Târık suresi

Târık suresi, 17. ayet

Târık suresi, 17. ayet. فَمَهِّلِ ٱلْكَٰفِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًۢا

femehhili-lkâfirîne emhilhüm ruveydâ.

Diyanet İşleri

Artık sen inkarcılara mühlet ver; onlara biraz zaman tanı!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Târık 14–17 · surenin 17. ayeti / 17

Konu Kur'an ayırıcı sözdür; tuzak ve mühlet Târık 11–17 3

  1. Târık 14

    O, boş bir söz değildir.

  2. Târık 15

    Şüphesiz onlar bir tuzak kurarlar,

  3. Târık 16

    Ben de bir tuzak kurarım.

  4. 17

    Artık sen inkarcılara mühlet ver; onlara biraz zaman tanı!

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 15–17. ayetler için yazılmıştır.

15. “Şüphesiz onlar” yani Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i ve Kur’ân-ı Kerîm’i yalanlayanlar, hakkı bertaraf etmek ve batılı desteklemek maksadı ile “bir tuzak kuruyorlar.”

16. “Ben de” kâfirler hoş görmese dahi hakkı galip getirmek ve onların ileri sürdükleri batılı bertaraf etmek için “bir tuzak kuruyorum.” Ki bu yolla kimin galip olduğu da bilinmiş olacaktır. Hiç şüphesiz Âdemoğlu kurduğu hile ve tuzaklarla, pek güçlü ve her şeyi bileni yenik düşüremeyecek kadar güçsüz ve acizdir.

17. “O nedenle sen kâfirlere mühlet tanı; evet; onlara azıcık mühlet ver.” Zira ilahî azabın gelip başlarına ineceği vakit, yaptıklarının âkıbetini bileceklerdir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- Bu kâfirlere mühlet ver ve onlara biraz zaman tanı! Onların azap görmesi ve helak olması için acele etme.

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَمَهِّلِ femehhili o halde mühlet ver kök: مهل
  2. ٱلْكَـٰفِرِينَ l-kafirine kafirlere kök: كفر
  3. أَمْهِلْهُمْ emhilhum kendi hallerine bırak kök: مهل
  4. رُوَيْدًۢا ruveyden birazcık kök: رود

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: مهل (6 geçiş)

    De ki: "Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin." Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları…

  • Aynı kök: مهل (6 geçiş)

    (45-46) O, maden eriyiği gibidir. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar.

  • Aynı kök: مهل (6 geçiş)

    (8-9) Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla.

  • Aynı kök: رود (148 geçiş)

    Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…

  • Aynı kök: رود (148 geçiş)

    Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru…

  • Aynı kök: رود (148 geçiş)

    (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

57 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kâfirlere mühlet ver, onlara biraz zaman tanı.

Mustafa İslamoğlu

Şu halde kafirlere süre ver, sadece kısa bir süre…

Muhammed Esed

Öyleyse bırak, hakikati inkar edenler dilediklerini yapsınlar, yapsınlar kısa bir süre!

Ahmed Hulusi

Bu yüzden o hakikat bilgisini inkar edenlere mühlet ver, onlara az bir süre tanı.

Ali Bulaç

Sen kafirlere bir mühlet ver, az bir süre tanı.

Ali Özek ve heyeti

Kâfirlere mühlet ver, onları biraz kendi hallerine bırak (pek yakında desteğimiz sana gelecek).

Ali Rıza Safa

Artık, nankörlük edenlere süre ver; onlara biraz süre tanı!

Bayraktar Bayraklı

- Andolsun o dönüşlü göğe, o yarılıp çatlayan yeryüzüne. Şüphesiz Kur'an, hak ile batılı ayıran bir sözdür. O asla bir şaka değildir. Kafirler hep hile/tuzak kuruyorlar. Ben de hilelerine karşılık veririm. Onun için sen kafirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı!

Edip Yüksel

Öyleyse inkarcılara az bir süre daha tanı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Öyleyse inkarcılara az bir süre daha tanı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onun için o kafirlere mühlet ver, biraz daha süre tanı onlara!

Elmalılı Hamdi Yazır

Onun için kafirleri imhal eyle! Mühlet ver onlara biraz.

Erhan Aktaş

Kafirlere biraz daha süre tanı, onları kendi hallerine bırak.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kafirlere biraz daha süre tanı, onları kendi hallerine bırak.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçeği yalanlayan nankörlere biraz daha süre tanı, onları kendi hallerine bırak.

Gültekin Onan

Sen kafirlere bir mühlet ver, az bir süre tanı.

Hasan Basri Çantay

(Habibim) sen şimdilik o kafirlere mühlet ver, onları biraz gecikdiriver.

İbni Kesir

Sen; şimdilik kafirlere mühlet ver, onları biraz geciktir.

Mehmet Alagaş

(9-17) O gün tüm sırlar / gizler / gizemler açık olur /beliğ olur. Ona ne bir kuvvet ne de yardım olmayacaktır. Geri gelecek olan / rücu edecek olan semaya andolsun. (Rücu / bumerang özelliği) Yarılma / çatlayabilme özelliği olan yere andolsun. Kesinlikle O ayırt edici bir sözdür. Ve O, hezeyan / hezl / şaka da değildir . Kesin onlar bir tuzak planı kurguluyorlar, bende tuzak planı kurguluyorum. Kâfirlere mühlet ver / fırsat tanı, az biraz mühlet ver / kısacık fırsat tanı.

Rowwad Tercüme Merkezi

Öyleyse kâfirlere mühlet ver, onlara biraz zaman tanı!

Süleyman Ateş

Hele sen o kafirlere mühlet ver, biraz bırak onları (bildiklerine gitsinler).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Öyleyse o kafirlere dipnot 1 süre (fırsat) ver. Evet, onlara biraz süre (fırsat) ver.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bunları görmek istemeyenlere…

Şaban Britch

Kâfirlere mühlet ver, onlara biraz süre tanı!

Şaban Piriş

Kafirlere mühlet ver, onlara biraz süre tanı.

Yaşar Nuri Öztürk

O halde, o küfre batmışlara mühlet ver, süre tanı onlara birazcık...

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And so, overlook their actions O Muhammad and give them respite; their plots will be of no avail, and Allah's purpose shall prevail.

Abdul Haleem

[Prophet], let the disbelievers be, let them be for a while.

Abdullah Yusuf Ali

Therefore grant a delay to the Unbelievers: Give respite to them gently (for awhile).

Abul A'la Maududi

So leave the unbelievers to themselves; respite them awhile. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, I am planning that none of their devices should succeed so that they are utterly defeated in their designs, and the light which they are trying their utmost to put out, spreads far and wide.

Aisha Bewley

So bear with the kafirun – bear with them for a while.

Al-Hilali & Khan

So give a respite to the disbelievers; deal gently with them for a while.

Ali Quli Qarai

So respite the faithless; give them a gentle respite.

Amatul Rahman Omar

Therefore grant the disbelievers respite, yes grant them respite for a little while.

Arthur John Arberry

So respite the unbelievers; delay with them awhile.

Bijan Moeinian

In this game, the disbelievers are given enough time to ridicule themselves; so let them do their best.

E. Henry Palmer

let the misbelievers bide; do thou then let them bide awhile!

Edip-Layth

So respite the ingrates, respite them for a while.

George Sale

Wherefore, O prophet, bear with the unbelievers: Let them alone a while.

Hamid S. Aziz

So give respite to the unbelievers; deal you gently with them for a while.

Mahmoud Ghali

So give the disbelievers (more) leisure; give them leisure awhile.

Marmaduke Pickthall

So give a respite to the disbelievers. Deal thou gently with them for a while.

Mohamed Ahmed - Samira

So bear with unbelievers with patience, and give them respite for a while.

Muhammad Asad

Let, then, the deniers of the truth have their will: let them have their will for a little while.

Mustafa Khattab

So bear with the disbelievers ˹O Prophet˺. Let them be for ˹just˺ a little while.

Progressive Muslims

So respite the rejecters, respite them for a while.

Rashad Khalifa

Just respite the disbelievers a short respite.

Sahih International

So allow time for the disbelievers. Leave them awhile.

Sam Gerrans

So grant thou respite to the false claimers of guidance; grant thou them respite awhile.

Shabbir Ahmed

Therefore give the rejecters some time. Leave them alone for a while.

Syed Vickar Ahamed

Therefore (O Prophet!) give a little time for the disbelievers: Bear with them gently (for a while).

Taqi Usmani

So leave the disbelievers alone at the moment; give them respite for a while.

The Monotheist Group

So respite the rejecters, respite them for a while.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Târık suresi, 17. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Târık suresi, 17. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Târık suresi, 17. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩