Sebe' suresi

Sebe' suresi, 14. ayet

Sebe' suresi, 14. ayet. فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ ٱلْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلَىٰ مَوْتِهِۦٓ إِلَّا دَآبَّةُ ٱلْأَرْضِ تَأْكُلُ مِنسَأَتَهُۥ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ ٱلْجِنُّ أَن لَّوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ ٱلْغَيْبَ مَا لَبِثُوا۟ فِى ٱلْعَذَابِ ٱلْمُهِينِ

felemmâ ḳaḍaynâ `aleyhi-lmevte mâ dellehüm `alâ mevtih illâ dâbbetü-l'arḍi te'külü minseeteh. felemmâ ḫarra tebeyyeneti-lcinnü el lev kânû ya`lemûne-lgaybe mâ lebiŝû fi-l`aẕâbi-lmühîn.

Diyanet İşleri

Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman'ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sebe' 11–17 · surenin 14. ayeti / 54
  1. Sebe' 11

    (10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. "Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm" diye vahyettik.

  2. Sebe' 12

    Süleyman'ın emrine de, sabah esişi bir ay, akşam esişi de bir ay(lık yol) olan rüzgarı verdik. Erimiş bakır ocağını da ona sel gibi akıttık. Cinlerden de Rabbinin izniyle onun önünde çalışanlar vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden çıkarsa, ona alevli ateş azabını tattırırız.

  3. Sebe' 13

    Cinler, Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davud ailesi, şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır.

  4. 14

    Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü onlara ancak değneğini yemekte olan bir kurt gösterdi. Süleyman'ın cesedi yıkılınca cinler anladılar ki, eğer gaybı bilmiş olsalardı aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı.

  5. Sebe' 15

    Andolsun, Sebe' halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: "Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin. Beldeniz güzel bir belde, Rabbiniz de çok bağışlayıcı bir Rabdir."

  6. Sebe' 16

    Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

  7. Sebe' 17

    Nimetlere karşı nankörlük etmeleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Biz (bu şekilde) ancak nankörleri cezalandırırız.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

14. Şeytanlar Süleyman aleyhisselam’a her türlü yapıyı inşa etmeye devam ettiler. İnsanlara karşı da gerçekleri başka türlü göstermeye kalkışmış, kendilerinin gaybı bildiklerini, gizli saklı şeylere muttali olduklarını haber vermişlerdi. Yüce Allah da bu iddialarında yalancı olduklarını göstermek istediğinden bu işlerde çalıştıkları sırada Süleyman aleyhisselam’ın ölüm hükmünü verdi. O, bu sırada asasına dayanmıştı. Böylece cinler, onun yanından geçip asasına dayalı olduğunu gördüklerinde hayatta olduğunu zannediyor, ondan korkarak çalışmalarına devam ediyorlardı. Bu halleri -denildiğine göre- tam bir yıl süre ile devam etti. Nihâyet bir ağaç kurdu onun asasının içine girdi ve bu asayı yedi. Nihâyet asa çürüyüp kırılınca Süleyman aleyhisselam yere düştü. Böylelikle şeytanlar, öldüğünü anladıkları için dağılıp gittiler. Bu suretle insanlar da şu âyet-i kerimede dile getirilen gerçeği anladılar:

“Eğer cinler, gaybı biliyor olsaydılar, bu alçaltıcı azap içinde kalmaya devam etmezlerdi.” Böylelikle insanlar cinlerin gaybı bilmediklerini anladılar. Çünkü kendilerine çok ağır gelen bu işlere devam ediyorlardı. Gaybı bilmiş olsalardı bilmeyi en çok isteyecekleri gayp bilgisi olan Süleyman aleyhisselam’ın ölümünü bilirlerdi. Çünkü böylelikle içinde bulundukları bu yorucu ve ağır işlerden kurtulabileceklerdi.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Süleyman -aleyhisselam-'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman bir ağaç kurdu onun asasını yiyip de dayandığı yerden onu düşürünceye kadar cinler, onun öldüğünü anlayamadılar. O, düşünce cinlerin gaybı bilmediği açıkça ortaya çıkmış oldu. Eğer gaybı biliyor olsalardı Süleyman -aleyhisselam- için yapmakta oldukları o zor işleri onun yaşadığını ve kendilerini gözetlediğini zannederek yapmaya devam etmezlerdi.

Kelimeler

27 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَلَمَّا felemma zaman
  2. قَضَيْنَا kadeyna hükmettiğimiz kök: قضي
  3. عَلَيْهِ aleyhi onun
  4. ٱلْمَوْتَ l-mevte ölümüne kök: موت
  5. مَا ma
  6. دَلَّهُمْ dellehum göstermedi kök: دلل
  7. عَلَىٰ ala
  8. مَوْتِهِۦٓ mevtihi onun öldüğünü kök: موت
  9. إِلَّا illa başkası
  10. دَآبَّةُ dabbetu bir kurdundan kök: دبب
  11. ٱلْأَرْضِ l-erdi yer (ağaç) kök: ارض
  12. تَأْكُلُ te'kulu yiyen kök: اكل
  13. مِنسَأَتَهُۥ ۖ minseetehu değneğini kök: نسا
  14. فَلَمَّا felemma ne zaman ki
  15. خَرَّ harra yıkıldı kök: خرر
  16. تَبَيَّنَتِ tebeyyeneti anlaşıldı ki kök: بين
  17. ٱلْجِنُّ l-cinnu cinler kök: جنن
  18. أَن en
  19. لَّوْ lev eğer
  20. كَانُوا۟ kanu idi kök: كون
  21. يَعْلَمُونَ yea'lemune bilseler kök: علم
  22. ٱلْغَيْبَ l-gaybe gaybı kök: غيب
  23. مَا ma
  24. لَبِثُوا۟ lebisu kalmazlardı kök: لبث
  25. فِى fi içinde
  26. ٱلْعَذَابِ l-azabi azab kök: عذب
  27. ٱلْمُهِينِ l-muhini küçük düşürücü kök: هون

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نسا (2 geçiş)

    Haram ayları ertelemek, ancak inkarda daha da ileri gitmektir ki bununla inkar edenler saptırılır. Allah'ın haram kıldığı ayların sayısına uygun…

  • Aynı kök: دلل (8 geçiş) · Aynı kök: لبث (31 geçiş)

    "Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin…

  • Aynı kök: دبب (18 geçiş) · Aynı kök: هون (26 geçiş)

    Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde etmektedir.…

  • Aynı kök: غيب (60 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm

    Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin…

  • Aynı kök: دلل (8 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    Bu suretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla…

  • Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Aynı kök: غيب (60 geçiş)

    Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?"

  • Aynı kök: هون (26 geçiş) · Aynı kök: قضي (63 geçiş)

    Cebrail, "Evet, öyle. Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır. Onu insanlara bir mucize, katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik. Bu,…

  • Aynı kök: لبث (31 geçiş) · Aynı kök: غيب (60 geçiş)

    De ki: "Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O'na aittir. O, ne güzel görür; O, ne güzel işitir! Onların, O'ndan…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Süleyman'ın) ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü ancak bastonunu kemiren bir ağaç kurdu göstermişti. dipnot 1 (Süleyman) yıkılınca, ortaya çıktı ki cinler gaybı (bilinemeyeni) bilselerdi, dipnot 2 o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Buradaki amaç Hz. Süleyman'ın iktidarının içten içe yıkıldığına dikkat çekmektir. [Minseeh] (baston) kelimesi iktidarı, [dâbbetü'l-ard] (ağaç kurdu) ise o iktidarı içten içe kemiren hainleri sembolize edebilir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu cümle gaybı sadece Yüce Allah'ın bildiğinin belirtildiği Neml 27:65'le birlikte okunmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

(Süleyman'ın görkemli iktidarına rağmen) bir zaman geldi ölüm hakkındaki yasamız ona da hükmetti; bastonunu kemiren ağaç kurdu olmasaydı, öldüğünü onlara bildiren bir delil asla olmayacaktı; nihayet (baston kırılıp) Süleyman devrilince, (bir gerçek) anlaşılmış oldu: eğer cinler gaybı bilmiş olsalardı, o küçük düşürücü cezaya katlanmalarına gerek kalmazdı.

Muhammed Esed

(Süleyman da ölümü elbet tadacaktı; fakat) Biz o'nun ölümüne hükmettiğimiz zaman, asasını kemiren kurttan başka öldüğünü gösteren bir işaret yoktu. Ve Süleyman devrilince açıkça ortaya çıktı ki, (o'nun emrindeki) görünmeyen varlıklar, kavrayışlarının ötesindeki gerçekliği bilmiş olsalardı o aşağılayıcı (hizmetçilik) azabı içinde (sıkıntıyla) yaşamaya devam etmezlerdi.

Ahmed Hulusi

Ona (Süleyman'a) ölümü (tatmasını) hükmettiğimizde, Onun asasını yiyen kurtçuktan başkası onlara (cinlere) gerçeği fark ettirmedi! Nihayet (asa çürüyüp) yıkıldığında, cine (ifrit türüne) fark ettirdi (ölümünü) ki; eğer (onlar) gayblarını bilenler olsaydılar, alçaltıcı azap içinde kalmazlardı.

Ali Bulaç

Böylece onun (Süleymanın) ölümüne karar verdiğimiz zaman, ölümünü, onlara, asasını yemekte olan bir ağaç kurdundan başkası haber vermedi. Artık o, yere yıkılıp düşünce, açıkca ortaya çıktı ki, şayet cinler gaybı bilmiş olsalardı böylesine aşağılanıcı bir azab içinde kalıp yaşamazlardı.

Ali Özek ve heyeti

Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü, ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. (Sonunda yere) yıkılınca anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi, o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı.

Ali Rıza Safa

Onun ölümüne yargı verdiğimiz zaman, değneğini kemiren ağaç kurdu, öldüğünü belli etti. Sonunda yere yıkıldıktan sonra, açıkça anlaşıldı ki, cinler gizli gerçekleri bilmiş olsalardı, aşağılayıcı bir durumda beklemezlerdi.

Bayraktar Bayraklı

Süleyman'ın ölümüne hükmedince, cinlere onun ölümünü ancak değneğini yiyen ağaç kurdu gösterdi. Süleyman yıkılınca anlaşıldı ki, eğer cinler gaybı bilselerdi, o alçaltıcı/ağır işte çalışmayı sürdürmezlerdi.

Edip Yüksel

Ölümüne hükmettiğimiz zaman, onlara onun ölmüş olduğunu, ancak değneğini yiyen bir yer yaratığı gösterdi. Yıkıldığı zaman cinler gerçeği gördü: Görülmeyeni bilselerdi o küçültücü zor işe devam etmezlerdi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ölümüne hükmettiğimiz zaman, onlara onun ölmüş olduğunu, ancak değneğini yiyen bir yer yaratığı gösterdi. Yıkıldığı zaman cinler gerçeği farketti: Görülmeyeni bilselerdi o küçültücü zor işe devam etmezlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra onun ölümüne hükmettiğimizde onlara onun ölümünü sezdiren olmadı, yalnız bir güve (böceği) dayandığı asasını yiyordu. Bu sebeple yere yıkıldığında besbelli oldu ki, eğer cinler gaybı bilselerdi, o horlayıcı azap içinde bekleyip durmazlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra vakta ki ona ölümü hukmettik, onlara onun ölümünü sezdiren olmadı, yalnız bir güve böceği (Arza) dayandığı asasını yiyordu, bu sebeble yıkıldığı zaman tebeyyün etti ki Cinler eğer gaybi bilir olsalar o zilleti azab içinde bekleyib durmazlardı

Erhan Aktaş

Onun ölümünü gerçekleştirdiğimiz zaman; ölümünü, "minsee"yi dipnot 1 kemiren "deabbetulard"dan dipnot 2 başka bir şey ortaya çıkarmadı. Yere kapandığında ortaya çıktı ki; cinnler dipnot 3 o gaybı dipnot 4 bilselerdi, o alçaltıcı azap dipnot 5 içinde kalmazlardı.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ahşap oturak, bir şeyin kendisi ile geriye itildiği değnek.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yer kurdu.
  3. metne dön, dipnot 3
    Süleyman'a işçilik yapan yabancılar.
  4. metne dön, dipnot 4
    Süleyman'ın ölmüş olduğunun bilgisini.
  5. metne dön, dipnot 5
    Ağır işçilik koşullarında çalışma zorunluluğu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onun ölümünü gerçekleştirdiğimiz zaman; ölümünü, "minsee"yi dipnot 1 kemiren "debbetularz"dan dipnot 2 başka bir şey ortaya çıkarmadı. Yere kapandığında ortaya çıktı ki; cinler o gaybı dipnot 3 bilselerdi, o alçaltıcı azap dipnot 4 içinde kalmazlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ahşap oturak, bir şeyin kendisi ile geriye itildiği değnek.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yer kurdu.
  3. metne dön, dipnot 3
    Süleyman'ın ölmüş olduğunun bilgisini.
  4. metne dön, dipnot 4
    Ağır işçilik koşullarında çalışma zorunluluğu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onun ölümünü gerçekleştirdiğimiz zaman; ölümünü, değneğini yiyen "debbetulard"dan dipnot 1 başka bir şey ortaya çıkarmadı. Yere kapandığında ortaya çıktı ki; cinler dipnot 2 o gaybı dipnot 3 bilselerdi, o alçaltıcı azap dipnot 4 içinde kalmazlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yer kurdu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Süleyman'ın yönetiminde çalışan, yetenekli, bilgili ve ileri düzeyde usta olan yabancı uyruklu kimseler.
  3. metne dön, dipnot 3
    Süleyman'ın ölmüş olduğunun bilgisini.
  4. metne dön, dipnot 4
    Ağır işçilik koşullarında çalışma zorunluluğu.

Gültekin Onan

Böylece onun (Süleyman'ın) ölümüne karar verdiğimiz zaman, ölümünü, onlara, asasını yemekte olan bir ağaç kurdundan başkası haber vermedi. Artık o, yere yıkılıp düşünce, açıkca ortaya çıktı ki, şayet cinler gaybı bilmiş olsalardı böylesine aşağılayıcı bir azab içinde kalıp yaşamazlardı.

Hasan Basri Çantay

Sonra biz ona ölüm hükmünü infaz edince (dayandığı) asaasını yemekde olan ağaç kurdundan başka bir şey bunun ölümünü onlara göstermedi. Bu suretle yere kapanıb yıkıldığı zaman besbelli oldu ki eğer cinler ğaybı bilmiş olsalardı öyle horlayıcı bir azab içinde kalıb durmazlardı.

İbni Kesir

Onun ölümüne hükmettiğimiz zaman; ölümünü onlara ancak değneğini yiyen canlı farkettirdi. Yere düşünce ortaya çıktı ki; eğer onlar gaybı bilselerdi, horlayıcı azab içinde kalmazlardı.

Mehmet Alagaş

(10-14) Davud’a maddi ve manevi hazinemizden / fazlımızdan verdik, ey dağlar ve de kuşlar onunla beraber bana ses verin, O’na demiri yumuşattık , geniş zırhlar yap , dokumasını ayarla / takdir et, s alih amel işle , muhakkak ki yaptıklarınızı görürüm. Süleyman’a da rüzgâr , sabah gidişi bir ay, akşam dönmesi de bir ay , Kıtır / eriyik katran gözesini onun için akıttık, Rabbinin izniyle elinin altında cinler çalışır, onlardan kim bizim emrimizin dışına çıkarsa / başka işe kayarsa, ateş azabını ona tattırırız. Onun istediği mihrapları , temsilleri/resimleri, havuz şeklinde çanakları , yere sabit tencereler / kazanlar yaparlardı , Davud’un ailesine te şekkür için çalışın , kullarımdan teşekkür eden azdır. Onun ölümü gerçekleştiğinde, bir yer canlısı sopasını yiyinceye kadar, onun öldüğünü belli eden / belirten olmadı, ne zaman ki düştü, cinler anladılar, eğer ki cinler gaybı biliyor olsalardı, onur kırıcı / mühin azabı giymezlerdi.

Rowwad Tercüme Merkezi

Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. (Sonunda yere) yıkılınca, anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı.

Süleyman Ateş

(Süleyman'ın) Ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü, ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. (Kurdun yemesiyle değnek çürüyüp de ona dayalı duran Süleyman) Yıkılınca (onun öldüğü anlaşıldı ve) anlaşıldı ki eğer cinler gaybı bilselerdi, o küçük düşürücü azab içinde kalmazlardı.

Süleymaniye Vakfı

Süleyman'ın ölümüne karar verdiğimizde, onun öldüğünü sadece, dayandığı şeyi kemiren bir kara hayvanı onlara gösterdi dipnot 1 . Süleyman yere yığılınca cinler anladı ki, eğer gaybı bilselerdi dipnot 2 o aşağılayıcı azap içinde kalmazlardı.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette geçen "minsee" kelimesine tefsir ve meallerde "değnek" anlamı verilir ama bu doğru değildir. Çünkü değneğe dayalı iken ölen kişi hemen yere yığılır. Bu, Süleyman aleyhisselamın oturduğu yerde üzerine dayandığı bir şey olabilir. Buradaki kara hayvanı da "ağaç kurdu" olamaz. Çünkü onun böyle bir şeyi kemirmesi uzun zaman alır. Bu, köstebek veya kunduz gibi büyük bir kemirgen olabilir.
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Süleyman'ın ölümünü gerçekleştirdiğimizde, düşmesini engelleyen şeyi (minsee dipnot 1 ), kemiren bir kara hayvanı dipnot 2 , onun öldüğünü ortaya çıkardı. Süleyman düşünce anlaşıldı ki, eğer cinler gaybı dipnot 3 bileselerdi o aşağılayıcı azap içinde kalmayı sürdürmezlerdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu bir oturaktır. Ahşaptan yapılma olduğu anlaşılan oturak üzerinde bulunan Hz.Süleyman'ın, vefat etmiş olmasına rağmen etrafındaki cinler tarafından uyuyor zannedildiği, kemirilmekten dolayı zayıf düşmüş ahşap aksamın kırılması ve kendisinin düşmesi sonucu ölmüş olduğunun anlaşıldığı bildirilmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yerde hareket eden canlı
  3. metne dön, dipnot 3
    Süleyman'ın öldüğünü.

Şaban Britch

Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun ölümünü ancak değneğini kemiren bir kurt gösterdi. Yere yıkılınca, cinlerin gaybı (görülmeyeni) bilmedikleri ortaya çıktı. Böyle olmasaydı kendilerini alçaltan azap içinde kalmazlardı.

Şaban Piriş

Süleyman'ın ölümünü takdir ettiğimiz zaman, onun ölümünü ancak değneğini kemiren bir kurt gösterdi. Yere yıkılınca, cinlerin gaybı (görülmeyeni) bilmedikleri ortaya çıktı. Böyle olmasaydı kendilerini alçaltan azap içinde kalmazlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonunda, Süleyman için ölüm hükmünü verdiğimizde, onun ölümünü, değneğini yiyen dabbetül arzdan/ağaç kurtçuğundan başkası onlara göstermedi. Süleyman yere yığılınca, açıkça anlaşıldı ki, eğer cinler gaybı bilmiş olsalardı, o alçaltıcı azap içinde bekleyip durmazlardı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And when We decreed Solayman's death, nothing drew the Jinn's attention to his death but a little earthly creature gnawing the base of his staff on which he leaned that he fell. There and then did the Jinn realize that had they known the hidden and the unknown and realized the unseen they would not have remained in the slavish disposition scourged with humility and torture.

Abdul Haleem

Then, when We decreed Solomon’s death, nothing showed the jinn he was dead, but a creature of the earth eating at his stick: when he fell down they realized- if they had known what was hidden they would not have continued their demeaning labour.

Abdullah Yusuf Ali

Then, when We decreed (Solomon's) death, nothing showed them his death except a little worm of the earth, which kept (slowly) gnawing away at his staff: so when he fell down, the Jinns saw plainly that if they had known the unseen, they would not have tarried in the humiliating Penalty (of their Task).

Abul A'la Maududi

When We executed Our decree of death on Solomon, nothing indicated to the jinn that he was dead except a worm eating away his staff. So when Solomon fell down, the jinn realised dipnot 1 that had they known what lies in the realm beyond perception, they would not have continued to be in this humiliating chastisement. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Another meaning of the sentence can be: "The true state and condition of the jinns became clear and exposed. "According to the first meaning, it will mean: "The jinns realized that their claim to have the knowledge of the unseen was wrong." According to the second, it will mean: “The people who thought that the jinns possessed the knowledge of the unseen, came to know that they had no such knowledge.”
  2. metne dön, dipnot 2
    Some modern commentators have interpreted it as follows: As the Prophet Solomon’s (peace be upon him) son, Rehoboam, was unworthy and given to luxurious living and surrounded by flatterers, he could not sustain the heavy burden of responsibility that fell on his shoulders after the death of his great father. A short time after his succession, the kingdom collapsed, and the frontier tribes (i.e. of the jinns), whom the Prophet Solomon (peace be upon him) had subdued by his mighty power, rebelled and broke away. But this interpretation does not at all conform to the words of the Quran. The scene depicted by the words of the Quran is somewhat like this: Death came to the Prophet Solomon (peace be upon him) in a state when he was standing or sitting with the support of a staff. His body stood in place due to the staff, and the jinns continued to perform their duties and services, thinking that he was living. At last, when the wood louse started eating away the staff and it became hollow from within, the Prophet Solomon’s (peace be upon him) body fell down; then the jinns realized that he had died. After all, why should this clear and unambiguous description of the event be construed to mean that the wood louse implied the unworthiness of the Prophet Solomon’s son, and the staff implied his power and authority and the falling down of his body implied the disintegration of his kingdom? Had Allah meant to say all this, there was no shortage of the words in the vast Arabic language. The Quran, in fact, has nowhere used such enigmatic language. How could the common Arabs, who were its first addressees, have solved this riddle?

Aisha Bewley

Then when We decreed that he should die, nothing divulged his death to them except the worm which ate his staff; so that when he fell down it was made clear to the jinn that if they had truly had knowledge of the Unseen they need not have stayed there suffering humiliating punishment.

Al-Hilali & Khan

Then when We decreed death for him [Sulaimân (Solomon)], nothing informed them (jinn) of his death except a little worm of the earth, which kept (slowly) gnawing away at his stick. So when he fell down, the jinn saw clearly that if they had known the Unseen, they would not have stayed in the humiliating torment.

Ali Quli Qarai

And when We decreed death for him, nothing apprised them of his death except a worm which gnawed away at his staff. And when he fell down the jinn realized that had they known the Unseen, they would not have remained in a humiliating torment.

Amatul Rahman Omar

And when We ordained death for him (- Solomon) the people only came to know of his death through a (worthless) creature of earth (- Solomon's son) that was eating away his (father's) staff (- ruling power and glory). So when it fell down the jinn realized then plainly that had they known the secret (of the hollowness of the kingdom) they would have never remained in (a state of) humiliating torment.

Arthur John Arberry

And when We decreed that he should die, naught indicated to them that he was dead but the Beast of the Earth devouring his staff; and when he fell down, the jinn saw clearly that, had they only known the Unseen, they would not have continued in the humbling chastisement.

Bijan Moeinian

Solomon died standing upright supported by his staff. It took a long time for a small worm to eat his staff and let him fall down. If the Jinns had any knowledge of unseen, they would not have continued to work as a slave for a dead master [the Extraterrestrials’ knowledge, therefore is limited and are not undefeatable, something to be remembered in the future].

E. Henry Palmer

And when we decreed for him death, naught guided them to his death save a reptile of the earth that ate his staff; and when he fell down it was made manifest to the ginns that, had they but known the unseen, they need not have tarried in the shameful torment.

Edip-Layth

Then, when We decreed death for him, nothing informed them of his death until a worm kept eating from his staff, so when he fell down, the Jinn realized that if they had known the unseen, they would not have remained in the humiliating retribution.

George Sale

And when We had decreed that Solomon should die, nothing discovered his death unto them, except the creeping thing of the earth, which gnawed his staff. And when his body fell down, the genii plainly perceived that if they had known that which is secret, they had not continued in a vile punishment.

Hamid S. Aziz

They made for him what he pleased of temples and images, and bowls (large) as watering-troughs and cooking-pots that will not move from their place; give thanks, O family of David! Few of My servants are grateful!

Mahmoud Ghali

So, as soon as We decreed death for him, in no way did anything indicate to them his death except the beast of the earth eating his rod. Then, as soon as he collapsed, the jinn evidently (saw) that; if they had known the Unseen, in no way would they have lingered in the degrading torment.

Marmaduke Pickthall

And when We decreed death for him, nothing showed his death to them save a creeping creature of the earth which gnawed away his staff. And when he fell the jinn saw clearly how, if they had known the Unseen, they would not have continued in despised toil.

Mohamed Ahmed - Samira

When We ordained (Solomon's) death, none but the weevil, that was eating away his staff (on which he rested), pointed out to them that he was dead. When he fell down (dead) the jinns realised that if they had knowledge of the Unknown they would never have suffered demeaning labour.

Muhammad Asad

Yet [even Solomon had to die; but] when We decreed that he should die, nothing showed them that he was dead except an earthworm that gnawed away his staff. And when he fell to the ground, those invisible beings [subservient to him] saw clearly that, had they but understood the reality which was beyond the reach of their perception, they would not have continued [to toil] in the shameful suffering [of servitude]

Mustafa Khattab

When We decreed Solomon’s death, nothing indicated to the ˹subjected˺ jinn that he was dead except the termites eating away his staff.[1] So when he collapsed, the jinn realized that if they had ˹really˺ known the unseen, they would not have remained in ˹such˺ humiliating servitude.

Progressive Muslims

Then, when We decreed death for him, nothing informed them of his death until a worm kept eating from his staff, so when he fell down, the Jinn realised that if they had known the unseen, they would not have remained in the humiliating retribution.

Rashad Khalifa

When the appointed time for his death came, they had no clue that he had died. Not until one of the animals tried to eat his staff, and he fell down, did the jinns realized that he was dead. They thus realized that if they really knew the unseen, they would have stopped working so hard as soon as he died.

Sahih International

And when We decreed for Solomon death, nothing indicated to the jinn his death except a creature of the earth eating his staff. But when he fell, it became clear to the jinn that if they had known the unseen, they would not have remained in humiliating punishment.

Sam Gerrans

And when We decreed death for him, there indicated his death to them only a creature of the earth eating at his staff. But when he fell down, it became clear to the domini that had they but known the Unseen, they would not have tarried in the humiliating punishment.

Shabbir Ahmed

When We decreed death for him (Solomon), nothing showed his death to the Wild Tribes until a creature of the earth ate away the strength he had mustered. When the power base fell, the Wild Tribes rebelled regretting that they should have done it sooner only if they knew the new unjust King. (The 'creature of the earth' was the highly incompetent son Rehoboam, and successor of Solomon 38:34. Historically, ten of the Israelite Tribes also broke away from the Kingdom at that point).

Syed Vickar Ahamed

Then when We ordered the death (for Sulaiman) nothing showed them (the jinns') his death except a little worm from the earth, which (slowly) kept biting away at his stick (staff): So when he (Sulaiman) fell down, the jinns' clearly saw that, if they had known the unseen, they would not have been in the humiliating penalty (of their work for him).

Taqi Usmani

So, when We decided (that) death (should come) upon him, nothing gave them any indication of his death, except a creature of the earth that had eaten up his sceptre. So, when he fell down, the Jinns came to know that if they had the knowledge of the Unseen, they would not have stayed (so long) in the humiliating punishment.

The Monotheist Group

Then, when We decreed death for him, nothing informed them of his death until a worm kept eating from his staff, so when he fell down, the Jinn realized that if they had known the unseen, they would not have remained in the humiliating retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 14. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 14. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 14. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩