Kehf suresi

Kehf suresi, 29. ayet

Kehf suresi, 29. ayet. وَقُلِ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ فَمَن شَآءَ فَلْيُؤْمِن وَمَن شَآءَ فَلْيَكْفُرْ إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلظَّٰلِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا وَإِن يَسْتَغِيثُوا۟ يُغَاثُوا۟ بِمَآءٍ كَٱلْمُهْلِ يَشْوِى ٱلْوُجُوهَ بِئْسَ ٱلشَّرَابُ وَسَآءَتْ مُرْتَفَقًا

veḳuli-lḥaḳḳu mir rabbiküm femen şâe felyü'miv vemen şâe felyekfür innâ a`tednâ liżżâlimîne nâran eḥâṭa bihim sürâdiḳuhâ. veiy yestegîŝû yügâŝû bimâin kelmühli yeşvi-lvucûh. bi'se-şşerâb. vesâet mürtefeḳâ.

Diyanet İşleri

De ki: "Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin." Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 26–32 · surenin 29. ayeti / 110

Konu Rabbinin kitabını oku; sabah akşam dua edenler Kehf 27–31 3

  1. Kehf 26

    De ki: "Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O'na aittir. O, ne güzel görür; O, ne güzel işitir! Onların, O'ndan başka hiçbir dostu da yoktur. O, hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez."

  2. Kehf 27

    Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O'nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. O'ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın.

  3. Kehf 28

    Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zinetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.

  4. 29

    De ki: "Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin." Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.

  5. Kehf 30

    Gerçek şu ki, iman edip iyi işler yapanlara gelince, elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz.

  6. Kehf 31

    İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir. O ne güzel karşılıktır! Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir!

  7. Kehf 32

    Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

29. Yani ey Muhammed! İnsanlara de ki: “Hak, Rabbinizden gelmiştir.” Yani hidâyet ve sapıklık, doğruluk ve eğrilik, bahtiyarların nitelikleriyle bedbahtların nitelikleri birbirinden açıkça ayırt edilip ortaya konmuştur. Bu da Allah’ın, Rasûlü vasıtasıyla yaptığı beyan ile gerçekleşmiştir. Bu, açıkça ortaya çıktığına ve hakkında herhangi bir şüphe söz konusu olmadığına göre “artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin.” Yani geriye -Allah’ın tevfikine mazhar olup olmamaya göre- yalnızca bu iki yoldan birisinin izlemek kalıyor. Çünkü Allah kuluna, kendisi vasıtasıyla iman etmeye de küfre sapmaya da hayrı işlemeye de kötülüğü yapmaya da muktedir olabileceği bir irade vermiştir. İman eden kimse, doğruya muvaffak kılınmış olur. Küfre sapan kimseye de deliller gereği gibi ortaya konmuş olur. Bununla birlikte böyle bir kimse iman etmeye de zorlanmaz. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Dinde zorlama yoktur. Zira iman ile küfür apaçık meydana çıkmıştır.” (el-Bakara 2/256) “Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin.” buyruğundan bu ikisine de izin verildiği gibi bir anlam çıkarılmamalıdır. Aksine bu, apaçık beyandna sonra küfrü tercih edenler hakkında bir tehdittir. Yine bu buyrukta kafirler savaşın terk edileceğine dair de bir delil yoktur.

aha sonra Yüce Allah, her iki kesimin de âkıbetini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Gerçekten biz” küfür, fasıklık ve isyan ile nefislerine zulmederek zalik olan kimseler “için öyle bir ateş hazırladık ki duvarları” yani surları “onları çepeçevre kuşatmaktadır.” Onlar için oradan kaçıp kurulacak ne bir menfez, ne de bir yol söz konusu değildir. Kızgın ateş, onları bağrında barındıracaktır. “Eğer yardım isterlerse” içine düştükleri o korkunç susuzluğu söndürmek için içecek isterlerse “erimiş” yani aşırı sıcaklığından dolayı erimiş kurşun veya zeytin yağı tortusunu andıran “maden gibi bir su ile imdatlarına yetişilir ki o su, yüzleri kavurur.” Bu su, yüzleri kavurduğuna göre ya bağırsaklarının ve karınlarının durumu ne olur!? Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Onunla karınlarında ne varsa eritilir, derileri de. Ve onlar için demirden topuzlar da vardır.” (el-Hac, 22/20-21) Susuzluklarını söndürsün ve azabın bir bölümünü azaltsın diye isteyecekleri o içecek “ne fena içecektir!” zira azaplarını daha da arttıracak, cezalarını daha da ağırlaştıracaktır. Ve o ateş de “ne kötü konaktır!” Bu da ateşin barınılacak bir yer olarak ne kadar kötü olduğunu ifade eden bir yergidir. Çünkü orada barınmak söz konusu değildir. Aksine orada bir an dahi hafifletilmeyecek, oldukça ağır ve büyük bir azap vardır onlar için. Ve onlar, o azap içerisinde her türlü hayırdan yana ümitlerini kesmiş olacaklardır. Onlar, dünya hayatında Allah’ı nasıl unuttularsa Rahim olan Allah da onları o azap içinde öylece unutacaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Kalplerinin gafletinden dolayı Allah'ın zikrinden yüz çeviren kimselere de ki: Size getirmiş olduklarım, hakkın ta kendisidir. Aynı zamanda bunların tümü benim değil, Allah'ın katındandır. Benden Müminleri kovmamı talep etmenize de icabet etmeyeceğim. Sizden kim bu hakka iman etmek istiyorsa iman etsin. Zira o buna karşılık kendisine verilen mükâfat ile sevinecektir. Sizden kim kâfir olmak istiyorsa kâfir olsun. Bu kimse küfrüne karşılık kendisini bekleyen azap ile kötü günler geçirecektir. Kendi tercihleriyle küfrü seçen zalimlere öyle büyük bir ateş hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Ondan kaçmaya güç yetiremezler. Şiddetli susuzluktan dolayı yardım istediklerinde yardımlarına kaynar ve bulanık yağ gibi olan su karşılık verilir. Bu kaynar su onların yüzlerini haşlayacaktır. Kendilerine içirilen bu içecek ne kötü bir içecektir. Onların susuzluklarını gideremediği gibi, bilakis arttırır. Yüzlerini ve derilerini yakan alevleri de söndürmez. cehennem, kalınan ne kötü bir yer, ikamet edecekleri ne kötü bir konaktır.

Kelimeler

28 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَقُلِ ve kuli de ki kök: قول
  2. ٱلْحَقُّ l-hakku bu gerçek kök: حقق
  3. مِن min -dendir
  4. رَّبِّكُمْ ۖ rabbikum Rabbiniz- kök: ربب
  5. فَمَن femen artık kimse
  6. شَآءَ şa'e dileyen kök: شيا
  7. فَلْيُؤْمِن felyu'min inansın kök: امن
  8. وَمَن ve men ve kimse
  9. شَآءَ şa'e dileyen kök: شيا
  10. فَلْيَكْفُرْ ۚ felyekfur inkar etsin kök: كفر
  11. إِنَّآ inna çünkü biz
  12. أَعْتَدْنَا ea'tedna hazırladık kök: عتد
  13. لِلظَّـٰلِمِينَ lizzalimine zalimlere kök: ظلم
  14. نَارًا naran bir ateş kök: نور
  15. أَحَاطَ ehata kuşatmıştır kök: حوط
  16. بِهِمْ bihim onları
  17. سُرَادِقُهَا ۚ suradikuha çadırı kök: سردق
  18. وَإِن ve in ve eğer
  19. يَسْتَغِيثُوا۟ yestegisu feryad edip yardım isteseler kök: غوث
  20. يُغَاثُوا۟ yugasu kendilerine yardım edilir kök: غوث
  21. بِمَآءٍۢ bimain bir su ile kök: موه
  22. كَٱلْمُهْلِ kalmuhli erimiş maden gibi kök: مهل
  23. يَشْوِى yeşvi haşlayan kök: شوي
  24. ٱلْوُجُوهَ ۚ l-vucuhe yüzleri kök: وجه
  25. بِئْسَ bi'se o ne kötü kök: باس
  26. ٱلشَّرَابُ ş-şerabu bir içecektir kök: شرب
  27. وَسَآءَتْ ve sa'et ve ne kötü kök: سوا
  28. مُرْتَفَقًا murtefekan ağırlanmadır kök: رفق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رفق (5 geçiş) · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Aynı kök: وجه (78 geçiş)

    Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı…

  • Aynı kök: شوي (2 geçiş)

    (15-16) Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz cehennem, derileri kavurup çıkaran alevli ateştir.

  • Aynı kök: شرب (39 geçiş) · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su

    Allah'a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk…

  • Aynı kök: شرب (39 geçiş) · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su

    O, gökten sizin için su indirendir. İçilecek su ondandır. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla meydana gelir.

  • Aynı kök: شرب (39 geçiş) · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su

    "Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun."

  • Aynı kök: موه (63 geçiş) · Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Ortak kavram: Su

    Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza…

  • Aynı kök: غوث (5 geçiş)

    Hani Rabbinizden yardım istiyor, yalvarıyordunuz. O da, "Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum" diye cevap vermişti.

  • Aynı kök: غوث (5 geçiş)

    Musa, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

87 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

De ki: "Hak (gerçek), Rabbinizdendir." dipnot 1 Öyle ise dileyen iman etsin; dileyen inkâr etsin! dipnot 2 Biz, zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki (ateşten) duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Yardım dileyecek olsalar, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile yardım edilir. Ne fena bir içecektir o ve ne kötü bir kalma yeridir orası!

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yûnus 10:32'de belirtildiği gibi bu ayette de ilahi gerçeklerin ötesinde geriye sapkınlıktan başka bir şey kalmayacağına işaret edilmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: Teğâbun 64:2; İnsân 76:3. Bu ayetlerde inanç özgürlüğüne dikkat çekilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Ve de ki: "Mutlak hakikate (atıf olan bu mesaj) Rabbimizdendir: Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin!" İşin gerçeği Biz, (nefislerine kıyan) o zalimler için kendilerini kat kat sarıp sarmalayacak bir ateş hazırladık; öyle ki, onlar susayıp da su istediklerinde, suratlarını kavuran yanık yağ tortusu gibi bir su sunulur: ne berbat bir içecektir o ve ne fena bir makamdır orası...

Muhammed Esed

Ve de ki: "(Bu) hak, Rabbinizden (gelmiş)tir: Artık ona dileyen inansın, dileyen reddetsin". Gerçek şu ki, Biz, (sunduğumuz hakikati teperek kendi kendilerine) yazık edenler için dalga dalga yükselen alev katmanlarıyla onları çepeçevre kuşatacak bir ateş hazırladık; öyle ki, onlar su istediklerinde ergimiş kurşunu andıran ve yüzlerini kavuran bir su verilecek onlara: ne korkunç bir sudur o ve ne kötü bir duraktır orası!

Ahmed Hulusi

De ki: "Hak Rabbinizdendir! İsteyen iman etsin, isteyen inkar etsin!" Doğrusu biz, zalimler için dev dalgalar halinde öyle bir ateş hazırlamışız ki, onları her yönden kuşatmıştır! Eğer yardıma çağırsalar; erimiş maden benzeri, yüzleri pişiren bir su ile yardımlarına koşulur! O ne kötü içecek, o ne kötü yaşam ortamı!

Ali Bulaç

Ve de ki: "Hak Rabbinizdendir; artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. Şüphesiz biz zalimlere bir ateş hazırlamışız, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Eğer onlar yardım isterlerse, katı bir sıvı gibi yüzleri kavurup yakan bir su ile yardım edilirler. Ne kötü bir içkidir o ve ne kötü bir destektir.

Ali Özek ve heyeti

Ve de ki: Hak, Rabbinizdendir. Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Biz, zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!

Ali Rıza Safa

De ki: "Gerçek, Efendinizdendir. Artık, isteyen inansın; isteyen inkar etsin!" Aslında, haksızlık yapanları çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Yardım isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir suyla yardım edilir. Ne kötü bir içecektir; ne kötü bir dinlenme yeridir.

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Hak, Rabbinizdendir. Dileyen inansın, dileyen inkar etsin. Biz, zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Susuzluktan imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!"

Edip Yüksel

De ki: "Bu gerçek senin Efendindendir." Dileyen onaylasın, dileyen inkar etsin. Biz zalimler için onları çepeçevre saracak bir ateş hazırladık. Onlar her ne zaman feryad ederek yardım isteseler, derişik asit gibi yüzleri haşlayan bir su sunulur. Ne kötü bir içecek, ne kötü bir son!

Edip Yüksel (Eski Baskı)

De ki, 'Bu gerçek senin Rabbindendir.' Dileyen inansın, dileyen inkar etsin. Biz zalimler için onları çepeçevre saracak bir ateş hazırladık. Onlar her ne zaman feryad ederek yardım isteseler, derişik asit gibi yüzleri haşlayan bir su sunulur. Ne kötü bir içecek, ne kötü bir son!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve de ki: "O hak Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin! Çünkü Biz zalimler için öyle bir ateş hazırlamışızdır ki, serdakları (duvarları) kendilerini kuşatmıştır. Eğer yardım isterlerse, yüzleri çeviren erimiş cesed gibi bir su ile yardım edilirler. O ne fena içki ve o ne kötü kurultay!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve de ki: o hak rabbınızdandır, artık dileyen iyman etsin, dileyen küfr, çünkü biz, zalimler için öyle bir ateş müheyya kılmışızdır ki sertakları kendilerini kuşatmaktadır ve eger istigase ederlerse erimiş cesed gibi bir su ile imdad edilirler, yüzleri civirir, o ne fena içki ve o ne fena kurultay!

Erhan Aktaş

De ki: "Hakk dipnot 1 Rabb'inizdendir. O halde dileyen iman etsin, dileyen küfretsin." Kuşkusuz Biz, zalimler için bir ateş hazırladık. Çadır gibi onları kuşatan. Eğer yardım isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su yağdırılır. O ne kötü bir içecektir! Ve ne kötü bir barınma yeridir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gerçeği kesin olarak bildiren mesaj, gerçek doğruluk. Gerçeklik. Bir şeyin aslı ve esası.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Hakk dipnot 1 Rabb'inizdendir. O halde dileyen iman etsin, dileyen küfretsin." Kuşkusuz Biz, zalimler için bir ateş hazırladık. Çadır gibi onları kuşatan. Eğer yardım isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su yağdırılır. O ne kötü bir içecektir! Ve ne kötü bir barınma yeridir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kesin gerçek olan.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Hakk dipnot 1 Rabb'inizdendir. O halde dileyen iman etsin, dileyen küfretsin." Biz, zalimler için duvar gibi onları çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Eğer yağmur yağsın isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su yağdırılır. O ne kötü bir içecektir! Ve ne kötü bir barınma yeridir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gerçeği kesin olarak bildiren mesaj.

Gültekin Onan

Ve de ki: "Hak rabbinizdendir; artık dileyen inansın, dileyen küfretsin. Şüphesiz biz zalimlere bir ateş hazırlamışız, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Eğer onlar yardım isterlerse, katı bir sıvı gibi yüzleri kavurup yakan bir su ile yardım edilirler. Ne kötü bir içkidir o ve ne kötü bir destektir.

Hasan Basri Çantay

De ki: "O (Kur'an) Rabbimizden (gelen bir) hakdır. Artık dileyen iman etsin, dileyen gavur olsun. Hakıykat biz, zaalimlere öyle bir ateş hazırladık ki (etrafını saran) dıvar (lar) ı çepçevre kendilerini kuşatmış (kuşatacak) dır. Eğer onlar (susuzlukdan) feryad ve istimdad ederlerse (kaynamış ve) kalın bir mayi'a benzeyen, yüzleri kavuran bir su ile imdad olunacaklardır. O, ne fena içecekdir! (O ateş) ne kötü bir dayanakdır!

İbni Kesir

De ki: Gerçek, Rabbınızdandır. İsteyen inansın, isteyen inkar etsin. Şüphesiz ki zalimler için, duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmış bir ateş hazırlamışızdır. Onlar feryad edip yardım dilediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su kendilerine sunulur. O, ne kötü içecek ve ne kötü duraktır.

Mehmet Alagaş

(27-31) Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku , O’nun kelime lerinde değişim yoktur , O’nun dışında bir sığınak ta bulamazsın, Rablerinin yüzünü murad ederek sabah akşam Rablerine dua edenlerle beraber kendinde sabret , Dünya hayatının süsünü murad ederek asla onlardan gözlerini ayırma, Kalbini bizi hatırlamaktan gafil ettiğimize de asla uyma / itaat etme, O, havai keyfine uymaktadır işinde de aşırıya kaçar / ifrata kaçar. Gerçek olan / hak olan Rabbinizdendir, İsteyen iman eder isteyen yok sayar, zalimler için ateş hazırladık. Yoğun dumanı onları çevreler. Yardım dilediklerinde onlara erimiş maden gibi bir su ile yardım edilir, O erimiş maden , yüzleri kavurur / haşlar ne kötü içecektir ne kötü refakat yeridir. İman edenleri ve ıslah edici ameller işleyenler i, biz güzel amel işleyenler den kim varsa ücretlerini zayi etmeyiz, onlar adn cennetindedirler onların altlarından nehirler akar, orada altından bilezikler ile süslenecekler İnce ve kalın ipek kumaşlardan yeşil kıyafetler giyecekler, orada koltuklar üzere oturacaklardır, ne güzel ödül / sevap, ne güzel refakat yeri.

Rowwad Tercüme Merkezi

De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen kâfir olsun.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir sığınaktır.

Süleyman Ateş

De ki: "Bu gerçek, Rabbinizdendir. Artık dileyen inansın, dileyen inkar etsin." Çünkü biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, çadırı onları kuşatmıştır. Eğer (susuzluktan) feryad edip yardım isteseler erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile kendilerine yardım edilir! O ne kötü bir içecektir ve ne kötü bir dayanacak(koltuk)dur!

Süleymaniye Vakfı

De ki: Bu gerçek /Kur'an Rabbinizdendir. Artık (inanmayı) tercih eden inansın, (inanmamayı) tercih eden kafirlik etsin. dipnot 1 Biz yanlışlara dalan kimseler için alevleri kendilerini kuşatacak bir ateş hazırladık. (Susuzluktan) feryad ederlerse erimiş madene benzeyen ve yüzleri kavuran bir su ile imdatlarına yetişilir. Ne kötü içecektir o su, ne kötü bir dinlenme yeridir orası! dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "Bu doğrular Rabbinizdendir. İmanı tercih eden inanıp güvensin, görmezlikten gelmeyi tercih eden de kafir olsun dipnot 1 . Yanlış yapanlar için perdesi kendilerini kuşatacak dipnot 2 bir ateş hazırladık. Yardım isterlerse onlara, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su verilir. Ne kötü içecektir o; ne kötü yerdir orası!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. İnsan 76/2-3
  2. metne dön, dipnot 2
    Müteşabih Bakara 2/81

Şaban Britch

De ki: Hak Rabbinizdendir. Dileyen iman etsin, dileyen küfretsin. Biz zalimler için, duvarları kendilerini çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Yardım isterlerse, onlara erimiş kurşun gibi yüzleri kavuran bir su verilir. O, ne kötü bir içecektir, (ateş) ne kötü bir dayanaktır.

Şaban Piriş

De ki: -Hak Rabbinizdendir. Dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. Biz zalimler için, duvarları kendilerini çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Yardım isterlerse, onlara erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su ile yardım edilir. O, ne kötü bir içecektir, ne kötü bir dayanaktır.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve de ki: "Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen inansın, dileyen inkar etsin." Biz, zalimler için öyle bir ateş hazırladık ki, çadırı/duvarı/dumanı onları çepeçevre kuşatmıştır. Eğer yardım dileseler, erimiş maden gibi yüzleri pişiren bir su ile yardımlarına koşulur. O ne kötü içecek, o ne kötü sığınak/dayanak!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And say to them: "Allah's truth has come to guide us into all truth and he who wishes to acknowledge it with judgement and choice is free to do so and he who wishes to reject it is free to do so. We have prepared for the wrongful of actions a fire whose scorching and merciless flames beset them on all sides as if it were a bed having an arched canopy and covered sides. As often as they cry for help they are given a draught of boiling water like molten brass or molten lead scalding the faces; evil indeed is the drink and evil is the society!

Abdul Haleem

Say, ‘Now the truth has come from your Lord: let those who wish to believe in it do so, and let those who wish to reject it do so.’ We have prepared a Fire for the wrongdoers that will envelop them from all sides. If they call for relief, they will be relieved with water like molten metal, scalding their faces. What a terrible drink! What a painful resting place!

Abdullah Yusuf Ali

Say, "The truth is from your Lord": Let him who will believe, and let him who will, reject (it): for the wrong-doers We have prepared a Fire whose (smoke and flames), like the walls and roof of a tent, will hem them in: if they implore relief they will be granted water like melted brass, that will scald their faces, how dreadful the drink! How uncomfortable a couch to recline on!

Abul A'la Maududi

And proclaim: "This is the Truth from your Lord. Now let him who will, believe; and let him who will, disbelieve. dipnot 1 We have prepared a Fire for the wrong-doers whose billowing folds encompass them. dipnot 2 If they ask for water, they will be served with a drink like dregs of oil dipnot 3 that will scald their faces. How dreadful a drink, and how evil an abode!

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This verse makes it quite plain that the story of the sleepers of the cave has been related to tell the opponents of Islam: This is the truth from your Lord. Now whosoever wills, he may accept it and whosoever wills, he may reject it. But people must understand that no compromise will be made in regard to the truth just as the sleepers of the cave did not make any compromise with regard to their creed. They did not make any compromise in regard to the doctrine of Tauhid after they had believed in it and categorically declared: Our Lord is the One Who alone is the Lord of the heavens and the earth. After this declaration they did not in any way accede to the making of any compromise with their people, who had gone astray. But they firmly declared: We will not give Him up and pray to other deities, because it will be the most improper thing, if we did so. After making this declaration they left their people and deities and took refuge in the cave without taking any provisions with them. After this when they woke up, the only thing about which they showed any anxiety, was that their people might not succeed in forcing them back to their own faith. After relating these things, the Quran addresses the Prophet (peace be upon him) to the effect (though these words are really meant for the opponents of Islam): It is absolutely out of question whether any compromise can be made with mushriks and disbelievers. Present the truth intact to them whether they accept it or not. If they do not accept it, they themselves will meet with an evil end. As regards to those, who have accepted the truth, (whether they be youngsters or poor, indigent people or slaves or laborers) they are really those people who have a worth with Allah, and they alone will be honored. Therefore you should not discard them and prefer the chiefs and the rich people who may be neglectful of Allah and be slaves of their own desires, even though they might be possessors of worldly grandeur.
  2. metne dön, dipnot 2
    The Arabic word Suradiq literally means sides of a tent but, as used in the case of Hell, it may mean its external boundaries to which its flames and heat may reach. According to some commentators, it applies to the future tense "its walls will be surrounding them" so as to refer to the flames of Hell in the Hereafter. But we are of the opinion that its flames have already encircled, in this very world, these workers of iniquity, who have turned away from the truth and that they cannot escape them.
  3. metne dön, dipnot 3
    The Arabic word muhul has several lexical meanings. According to some people, it means the residue of oil; according to others, it is lava which is formed by the melting of things in the earth; according to some others, it is molten matter and according to others, it is pus and blood.

Aisha Bewley

Say: ‘It is the truth from your Lord; so let whoever wishes have iman and whoever wishes be kafir. ’ We have prepared for the wrongdoers a Fire whose billowing walls of smoke will hem them in. If they call for help, they will be helped with water like seething molten brass, frying their faces. What a noxious drink! What an evil repose!

Al-Hilali & Khan

And say: "The truth is from your Lord." Then whosoever wills, let him believe; and whosoever wills, let him disbelieve. Verily, We have prepared for the Zâlimûn (polytheists and wrong-doers.), a Fire whose walls will be surrounding them (disbelievers in the Oneness of Allâh). And if they ask for help (relief, water), they will be granted water like boiling oil, that will scald their faces. Terrible is the drink, and an evil Murtafaq (dwelling, resting place.)!

Ali Quli Qarai

And say, ‘[This is] the truth from your Lord: let anyone who wishes believe it, and let anyone who wishes disbelieve it. ’ Indeed We have prepared for the wrongdoers a Fire whose curtains will surround them [on all sides]. If they cry out for help, they will be helped with a water like molten copper which will scald the faces. What an evil drink, and how ill a resting place!

Amatul Rahman Omar

And say, `It is the truth from your Lord, therefore let him who wishes (it) believe (in it) and let him who wishes (otherwise) disbelieve (in it). ' (But let everyone remember,) We have prepared for the unjust a fire whose (flaming) enclosure will surround (and fumes envelope) them. If they cry for water, they shall be helped with water (boiling) like molten lead, which will scald their faces. How dreadful the drink and how dismal is (the Fire as) a resting place!

Arthur John Arberry

Say: 'The truth is from your Lord; so let whosoever will believe, and let whosoever will disbelieve. ' Surely We have prepared for the evildoers a fire, whose pavilion encompasses them; if they call for succour, they will be succoured with water like molten copper, that shall scald their faces -- how evil a potion, and how evil a resting-place!

Bijan Moeinian

Say: "The truth is revealed to you by your Lord; let those who believe in Him follow it and those who disbelieve, disregard it. The disbelievers will be surrounded by the Fire that God has prepared for them. If these unjust people beg for relief, they will receive none but a boiling oil thrown at their faces. What a terrible thing to drink; what a terrible place to end up in."

E. Henry Palmer

But say, 'The truth is from your Lord, so let him who will, believe; and let him who will, disbelieve. ' Verily, we have prepared for the evildoers a fire, sheets of which shall encompass them; and if they cry for help, they shall be helped with water like molten brass, which shall roast their faces: - an ill drink and an evil couch!

Edip-Layth

Say, "The truth is from your Lord, whoever desires may acknowledge, and whoever desires may reject." We have prepared for the wicked a fire whose walls will be surrounding them. If they cry out, they are given a liquid like boiling oil which burns their faces. What a miserable place!

George Sale

And say, the truth is from your Lord; wherefore let him who will, believe, and let him who will, be incredulous. We have surely prepared for the unjust hell fire, the flame and smoke whereof shall surround them like a pavilion: And if they beg relief, they shall be relieved with water like molten brass, which shall scald their faces; O how miserable a portion, and how unhappy a couch!

Hamid S. Aziz

Restrain thyself with those who call upon their Lord morning and evening, desiring His countenance (or nearness and intimacy), and let not your eyes be turned from them, desiring the adornment (and pomp) of the life of this world; and obey not him whose heart We have made heedless of Our remembrance, and who follows his own lusts (prejudices, fantasies, superstitions), and whose affair has been abandoned.

Mahmoud Ghali

And say, "The Truth is from your Lord; so whoever decides, then let him believe, and whoever decides, then let him disbelieve. " Surely We have readied for the unjust a Fire whose canopy encompasses them; and in case they call for succor, they will be succored with water like molten metal that will scald their faces. Miserable is the drink, and odious is it (as) a resting place!

Marmaduke Pickthall

Say: (It is) the truth from the Lord of you (all). Then whosoever will, let him believe, and whosoever will, let him disbelieve. Lo! We have prepared for disbelievers Fire. Its tent encloseth them. If they ask for showers, they will be showered with water like to molten lead which burneth the faces. Calamitous the drink and ill the resting-place!

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "The truth is from your Lord: So believe if you like, or do not believe if you will. " We have prepared for the sinners a fire which will envelope them in its tent. If they ask for water they will be helped to liquid like molten brass that would scald their mouths. How evil the drink, and evil the resting-place!

Muhammad Asad

And say: "The truth [has now come] from your Sustainer: let, then, him who wills, believe in it, and let him who wills, reject it. " Verily, for all who sin against themselves [by rejecting Our truth] We have readied a fire whose billowing folds will encompass them from all sides; and if they beg for water, they will be given water [hot] like molten lead, which will scald their faces: how dreadful a drink, and how evil a place to rest!

Mustafa Khattab

And say, ˹O Prophet,˺ "˹This is˺ the truth from your Lord. Whoever wills let them believe, and whoever wills let them disbelieve." Surely We have prepared for the wrongdoers a Fire whose walls will ˹completely˺ surround them. When they cry for aid, they will be aided with water like molten metal, which will burn ˹their˺ faces. What a horrible drink! And what a terrible place to rest!

Progressive Muslims

And Say: "The truth is from your Lord, so let whomever desires believe, and whomever desires reject. " We have prepared for the wicked a Fire whose walls will be surrounding them. And if they cry out, they are given a water like boiling oil which burns their faces. What a miserable place!

Rashad Khalifa

Proclaim: "This is the truth from your Lord," then whoever wills let him believe, and whoever wills let him disbelieve. We have prepared for the transgressors a fire that will completely surround them. When they scream for help, they will be given a liquid like concentrated acid that scalds the faces. What a miserable drink! What a miserable destiny!

Sahih International

And say, "The truth is from your Lord, so whoever wills - let him believe; and whoever wills - let him disbelieve. " Indeed, We have prepared for the wrongdoers a fire whose walls will surround them. And if they call for relief, they will be relieved with water like murky oil, which scalds [their] faces. Wretched is the drink, and evil is the resting place.

Sam Gerrans

And say thou: “The truth is from your Lord; then whoso wills, let him believe; and whoso wills, let him deny.” We have prepared for the wrongdoers a Fire, its walls encompassing them; and if they seek succour, they will be given succour by water like molten brass burning the faces — evil the drink, and evil the resting-place.

Shabbir Ahmed

Proclaim, "This is the Truth from your Lord. Whoever accepts it, let him accept it, and whoever rejects it, let him reject it." Verily, for all those who wrong their own "Self" We have readied billowing folds of fire to surround them. When they beg for water, they will be given their burning hot deeds that backfire on their faces, a drink of distress they gave others. (9:34-35). How dreadful a drink, and how terrible a resting place!

Syed Vickar Ahamed

And say: "The Truth is from your Lord:" Then let him who will, believe (in it), and let him who will, reject (it): Verily, for the wrongdoers We have prepared a Fire whose (smoke and flames), like the walls and roof of a tent, will close them in: And if they beg for relief they will be given water like molten brass, that will burn their faces. How dreadful is the drink! And how uncomfortable a couch to lie on!

Taqi Usmani

And say, "The truth is from your Lord. Now, whoever so wills may believe and whoever so wills may deny." Surely, We have prepared for the unjust a fire, whose tent will envelop them. And if they will beg for help, they shall be helped with water like oily dregs that will scald the faces. Vile is the drink, and evil is the Fire as a resting-place.

The Monotheist Group

And say: "The truth is from your Lord, so let whoever desires believe, and whoever desires reject." We have prepared for the wicked a Fire whose walls will be surrounding them. And if they cry out, they are given a water like boiling oil which burns their faces. What a dreadful drink and what a miserable place!

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 29. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 29. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 29. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩