Zâriyât suresi

Zâriyât suresi, 44. ayet

Zâriyât suresi, 44. ayet. فَعَتَوْا۟ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ وَهُمْ يَنظُرُونَ

fe`atev `an emri rabbihim feeḫaẕethümu-ṣṣâ`iḳatü vehüm yenżurûn.

Diyanet İşleri

Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zâriyât 41–47 · surenin 44. ayeti / 60

Konu Mûsâ, Âd, Semûd ve Nûh kavimleri Zâriyât 38–46 3

  1. Zâriyât 41

    Ad kavminde de ibretler vardır. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik.

  2. Zâriyât 42

    Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.

  3. Zâriyât 43

    Semud kavminde de ibretler vardır. Hani onlara, "Bir süreye kadar faydalanın bakalım" denmişti.

  4. 44

    Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.

  5. Zâriyât 45

    Artık, ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti, ne de başkasından yardım görebildiler.

  6. Zâriyât 46

    Bunlardan önce de Nuh kavmini helak etmiştik. Çünkü onlar fasık bir toplum idiler.

  7. Zâriyât 47

    Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter.

Tefsir4

1 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

el-Muhtasar 5

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Rablerinin emrine karşı kibirlendiler, iman ve itaat etmeye karşı büyüklenip kibirlendiler. Bunun akabinde azabın inmesini bekliyorlar iken azap yıldırımları onları yakalayıverdi. Zira yıldırım inmeden üç gün önce azap ile vadolunmuşlardı.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَعَتَوْا۟ featev başkaldırdılar kök: عتو
  2. عَنْ an karşı
  3. أَمْرِ emri buyruğuna kök: امر
  4. رَبِّهِمْ rabbihim Rablerinin kök: ربب
  5. فَأَخَذَتْهُمُ feehazethumu bu yüzden onları yakaladı kök: اخذ
  6. ٱلصَّـٰعِقَةُ s-saikatu yıldırım kök: صعق
  7. وَهُمْ vehum ve onlar
  8. يَنظُرُونَ yenzurune bakıp dururlardı kök: نظر

Keşif6

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صعق (11 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

  • Aynı kök: صعق (11 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Musa, belirlediğimiz yere (Tur'a) gelip Rabbi de ona konuşunca, "Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım" dedi. Allah da, "Beni (dünyada) katiyen…

  • Aynı kök: صعق (11 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Sur'a üflenir ve Allah'ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür. Sonra ona bir daha üflenir, bir de bakarsın onlar…

  • Aynı kök: عتو (10 geçiş)

    Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı…

  • Aynı kök: عتو (10 geçiş)

    Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara "aşağılık maymunlar olun" dedik.

  • Aynı kök: عتو (10 geçiş)

    Zekeriyya, "Rabbim!" "Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?" dedi.

  • Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.

  • Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Onlar, "Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın" dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

62 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Rablerinin emrine karşı gelmişlerdi. Bu yüzden, bakarlarken onları yıldırım çarpmıştı.

Mustafa İslamoğlu

Nitekim onlar Rablerinin emrine karşı gelmişlerdi: Ve onlar bön bön bakarken, bir (bela) yıldırımı kendilerini enseleyiverdi;

Muhammed Esed

(çünkü) Rablerinin buyruğuna baş kaldırmışlardı; bunun üzerine, (ümitsizce) bakınıp dururlarken bir ceza şimşeği onları yakalamıştı,

Ahmed Hulusi

Rablerinin emrine itaattan çıktılar! Bunun üzerine onlar bakıp dururlarken kendilerini yıldırım yakalayıverdi.

Ali Bulaç

Ancak Rablerinin emrine baş kaldırdılar; böylece bakıp dururlarken, onları yıldırım çarpıp yakaladı.

Ali Özek ve heyeti

Rablerinin emrine karşı geldiler. Bu yüzden, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpıverdi.

Ali Rıza Safa

Yine de Efendilerinin buyruğuna karşı geldiler. Sonunda, onlar bakınırken ceza yıldırımı yakaladı.

Bayraktar Bayraklı

Buna rağmen Rablerinin emirlerine karşı geldiler de bakıp dururlarken onları yıldırım çarptı.

Edip Yüksel

Rab'lerinin emrine karşı geldiler. Bunun üzerine bakınırlarken onları bir yıldırım çarptı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Rab'lerinin emrine karşı geldiler. Bunun üzerine bakınırlarken onları bir yıldırım çarptı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Rablerinin emrinden azgınlık ettiler (dışarı çıktılar), bu yüzden bakınıp dururlarken yıldırım kendilerini yakalayıverdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rablarının emrinden azgınlık ettiler, bu yüzden o saika kendilerini yakalayıverdi, bakınıp duruyorlardı

Erhan Aktaş

Fakat Rabb'lerinin emrinden çıktılar. Bunun üzerine bakıp dururlarken yıldırım onları yakalayıverdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Fakat Rabb'lerinin emrinden çıktılar. Bunun üzerine bakıp dururlarken yıldırım onları yakalayıverdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Fakat Rabb'lerinin emrinden çıktılar. Bunun üzerine bakıp dururlarken yıldırım onları yakalayıverdi.

Gültekin Onan

Ancak rablerinin buyruğuna baş kaldırdılar; böylece bakıp dururlarken, onları yıldırım çarpıp yakaladı.

Hasan Basri Çantay

Rablerinin emrinden uzaklaşıb azmışlardı. (Bu yüzden) kendilerine de göre göre, onları yıldırım tutuvermişdi.

İbni Kesir

Onlar ise Rabblarının emrine başkaldırmışlardı, buyruğundan çıkmışlardı. Bunun üzerine kendilerini göz göre göre yıldırım çarpmıştı.

Mehmet Alagaş

(24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Rablerinin emrine kibirlenip isyan ettiler. Bu yüzden bakıp dururken onları yıldırım çarpmıştı.

Süleyman Ateş

Rablerinin buyruğuna başkaldırdılar, bu yüzden onlar bakıp dururlarken, onları yıldırım yakaladı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Rablerinin (Sahiplerinin) emrinden uzaklaşıp büyüklenmişlerdi. Sonra göz göre göre onları yıldırımlar çarpmıştı.

Şaban Britch

Rablerinin emrine isyan etmişler ve bakıp dururlarken onları yıldırım çarpmıştı.

Şaban Piriş

Rab'lerinin emrinden çıkmışlar, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpmıştı.

Yaşar Nuri Öztürk

Daha sonra onlar, Rablerinin emrine kafa tuttular da gözleri baka baka yıldırım kendilerini yakaladı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But they insolently defied the command of Allah, and were consequently destroyed by an overwhelming thunderous convulsion of the earth's surface produced by a natural force within the earth's crust in broad daylight.

Abdul Haleem

but they rebelled against their Lord’s command, so the blast took them. They looked on helplessly:

Abdullah Yusuf Ali

But they insolently defied the Command of their Lord: So the stunning noise (of an earthquake) seized them, even while they were looking on.

Abul A'la Maududi

But they brazenly disobeyed their Lord’s command, and then a sudden chastisement dipnot 1 overtook them while they looked on.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Different words have been used for this torment at different places in the Quran. Somewhere it has been called rajafah (a frightful and shocking calamity), somewhere saihah (a crashing and thundering disaster), somewhere taghiyah (a most severe affliction) and here it has been described as saiqah (a calamity that strikes like a thunderbolt). Probably this torment was like an earthquake which was also accompanied by a terrible noise.

Aisha Bewley

But they spurned their Lord’s command, so the Blast seized them as they looked.

Al-Hilali & Khan

But they insolently defied the Command of their Lord, so the Sâ‘iqah[1] overtook them while they were looking.

Ali Quli Qarai

Then they defied the command of their Lord; so the thunderbolt seized them as they looked on.

Amatul Rahman Omar

But they disdainfully disobeyed the commandment of their Lord, so a thunderbolt struck them while they looked on (utterly confused).

Arthur John Arberry

Then they turned in disdain from the commandment of their Lord, and the thunderbolt took them and they themselves beholding

Bijan Moeinian

As they continued to challenge their Lord, they were overtaken by a sudden thunderbolt.

E. Henry Palmer

But they revolted against the bidding of their Lord; and the noise caught them as they looked on.

Edip-Layth

But they rebelled against the command of their Lord. So the lightning struck them while they were looking.

George Sale

But they insolently transgressed the command of their Lord: Wherefore a terrible noise from heaven assailed them, while they looked on;

Hamid S. Aziz

But they revolted against the commandment of their Lord, so the rumbling (thunderbolt or stunning noise of an earthquake) overtook them while they looked.

Mahmoud Ghali

Yet they rebelled against the Command of their Lord; so that stunning (thunderbolt) took them (away) (while) they were looking on.

Marmaduke Pickthall

But they rebelled against their Lord's decree, and so the thunderbolt overtook them even while they gazed;

Mohamed Ahmed - Samira

But they disobeyed the command of their Lord; so they were destroyed by a thunderbolt, and they could only gape,

Muhammad Asad

after they had turned with disdain from their Sustainer’s commandment - whereupon the thunderbolt of punishment overtook them while they were [helplessly] looking on:

Mustafa Khattab

Still they persisted in defying the commands of their Lord, so they were overtaken by a ˹mighty˺ blast while they were looking on.

Progressive Muslims

But they rebelled against the command of their Lord. So the lightning struck them while they were looking.

Rashad Khalifa

They rebelled against the command of their Lord. Consequently, the lightning struck them as they looked.

Sahih International

But they were insolent toward the command of their Lord, so the thunderbolt seized them while they were looking on.

Sam Gerrans

But they scorned the command of their Lord, and the thunderbolt seized them while they were looking on,

Shabbir Ahmed

But they defied their Lord's Commandment. Whereupon the thunder seized them while they looked on.

Syed Vickar Ahamed

But they angrily defied the Command of their Lord: So the stunning and destructive noise (of an earthquake) caught them, even while they were looking on.

Taqi Usmani

Then they rebelled against the command of your Lord; so the thunderbolt (of divine punishment) seized them, while they were looking on.

The Monotheist Group

But they rebelled against the command of their Lord. So the lightning struck them while they were looking.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 44. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki eser tek görüş olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zâriyât suresi, 44. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  6. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩