Diyanet İşleri
Yağmurlu göğe andolsun,
Târık suresi · 11–17. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Târık suresi, 11. ayet. وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجْعِ
Yağmurlu göğe andolsun,
Yemin olsun: Dönüş sahibi olan göğe,
(Hayat) çevrimine sahne olan gök şahit olsun;
Düşün dönüp duran gökleri,
Andolsun yörüngesinde dönenleriyle semaya,
Dönüşlü olan göğe andolsun.
Dönüş sahibi olan (yağmur yağdıran) göğe,
Yemin olsun; geri çeviren gökyüzüne! dipnot 589
- Andolsun o dönüşlü göğe, o yarılıp çatlayan yeryüzüne. Şüphesiz Kur'an, hak ile batılı ayıran bir sözdür. O asla bir şaka değildir. Kafirler hep hile/tuzak kuruyorlar. Ben de hilelerine karşılık veririm. Onun için sen kafirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı!
Geri çeviren göğe ant olsun,
Geri çeviren göğe andolsun,
Andolsun o dönüşlü göğe,
Kasem olsun o Semai zati rec'a
Dönüş sahibi Semaya ant olsun,
Dönüş sahibi semaya ant olsun,
Dönüş sahibi semaya ant olsun,
Dönüşlü olan göğe andolsun.
Andolsun o dönüş saahibi olan göğe,
Andolsun o dönüş yeri olan göğe.
(9-17) O gün tüm sırlar / gizler / gizemler açık olur /beliğ olur. Ona ne bir kuvvet ne de yardım olmayacaktır. Geri gelecek olan / rücu edecek olan semaya andolsun. (Rücu / bumerang özelliği) Yarılma / çatlayabilme özelliği olan yere andolsun. Kesinlikle O ayırt edici bir sözdür. Ve O, hezeyan / hezl / şaka da değildir . Kesin onlar bir tuzak planı kurguluyorlar, bende tuzak planı kurguluyorum. Kâfirlere mühlet ver / fırsat tanı, az biraz mühlet ver / kısacık fırsat tanı.
Yağmurlu göğe andolsun.
Dönüşlü göğe andolsun,
İlk (yaratılıştaki) haline dönme özelliğine sahip göğe dipnot 1 yemin olsun.
Geri dönme özelliğine sahip göğe dipnot 1 ,
Yağmur yağdıran göğe,
Yağmur yağdıran göğe..
Yemin olsun o, dönüşle/döndürümle dolu göğe,
Târık suresi, 12. ayet. وَٱلْأَرْضِ ذَاتِ ٱلصَّدْعِ
Yarık yarık çatlamış yere andolsun.
Yarılan yere ki
ve (bitkilerle) yarılan yer şahit olsun:
ve bitkilerle patlayıp yarılan yeri!
Yarılan arza ki,
Yarılan yere de.
(nebat ile) yarılan yere yemin ederim ki
Ve çatlamış yeryüzüne! dipnot 590
- Andolsun o dönüşlü göğe, o yarılıp çatlayan yeryüzüne. Şüphesiz Kur'an, hak ile batılı ayıran bir sözdür. O asla bir şaka değildir. Kafirler hep hile/tuzak kuruyorlar. Ben de hilelerine karşılık veririm. Onun için sen kafirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı!
Ve yarılan yeryüzüne ant olsun ki,
Ve yarılan yeryüzüne andolsun ki,
yarılan yere,
Ve o arzı zati sad'a
Yarılma sahibi yeryüzüne ant olsun
Yarılma sahibi yeryüzüne ant olsun
Yarılma sahibi yeryüzüne ant olsun
Yarılan yere de.
o (nebat ile) yarılan yere ki,
Ve yarılan yere,
(9-17) O gün tüm sırlar / gizler / gizemler açık olur /beliğ olur. Ona ne bir kuvvet ne de yardım olmayacaktır. Geri gelecek olan / rücu edecek olan semaya andolsun. (Rücu / bumerang özelliği) Yarılma / çatlayabilme özelliği olan yere andolsun. Kesinlikle O ayırt edici bir sözdür. Ve O, hezeyan / hezl / şaka da değildir . Kesin onlar bir tuzak planı kurguluyorlar, bende tuzak planı kurguluyorum. Kâfirlere mühlet ver / fırsat tanı, az biraz mühlet ver / kısacık fırsat tanı.
Yarık yarık çatlamış yere andolsun.
(Bitkilerin çıkması için) Çatlayan yere andolsun ki,
Çatlama özelliğine sahip yere dipnot 1 de yemin olsun ki
Çatlama özelliğine sahip dipnot 1 yere yemin ederim ki,
Çatlayan toprağa andolsun ki,
Çatlayan toprağa andolsun ki..
Çatlayışlarla/yarılışlarla dolu yere de yemin olsun,
Târık suresi, 13. ayet. إِنَّهُۥ لَقَوْلٌ فَصْلٌ
Şüphesiz o Kur'an, hak ile batılı ayırd eden bir sözdür.
Şüphesiz ki o (Kur'an, doğru ile yanlışı) ayırt eden bir sözdür.
elbet bu (vahiy) hakkı batıldan ayıran bir sözdür,
Bakın, bu (ilahi kelam) doğruyu yanlıştan ayıran bir sözdür,
Muhakkak ki O (Kur'an), elbette Hak ile batılı ayırıcı bir söz;
Şüphesiz o (Kur'an), ayırdeden bir sözdür.
Kur’an, (hak ile bâtılı) ayıran bir sözdür.
Kuşkusuz, O, ayırt eden bir sözdür.
- Andolsun o dönüşlü göğe, o yarılıp çatlayan yeryüzüne. Şüphesiz Kur'an, hak ile batılı ayıran bir sözdür. O asla bir şaka değildir. Kafirler hep hile/tuzak kuruyorlar. Ben de hilelerine karşılık veririm. Onun için sen kafirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı!
Bu, ayırdedici bir sözdür.
Bu, ayırdedici bir sözdür.
ki, o her halde keskin bir hükümdür.
Ki o her halde bir keskin hukümdür
Kuşkusuz O, ayırt edici dipnot 1 bir sözdür.
Kuşkusuz O, ayırt edici dipnot 1 bir sözdür.
Kuşkusuz O, ayırt edici dipnot 1 bir sözdür.
Şüphesiz o (Kuran), ayırdeden bir sözdür.
Hakıykaten o (Kur'an) hak ile (baatılı ayırd eden) kat'i bir kelamdır.
Ki doğrusu bu, kesin bir sözdür,
(9-17) O gün tüm sırlar / gizler / gizemler açık olur /beliğ olur. Ona ne bir kuvvet ne de yardım olmayacaktır. Geri gelecek olan / rücu edecek olan semaya andolsun. (Rücu / bumerang özelliği) Yarılma / çatlayabilme özelliği olan yere andolsun. Kesinlikle O ayırt edici bir sözdür. Ve O, hezeyan / hezl / şaka da değildir . Kesin onlar bir tuzak planı kurguluyorlar, bende tuzak planı kurguluyorum. Kâfirlere mühlet ver / fırsat tanı, az biraz mühlet ver / kısacık fırsat tanı.
Şüphesiz o Kur’an, hak ile batılı ayırt eden bir sözdür.
O (Kur'an), elbette (hak ile batılı) ayırdedici bir sözdür.
O (Kur'an), kesinlikle hak ile batılı /doğru ile yanlışı ayıran bir sözdür; dipnot 1
O (Kur'an), tartışmayı bitiren sözdür.
Kesinlikle o ayırdedici bir sözdür.
Kesinlikle o ayırdedici bir sözdür.
Ki o, tam bir biçimde ayırt eden bir sözdür;
Târık suresi, 14. ayet. وَمَا هُوَ بِٱلْهَزْلِ
O, boş bir söz değildir.
O asla bir şaka değildir.
asla anlamsız bir lakırdı değildir.
boş bir lakırdı değil.
O, şaka olarak gelmemiştir!
O, bir şaka değildir.
O, asla bir şaka değildir.
Çünkü O, sıradan bir söz değildir. dipnot 591
- Andolsun o dönüşlü göğe, o yarılıp çatlayan yeryüzüne. Şüphesiz Kur'an, hak ile batılı ayıran bir sözdür. O asla bir şaka değildir. Kafirler hep hile/tuzak kuruyorlar. Ben de hilelerine karşılık veririm. Onun için sen kafirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı!
Şakaya alınamaz.
Şakaya alınamaz.
O asla şaka değildir!
Şaka değildir
O, sıradan bir söz değildir.
O, sıradan bir söz değildir.
O, sıradan bir söz değildir.
O, bir şaka değildir.
O, bir şaka değildir.
Ve o, bir şaka değildir.
(9-17) O gün tüm sırlar / gizler / gizemler açık olur /beliğ olur. Ona ne bir kuvvet ne de yardım olmayacaktır. Geri gelecek olan / rücu edecek olan semaya andolsun. (Rücu / bumerang özelliği) Yarılma / çatlayabilme özelliği olan yere andolsun. Kesinlikle O ayırt edici bir sözdür. Ve O, hezeyan / hezl / şaka da değildir . Kesin onlar bir tuzak planı kurguluyorlar, bende tuzak planı kurguluyorum. Kâfirlere mühlet ver / fırsat tanı, az biraz mühlet ver / kısacık fırsat tanı.
O, boş bir söz değildir.
O, şaka değildir.
o. faydasız bir şey değildir. dipnot 1
O bir şaka değildir.
O, şaka değildir.
O, şaka değildir.
Şaka değildir o.
Târık suresi, 15. ayet. إِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَيْدًا
Şüphesiz onlar bir tuzak kurarlar,
Şüphesiz ki onlar bir tuzak kuruyor.
Ne var ki onlar tuzak üstüne tuzak kuruyorlar;
Elbette on(u kabule yanaşmayan)lar, birçok düzmece kanıt ararlar (ilahi kelamı çürütmek için);
Muhakkak ki onlar bir hile kuruyorlar.
Doğrusu onlar, hileli bir düzen planlayıp kuruyorlar;
Onlar bir tuzak kurarlar,
Aslında, sinsi düzenler tasarlıyorlar.
- Andolsun o dönüşlü göğe, o yarılıp çatlayan yeryüzüne. Şüphesiz Kur'an, hak ile batılı ayıran bir sözdür. O asla bir şaka değildir. Kafirler hep hile/tuzak kuruyorlar. Ben de hilelerine karşılık veririm. Onun için sen kafirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı!
Onlar bir plan kuruyor.
Onlar bir plan kuruyor.
Haberin olsun ki, onlar hep hile kuruyorlar.
Haberin olsun ki onlar hep hiyle kuruyorlar
Onlar, planlar yapıyorlar, dipnot 1
Onlar, planlar yapıyorlar dipnot 1 ,
Onlar, planlar yapıyorlar dipnot 1 ,
Doğrusu onlar, hileli bir düzen planlayıp kuruyorlar;
Hakıykat, onlar alabildiklerine hileler düzerler.
Gerçekten onlar düzen kuruyorlar,
(9-17) O gün tüm sırlar / gizler / gizemler açık olur /beliğ olur. Ona ne bir kuvvet ne de yardım olmayacaktır. Geri gelecek olan / rücu edecek olan semaya andolsun. (Rücu / bumerang özelliği) Yarılma / çatlayabilme özelliği olan yere andolsun. Kesinlikle O ayırt edici bir sözdür. Ve O, hezeyan / hezl / şaka da değildir . Kesin onlar bir tuzak planı kurguluyorlar, bende tuzak planı kurguluyorum. Kâfirlere mühlet ver / fırsat tanı, az biraz mühlet ver / kısacık fırsat tanı.
Şüphesiz onlar bir tuzak kurarlar.
Onlar (onu iptal etmek için) bir tuzak kuruyorlar.
Onlar bir oyun kuruyorlar;
Onlar bir oyun kuruyorlar.
Onlar ise tuzak kurup duruyorlar.
Onlar ise tuzak kurup duruyorlar.
Onlar ha bire tuzak kuruyorlar/oyun çeviriyorlar.
Târık suresi, 16. ayet. وَأَكِيدُ كَيْدًا
Ben de bir tuzak kurarım.
Ben de bir tuzak kuruyorum. dipnot 1
ve Ben de onların tuzaklarını bozuyorum.
ama Ben onların bütün planlarını boşa çıkaracağım.
Ben de hilelerine hileyle cevap veriyorum!
Ben de bir düzen kurup hazırlıyorum.
ben de bir tuzak kurarım.
Ben de düzen tasarlıyorum.
- Andolsun o dönüşlü göğe, o yarılıp çatlayan yeryüzüne. Şüphesiz Kur'an, hak ile batılı ayıran bir sözdür. O asla bir şaka değildir. Kafirler hep hile/tuzak kuruyorlar. Ben de hilelerine karşılık veririm. Onun için sen kafirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı!
Ben de bir plan kuruyorum.
Ben de bir plan kuruyorum.
Ben de hilelerine kaşı hile kurarım.
Ben de kurarım hiylelerine hiyle
Ben de plan yapıyorum.
Ben de plan yapıyorum.
Ben de plan yapıyorum.
Ben de bir düzen kurup hazırlıyorum.
Ben de onların hilelerini (ceza ile) karşılarım.
Ben de bir düzen kurmaktayım.
(9-17) O gün tüm sırlar / gizler / gizemler açık olur /beliğ olur. Ona ne bir kuvvet ne de yardım olmayacaktır. Geri gelecek olan / rücu edecek olan semaya andolsun. (Rücu / bumerang özelliği) Yarılma / çatlayabilme özelliği olan yere andolsun. Kesinlikle O ayırt edici bir sözdür. Ve O, hezeyan / hezl / şaka da değildir . Kesin onlar bir tuzak planı kurguluyorlar, bende tuzak planı kurguluyorum. Kâfirlere mühlet ver / fırsat tanı, az biraz mühlet ver / kısacık fırsat tanı.
Ben de bir tuzak kurarım.
Ben de (onları yakalamak için) bir tuzak kuruyorum.
ben de bir oyun kuruyorum. dipnot 1
Ben de oyun kuruyorum.
Ben de bir tuzak kuruyorum.
Ben de bir tuzak kuruyorum.
Ben de tuzak kuruyorum.
Târık suresi, 17. ayet. فَمَهِّلِ ٱلْكَٰفِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًۢا
Artık sen inkarcılara mühlet ver; onlara biraz zaman tanı!
Kâfirlere mühlet ver, onlara biraz zaman tanı.
Şu halde kafirlere süre ver, sadece kısa bir süre…
Öyleyse bırak, hakikati inkar edenler dilediklerini yapsınlar, yapsınlar kısa bir süre!
Bu yüzden o hakikat bilgisini inkar edenlere mühlet ver, onlara az bir süre tanı.
Sen kafirlere bir mühlet ver, az bir süre tanı.
Kâfirlere mühlet ver, onları biraz kendi hallerine bırak (pek yakında desteğimiz sana gelecek).
Artık, nankörlük edenlere süre ver; onlara biraz süre tanı!
- Andolsun o dönüşlü göğe, o yarılıp çatlayan yeryüzüne. Şüphesiz Kur'an, hak ile batılı ayıran bir sözdür. O asla bir şaka değildir. Kafirler hep hile/tuzak kuruyorlar. Ben de hilelerine karşılık veririm. Onun için sen kafirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı!
Öyleyse inkarcılara az bir süre daha tanı.
Öyleyse inkarcılara az bir süre daha tanı.
Onun için o kafirlere mühlet ver, biraz daha süre tanı onlara!
Onun için kafirleri imhal eyle! Mühlet ver onlara biraz.
Kafirlere biraz daha süre tanı, onları kendi hallerine bırak.
Kafirlere biraz daha süre tanı, onları kendi hallerine bırak.
Gerçeği yalanlayan nankörlere biraz daha süre tanı, onları kendi hallerine bırak.
Sen kafirlere bir mühlet ver, az bir süre tanı.
(Habibim) sen şimdilik o kafirlere mühlet ver, onları biraz gecikdiriver.
Sen; şimdilik kafirlere mühlet ver, onları biraz geciktir.
(9-17) O gün tüm sırlar / gizler / gizemler açık olur /beliğ olur. Ona ne bir kuvvet ne de yardım olmayacaktır. Geri gelecek olan / rücu edecek olan semaya andolsun. (Rücu / bumerang özelliği) Yarılma / çatlayabilme özelliği olan yere andolsun. Kesinlikle O ayırt edici bir sözdür. Ve O, hezeyan / hezl / şaka da değildir . Kesin onlar bir tuzak planı kurguluyorlar, bende tuzak planı kurguluyorum. Kâfirlere mühlet ver / fırsat tanı, az biraz mühlet ver / kısacık fırsat tanı.
Öyleyse kâfirlere mühlet ver, onlara biraz zaman tanı!
Hele sen o kafirlere mühlet ver, biraz bırak onları (bildiklerine gitsinler).
Öyleyse o kafirlere süre tanı, bir müddet onları kendi hallerine bırak! dipnot 1
Öyleyse o kafirlere dipnot 1 süre (fırsat) ver. Evet, onlara biraz süre (fırsat) ver.
Kâfirlere mühlet ver, onlara biraz süre tanı!
Kafirlere mühlet ver, onlara biraz süre tanı.
O halde, o küfre batmışlara mühlet ver, süre tanı onlara birazcık...
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.