Zâriyât suresi

Zâriyât suresi, 42. ayet

Zâriyât suresi, 42. ayet. مَا تَذَرُ مِن شَىْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَٱلرَّمِيمِ

mâ teẕeru min şey'in etet `aleyhi illâ ce`alethü kelramîm.

Diyanet İşleri

Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zâriyât 39–45 · surenin 42. ayeti / 60

Konu Mûsâ, Âd, Semûd ve Nûh kavimleri Zâriyât 38–46 3

  1. Zâriyât 39

    O ise kuvvetine güvenerek yüz çevirdi ve "Bu bir büyücü veya delidir" dedi.

  2. Zâriyât 40

    Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. O ise (pişman olmuş), kendini kınıyordu.

  3. Zâriyât 41

    Ad kavminde de ibretler vardır. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik.

  4. 42

    Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.

  5. Zâriyât 43

    Semud kavminde de ibretler vardır. Hani onlara, "Bir süreye kadar faydalanın bakalım" denmişti.

  6. Zâriyât 44

    Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.

  7. Zâriyât 45

    Artık, ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti, ne de başkasından yardım görebildiler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

42. “O (rüzgar), üzerinden geçtiği hiçbir şeyi sağlam bırakmıyor, un ufak ediyordu.” Yani çürümüş kemiklere benzetiyordu. Güçlerine ve çetin kimseler olmalarına rağmen onları helâk etmesi, helâk edenin kuvvetinin ve kudretinin kemâline bir delildir. Yine bu, hiçbir şeyin O’nu âciz bırakamayacağını ve O’nun kendisine karşı gelip isyan edenlerden intikam alıcı olduğunu göstermektedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Uğradığı hiçbir canlıyı ve malı yok etmeden gitmiyordu ve paramparça çürümüş hale getiriyordu.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. مَا ma
  2. تَذَرُ tezeru bırakmıyor kök: وذر
  3. مِن min hiçbir
  4. شَىْءٍ şey'in şeyi kök: شيا
  5. أَتَتْ etet geçtiği kök: اتي
  6. عَلَيْهِ aleyhi üzerinden
  7. إِلَّا illa ancak
  8. جَعَلَتْهُ cealethu onu ediyordu kök: جعل
  9. كَٱلرَّمِيمِ karramimi kül gibi kök: رمم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 4 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رمم (2 geçiş)

    Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: "Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?"

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama…

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

64 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(O kasırga) geçtiği yerde hiçbir şey bırakmamış, her şeyi kül edip savurmuştu.

Mustafa İslamoğlu

(Bu fırtına) geçtiği yerde hiçbir şey bırakmadı, hepsini kül edip göğe savurdu.

Muhammed Esed

(bu kasırga) geçtiği yerde hiçbir şey bırakmadı ve (her şeyi) çürümüş kemiklere benzetti.

Ahmed Hulusi

Üzerine geldiği hiçbir şeyi ayakta bırakmıyor, onu un ufak kılıyordu!

Ali Bulaç

Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka çürütüp kül gibi dağıtıyordu.

Ali Özek ve heyeti

Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.

Ali Rıza Safa

Üzerinden geçtiği her şeyi kül durumuna getirmeden bırakmıyordu.

Bayraktar Bayraklı

Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.

Edip Yüksel

Rastgeldiği her şeyi toz toprağa çeviriyordu.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Rastgeldiği her şeyi toz toprağa çeviriyordu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(O rüzgar) uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu çürütüp kül gibi ediyordu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Uğradığı bir şey'i bırakmıyor, mutlak onu çürütüp kül gibi ediyordu

Erhan Aktaş

Nereye uğradıysa orayı çürümüş çer çöpe çevirmişti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Nereye uğradıysa orayı çürümüş çer çöpe çevirmişti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Nereye uğradıysa orayı çürümüş çer çöpe çevirmişti.

Gültekin Onan

Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka çürütüp kül gibi dağıtıyordu.

Hasan Basri Çantay

(Öyle bir rüzgar ki) her uğradığı şey'i (yerinde) bırakmıyor, mutlakaa onu kül gibi savuruyordu.

İbni Kesir

İsabet ettiği şeyi bırakmayıp toza çeviriyordu.

Mehmet Alagaş

(24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.

Süleyman Ateş

Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, onu kül gibi ediyordu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Üstünden geçtiği hiç bir şeyi bırakmıyor, kül gibi savuruyordu.

Şaban Britch

Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu çürümüş bir hale getiriyordu.

Şaban Piriş

Dokunduğu her şeyi çürük kemik gibi yapmıştı.

Yaşar Nuri Öztürk

Üzerinden geçtiği her şeyi kül haline getirmeden bırakmıyordu.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Nothing did it touch but it reduced to ruin and decay.

Abdul Haleem

and it reduced everything it came up against to shreds.

Abdullah Yusuf Ali

It left nothing whatever that it came up against, but reduced it to ruin and rottenness.

Abul A'la Maududi

that left nothing that it came upon without reducing it to rubble. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The word used for this wind is aqim, which is used for a barren woman, though literally it means dry. If the literal meaning is taken it would mean that it was such an intensely hot and dry wind that whatever it blew on, it caused it to become absolutely dry; and if it is taken in the idiomatic sense it would mean that like a barren woman it was a wind without any benefit: neither it was pleasant, nor it brought rain, nor fertilized the trees, nor contained any other benefit for which the wind blows. At other places it has been stated that this wind was not only useless and dry but it blew so violently that it swept the people off the ground and it continued to rage for eight days and seven nights continuously, till it laid the entire land of the Aad to a waste. (For explanation, see ( E.Ns 20, 21 of Surah HaMim As-Sajdah), and ( E.Ns 25 to 28 of Surah Al-Ahqaf).

Aisha Bewley

which left nothing it touched without turning it to dust.

Al-Hilali & Khan

It spared nothing that it reached, but blew it into broken spreads of rotten ruins.

Ali Quli Qarai

It left nothing that it came upon without making it like decayed bones.

Amatul Rahman Omar

It spared nothing whatever it came upon but reduced it to (dust-like stuff of) rotten bones.

Arthur John Arberry

that left nothing it came upon, but made it as stuff decayed.

Bijan Moeinian

Which destroyed anything on its path.

E. Henry Palmer

that left naught on which it came without making it ashes!

Edip-Layth

Anything that it came upon was utterly destroyed.

George Sale

it touched not ought, whereon it came, but it rendered the same as a thing rotten and reduced to dust.

Hamid S. Aziz

It spared naught on which it blew, but made it like dust.

Mahmoud Ghali

In no way did it come upon anything except that it left it out (and) made it as a rotten (stuff).

Marmaduke Pickthall

It spared naught that it reached, but made it (all) as dust.

Mohamed Ahmed - Samira

Which turned everything it touched to ashes.

Muhammad Asad

which spared nothing of what it came upon, but caused [all of] it to become like bones dead and decayed.

Mustafa Khattab

There was nothing it came upon that it did not reduce to ashes.

Progressive Muslims

Anything that it came upon was utterly destroyed.

Rashad Khalifa

Anything that it came upon was utterly destroyed.

Sahih International

It left nothing of what it came upon but that it made it like disintegrated ruins.

Sam Gerrans

It left nothing it came upon save it made it as decayed ruins.

Shabbir Ahmed

It spared nothing that it blew on and smashed it to dust.

Syed Vickar Ahamed

It left nothing whatever that it came up against. But reduced it to ruin and decay.

Taqi Usmani

it spared nothing it came upon, but rendered it like a stuff smashed by decay.

The Monotheist Group

Anything that it came upon was utterly destroyed.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 42. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 42. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 42. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩