Diyanet İşleri
Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler).
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 27. ayet. وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَآءَلُونَ
veaḳbele ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍiy yetesâelûn.
Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler).
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Zulmedenlerin toplanması ve saptıranlarla çekişme Sâffât 22–39 3
(22-24) Allah, meleklere şöyle emreder: "Zulmedenleri, eşlerini ve Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir."
Onlara, "Ne diye yardımlaşmıyorsunuz?" denir.
Hayır, onlar bugün teslim olmuş kimselerdir.
Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler).
Şöyle derler: "Siz bize sağdan gelirdiniz. Bize haktan yana görünürdünüz."
Diğerleri de onlara şöyle derler: "Hayır, siz zaten mü'min kimseler değildiniz."
"Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 27–28. ayetler için yazılmıştır.
27. Onlar, kendileri ile aynı türden amel işleyenler ve ilâh diye iddia ettikleri varlıklar bir araya getirilerek cehennem yoluna iletildikten, daha sonra durdurulup sorgulanmalarından ve bu sorulara cevap vermeyişlerinden sonra kendi aralarında birbirlerine yönelerek, birilerinin ötekilerini saptırmaları, ötekilerinin de sapmaları dolayısı ile birbirlerini kınamaya yöneleceklerdir.
28. Tabiler, arkalarından gittikleri önderlerine şöyle diyeceklerdir: “Siz bize sağdan gelirdiniz.” Yani siz gücünüzü ve bizi yenik düşüren imkânlarınızı bize karşı kullanır ve bizi saptırırdınız. Eğer sizler olmasaydınız hiç şüphesiz bizler iman edenlerden olurduk.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Husumet ve ayıplamanın fayda vermediği günde birbirlerine husumet edip ayıplarlar.
Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)
Allah'ın, kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır.…
Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)
Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız"? dedi. (Bir kısmı) "Bir gün, ya da bir günden az",…
Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)
Onlar, "Bir gün, ya da bir günden daha az bir süre kaldık. Hesap tutanlara sor" derler.
Aynı kök: سال (129 geçiş)
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Aynı kök: سال (129 geçiş)
Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru…
Aynı kök: سال (129 geçiş)
Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onların bir kısmı bir kısmına dönüp (hesap) soracaklar.
Ve birbirlerine yönelerek başlayacaklar hesap sormaya...
fakat (çok geç kaldıklarından) birbirlerine dönüp bakacaklar ve birbirlerinden (geçmiş günahlarının yükünü hafifletmelerini) isteyecekler.
Birbirlerini sorgulayıp suçlarlar!
Kimi kimine yönelmiş olarak birbirlerine soruyorlar:
(İşte bu duruma düştükleri vakit) onlardan bir kısmı, diğerlerine yönelir, birbirlerini sorumlu tutmaya çalışırlar.
Birbirlerine dönerek, soracaklar.
Dönüp birbirlerine soracaklar.
Dönüp birbirlerini sorgularlar.
Dönüp birbirlerini sorgularlar.
Birbirlerine dönmüş soruşuyorlar:
Ve ba'zısına dönmüş soruyorlardır:
Karşılıklı olarak birbirlerini suçluyorlar.
Karşılıklı olarak birbirlerini suçluyorlar.
Karşılıklı olarak birbirlerini suçluyorlar.
Kimi kimine yönelmiş olarak birbirlerine soruyorlar:
Onlardan kimi kimine yönelib birbirini mes'ul tutmıya kalkışırlar.
Bir kısmı bir kısmına dönerek soruştururlar.
(11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.
(İşte bu duruma düştükleri vakit) onlardan bir kısmı, diğerlerine yönelir, birbirlerini sorumlu tutmaya çalışırlar.
Birbirlerine döndüler, soruyorlar.
Birbirlerine dönüp sorarlar:
Kimisi kimisine dönüp birbirlerini sorguya çekerler.
Birbirlerine dönüp, sorarlar.
Birbirlerine dönüp sitem ederler, sorarlar.
Birbirlerine dönerek birşeyler sorup duruyorlar.
They will convey their thoughts reciprocally in talk, holding discourse of the why and the wherefore and of the how and when of life and past events relative to their actions, their responses, their reactions and their fate.
and they will turn on one another accusingly.
And they will turn to one another, and question one another.
They will then turn towards each other (and start wrangling).
They will confront each other, questioning one another.
And they will turn to one another and question one another.
Some of them will turn to others, questioning each other.
Some of them will turn to the others, questioning to one another (reproachingly).
and advance one upon another, asking each other questions.
That will be an opportunity for mutual blaming.
and some shall draw near to others, to question each other,
Some of them came to each other, questioning.
And they shall draw nigh unto one another, and shall dispute among themselves.
And some of them shall advance towards others, questioning each other.
And some of them come forward to others, (Literally: some (others) asking one another (questions).
And some of them draw near unto others, mutually questioning.
And some of them will confront the others,
but [since it will be too late, ] they will turn upon one another, demanding of each other [to relieve them of the burden of their past sins].
They will turn on each other, throwing blame.
And some of them came to each other, questioning.
They will come to each other, questioning and blaming one another.
And they will approach one another blaming each other.
And they will draw near to one another, asking one of another,
And they will turn to one another asking, demanding.
And they will turn to one another, and question one another.
And some of them (the followers of their chiefs) will turn to others (the chiefs), asking questions from one another.
And some of them came to each other, questioning.