Diyanet İşleri
Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman'ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı.
Sebe' suresi
Sebe' suresi, 14. ayet. فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ ٱلْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلَىٰ مَوْتِهِۦٓ إِلَّا دَآبَّةُ ٱلْأَرْضِ تَأْكُلُ مِنسَأَتَهُۥ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ ٱلْجِنُّ أَن لَّوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ ٱلْغَيْبَ مَا لَبِثُوا۟ فِى ٱلْعَذَابِ ٱلْمُهِينِ
felemmâ ḳaḍaynâ `aleyhi-lmevte mâ dellehüm `alâ mevtih illâ dâbbetü-l'arḍi te'külü minseeteh. felemmâ ḫarra tebeyyeneti-lcinnü el lev kânû ya`lemûne-lgaybe mâ lebiŝû fi-l`aẕâbi-lmühîn.
Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman'ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Dâvûd ve Süleymân Sebe' 10–14 3
(10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. "Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm" diye vahyettik.
Süleyman'ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgarı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun önünde çalışanlar vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden çıkarsa, ona alevli ateş azabını tattırırız.
Cinler, Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davud ailesi, şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır.
Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman'ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı.
Andolsun, Sebe' halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: "Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin. Beldeniz güzel bir belde, Rabbiniz de çok bağışlayıcı bir Rabdir."
Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.
Nimetlere karşı nankörlük etmeleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
14. Şeytanlar Süleyman aleyhisselam’a her türlü yapıyı inşa etmeye devam ettiler. İnsanlara karşı da gerçekleri başka türlü göstermeye kalkışmış, kendilerinin gaybı bildiklerini, gizli saklı şeylere muttali olduklarını haber vermişlerdi. Yüce Allah da bu iddialarında yalancı olduklarını göstermek istediğinden bu işlerde çalıştıkları sırada Süleyman aleyhisselam’ın ölüm hükmünü verdi. O, bu sırada asasına dayanmıştı. Böylece cinler, onun yanından geçip asasına dayalı olduğunu gördüklerinde hayatta olduğunu zannediyor, ondan korkarak çalışmalarına devam ediyorlardı. Bu halleri -denildiğine göre- tam bir yıl süre ile devam etti. Nihâyet bir ağaç kurdu onun asasının içine girdi ve bu asayı yedi. Nihâyet asa çürüyüp kırılınca Süleyman aleyhisselam yere düştü. Böylelikle şeytanlar, öldüğünü anladıkları için dağılıp gittiler. Bu suretle insanlar da şu âyet-i kerimede dile getirilen gerçeği anladılar:
“Eğer cinler, gaybı biliyor olsaydılar, bu alçaltıcı azap içinde kalmaya devam etmezlerdi.” Böylelikle insanlar cinlerin gaybı bilmediklerini anladılar. Çünkü kendilerine çok ağır gelen bu işlere devam ediyorlardı. Gaybı bilmiş olsalardı bilmeyi en çok isteyecekleri gayp bilgisi olan Süleyman aleyhisselam’ın ölümünü bilirlerdi. Çünkü böylelikle içinde bulundukları bu yorucu ve ağır işlerden kurtulabileceklerdi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Süleyman -aleyhisselam-'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman bir ağaç kurdu onun asasını yiyip de dayandığı yerden onu düşürünceye kadar cinler, onun öldüğünü anlayamadılar. O, düşünce cinlerin gaybı bilmediği açıkça ortaya çıkmış oldu. Eğer gaybı biliyor olsalardı Süleyman -aleyhisselam- için yapmakta oldukları o zor işleri onun yaşadığını ve kendilerini gözetlediğini zannederek yapmaya devam etmezlerdi.
Aynı kök: نسا (2 geçiş)
Haram ayları ertelemek, ancak inkarda daha da ileri gitmektir ki bununla inkar edenler saptırılır. Allah'ın haram kıldığı ayların sayısına uygun…
Aynı kök: دلل (8 geçiş) · Aynı kök: لبث (31 geçiş)
"Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin…
Aynı kök: دبب (18 geçiş) · Aynı kök: هون (26 geçiş)
Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde etmektedir.…
Aynı kök: غيب (60 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm
Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin…
Aynı kök: دلل (8 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
Bu suretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla…
Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Aynı kök: غيب (60 geçiş)
Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?"
Aynı kök: هون (26 geçiş) · Aynı kök: قضي (63 geçiş)
Cebrail, "Evet, öyle. Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır. Onu insanlara bir mucize, katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik. Bu,…
Aynı kök: لبث (31 geçiş) · Aynı kök: غيب (60 geçiş)
De ki: "Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O'na aittir. O, ne güzel görür; O, ne güzel işitir! Onların, O'ndan…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Süleyman'ın) ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü ancak bastonunu kemiren bir ağaç kurdu göstermişti. dipnot 1 (Süleyman) yıkılınca, ortaya çıktı ki cinler gaybı (bilinemeyeni) bilselerdi, dipnot 2 o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı.
(Süleyman'ın görkemli iktidarına rağmen) bir zaman geldi ölüm hakkındaki yasamız ona da hükmetti; bastonunu kemiren ağaç kurdu olmasaydı, öldüğünü onlara bildiren bir delil asla olmayacaktı; nihayet (baston kırılıp) Süleyman devrilince, (bir gerçek) anlaşılmış oldu: eğer cinler gaybı bilmiş olsalardı, o küçük düşürücü cezaya katlanmalarına gerek kalmazdı.
(Süleyman da ölümü elbet tadacaktı; fakat) Biz o'nun ölümüne hükmettiğimiz zaman, asasını kemiren kurttan başka öldüğünü gösteren bir işaret yoktu. Ve Süleyman devrilince açıkça ortaya çıktı ki, (o'nun emrindeki) görünmeyen varlıklar, kavrayışlarının ötesindeki gerçekliği bilmiş olsalardı o aşağılayıcı (hizmetçilik) azabı içinde (sıkıntıyla) yaşamaya devam etmezlerdi.
Ona (Süleyman'a) ölümü (tatmasını) hükmettiğimizde, Onun asasını yiyen kurtçuktan başkası onlara (cinlere) gerçeği fark ettirmedi! Nihayet (asa çürüyüp) yıkıldığında, cine (ifrit türüne) fark ettirdi (ölümünü) ki; eğer (onlar) gayblarını bilenler olsaydılar, alçaltıcı azap içinde kalmazlardı.
Böylece onun (Süleymanın) ölümüne karar verdiğimiz zaman, ölümünü, onlara, asasını yemekte olan bir ağaç kurdundan başkası haber vermedi. Artık o, yere yıkılıp düşünce, açıkca ortaya çıktı ki, şayet cinler gaybı bilmiş olsalardı böylesine aşağılanıcı bir azab içinde kalıp yaşamazlardı.
Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü, ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. (Sonunda yere) yıkılınca anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi, o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı.
Onun ölümüne yargı verdiğimiz zaman, değneğini kemiren ağaç kurdu, öldüğünü belli etti. Sonunda yere yıkıldıktan sonra, açıkça anlaşıldı ki, cinler gizli gerçekleri bilmiş olsalardı, aşağılayıcı bir durumda beklemezlerdi.
Süleyman'ın ölümüne hükmedince, cinlere onun ölümünü ancak değneğini yiyen ağaç kurdu gösterdi. Süleyman yıkılınca anlaşıldı ki, eğer cinler gaybı bilselerdi, o alçaltıcı/ağır işte çalışmayı sürdürmezlerdi.
Ölümüne hükmettiğimiz zaman, onlara onun ölmüş olduğunu, ancak değneğini yiyen bir yer yaratığı gösterdi. Yıkıldığı zaman cinler gerçeği gördü: Görülmeyeni bilselerdi o küçültücü zor işe devam etmezlerdi.
Ölümüne hükmettiğimiz zaman, onlara onun ölmüş olduğunu, ancak değneğini yiyen bir yer yaratığı gösterdi. Yıkıldığı zaman cinler gerçeği farketti: Görülmeyeni bilselerdi o küçültücü zor işe devam etmezlerdi.
Sonra onun ölümüne hükmettiğimizde onlara onun ölümünü sezdiren olmadı, yalnız bir güve (böceği) dayandığı asasını yiyordu. Bu sebeple yere yıkıldığında besbelli oldu ki, eğer cinler gaybı bilselerdi, o horlayıcı azap içinde bekleyip durmazlardı.
Sonra vakta ki ona ölümü hukmettik, onlara onun ölümünü sezdiren olmadı, yalnız bir güve böceği (Arza) dayandığı asasını yiyordu, bu sebeble yıkıldığı zaman tebeyyün etti ki Cinler eğer gaybi bilir olsalar o zilleti azab içinde bekleyib durmazlardı
Onun ölümünü gerçekleştirdiğimiz zaman; ölümünü, "minsee"yi dipnot 1 kemiren "deabbetulard"dan dipnot 2 başka bir şey ortaya çıkarmadı. Yere kapandığında ortaya çıktı ki; cinnler dipnot 3 o gaybı dipnot 4 bilselerdi, o alçaltıcı azap dipnot 5 içinde kalmazlardı.
Onun ölümünü gerçekleştirdiğimiz zaman; ölümünü, "minsee"yi dipnot 1 kemiren "debbetularz"dan dipnot 2 başka bir şey ortaya çıkarmadı. Yere kapandığında ortaya çıktı ki; cinler o gaybı dipnot 3 bilselerdi, o alçaltıcı azap dipnot 4 içinde kalmazlardı.
Onun ölümünü gerçekleştirdiğimiz zaman; ölümünü, değneğini yiyen "debbetulard"dan dipnot 1 başka bir şey ortaya çıkarmadı. Yere kapandığında ortaya çıktı ki; cinler dipnot 2 o gaybı dipnot 3 bilselerdi, o alçaltıcı azap dipnot 4 içinde kalmazlardı.
Böylece onun (Süleyman'ın) ölümüne karar verdiğimiz zaman, ölümünü, onlara, asasını yemekte olan bir ağaç kurdundan başkası haber vermedi. Artık o, yere yıkılıp düşünce, açıkca ortaya çıktı ki, şayet cinler gaybı bilmiş olsalardı böylesine aşağılayıcı bir azab içinde kalıp yaşamazlardı.
Sonra biz ona ölüm hükmünü infaz edince (dayandığı) asaasını yemekde olan ağaç kurdundan başka bir şey bunun ölümünü onlara göstermedi. Bu suretle yere kapanıb yıkıldığı zaman besbelli oldu ki eğer cinler ğaybı bilmiş olsalardı öyle horlayıcı bir azab içinde kalıb durmazlardı.
Onun ölümüne hükmettiğimiz zaman; ölümünü onlara ancak değneğini yiyen canlı farkettirdi. Yere düşünce ortaya çıktı ki; eğer onlar gaybı bilselerdi, horlayıcı azab içinde kalmazlardı.
(10-14) Davud’a maddi ve manevi hazinemizden / fazlımızdan verdik, ey dağlar ve de kuşlar onunla beraber bana ses verin, O’na demiri yumuşattık , geniş zırhlar yap , dokumasını ayarla / takdir et, s alih amel işle , muhakkak ki yaptıklarınızı görürüm. Süleyman’a da rüzgâr , sabah gidişi bir ay, akşam dönmesi de bir ay , Kıtır / eriyik katran gözesini onun için akıttık, Rabbinin izniyle elinin altında cinler çalışır, onlardan kim bizim emrimizin dışına çıkarsa / başka işe kayarsa, ateş azabını ona tattırırız. Onun istediği mihrapları , temsilleri/resimleri, havuz şeklinde çanakları , yere sabit tencereler / kazanlar yaparlardı , Davud’un ailesine te şekkür için çalışın , kullarımdan teşekkür eden azdır. Onun ölümü gerçekleştiğinde, bir yer canlısı sopasını yiyinceye kadar, onun öldüğünü belli eden / belirten olmadı, ne zaman ki düştü, cinler anladılar, eğer ki cinler gaybı biliyor olsalardı, onur kırıcı / mühin azabı giymezlerdi.
Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. (Sonunda yere) yıkılınca, anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı.
(Süleyman'ın) Ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü, ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. (Kurdun yemesiyle değnek çürüyüp de ona dayalı duran Süleyman) Yıkılınca (onun öldüğü anlaşıldı ve) anlaşıldı ki eğer cinler gaybı bilselerdi, o küçük düşürücü azab içinde kalmazlardı.
Süleyman'ın ölümüne karar verdiğimizde, onun öldüğünü sadece, dayandığı şeyi kemiren bir kara hayvanı onlara gösterdi dipnot 1 . Süleyman yere yığılınca cinler anladı ki, eğer gaybı bilselerdi dipnot 2 o aşağılayıcı azap içinde kalmazlardı.
Süleyman'ın ölümünü gerçekleştirdiğimizde, düşmesini engelleyen şeyi (minsee dipnot 1 ), kemiren bir kara hayvanı dipnot 2 , onun öldüğünü ortaya çıkardı. Süleyman düşünce anlaşıldı ki, eğer cinler gaybı dipnot 3 bileselerdi o aşağılayıcı azap içinde kalmayı sürdürmezlerdi.
Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü ancak değneğini kemiren bir kurt gösterdi. Yere yıkılınca, cinlerin gaybı (görülmeyeni) bilmedikleri ortaya çıktı. Böyle olmasaydı kendilerini alçaltan azap içinde kalmazlardı.
Süleyman'ın ölümünü takdir ettiğimiz zaman, onun ölümünü ancak değneğini kemiren bir kurt gösterdi. Yere yıkılınca, cinlerin gaybı (görülmeyeni) bilmedikleri ortaya çıktı. Böyle olmasaydı kendilerini alçaltan azap içinde kalmazlardı.
Sonunda, Süleyman için ölüm hükmünü verdiğimizde, onun ölümünü, değneğini yiyen dabbetül arzdan/ağaç kurtçuğundan başkası onlara göstermedi. Süleyman yere yığılınca, açıkça anlaşıldı ki, eğer cinler gaybı bilmiş olsalardı, o alçaltıcı azap içinde bekleyip durmazlardı.
And when We decreed Solayman's death, nothing drew the Jinn's attention to his death but a little earthly creature gnawing the base of his staff on which he leaned that he fell. There and then did the Jinn realize that had they known the hidden and the unknown and realized the unseen they would not have remained in the slavish disposition scourged with humility and torture.
Then, when We decreed Solomon’s death, nothing showed the jinn he was dead, but a creature of the earth eating at his stick: when he fell down they realized- if they had known what was hidden they would not have continued their demeaning labour.
Then, when We decreed (Solomon's) death, nothing showed them his death except a little worm of the earth, which kept (slowly) gnawing away at his staff: so when he fell down, the Jinns saw plainly that if they had known the unseen, they would not have tarried in the humiliating Penalty (of their Task).
When We executed Our decree of death on Solomon, nothing indicated to the jinn that he was dead except a worm eating away his staff. So when Solomon fell down, the jinn realised dipnot 1 that had they known what lies in the realm beyond perception, they would not have continued to be in this humiliating chastisement. dipnot 2
Then when We decreed that he should die, nothing divulged his death to them except the worm which ate his staff; so that when he fell down it was made clear to the jinn that if they had truly had knowledge of the Unseen they need not have stayed there suffering humiliating punishment.
Then when We decreed death for him [Sulaimân (Solomon)], nothing informed them (jinn) of his death except a little worm of the earth, which kept (slowly) gnawing away at his stick. So when he fell down, the jinn saw clearly that if they had known the Unseen, they would not have stayed in the humiliating torment.
And when We decreed death for him, nothing apprised them of his death except a worm which gnawed away at his staff. And when he fell down the jinn realized that had they known the Unseen, they would not have remained in a humiliating torment.
And when We ordained death for him (- Solomon) the people only came to know of his death through a (worthless) creature of earth (- Solomon's son) that was eating away his (father's) staff (- ruling power and glory). So when it fell down the jinn realized then plainly that had they known the secret (of the hollowness of the kingdom) they would have never remained in (a state of) humiliating torment.
And when We decreed that he should die, naught indicated to them that he was dead but the Beast of the Earth devouring his staff; and when he fell down, the jinn saw clearly that, had they only known the Unseen, they would not have continued in the humbling chastisement.
Solomon died standing upright supported by his staff. It took a long time for a small worm to eat his staff and let him fall down. If the Jinns had any knowledge of unseen, they would not have continued to work as a slave for a dead master [the Extraterrestrials’ knowledge, therefore is limited and are not undefeatable, something to be remembered in the future].
And when we decreed for him death, naught guided them to his death save a reptile of the earth that ate his staff; and when he fell down it was made manifest to the ginns that, had they but known the unseen, they need not have tarried in the shameful torment.
Then, when We decreed death for him, nothing informed them of his death until a worm kept eating from his staff, so when he fell down, the Jinn realized that if they had known the unseen, they would not have remained in the humiliating retribution.
And when We had decreed that Solomon should die, nothing discovered his death unto them, except the creeping thing of the earth, which gnawed his staff. And when his body fell down, the genii plainly perceived that if they had known that which is secret, they had not continued in a vile punishment.
They made for him what he pleased of temples and images, and bowls (large) as watering-troughs and cooking-pots that will not move from their place; give thanks, O family of David! Few of My servants are grateful!
So, as soon as We decreed death for him, in no way did anything indicate to them his death except the beast of the earth eating his rod. Then, as soon as he collapsed, the jinn evidently (saw) that; if they had known the Unseen, in no way would they have lingered in the degrading torment.
And when We decreed death for him, nothing showed his death to them save a creeping creature of the earth which gnawed away his staff. And when he fell the jinn saw clearly how, if they had known the Unseen, they would not have continued in despised toil.
When We ordained (Solomon's) death, none but the weevil, that was eating away his staff (on which he rested), pointed out to them that he was dead. When he fell down (dead) the jinns realised that if they had knowledge of the Unknown they would never have suffered demeaning labour.
Yet [even Solomon had to die; but] when We decreed that he should die, nothing showed them that he was dead except an earthworm that gnawed away his staff. And when he fell to the ground, those invisible beings [subservient to him] saw clearly that, had they but understood the reality which was beyond the reach of their perception, they would not have continued [to toil] in the shameful suffering [of servitude]
When We decreed Solomon’s death, nothing indicated to the ˹subjected˺ jinn that he was dead except the termites eating away his staff.[1] So when he collapsed, the jinn realized that if they had ˹really˺ known the unseen, they would not have remained in ˹such˺ humiliating servitude.
Then, when We decreed death for him, nothing informed them of his death until a worm kept eating from his staff, so when he fell down, the Jinn realised that if they had known the unseen, they would not have remained in the humiliating retribution.
When the appointed time for his death came, they had no clue that he had died. Not until one of the animals tried to eat his staff, and he fell down, did the jinns realized that he was dead. They thus realized that if they really knew the unseen, they would have stopped working so hard as soon as he died.
And when We decreed for Solomon death, nothing indicated to the jinn his death except a creature of the earth eating his staff. But when he fell, it became clear to the jinn that if they had known the unseen, they would not have remained in humiliating punishment.
And when We decreed death for him, there indicated his death to them only a creature of the earth eating at his staff. But when he fell down, it became clear to the domini that had they but known the Unseen, they would not have tarried in the humiliating punishment.
When We decreed death for him (Solomon), nothing showed his death to the Wild Tribes until a creature of the earth ate away the strength he had mustered. When the power base fell, the Wild Tribes rebelled regretting that they should have done it sooner only if they knew the new unjust King. (The 'creature of the earth' was the highly incompetent son Rehoboam, and successor of Solomon 38:34. Historically, ten of the Israelite Tribes also broke away from the Kingdom at that point).
Then when We ordered the death (for Sulaiman) nothing showed them (the jinns') his death except a little worm from the earth, which (slowly) kept biting away at his stick (staff): So when he (Sulaiman) fell down, the jinns' clearly saw that, if they had known the unseen, they would not have been in the humiliating penalty (of their work for him).
So, when We decided (that) death (should come) upon him, nothing gave them any indication of his death, except a creature of the earth that had eaten up his sceptre. So, when he fell down, the Jinns came to know that if they had the knowledge of the Unseen, they would not have stayed (so long) in the humiliating punishment.
Then, when We decreed death for him, nothing informed them of his death until a worm kept eating from his staff, so when he fell down, the Jinn realized that if they had known the unseen, they would not have remained in the humiliating retribution.