Secde suresi

Secde suresi, 21. ayet

Secde suresi, 21. ayet. وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنَ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَدْنَىٰ دُونَ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَكْبَرِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

velenüẕîḳannehüm mine-l`aẕâbi-l'ednâ dûne-l`aẕâbi-l'ekberi le`allehüm yerci`ûn.

Diyanet İşleri

Andolsun, dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Secde 18–24 · surenin 21. ayeti / 30
  1. Secde 18

    Hiç mü'min, fasık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar.

  2. Secde 19

    İman edip salih amel işleyenlere gelince, onlar için, yapmakta olduklarına karşılık bir mükafat olarak Me'va cennetleri vardır.

  3. Secde 20

    Fasıklık edenlere gelince, onların barınağı ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya döndürülürler ve onlara, "Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın" denir.

  4. 21

    Andolsun, dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız.

  5. Secde 22

    Kim, Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalimdir? Şüphesiz ki biz suçlulardan intikam alıcıyız.

  6. Secde 23

    Andolsun, biz Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik. Sen de kitaba (Kur'an'a) kavuşma konusunda sakın şüphe içinde olma. Onu İsrailoğullarına bir yol gösterici kılmıştık.

  7. Secde 24

    Sabredip ayetlerimize kesin olarak inandıkları zaman, içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

21. Yani o yalanlayıcı fâsıklara en yakın azaptan bir numune tattıracağız. Bu ise berzah/kabir azabıdır. Ölümlerinden önce de Biz, onun bir bölümünü onlara tattıracağız. Bu da ya müşriklerden Bedir’e katılanların başına geldiği gibi öldürülmek ve benzeri bir azap ile olacaktır yahut da yüce Allah’ın şu buyruğunda dile getirdiği şekilde ölüm esnasındaki azap ile olacaktır: “Sen zalimleri ölümün sıkıntıları içinde meleklerin ellerini uzatarak... bugün zillet azabı ile cezalandırılacaksınız, derken bir görsen.” (el-En’âm, 6/93) Daha sonra da berzah hayatlarında “daha yakın azapları” tamamlanmış olacaktır.

Bu âyet-i kerime, kabir azabını ispatlayan delillerdendir. Bunun kabir azabına delâleti de açıktır. Çünkü yüce Allah burada: “Andolsun ki Biz, (kıyametteki) en büyük azaptan önce onlara daha yakın bir azaptan tattıracağız” buyurmaktadır. Yani ondan bir bölümü ve onun bir kısmını tattıracağız, demektir. İşte bu buyruk, en büyük azap olan cehennem azabından önce daha yakın bir azabın bulunduğunun bir delilidir.

“En yakın” azaptan tattırmak, dünya hayatında olduğundan dolayı bu, bazen ölüm ile birlikte olmayabilir. O bakımdan Yüce Allah kendilerine bu azabı belki kendisine dönerler ve günahlarından tevbe ederler diye tattıracağını haber vermektedir. Nitekim bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır: “İnsanların kendi elleri ile kazandıklarından ötürü karada ve denizde fesat baş gösterdi. Böylece Allah, yaptıklarının bir kısmını onlara tattırır. Belki dönerler.” (er-Rûm, 30/41)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Rablerine itaatsizlik eden bu yalancılar eğer tövbe etmezlerse; ahirette kendileri için hazırlanmış büyük azaptan önce dünyada, onlara sıkıntı ve belalar veririz. Umulur ki Rablerine itaat etmeye dönerler.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَنُذِيقَنَّهُم velenuzikannehum mutlaka onlara taddıracağız kök: ذوق
  2. مِّنَ mine -dan
  3. ٱلْعَذَابِ l-azabi azab- kök: عذب
  4. ٱلْأَدْنَىٰ l-edna daha yakın kök: دنو
  5. دُونَ dune ayrı olarak kök: دون
  6. ٱلْعَذَابِ l-azabi azabdan kök: عذب
  7. ٱلْأَكْبَرِ l-ekberi büyük kök: كبر
  8. لَعَلَّهُمْ leallehum belki
  9. يَرْجِعُونَ yerciune dönerler kök: رجع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Ortak kavram: Dünya

    Onlar için dünyada (geçici) bir yararlanma vardır. Sonra dönüşleri bizedir. Sonra da, inkar etmekte olduklarına karşılık onlara şiddetli azabı…

  • Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: Kibir

    Böylece Allah dünya hayatında onlara zilleti tattırdı. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür. Keşke bilselerdi!

  • Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş)

    Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Ortak kavram: Dünya

    Fakat onları kurtarınca, bir de bakarsın ki yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapıyorlar. Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız, sırf kendi aleyhinizedir.…

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Ortak kavram: Dünya

    "Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi…

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Ortak kavram: Kibir

    Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.

  • Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: Kibir

    Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…

  • Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: Kibir

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

87 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Gerçeğe) dönsünler diye en büyük azaptan önce onlara mutlaka en yakın azaptan dipnot 1 tattıracağız.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "En yakın azap" ifadesi ile kastedilen, dünya hayatında yaşanan sıkıntılardır. Gerekçe de muhatapların gerçeğe geri dönmeleri yani tevbe etmeleridir. Sanıldığı veya iddia edildiği gibi bu ayette "kabir azabı"na dair hiçbir işaret yoktur. Dünyada yaşanan sıkıntılar ne kadar ağır olursa olsun, ahirette yaşanacak azaptan kesinlikle daha hafiftirler. Bu itibarla, bu hayattakilere bakarak ahiret âlemindeki azabı hesaba katmamak aldanmanın en büyüğünü oluşturmaktadır.

Mustafa İslamoğlu

Ama onlara, daha büyük mahrumiyeti tattırmadan önce daha yakın (dünya) mahrumiyetini kısmet elbette tattıracağız; umulur ki (yol yakınken) dönerler.

Muhammed Esed

Fakat o şiddetli azab(a onları mahkum etme)den önce belki (pişman olup) yollarını düzeltirler diye hemen yanı başlarındaki azabı tattıracağız.

Ahmed Hulusi

Belki dönerler diye onlara, en büyük (sonsuz) azaptan önce en yakın (dünyalarından) bir azaptan mutlaka tattıracağız.

Ali Bulaç

Andolsun, biz onlara belki (inkarcılıktan) dönerler diye o büyük (uhrevi) azabdan önce, yakın (dünyevi) azabtan da taddıracağız.

Ali Özek ve heyeti

En büyük azaptan önce, onlara mutlaka en yakın azaptan tattıracağız; olur ki (imana) dönerler.

Ali Rıza Safa

Büyük cezadan önce, yakın cezayı kesinlikle tattıracağız; belki dönerler diye.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki, biz onlara o büyük azaptan önce pek yakın/dünya azabı da tattıracağız. Belki dönerler!

Edip Yüksel

Belki (ibret alıp) dönerler diye büyük azaptan önce biz onlara yakın (dünya) azabı tattırırız.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Belki (ibret alıp) dönerler diye büyük azaptan önce biz onlara yakın (dünya) azabı tattırırız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şu da bir gerçek ki, onlara en büyük azaptan önce o yakın azaptan (dünya azabından) da tattıracağız, belki dönerler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şu da muhakkak ki onlara o en büyük azabdan beride o yakın azabdan da tattıracağız, gerek ki rücu' edeler

Gültekin Onan

Andolsun, biz onlara belki (inkarcılıktan) dönerler diye o büyük (uhrevi) azabdan önce, yakın (dünyevi) azabtan da tattıracağız.

Hasan Basri Çantay

Biz, o en büyük azabdan önce de onlara mutlakaa yakın azabdan tatdıracağız. Taki ric'et etsinler.

İbni Kesir

Belki dönerler diye andolsun ki onlara büyük azabdan önce de mutlaka yakın azabdan tattıracağız.

Mehmet Alagaş

(20-22) Fasık kimselerin varacağı yer ise ateştir, ne zaman oradan çıkmak isterlerse hepsi gerisin geri oraya iade edilirler. Onlara denilir ki “tadın yalanladığınız ateş azabını” büyük azabın dışında bir de yakın azabı (dünyadakini) tattıracağız. Böylelikle belki dönerler, Allah’ın ayetleri hatırlatıldıktan sonra sırt çevirenden daha zalim kim olabilir? Biz kesinlikle suçlulardan intikam alıcıyız.

Rowwad Tercüme Merkezi

Andolsun ki biz onlara –belki dönerler diye- en büyük azaptan önce yakın azaptan mutlaka tattıracağız.

Süleyman Ateş

Belki dön(üp yola gel)irler diye, mutlaka onlara o büyük azabdan ayrı olarak, daha yakın azabı da taddıracağız.

Süleymaniye Vakfı

Onlara en büyük azaptan önce kesinlikle en yakın azaptan (dünya sıkıntılarından) tattıracağız. Belki (doğru yola) dönerler dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sözü edilen azap onlara, belki yanlışlarından dönerler diye hayattayken yapılan uyarıları ifade eder. Bunlardan ders alıp ölmeden önce tövbe eder, doğru yola dönerlerse ahiretteki büyük azaptan kurtulurlar (Nisa 4/17-18, En'am 6/42-43, A'raf 7/94-95, 130; Zuhruf 43/48).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Belki vazgeçerler diye büyük azaptan önce onlara kesinlikle küçük azaptan dipnot 1 da tattıracağız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    küçük azap :

Şaban Britch

Belki dönerler diye onlara büyük azaptan önce daha yakın (dünyada) bir azap tattıracağız.

Şaban Piriş

Belki dönerler diye onlara büyük azaptan önce daha yakın bir azap tattıracağız.

Yaşar Nuri Öztürk

Belki dönerler diye, onlara o büyük azaptan ayrı olarak, o küçük azaptan da mutlaka tattıracağız.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And in mercy to them We will make them suffer here the lesser of the two evils by justly submitting them to pain and punishment that they might hopefully repent and turn to Allah and save themselves the bigger and really vehement, punishment Hereafter.

Abdul Haleem

We shall certainly make them taste a nearer torment [in this life] prior to the greater torment, so that perhaps they may return [to the right path].

Abdullah Yusuf Ali

And indeed We will make them taste of the Penalty of this (life) prior to the supreme Penalty, in order that they may (repent and) return.

Abul A'la Maududi

We shall certainly have them taste some chastisement in this world in addition to the greater chastisement (of the Hereafter); perhaps they will retract (from their transgression). dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "The greater punishment" is the torment of the Hereafter, which will be imposed on the guilty ones in consequence of disbelief and disobedience. “Nearer punishment”, in contrast, implies those calamities which afflict man even in this world, e.g., diseases in the life of individuals, deaths of the near and dear ones, serious accidents, losses, failures, etc. and storms, earthquakes, floods, epidemics, famines, riots, wars and many other disasters, in collective life, which affect hundreds of thousands of the people simultaneously. The reason given for sending these calamities is that the people should take heed even before they are involved in the “greater torment” and give up the attitude and way of life in consequence of which they will have to suffer the greater torment ultimately. In other words, it means this: Allah has not kept man in perfect security in the world so that he may live in full peace, and become involved in the misunderstanding that there is no power above him, which can cause him harm. But Allah has so arranged things that He sends disasters and calamities on individuals as well as on nations and countries from time to time, which give man the feeling that he is helpless and that there is about him an All- Powerful Sovereign Who is ruling His universal kingdom. These calamities remind each individual and groups and nation that there is another Power above them Who is controlling their destinies. Everything has not been placed at man’s disposal. The real Power is in the hand of the Sovereign. When a calamity from Him descends on man, you can neither avert it by any artifice, nor can escape from it by invoking a jinn, or a spirit, or a god or goddess, or a prophet or saint. Considered in this light, these calamities are not mere calamities but warnings of God, which are sent to make man conscious of the reality and to remove his misunderstandings. If man learns a lesson from these and corrects his belief and conduct here in the world, he will not have to face the greater torment of God in the Hereafter.

Aisha Bewley

We will give them a taste of lesser punishment before the greater punishment, so that hopefully they will turn back.

Al-Hilali & Khan

And verily, We will make them taste of the near torment (i.e. the torment in the life of this world, i.e. disasters, calamities, etc.) prior to the supreme torment (in the Hereafter), in order that they may (repent and) return (i.e. accept Islâm).

Ali Quli Qarai

We shall surely make them taste the nearer punishment before the greater punishment, so that they may come back.

Amatul Rahman Omar

And of course We will let them suffer the minor and nearer punishment before the greater punishment befalls them so that they may turn to Us (in repentance).

Arthur John Arberry

And We shall surely let them taste the nearer chastisement, before the greater; haply so they will return.

Bijan Moeinian

In order to give the wrongdoers an opportunity [to change their rebellious attitude], they will get a few punishments in this world before their great punishment in the Hereafter. May they wake up.

E. Henry Palmer

and we will surely make them taste of the torment of the nearer torment beside the greater torment, - haply they may yet return.

Edip-Layth

We will let them taste the worldly retribution before the greater retribution, perhaps they will revert.

George Sale

And we will cause them to taste the nearer punishment of this world, besides the more grievous punishment of the next; peradventure they will repent.

Hamid S. Aziz

And as for those who transgress, their abode is the Fire; whenever they desire to go forth from it they shall be brought back into it, and it will be said to them, "Taste the chastisement of the fire which you called a lie. "

Mahmoud Ghali

And We will indeed let them definitely taste of the lowlier torment, (i. e., Punishment in this life) lesser (Or: other than) than the greater, that possibly they would return.

Marmaduke Pickthall

And verily We make them taste the lower punishment before the greater, that haply they may return.

Mohamed Ahmed - Samira

But We shall make them taste the affliction of this world before the greater torment, so that they may retract.

Muhammad Asad

However, ere [We condemn them to] that supreme suffering, We shall most certainly let them taste of a suffering closer at hand, so that they might [repent and] mend their ways.

Mustafa Khattab

We will certainly make them taste some of the minor torment ˹in this life˺ before the major torment ˹of the Hereafter˺, so perhaps they will return ˹to the Right Path˺.

Progressive Muslims

And We will let them taste the worldly retribution before the greater retribution, perhaps they will revert.

Rashad Khalifa

We let them taste the smaller retribution (of this world), before they incur the greater retribution (of the Hereafter), that they may (take a hint and) reform.

Sahih International

And we will surely let them taste the nearer punishment short of the greater punishment that perhaps they will repent.

Sam Gerrans

And We will let them taste of the lower punishment before the greater, that they might return.

Shabbir Ahmed

And verily, We make (the violators of the Divine Law) taste the punishment closer at hand before the Greater punishment, so that they might return to righteousness.

Syed Vickar Ahamed

And verily, We will truly make them taste the Penalty in this (life even) before the supreme penalty, so that they may (repent and) return.

Taqi Usmani

And We will certainly make them taste the nearer punishment before the greater punishment, so that they may return.

The Monotheist Group

And We will let them taste the worldly retribution before the greater retribution, perhaps they will return.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Secde suresi, 21. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Secde suresi, 21. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Secde suresi, 21. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩