Diyanet İşleri
Her şeyden önce insan, yediği yemeğine bir baksın!
Abese suresi
Abese suresi, 24. ayet. فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ
felyenżuri-l'insânü ilâ ṭa`âmih.
Her şeyden önce insan, yediği yemeğine bir baksın!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yiyeceğe bakış: yağmur ve bitkiler Abese 24–32 3
Sonra onu öldürdü ve kabre koydu.
Sonra, dilediği vakit onu diriltir.
Hayır, hayır o, Allah'ın kendisine emrettiğini yerine getirmedi. (İman etmedi.)
Her şeyden önce insan, yediği yemeğine bir baksın!
Gerçekten biz, yağmuru bol bol yağdırdık.
Sonra toprağı, iyiden iyiye yardık!
(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 24–32. ayetler için yazılmıştır.
24-25. Daha sonra Yüce Allah, insanı yiyeceği hususunda, pek çok aşamadan tekrar tekrar geçtikten sonra ulaştığı noktaya nasıl geldiği ve Yüce Allah’ın bunları ona nasıl kolaylaştırdığı üzerinde dikkatle düşünmeye çağırmakta ve şöyle buyurmaktadır: “Öyleyse insan yediğine bir baksın. Biz suyu bolca akıtırız.” Yani yeryüzüne çok miktarda yağmur indiririz.
26-27. “Sonra yeri” bitkiler için “iyice yararız ve” Lezzetli yiyeceklerden, arzulanan gıdalardan türlü çeşitli daneler bitiririz. “orada tahıllar bitiririz.” Bu, değişik türleri ile tüm dane ve tahılları kapsar.
28-29. “Üzümler ve yoncalar, zeytinler ve hurmalar.” Faydalarının çokluğu dolayısı ile özellikle bu dördü zikredilmiştir.
30. “Sık ağaçlı” birbirine sarmaş dolaş ağaçları bulunan “bahçeler.”
31. “Meyveler ve çayırlar da” incir, üzüm, şeftali, elma ve benzerlerini; bir de hayvanların ve davarların yedikleri otları bitirdik. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
32. “(Bütün bunlar) sizin ve” size Yüce Allah’ın amade kıldığı, sizin için yaratmış olduğu “hayvanlarınızın faydası içindir.”
Bu nimetler üzerinde dikkatle düşünen bir kimse, bundan dolayı Rabbine şükretmesi gerektiğini anlar. O’na dönmek, O’na itaate yönelmek, haberlerini tasdik etmek için olanca gayretini ortaya koyar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yüce Allah'a iman etmeyip kâfir olan insan, yediği yemeğin nasıl hazır hale geldiğine bir baksın!
Aynı kök: طعم (48 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber'in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman…
Aynı kök: طعم (48 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…
Aynı kök: طعم (48 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Meryem oğlu Mesih, sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilah…
Aynı kök: انس (97 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın.
Aynı kök: انس (97 geçiş)
Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı…
Aynı kök: انس (97 geçiş)
Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını…
Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Bu insan, yiyeceğine bir baksın!
İnsanoğlu yediklerine bir baksın:
Öyleyse insan, yiyeceklerin(in kaynağın)a bir baksın:
İnsan yediğine bir baksın!
Bir de insan, yediğine bir bakıversin;
İnsan, yediğine bir baksın!
Madem öyle, insan, yiyeceklerine bir baksın.
İnsan, yediğine bir baksın!
İnsan, yiyeceğine bir baksın!
İnsan, yiyeceğine bir baksın!
Bir de o insan yiyeceğine baksın!
Bir de insan taamına baksın
O insan dipnot 1 yiyeceğine bir baksın!
O insan dipnot 1 yiyeceğine bir baksın!
İnsan dipnot 1 yiyeceğine bir baksın!
Bir de insan, yediğine bir bakıversin;
Öyle ya, o insan (bir kerre) yediğine baksın.
Öyle ya insan yiyeceğine bir baksın.
(17-32) Gebersin insan ne de kâfirdir. Onu hangi şeyden yarattı. Onu nutfeden yarattı ve onu ayarladı. Sonra yolu ona kolaylaştırdı. Sonra onu öldürdü ve kabre koydurttu. Sonra istediği zaman onu tekrar diriltecek. Hayır hayır, o emredildiği şeyi / işini tam yerine getirmedi. İnsan yemeğine bir baksın. Mutlaka biz, boşalacak suyu boşaltırız, Sonra, yeri de yardıkça yarmışızdır. Onda hububat / taneler bitirdik. Üzümler yoncalar zeytinler hurmalar bol ağaçlı bağlar. Meyveler çayırlar, sizlere ve hayvanlarınıza geçimlikler.
İnsan yiyeceğine bir baksın.
İnsan şu yiyeceğine baksın.
O insan, yiyeceğine bir baksın!
O adam bir de yiyeceğine baksın.
İnsan yemeğine bir baksın.
İnsan yemeğine bir baksın.
Hadi, bakıversin insan, kendi yiyeceğine!
Let man take a look at his food.
Let man consider the food he eats!
Then let man look at his food, (and how We provide it):
So let man just consider his food: dipnot 1
Man has only to look at his food.
Then let man look at his food:
So let man observe his food:
Therefore let such a person look at his food.
Let Man consider his nourishment.
Let man look at his very food that sustains his life [it does not grow up in the super market].
But let man look unto his foods.
Let the human being look to his provisions.
Let man consider his food; in what manner it is provided.
Then let man consider his food,
So, let (man) look into his food;
Let man consider his food:
Let man therefore consider (the sources of) his food.
Let man, then, consider [the sources of] his food:
Let people then consider their food:
Let man look to his provisions.
Let the human consider his food!
Then let mankind look at his food -
So let man look at his food: —
Let man consider his food. (His own food has involved so many hands from the field to the mouth. Shouldn't he share Our provision with others?)
Then let man look at his food, (how We provide it):
So, the man should consider his food,
Let man look to his provisions.