Diyanet İşleri
Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık.
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 63. ayet. إِنَّا جَعَلْنَٰهَا فِتْنَةً لِّلظَّٰلِمِينَ
innâ ce`alnâhâ fitnetel liżżâlimîn.
Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Zakkum ağacı ve öncekilerin sapması Sâffât 62–74 3
Şüphesiz bu (cennetteki nimetlere ulaşmak) büyük bir başarıdır.
Çalışanlar böylesi için çalışsınlar!
Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?
Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık.
O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır.
Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır.
Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 63–66. ayetler için yazılmıştır.
63. “Biz onu” küfür ve masiyetlerle kendilerine haksızlık eden “zalimler için bir azap/imtihan” azap ve ibretli bir ceza “kıldık.”
64. “Şüphesiz o, cehennemin dibinden” yani ortasından “çıkan bir ağaçtır.” Onun çıkacağı yer orasıdır. Çıkacağı yer, yerlerin en kötüsüdür. Ağacın biteceği yerin kötülüğü orada ekili olan şeyin de kötülüğüne ve değersizliğine delildir. Bundan dolayı Yüce Allah, onun nereden bittiğini haber vermekle o ağacın ne kadar kötü olduğuna dikkatimizi çekmektedir. Vereceği mahsulün niteliklerine dair anlattıkları da buöyledir:
65. “Meyvesi de şeytanların başları gibidir.” Artık bundan sonra o meyvenin tadını, onu yiyenlerin karınlarında ve iç organlarında ne gibi tahribatlara sebep olacağını hiç sorma! Üstelik onlar bundan hiçbir şekilde kurtulamayacaklar, başka bir tarafa da kaçamayacaklardır. Bundan dolayı şöyle buyurulmaktadır:
66. “Onlar bu ağaçtan yiyecekler ve karınlarını ondan dolduracaklardır.” Cehennemliklerin yiyeceği işte budur. O ne kötü bir yiyecektir! Arkasından Yüce Allah onların içeceklerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz biz bu ağacı, küfür ve günahlarla kendilerine zulmedenler için bir fitne kıldık. Öyle ki onlar: "Muhakkak ateş, ağaçları yakıp kül eder, ağaçların orada bitmesi imkânsızdır." derlerdi.
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır.…
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık…
Ortak kavram: İmtihan
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Ortak kavram: İmtihan
Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder…
Ortak kavram: İmtihan
Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki biz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne (sıkıntı) kıldık.
Şüphe yok ki Biz onu zalimler için bir imtihan vesilesi kıldık.
Gerçek şu ki, biz o (ağac)ı zalimler için bir sınama aracı yaptık,
Doğrusu biz onu (zakkum ağacını - bedeni) zalimler için bir sınav objesi kıldık (hakikatlerini mi hatırlayacaklar yoksa kendilerini beden kabul ederek mi yaşayacaklar).
Doğrusu biz, onu kafirler için bir fitne (bir imtihan konusu) kıldık.
Biz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne (imtihan) kıldık.
Aslında, haksızlık yapanlar için, onu bir sınama yaptık.
Biz o ağacı, zalimler için bir azap kıldık.
Biz onu zalimler için bir test kıldık.
Biz onu zalimler için bir test kıldık.
Biz onu zalimler için bir fitne kılmışızdır.
Ki biz onu zalimler için bir fitne kılmışızdır
Biz, onu zalimler için bir fitne yaptık.
Biz, onu zalimler için bir fitne yaptık.
Biz, onu zalimler için bir fitne yaptık.
Doğrusu biz, onu kafirler için bir fitne (bir imtihan konusu) kıldık.
Hakıykat, biz onu zaalimler (kafirler) için bir fitne (imtihan) yapdık.
Doğrusu Biz, onu; zalimler için bir fitne yaptık.
(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)
Biz onu zalimler için bir fitne kıldık.
Biz onu zalimler için bir fitne (sınav) yaptık.
Onu (zakkumu), yanlış davrananlar için bir fitne /azap sebebi dipnot 1 yaptık.
Onu, yanlış davrananlar için bir sıkıntı kaynağı yaparız.
Biz onu zalimler için bir fitne kıldık.
Biz onu zalimler için bir fitne kıldık.
O ağaç ki, zalimler için onu bir fitne yaptık.
The tree We caused to grow especially for the trial in sharp tribulation and misery of the wrongful of actions,
which we have made a test for the evildoers?
For We have truly made it (as) a trial for the wrong-doers.
We have made this tree a trial for the wrong-doers. dipnot 1
which We have made to be an ordeal for the wrongdoers?
Truly We have made it (as) a trail for the Zâlimûn (polytheists, disbelievers, wrong-doers).
Indeed We have made it a punishment for the wrongdoers.
For We have made this (tree) a scourge for the wrongdoers.
We have appointed it as a trial for the evildoers.
the devilish tree of "zaqqum" given to the wicked one?
Verily, we have made it a trial to the unjust.
We have made it a punishment for the transgressors.
Verily We have designed the same for an occasion of dispute unto the unjust.
Surely We have made it to be a trial to the unjust.
Surely We have made it as a temptation (Or: trial) for the unjust.
Lo! We have appointed it a torment for wrong-doers.
Which We have reserved as punishment for evil-doers?
Verily, We have caused it to be a trial for evildoers:
We have surely made it a test for the wrongdoers.
We have made it a punishment for the transgressors.
We have rendered it a punishment for the transgressors.
Indeed, We have made it a torment for the wrongdoers.
We have made it a means of denial for the wrongdoers.
Verily, We have appointed it a torment for the oppressors.
Truly, We have made it (the evil tree of Zaqqum) a trial for the wrongdoers.
We have made it a test for the unjust.
We have made it a punishment for the transgressors.