Diyanet İşleri
Artık, ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti, ne de başkasından yardım görebildiler.
Zâriyât suresi
Zâriyât suresi, 45. ayet. فَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ مِن قِيَامٍ وَمَا كَانُوا۟ مُنتَصِرِينَ
feme-steṭâ`û min ḳiyâmiv vemâ kânû münteṣirîn.
Artık, ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti, ne de başkasından yardım görebildiler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ, Âd, Semûd ve Nûh kavimleri Zâriyât 38–46 3
Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.
Semud kavminde de ibretler vardır. Hani onlara, "Bir süreye kadar faydalanın bakalım" denmişti.
Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.
Artık, ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti, ne de başkasından yardım görebildiler.
Bunlardan önce de Nuh kavmini helak etmiştik. Çünkü onlar fasık bir toplum idiler.
Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter.
Yeri de biz döşedik. Biz ne güzel döşeyiciyiz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
45. “Artık ne ayağa kalkabildiler” ve böylelikle azaptan kaçabildiler “ne de kendilerini kurtarabildiler.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kendilerine inen azabı def etmeye güç yetiremediler. Onların bundan korunacak güçleri de olmadı.
Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: Yardım (nusret)
Halbuki onlar (edindikleri ilahlar) ne onlara yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım edebilirler.
Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: Yardım (nusret)
Allah'tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. Onlar kendilerine de yardım edemezler.
Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: Yardım (nusret)
Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilahları mı var? O ilah edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. Zaten onlar bizden de yardım…
Ortak kavram: Yardım (nusret)
Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.…
Ortak kavram: Yardım (nusret)
Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve…
Ortak kavram: Yardım (nusret)
Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım edenleri de olmamıştı.
ne yerlerinden doğrulmaya, ne de kendilerini savunmaya mecal bulabildiler.
çünkü yerlerinden kalkacak durumda bile değillerdi ve kendilerini savunamazlardı.
Ne ayakta kalmaya güçleri yetti ve ne de yardım gördüler!
Artık ne ayağa kalkmaya güç yetirebildiler, ne yardım bulabildiler.
Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım edenleri de olmamıştı.
Ne ayağa kalkmaya güçleri yetti ne de yardım eden oldu.
Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım edenleri de olmamıştı.
Ne kalkabildiler, ne de yardım görebildiler.
Ne kalkabildiler, ne de yardım görebildiler.
O vakit bir kalkınmaya da güç yetiremediler bir yardım da görmediler.
O vaktı bir kalkınmaya da güç yetiremediler, bir yardım da görmediler
Ayağa kalkmaya güçleri yetmedi. Yardım görenler de olmadılar.
Ayağa kalkmaya güçleri yetmedi. Yardım görenler de olmadılar.
Ayağa kalkmaya güçleri yetmedi. Yardım görenler de olmadılar.
Artık ne ayağa kalkmaya güç yetirebildiler, ne yardım bulabildiler.
İşte (bu sebeble) ayakda durmıya güç yetiremediler, yardım edenleri de olmadı.
Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım da görmemişlerdi.
(24-46) (İBRAHİM RESULULLAHIN MİSAFİRLERİ İLE YAŞADIKLARI, MUSANIN SAV. FİRAVUNLA YAŞADIKLARI AD’IN SEMUDUN VE YOLDAN ÇIKMIŞ NUH KAVMİNİN BAŞLARINA GELENLER) İbrahim'in ikram gören misafiri hadisesi sana kadar ulaştı mı? Girdi klerinde, selam dediler, O da belirsiz / tanınmayan o kavime selam dedi , gizlice yakın çevresine gitti ve semiz bir buzağı getirdi , onlara ikram etti , dedi yemez misiniz? (Yemediklerini görünce) Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti , dediler ki korkma, bilge bir oğulla / alim bir oğulla onu müjdelediler, karısı çığlık atarak, ellerini de yüzüne vurarak yaklaştı, kısır ve aciz bir kocakarıyım dedi, Rabbin bu şekilde dedi, dediler, Muhakkak ki O (Allah) hakimdir, bilgedir. O halde önemli işiniz / hatbınız nedir ey elçiler dedi. Biz suçlu bir kavme gönderildik, üzerlerine topraktan taşlar atacağız , savurganlar / müsrifler için Rabbinin katında tanımlı / adrese teslim taşlar , netice de mümin olarak kim var ise oradan çıkardık, orada bir ev dışında Müslüman da bulamadık, onları acıtıcı azaptan korkanlar için bir gösterge / bir ayet olarak orada bıraktık. Musa’yı, o’nu da firavuna Apaçık delillerle gönderdiğimizde, destekçileri ile / yandaşları ile yüz çevirdi ve bu bir sihirbaz yahut divanedir / cinlidir / mecnundur dedi, Onu ve ordusunu aldık ve kınan an biri olarak denize attık. Ad ‘da kurutucu rüzgâr gönderdiğimiz zaman ki o rüzgâr, uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyordu/ es geçmiyordu onları kül yapıyordu. Semud ‘a onlara belirli zamana kadar faydalanın denildiğinde Rabbinin emrine karşı taşkınlık ettiler, bakıp dururlarken onları bir yıldırım çarptı, ayağa kalkmaya dahi güçleri yetmedi, yardım da göremediler. Önce ki Nuh kavmi de onlar da yoldan çıkan bir kavimdiler.
Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım edenleri de olmamıştı.
(Yurtlarında çöküverdiler) Ne kalkabildiler, ne de (bu duruma) engel olabildiler.
Artık yerlerinden kalkamadılar, bir yardım da görmediler dipnot 1 .
Yerlerinden kalkamadılar, kimseden de yardım görmediler.
Ne ayakta durmaya güçleri yetmiş, ne de yardım edilenler olmuşlardı.
Ne ayakta durmaya güçleri yetmiş, ne de yardım edilenler olmuşlardı.
Ne kalkıp kaçabildiler ne de kendilerine yardım eden oldu.
And so they could not assume an erect attitude on their own feet nor were they able to protect or defend themselves.
they could not even remain standing, let alone defend themselves.
Then they could not even stand (on their feet), nor could they help themselves.
They were unable even to stand up or protect themselves. dipnot 1
They could not stand upright and they were not helped.
Then they were unable to rise up, nor could they help themselves.
So they were neither able to rise up, nor to come to one another’s aid.
And they were not able (even) to get up on their feet nor could they get anybody's help to defend themselves.
and they were not able to stand upright, and were not helped.
They did not even have time to stand up and run.
And they could not stand upright, and they were not helped!
They were unable to rise up, nor could they win.
and they were not able to stand on their feet, neither did they save themselves from destruction.
And they were not able to rise up, nor could they defend themselves.
So in no way were they able to be upright, and in no way were they vindicators.
And they were unable to rise up, nor could they help themselves.
And neither stand up nor defend themselves.
for they were unable even to rise, and could not defend themselves.
Then they were not able to rise up, nor were they helped.
They were unable to rise up, nor could they win.
They could never get up, nor were they helped.
And they were unable to arise, nor could they defend themselves.
And they were unable to rise up, nor could they help themselves.
And they were unable even to rise up and could not help themselves a bit.
Then they could not even stand (on their feet), nor could they help themselves.
Then they were neither able to stand (before the punishment), nor could they defend themselves.
They were unable to rise up, nor could they win.