Diyanet İşleri
Onu da İshak'ı da uğurlu kıldık. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı, kendine apaçık zulmedenler de.
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 113. ayet. وَبَٰرَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰٓ إِسْحَٰقَ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ مُبِينٌ
vebâraknâ `aleyhi ve`alâ isḥâḳ. vemin ẕürriyyetihimâ muḥsinüv veżâlimül linefsihî mübîn.
Onu da İshak'ı da uğurlu kıldık. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı, kendine apaçık zulmedenler de.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim ve oğlunun kurban edilişi Sâffât 83–113 3
İyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.
Çünkü o mü'min kullarımızdandı.
Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik.
Onu da İshak'ı da uğurlu kıldık. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı, kendine apaçık zulmedenler de.
Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a da lütufta bulunduk.
Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
113. “Onu da İshak’ı da mübarek kıldık.” Yani Biz onların üzerine bereket indirdik, bereket ise onların ilimlerinde, amellerinde ve soylarından gelenlerde artış ve gelişme demektir. Nitekim Yüce Allah, onların zürriyetlerinden üç tane büyük millet ortaya çıkarmıştır. Bunlar İsmail’in soyundan gelen Arap milleti ile İshak’ın soyundan gelen İsrailoğulları milletiyle Rum milletidir.
“O ikisinin soyundan gelenler içinde ihsan sahibi olan da vardır, nefsine açıkça zulmeden de.” Bunların kimisi salihtir, kimisi değildir; kimisi adaletlidir, kimisi de küfür ve şirki sebebi ile zulmü apaçık ortada olan bir zalimdir.
Bu buyruğun, yanlış bir kanaati önlemek için kullanılmış olması muhtemeldir. Çünkü: “O’nu da İshak’ı da mübarek kıldık” buyruğunda sözü edilen mübarek kılış, onların zürriyetlerinde de geçerli olmasını gerektirir. Yine bu mübarek kılmanın tam anlamı ile gerçekleşmesi için onların soyundan geleceklerin hepsinin ihsan sahibi olması gerekir. İşte böyle bir kanaatin uyanmaması için Yüce Allah, onlardan kimisinin ihsan sahibi, kimisinin de zalim olduğunu bildirmiştir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kendi katımızdan hem kendisine ve hem de oğlu İshak'a bereket indirdik. Onlara kendi katımızdan bol nimetler verdik. O ikisinin evlatlarını çok kılmamız bu nimetlerdendir. İkisinin soyundan Rabbine itaat ederek iyi davrananlar da vardır, açıkça kendi nefsine küfür ve günahları işleyerek zulmedenler de vardır.
Aynı kıssa: Hz. İshak · Aynı kök: برك (32 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Melekler, "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye layıktır,…
Aynı kıssa: Hz. İshak · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
İbrahim'in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak'ı müjdeledik; İshak'ın arkasından da Yakub'u.
Aynı kıssa: Hz. İshak · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Karısı, "Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu, çok şaşılacak bir şey!" dedi.
Aynı kök: برك (32 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Onu Lut ile beraber kurtarıp, içinde alemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık.
Aynı kök: ذرر (38 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder…
Aynı kök: ذرر (38 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
"Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi…
Aynı kök: ذرر (38 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
"Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kabe'nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru…
Aynı kök: برك (32 geçiş) · Ortak kavram: İhsan
Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ona ve İshak'a bereketler vermiştik. Her ikisinin neslinden iyilik yapan da kendisine açıkça haksızlık eden de çıkacaktır.
dahası onu ve İshak'ı mübarek kıldık: ama o ikisinin soyundan dürüst ve erdemli olan da var, kendisine açıkça zulmeden de.
onu ve İshak'ı kutsadık ama onların soyundan iyi işler yapan da çıkacak, kendisine açıkça zulmeden de.
Onun üzerine de İshak'ın üzerine de bereket lütfettik. . . O ikisinin neslinden muhsin de var, kendi nefsine apaçık zulmeden de var.
Ona ve İshak'a bereketler verdik. İkisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan) da var, açıkça kendi nefsine zulmeden de.
Kendisini ve İshak’ı mübarek (kutlu ve bereketli) eyledik. Lâkin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacağı gibi, kendine açıktan açığa kötülük edenler de olacak.
Onu ve İshak'ı kutsadık. İkisinin soyundan güzel davrananlar da vardır; kendisine apaçık yazık eden de.
Onu ve İshak ailesini mübarek kıldık. O ikisinin soyundan iyi iş yapanlar da, kendilerine açıkça zulmedenler de vardır.
Ona da İshak'a da lütufta bulunduk. Kuşkusuz, ikisinin de soyundan hem iyi davrananlar var, hem kendisine zulmedenler.
Ona da İshak'a da lütufta bulunduk. Kuşkusuz, ikisinin de soyundan hem iyi davrananlar var, hem kendisine zulmedenler.
Hem ona hem İshak'a bereketler verdik, ikisinin neslinden de hem güzel davrananlar var, hem de açıkça kendi nefsine zulmedenler var.
Hem ona hem İshaka bereketler verdik. İkisinin zürriyyetinden de hem muhsin olan var hem de nefsine açık zulmeden
Ona ve İshak'a bereket verdik. Her ikisinin soyundan muhsin dipnot 1 olan da kendisine açıkça zulmeden dipnot 2 de vardır.
Ona ve İshak'a bereket verdik. Her ikisinin soyundan muhsin dipnot 1 olan da kendisine açıkça zulmeden dipnot 2 de vardır.
Ona ve İshak'a bereket verdik. Her ikisinin soyundan muhsin dipnot 1 olan da kendisine açıkça zulmeden dipnot 2 de vardır.
Ona ve İshak'a bereketler verdik. İkisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan) da var, açıkça kendi nefsine zulmeden de.
Hem ona, hem Ishaka (feyz-ü) bereketler verdik. Her ikisinin neslinden iyi hareket edeni de vardır, nefsine apaçık zulm edeni de.
Onu da, İshak'ı da mübarek kıldık. O ikisinin soyundan ihsan eden de vardır, kendisine açıkça zulmeden de.
(83-113) (BİR DİĞER RESUL KULU İBRAHİM, EN DARDAYKEN, BEN RABBİME GİDERİM O BANA YOLUMU GÖSTERİR DEDİ, BİR DİĞER RESUL KULU İSMAİL, BEN TESLİMİM, SANA NE EMREDİLİYORSA ONU YAP BABA DEDİ) Onun taraftarı / şiası İbrahim’dir, Rabbine selim bir kalple / teslim olmuş bir kalple geldi , babasına ve kavmine neye ibadet ediyorsunuz demişti , Allah’tan başka İlah uydurmayı / iftira etmeyi diliyorsunuz? Alemlerin Rabbini ne sanıyorsunuz? Yıldızlara bir bakış attı ve dedi ki ben rahatsızlandım / sekim oldum. (Yıldız çarpması denen uğursuz bir rahatsızlık) arkalarını dönerek ondan yüz çevirdiler , O da onların ilahlarının yanına gizlice sokuldu, onlara, yemiyor musunuz? Size ne oldu konuşmuyorsunuz? dedi. Onlara sokulup üzerlerine sağ eliyle vurdu / darbeledi, koşuştura koşuştura (yezif) üzerine üşüştüler, kendi yonttuğunuza mı ibadet ediyorsunuz? Sizi de yaptıklarınızı da (put ilahlar) yaratan Allah’tır dedi. Dediler ki; onun için bir bina yapın, Onu da ateş ile buluşturun / bir araya getirin. Böylelikle ona tuzak kurmak dilediler biz de onları en aşağılıklar / en sefiller yaptık. O da dedi ki Rabbime giderim o da benim yolumu gösterecektir, Rabbim bana ıslah edicilerden / salihlerden hibe et dedi , ona uysal / halim bir oğul müjdeledik. (Hilm, halim, mülayim). Onun / İbrahim’in beraberinde çabalayacak / çalışacak yaşa erince, ona dedi ki ey oğlum; rüyamda görüyorum ki ben seni kurban ediyorum, Bak bakalım sen ne görüyorsun? Dedi ki ey babacığım sana ne emrediliyorsa yap, Eğer Allah isterse / inşallah, beni sabredenlerden bulacaksın, İkisi de teslim oldu, Onu alnı / cibni üzere yatırdı, biz de ona seslendik ki Ey İbrahim, rüyanı onayladın / tasdik ettin / bağlılığını gösterdin , biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, işte bu onun için açık bir sınav idi / bela idi , Ona, dengi iri bir kurbanlık fidye verdik. Onu gelen diğerlerine bıraktık / terk ettik. İbrahim’e selam olsun, biz de böyle güzel davrananları karşılıklandırırız, kesinlikle O, güvenen / iman eden kullarımızdandı, Ona, salihlerden olan nebi İshak’ı müjdeledik, Ona ve İshak üzerine nimet artışı / bereket verdik ve her ikisinin soyun da / zürriyetinde güzel davrananlar / muhsinler var, apaçık kendine haksızlık edenler / zulmedenler de var.
Onu ve İshak’ı mübarek kıldık. İkisinin soyundan iyi davranan da var, açıkça kendi nefsine zulmetmekte olan da.
Kendisine de, İshak'a da bereketler verdik. Onların neslinden (gelenler arasında) iyi hareket eden de var, açıkça kendisine zulmeden de.
Hem ona, hem de İshak'a bereket verdik. İkisinin soyundan dipnot 1 güzel davrananlar da oldu, kendilerini açıkça kötü duruma sokanlar da dipnot 2 .
Hem İsmail'i dipnot 1 , hem de İshak'ı uğurlu ve bereketli kıldık. İkisinin soyundan da güzel davrananlar olduğu gibi kendilerini açıkça kötü duruma sokanlar da oldu.
Onu da İshak’ı da mübarek kıldık. İkisinin soyundan iyi davranan da var, açıkça kendi nefsine zulmetmekte olan da.
Onu da İshak'ı da bereketlendirdik. Onların soyundan iyiler de, kendilerine gerçekten zulmedenler de vardır.
Ona da İshak'a da bereketler lütfettik. Onların zürriyetlerinden iyi düşünüp iyi davranan da var, öz benliğine açıkça zulmeden de var.
And We blessed him together with Ishaq. And of their progeny were those whose deeds were imprinted with wisdom and piety as well as those who were wrongful of actions.
and blessed him and Isaac too: some of their offspring were good, but some clearly wronged themselves.
We blessed him and Isaac: but of their progeny are (some) that do right, and (some) that obviously do wrong, to their own souls.
And We blessed him and Isaac. Among the offspring of the two some did good and some plainly wronged themselves.
We showered blessings upon him and upon Ishaq. Among their descendants are good-doers and also people who clearly wrong themselves.
We blessed him and Ishâq (Isaac). And of their progeny are (some) that do right, and some that plainly wrong themselves.
And We blessed him and Isaac. Among their descendants [some] are virtuous, and [some] who manifestly wrong themselves.
And We bestowed (Our) blessings on him (- Ismâîl) and on Isaac. And among the progeny of both there are (some persons) who perform excellent deeds and (also some) who are clearly unjust to themselves.
And We blessed him, and Isaac; and of their seed some are good-doers, and some manifest self-wrongers.
I blessed Abraham and Isaac. Now among their offspring some are righteous and some are wicked.
and we blessed him and Isaac;- of their seed is one who does well, and one who obviously wrongs himself.
We blessed him and Isaac. From among their progeny, some are righteous, and some are clearly wicked.
and We blessed him and Isaac: And of their off-spring were some righteous doers, and others who manifestly injured their own souls.
And We showered Our blessings on him and on Isaac; and of their offspring are some who do good, and also some who are clearly unjust to their own souls.
And We blessed him and Ishaq, and of their (The pronoun is dual; i. e., offspring of the two of them) offspring some are fair-doers, and (some) are evidently unjust to themselves.
And We blessed him and Isaac. And of their seed are some who do good, and some who plainly wrong themselves.
And We blessed him and Isaac. Among their descendants are some who do good, but some who wrong themselves.
and We blessed him and Isaac: but among the offspring of these two there were [destined] to be both doers of good and such as would glaringly sin against themselves.
We blessed him[1] and Isaac as well. Some of their descendants did good, while others clearly wronged themselves.
And We blessed him and Isaac. And from among their progeny, some are righteous, and some are clearly wicked.
We blessed him and Isaac. Among their descendants, some are righteous, and some are wicked transgressors.
And We blessed him and Isaac. But among their descendants is the doer of good and the clearly unjust to himself.
And We blessed him, and Isaac; and among their progeny is the doer of good and the manifest doer of wrong to himself.
And We gave lasting felicity to him and Isaac. But among their generations are the doers of good, and those who, by doing wrong to others, clearly wrong their own "Self".
We blessed him and Isháq (Isaac): And of their children (and descendants) are (some) who do right, and (some) who clearly do wrong to their own souls.
And We did bless him, and IsHāq. And among the progeny of both of them, some are good and some are utterly unjust to their own selves.
And We blessed him and Isaac. And from among their progeny, some are righteous, and some are clearly wicked.