Sebe' suresi

Sebe' suresi, 11. ayet

Sebe' suresi, 11. ayet. أَنِ ٱعْمَلْ سَٰبِغَٰتٍ وَقَدِّرْ فِى ٱلسَّرْدِ وَٱعْمَلُوا۟ صَٰلِحًا إِنِّى بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

eni-`mel sâbigâtiv veḳaddir fi-sserdi va`melû ṣâliḥâ. innî bimâ ta`melûne beṣîr.

Diyanet İşleri

(10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. "Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm" diye vahyettik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sebe' 8–14 · surenin 11. ayeti / 54
  1. Sebe' 8

    "Allah'a karşı yalan mı uydurdu, yoksa onda delilik mi var?" Hayır, öyle değil! Ahirete inanmayanlar azap ve derin sapıklık içindedirler.

  2. Sebe' 9

    Onlar, önlerindeki ve arkalarındaki (kendilerini dört bir yandan kuşatan) göğe ve yere bakmadılar mı? Eğer dilersek onları yere geçirir veya gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Bunda, Rabbine yönelen her kul için bir ibret vardır.

  3. 10–11

    (10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. "Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm" diye vahyettik.

  4. Sebe' 12

    Süleyman'ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgarı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun önünde çalışanlar vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden çıkarsa, ona alevli ateş azabını tattırırız.

  5. Sebe' 13

    Cinler, Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davud ailesi, şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır.

  6. Sebe' 14

    Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman'ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 10–11. ayetler için yazılmıştır.

10-11. Yani bizler, kulumuz ve rasûlümüz Davud aleyhisselam’a lütuf ve ihsanda bulunmuş, ona faydalı ilimden, salih amelden, dinî ve dünyevî nimetlerden pek üstün şeyler vermiştik. Yüce Allah’ın onun üzerindeki nimetlerinden özel olarak ihsan ettiği bazıları, dağlar gibi cansızlara, kuşlar gibi birtakım hayvanlara emir vererek, onunla birlikte tesbihte bulunmaları, ona icabet ederek Rabbine hamd ve tesbihi tekrarlamalarıdır. Bu, ona verilen bir nimetti. Çünkü bu, ne kendisinden önce ne de kendisinden sonra kimseye nasip olmamış ve olmayacak olan özelliklerindendir. Ayrıca canlı ve cansız varlıkların Rablerinin tesbih edilmesine, şanının yüceltilmesine, tekbir ve hamd edilmesine cevap vermeleri hem onun için hem de başkası için bir teşviktir. Bu, Yüce Allah’ı anmak için kişiyi harekete geçiren bir husustur.

Ona verilen nimetlerden bir diğeri de güzel sestir. Zira pek çok ilim adamının belirttiği gibi bu durum, Davud aleyhisselam’ın sesi dolayısı ile neşveye gelmeleri şeklinde oluyordu. Çünkü Yüce Allah, ona başkasına üstünlük sağlayacak şekilde güzel bir ses vermişti. O, bu oldukça güzel ve neşelendirici sesi ile yüksek bir şekilde tesbih, tehlil ve temcîd (Allah’ın şanını yüceltmek) yaptı mı insanlardan olsun, cinlerden olsun onu işiten herkes -hatta kuşlar ve dağlar bile- neşveye gelir ve Rabbini hamd ile tesbih ederdi.

Yine bu ilâhî nimetlerden birisi şudur: Onların tesbih etmelerinin ecri de muhtemelen ona yazılıyordu. Çünkü o, buna vesile oluyor ve bu varlıklar da ona tâbi olarak tesbih ediyordu.

Allah’ın ona olan lütuf ve ihsanlarından birisi de demiri ona yumuşatmış olması idi. Böylelikle vücudu boydan boya örten zırhlar yapabiliyordu. Ayrıca Yüce Allah, kendisine bu zırhları yapma sanatını da öğretmişti. Dokumada işi nasıl ölçülü tutacağını da bildirmişti. Yani o, bu zırhları halkalar halinde yapıyor, sonra da bunları birbirinin içine sokuyor ve böylece işliyordu. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Ve Biz ona, sizin faydanıza ve savaşlarınızda sizi korusun diye elbise/zırh yapma sanatını öğrettik. Acaba şükredecek misiniz?” (el-Enbiya, 21/80)

Allah Davud aleyhisselam’a ve onun aile halkına ihsan ettiği lütufları söz konusu edince onlara kendisine şükretmelerini, salih amel işlemelerini, bu amellerini ıslah ederek ve amelleri bozucu şeylerden koruyarak Yüce Allah’ı gözetmelerini emretti. Çünkü O, amellerini görendir, amellerinden haberdardır. Amellerinden hiçbir şey O’na gizli ve saklı kalmaz.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Dâvûd! Düşmanlarının kötülüklerinden korunmak için, demir halkaları birbirine geçirilen zırhlar yap. Çivileri halkalara uygun yap. İnce yapma ki içerisine girilebilsin, kalın ve sert yapma ki giymesi kolay olsun. Salih ameller işleyin. Şüphesiz ben, işlediğiniz amelleri hakkıyla görürüm. Sizin amellerinizden hiçbir şey bana gizli kalmaz. Ben, yaptığınız amellere göre size karşılık vereceğim.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أَنِ eni
  2. ٱعْمَلْ a'mel yap kök: عمل
  3. سَـٰبِغَـٰتٍۢ sabigatin geniş zırhlar kök: سبغ
  4. وَقَدِّرْ ve kaddir ölçülü yap kök: قدر
  5. فِى fi
  6. ٱلسَّرْدِ ۖ s-serdi dokumasını kök: سرد
  7. وَٱعْمَلُوا۟ vea'melu ve (hepiniz) yapın kök: عمل
  8. صَـٰلِحًا ۖ salihen iyi işler kök: صلح
  9. إِنِّى inni çünkü ben
  10. بِمَا bima
  11. تَعْمَلُونَ tea'melune yaptıklarınızı kök: عمل
  12. بَصِيرٌۭ besirun görmekteyim kök: بصر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 7 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سبغ (2 geçiş)

    Göklerde, yerde ne varsa hepsini Allah'ın sizin hizmetinize verdiğini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladığını görmediniz mi?…

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd

    Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, "Bize bir hükümdar gönder de Allah…

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd

    Peygamberleri onlara, "Allah, size Talut'u hükümdar olarak gönderdi" dedi. Onlar, "O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan…

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd

    Peygamberleri onlara şöyle dedi: "Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir. Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Musa…

  • Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü

    Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette…

  • Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü

    Biz herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah'ın…

  • Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü

    Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

"Geniş zırhlar yap; dokumasında ölçülü davran!" dipnot 1 diye (vahyetmiştik). (Siz de) iyi işler yapın! Şüphesiz ki ben yaptıklarınızı görenim.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Enbiyâ 21:80.

Mustafa İslamoğlu

"İşleri en güzel, en ideal bir şekilde hakkını vererek yap ve onlar arasındaki ölçü ve uyumu gözet!" Ve hepiniz Allah'ı razı edecek işler yapın! Çünkü Ben, yaptığınız her işi görmekteyim.

Muhammed Esed

(ve o'na şu telkinde bulunduk:) "Güzel işleri çokça, hiçbir sınır gözetmeden yap ve onların düzenli akışına derin bir anlam kazandır". Ve (böylece ey müminler, hepiniz) doğru ve yararlı işler yapınız, çünkü Ben bütün yaptıklarınızı görürüm!

Ahmed Hulusi

"Zırh gibi koruyucu mükemmel bir düşünce sistemi oluştur; ve imanınızın gereğini uygulayın! Doğrusu ben yaptıklarınızı Basıyr'im. "

Ali Bulaç

"Geniş zırhlar yap, (onları) düzenli bir biçime sok ve hepiniz salih ameller yapın. Gerçekten ben, sizin yaptıklarınızı görenim" (diye vahyettik).

Ali Özek ve heyeti

Geniş zırhlar imal et, dokumasını ölçülü yap. (Ey Davud hanedanı!) Salih ameller yapın! Kuşkusuz ben, yaptıklarınızı hakkıyla görmekteyim, diye (vahyettik).

Ali Rıza Safa

"Geniş ve uzun zırhlar yap; örgü biçiminde düzenle!" "Erdemli edimler yapın. Kuşkusuz, Ben, yaptıklarınızı Görenim!" dipnot 360

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 360
    Bu ayette "Özenle ve ölçüyle yapılması" vurgulanan ve 21:80 ayetinde de "Sanat" olduğu bildirilen, Davut ve Süleyman peygamberlere Allah tarafından öğretilen zırh yapımı konusu, Kur'an çevirilerinin çoğunluğunda da aynı anlamlar öne çıkarılarak; "Dokumasını ölçülü yap!" veya "Halkalarını iyi ayarla!" veya "Zırh parçalarını, birbirine ölçülü biçimde tak!" veya "Zırh parçalarını ve halkalarını, hem üretirken hem de birbirine eklerken, plana ve ölçüye dikkat et!" olarak çevrilmiştir. Ama kimi çevirilerde, her iki ayete de "Savaş" ve "Tüm bedeni örten" sözcükleri de eklenerek, "Savaşta korunmak amacıyla giyilen zırh" anlamı ayetlere yüklenmiştir. Oysa koruyucu zırh yapımı öğretisinin iki ayrı ayette bildirilen tanımları ve bu iki peygamberin Kur'an'da bildirilen olağanüstü nitelikleri göz önüne alındığında, bu öğretinin, savaşçı zırhı için terzilik sanatı öğretisi olmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Koruyucu zırh yapma sanatının, hangi amaçlara yönelik olarak Davut ve Süleyman peygamberlere öğretilmiş olabileceği, 21:80 ayetinin dipnotunda açıklanmıştır.

Bayraktar Bayraklı

"Geniş zırhlar imal et, dokumasını ölçülü yap! Ey Davud hanedanı, iyi işler yapınız. Şüphesiz ben yaptıklarınızı görmekteyim" dedik.

Edip Yüksel

"Ölçüsü ve dokumasıyla kusursuz zırhlar yap. Erdemli davranın. Ben, yaptığınız her şeyi Görenim."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Ölçüsü ve dokumasıyla kusursuz zırhlar yap. Erdemli davranın. Ben, yaptığınız her şeyi Görenim.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Geniş zırhlar yap ve iyi biçime yatır (iyi biçim ver). Siz de iyi işler de bulunun; çünkü Ben, bütün yapacaklarınızı gözetiyorum, dedik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bol bol zırhlar yap ve iyi biçime yatır diye. Siz de salah ile çalışın, daha iyi işler yapın, çünkü ben her yapacağınızı gözetiyorum

Erhan Aktaş

Bedeni örten zırhlar yap. Bağlantılarını güzel şekilde tasarla. Salihatı dipnot 1 yapın. Ben, yaptıklarınızı Bütün Gerçeğiyle Gören'im.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 34:4. ayetin dipnotu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bedeni örten zırhlar yap. Bağlantılarını güzel şekilde tasarla. Salihatı dipnot 1 yapın. Ben, yaptıklarınızı bütün gerçeğiyle görenim.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Salihatı yapmak iyi işler yapmaktan farklı anlama sahiptir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bedeni örten zırhlar yap. Bağlantılarını güzel şekilde tasarla. Salihatı dipnot 1 yapın. Ben, yaptıklarınızı bütün gerçeğiyle görenim.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.

Gültekin Onan

"Geniş zırhlar yap, (onları) düzenli bir biçime sok ve hepiniz salih ameller yapın. Gerçekten ben, sizin yaptıklarınızı görenim" diye (vahyettik).

Hasan Basri Çantay

"(Bütün bedeni örtecek) uzun zırhlar yap, (onları) dokumada intizaamı gözet" diye (buyurduk). "(Ey Davuud haanedanı) iyi amel (ve hareketler) de bulunun. Çünkü hakıykat ben, ne yaparsanız tastamam görenim".

İbni Kesir

Geniş zırhlar yap ve dokumasını sağlam tut, diye. Ve salih ameller işleyin. Muhakkak ki Ben; yapmakta olduğunuz şeyi görenim.

Mehmet Alagaş

(10-14) Davud’a maddi ve manevi hazinemizden / fazlımızdan verdik, ey dağlar ve de kuşlar onunla beraber bana ses verin, O’na demiri yumuşattık , geniş zırhlar yap , dokumasını ayarla / takdir et, s alih amel işle , muhakkak ki yaptıklarınızı görürüm. Süleyman’a da rüzgâr , sabah gidişi bir ay, akşam dönmesi de bir ay , Kıtır / eriyik katran gözesini onun için akıttık, Rabbinin izniyle elinin altında cinler çalışır, onlardan kim bizim emrimizin dışına çıkarsa / başka işe kayarsa, ateş azabını ona tattırırız. Onun istediği mihrapları , temsilleri/resimleri, havuz şeklinde çanakları , yere sabit tencereler / kazanlar yaparlardı , Davud’un ailesine te şekkür için çalışın , kullarımdan teşekkür eden azdır. Onun ölümü gerçekleştiğinde, bir yer canlısı sopasını yiyinceye kadar, onun öldüğünü belli eden / belirten olmadı, ne zaman ki düştü, cinler anladılar, eğer ki cinler gaybı biliyor olsalardı, onur kırıcı / mühin azabı giymezlerdi.

Rowwad Tercüme Merkezi

"Geniş zırhlar imal et, dokumasını ölçülü yap. (Ey Dâvud hanedanı!) Salih ameller işleyin! Kuşkusuz ben, yaptıklarınızı hakkıyla görmekteyim." diye (vahyettik).

Süleyman Ateş

"Geniş zırhlar yap, dokumasını ölçülü yap ve (hepiniz) iyi işler yapın. Çünkü ben yaptıklarınızı görmekteyim." diye (vahyettik).

Süleymaniye Vakfı

"Vücudu kaplayan zırhlar yap, örgüsündeki ölçüyü iyi belirle dipnot 1 !" Siz, iyi işler yapın. Ben yaptığınız her şeyi görmekteyim.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Vücudu tümüyle örten zırhlar yap, dokumasını sağlam tut" dedik. Ey insanlar! Siz de iyi işler yapın. Ben ne yaptığınızı görürüm.

Şaban Britch

Geniş zırhlar yap, dokumasını da sağlam tut, diye. Salih amellerde bulunun. Çünkü ben yapmakta olduğunuz amellerinizi görenim.

Şaban Piriş

Geniş zırhlar yap, dokumasını da sağlam tut; diye. İyi çalışın, çünkü ben yaptıklarınızı görürüm.

Yaşar Nuri Öztürk

Geniş ve uzun zırhlar yap! Dokumasında titiz davran! Siz de hayra ve barışa yönelik iş yapın. Kuşkusuz, ben, yaptıklarınızı görüyorum.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We directed him, thus: "Make coats of arms", We said, "and use your skill and talent in the construction of the chain- work and in the overlapping of the plates to be fastened upon the ground-work". And We said to him and his family: "Do good and imprint your deeds and thoughts with wisdom and piety, I am Bassirun of all that you do".

Abdul Haleem

saying, ‘Make coats of chain mail and measure the links well.’ ‘Do good, all of you, for I see everything you do.’

Abdullah Yusuf Ali

(Commanding), "Make thou coats of mail, balancing well the rings of chain armour, and work ye righteousness; for be sure I see (clearly) all that ye do."

Abul A'la Maududi

"Fashion coats of mail and measure their links with care dipnot 1 and act righteously. I am watching over whatever you do."

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    For this refer to( Surah Al-Anbiya, Ayat 80 and E.N. 72) thereof.

Aisha Bewley

‘Make full-length coats of mail, measuring the links with care. And act rightly, all of you, for I see what you do.’

Al-Hilali & Khan

Saying: "Make you perfect coats of mail, and balance well the rings of chain armour, and work you (men) righteousness. Truly, I am All-Seer of what you do."

Ali Quli Qarai

saying, ‘Make easy coats of mail, and keep the measure in arranging [the links], and act righteously. Indeed I see best what you do.’

Amatul Rahman Omar

(We said to him, ) `Make full length coats of mail (to cover the whole body) forging links of proper measure (for their smooth working). ' (And We also said to him and his followers,) `Do righteous deeds. I am a keen Observer of what you do.'

Arthur John Arberry

'Fashion wide coats of mail, and measure well the links. ' -- And do ye righteousness, for surely I see the things you do.

Bijan Moeinian

I subdued the mountains and the birds to him so that they join him in worshipping Me. I also taught him how to build the weapons from Iron. O people of David [the Jews] please Me with good deeds and do not forget that I am watching whatever you are doing.

E. Henry Palmer

Make thou coats of mail and adapt the rings thereof, and do right; verily, I at what ye do do look. '

Edip-Layth

That you may make Armour coats that fit perfectly, and work righteousness. For I am Seer of what you do.

George Sale

saying, make thereof complete coats of mail, and rightly dispose the small plates which compose the same: And work ye righteousness, O family of David; for I see that which ye do.

Hamid S. Aziz

And certainly We gave David grace from Us, saying, "O mountains! Echo his psalms of praise with him, and you birds also; and We made the iron pliant unto him,

Mahmoud Ghali

(Saying), "Make (wide) coats of mail, and determine well the links. " And do all of you righteousness, (for) surely I am Ever-Beholding whatever you do.

Marmaduke Pickthall

Saying: Make thou long coats of mail and measure the links (thereof). And do ye right. Lo! I am Seer of what ye do.

Mohamed Ahmed - Samira

"Make long coats of mail, " (We said), "and fix their links, and do the right. I surely see whatsoever you do."

Muhammad Asad

[and inspired him thus:] "Do good deeds lavishly, without stint, and give deep thought to their steady flow. " And [thus should you all, O believers,] do righteous deeds: for, verily, I see all that you do!

Mustafa Khattab

instructing: "Make full-length armour, ˹perfectly˺ balancing the links. And work righteousness ˹O family of David!˺. Indeed, I am All-Seeing of what you do."

Progressive Muslims

That you may make armour coats that fit perfectly, and work righteousness. For I am Seer of what you do.

Rashad Khalifa

"You may make shields that fit perfectly, and work righteousness. Whatever you do, I am Seer thereof."

Sahih International

[Commanding him], "Make full coats of mail and calculate [precisely] the links, and work [all of you] righteousness. Indeed I, of what you do, am Seeing."

Sam Gerrans

“Do thou abundant good works, and decree thou their continuance.” And work righteousness; I see what you do.

Shabbir Ahmed

(And We said to him), "Set up means for making coats of armor, and design a strong defense (with infantry and cavalry) linked in command. And (O People of David) you all shall use this power to serve humanity. Verily, whatever you do, I am Seer thereof."

Syed Vickar Ahamed

(By saying to him), "You make perfect coats of (metallic) rings and by balancing the rings of chain in the (defensive) clothing, and you work rightful deeds; For be sure, I am All Seeing (Baseer) of all that you do. "

Taqi Usmani

(saying to him,) "Make coats of armour, and maintain balance in combining rings, and do, all of you, righteous deeds. Surely I am watchful of what you do."

The Monotheist Group

That you may make armor coats that fit perfectly, and work righteousness. For I am Seer of what you do.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 11. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 11. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 11. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩