Hereafter. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, the real cause for their success and eminence was that there was nothing of worldliness in their character. All their efforts, mental and physical, were directed towards the Hereafter. They remembered it themselves and urged others also to remember it. That is why Allah exalted them to such high ranks as have never been attained by those who remained absorbed in earning worldly wealth and prosperity. In this regard, one should also keep in view the subtle point that Allah here has only used the word ad-dar (that abode, or the real abode) for the Hereafter. This is meant to impress the truth that this world is no abode for man, but only a passage and a rest house, which man has to leave in any case. The real abode is the abode of the Hereafter. He who works to adorn that abode is the man of insight and such a one should inevitably be a commendable person in the sight of Allah. As for him who in order to adorn his transitory abode in this rest house behaves in a way as to ruin his real abode in the Hereafter is foolish and naturally cannot be liked by Allah.

Aisha Bewley

We purified their sincerity through sincere remembrance of the Abode.

Al-Hilali & Khan

Verily, We did choose them by granting them (a good thing, - i.e.) the remembrance of the Home [in the Hereafter and they used to make the people remember it, and also they used to invite the people to obey Allâh and to do good deeds for the Hereafter].

Ali Quli Qarai

Indeed We purified them with the exclusiveness of the remembrance of the abode [of the Hereafter].

Amatul Rahman Omar

We had indeed chosen them for one special purpose; for reminding (people) of the abode (of the Hereafter).

Arthur John Arberry

Assuredly We purified them with a quality most pure, the remembrance of the Abode,

Bijan Moeinian

I chose to purify them in account of their concentration of their efforts towards the Hereafter.

E. Henry Palmer

verily, we made them sincere by a sincere quality - the remembrance of the abode;

Edip-Layth

We had chosen them to enforce awareness of the Hereafter.

George Sale

Verily We purified them with a perfect purification, through the remembrance of the life to come;

Hamid S. Aziz

Surely, We purified them with a pure thought, the remembrance of the Home of the Hereafter.

Mahmoud Ghali

Surely We made them faithful with the (exclusively sincere) faith, the Reminding of the Residence (i. e., the Hereafter)

Marmaduke Pickthall

Lo! We purified them with a pure thought, remembrance of the Home (of the Hereafter).

Mohamed Ahmed - Samira

We distinguished them for the distinct remembrance of the abode (of the Hereafter).

Muhammad Asad

for, verily, We purified them by means of a thought most pure: the remembrance of the life to come.

Mustafa Khattab

We truly chose them for the honour of proclaiming the Hereafter.

Progressive Muslims

We had chosen them to enforce awareness of the Hereafter.

Rashad Khalifa

We bestowed upon them a great blessing: awareness of the Hereafter.

Sahih International

Indeed, We chose them for an exclusive quality: remembrance of the home [of the Hereafter].

Sam Gerrans

We purified them with a pure quality: the remembrance of the Abode.

Shabbir Ahmed

Verily, We endowed them with sincerity of purpose and with exceptional foresight. Hence, in all their efforts they never lost sight of the desired destination.

Syed Vickar Ahamed

Surely, We did choose them for a special (purpose)— Restating the Message of the Hereafter.

Taqi Usmani

We chose them for a trait of remembering the (eternal) Home (in the Hereafter).

The Monotheist Group

We had chosen them to enforce awareness of the Hereafter.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 46. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 46. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 46. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩