Ahzâb suresi

Ahzâb suresi, 12. ayet

Ahzâb suresi, 12. ayet. وَإِذْ يَقُولُ ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ مَّا وَعَدَنَا ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ إِلَّا غُرُورًا

veiẕ yeḳûlü-lmünâfiḳûne velleẕîne fî ḳulûbihim meraḍum mâ ve`adene-llâhü verasûlühû illâ gurûrâ.

Diyanet İşleri

Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, "Allah ve Resulü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar" diyorlardı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ahzâb 9–15 · surenin 12. ayeti / 73
  1. Ahzâb 9

    Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgar ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.

  2. Ahzâb 10

    Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah'a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.

  3. Ahzâb 11

    İşte orada mü'minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar.

  4. 12

    Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, "Allah ve Resulü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar" diyorlardı.

  5. Ahzâb 13

    Hani onlardan bir grup, "Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkanınız yok. Haydi geri dönün" demişti. Onlardan bir başka grup da, "Evlerimiz açık (korumasız)" diyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Oysa evleri açık (korumasız) değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı.

  6. Ahzâb 14

    Eğer Medine'nin her tarafından üzerlerine gelinse ve orada karışıklık çıkarmaları istenseydi, onu mutlaka yaparlardı; o konuda fazla gecikmezlerdi.

  7. Ahzâb 15

    Andolsun ki, onlar, daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz ise sorumluluğu gerektirir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

12. İşte orada münafıkların münafıklığı ve içlerinde gizleyip sakladıkları da açıkça ortaya çıkmış oldu. Zorluk ve şiddet zamanlarında münafıkların âdeti de budur. Münafığın bu durumda imanı sebat göstermez. Olaylara ve hali hazırdaki duruma kısır aklı ile bakar ve bunun neticesinde sahip olduğu zanların doğru olacağını zanneder.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

O gün münafıklar ve kalplerinde şüphe olup imanları zayıf olan kimseler şöyle dediler: "Allah ve resulünün düşmana karşı yardım edip zafer verecekleri vaadi ve bizi yeryüzünde muktedir kılacağı aslı olmayan batıl bir sözdür."

Kelimeler

13 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذْ ve iz ve hani
  2. يَقُولُ yekulu diyordu kök: قول
  3. ٱلْمُنَـٰفِقُونَ l-munafikune münafıklar kök: نفق
  4. وَٱلَّذِينَ vellezine ve bulunanlar
  5. فِى fi
  6. قُلُوبِهِم kulubihim kalblerinde kök: قلب
  7. مَّرَضٌۭ meradun hastalık kök: مرض
  8. مَّا ma
  9. وَعَدَنَا veadena bize vaadde bulunmadı kök: وعد
  10. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  11. وَرَسُولُهُۥٓ ve rasuluhu ve Resulü kök: رسل
  12. إِلَّا illa dışında
  13. غُرُورًۭا gururan boş vaatler kök: غرر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: Hendek (Ahzâb) Gazvesi · Aynı kıssa: Hendek Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    Bunun böyle olması Allah'ın, doğruları, doğrulukları sebebiyle mükafatlandırması, dilerse münafıklara azap etmesi yahut onların tövbesini kabul…

  • Aynı olay: Hendek (Ahzâb) Gazvesi · Aynı kıssa: Hendek Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    Mü'minler, düşman birliklerini görünce, "İşte bu, Allah'ın ve Resulünün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resulü doğru söylemişlerdir" dediler. Bu,…

  • Aynı olay: Hendek (Ahzâb) Gazvesi · Aynı kıssa: Hendek Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah'a karşı çeşitli…

  • Aynı kök: غرر (27 geçiş) · Aynı kök: مرض (24 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş)

    Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler, "Bunları dinleri aldatmış" diyorlardı. Halbuki kim Allah'a tevekkül ederse, hiç şüphesiz…

  • Aynı kök: مرض (24 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    (60-61) Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine'de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan)…

  • Aynı kök: مرض (24 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Allah'a ve Resulüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde, güçsüzlere, hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere…

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak · Ortak kavram: Vaad

    Allah'a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için O da kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu.

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak · Ortak kavram: Vaad

    Allah, erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kafirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini va'detti. O, onlara yeter. Allah, onlara lanet…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

87 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hani münafıklar ile kalplerinde hastalık bulunanlar "(Meğer) Allah ve Elçisi bize aldatmadan başka bir vaatte bulunmamışlar!" diyorlardı.

Mustafa İslamoğlu

O sırada ikiyüzlüler ve kalplerinde hastalık olanlar diyordu ki: "Allah ve O'nun elçisi bizi yalnızca boş vaadlerle avuttu."

Muhammed Esed

Ve ikiyüzlüler ile kalpleri hastalıklı olanların (birbirlerine), "Allah ve Elçisi bize sadece boş vaadlerde bulunmaktalar" dedikleri zaman(ki durumu hatırla!)

Ahmed Hulusi

Hani münafıklar ve kalplerinde maraz bulunanlar (sağlıklı düşünemeyenler): "Allah ve O'nun Rasulü, bize bir aldanıştan başka bir şey vadetmemiş" diyorlardı.

Ali Bulaç

Hani, münafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: " Allah ve Resulü, bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi" diyorlardı.

Ali Özek ve heyeti

Ve o zaman, münafıklar ile kalplerinde hastalık (iman zayıflığı) bulunanlar: «Meğer Allah ve Rasûlü bize sadece kuru vaadlerde bulunmuşlar!» diyorlardı.

Ali Rıza Safa

İkiyüzlüler ve yüreklerinde sayrılık olanlar, şöyle diyorlardı: "Allah ve O'nun elçisi, bize aldanıştan başka bir şey vermemiş!"

Bayraktar Bayraklı

Münafıklar ile kalplerinde hastalık olanlar, "Meğer Allah ve Peygamberi bize boş vaadlerden başka bir şeyde bulunmadı" diyorlardı.

Edip Yüksel

İkiyüzlüler ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler, "ALLAH'ın ve elçisinin bize verdiği söz boş bir hayalden başka bir şey değilmiş!" diyorlardı. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Peygamberin sahabesi (arkadaşı) olan herkesi kutsayan bir görüş egemendir Sünni literatürde. Sünni kaynaklar, sahabeyi, "müslüman olarak Peygamberle görüşmüş kişi" diye tanımlar. "Sahabelerim yıldızlar gibidir; hangisini izleseniz doğru yolu bulursunuz" gibi nice uydurma Hadislere kanan bir şair "sahabenin atının burnundaki toz" kadar bile olmadığını yazmıştı bir zamanlar. Halbuki sahabelerin içinde birçok sahtekar ve münafık da vardı. Peygamber bunların bir kısmını zorluk anında tanıdıysa da bunların isimleri ilan edilmedi. Nitekim Muhammed Peygamberin vefatından kısa süre sonra, Kuran'ın mesajını terk eden cahiliye dönemi hastalıklarını hortlatan, kabilecilik ve liderlik ihtiraslarıyla müminleri boğazlayan partilerin ön saflarında binlerce sahabe vardı. Münafık sahabelerin uydurduğu Hadisleri "sahih" diye yutturabilmek için tüm sahabeleri kutsayıcı Hadisler uyduruldu. * Halbuki inkarcılar dahil, Peygamberin tüm çağdaşları "sahabe" olarak tanımlanır Kuran'da (34:46; 53:2; 81:22). Kuran'ı dinleyen mi var?

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İkiyüzlüler ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler, 'ALLAH'ın ve elçisinin bize verdiği söz boş bir hayalden başka bir şey değilmiş!' diyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O vakit münafıklar ve kalplerinde bir hastalık bulunanlar: "Allah ve Resulü bize bir aldanıştan başka bir va'd yapmamış." diyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o vakıt ki münafıklar ve kalblerinde bir maraz bulunanlar "Allah ve Resulü bize bir aldanıştan başka bir va'd yapmamış" diyorlardı

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O zaman münafıklar dipnot 1 ve kalplerinde hastalık olanlar, "Allah ve Resulü bize boş vaatte dipnot 2 bulunmuş." diyorlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Münafık, içten "bitmiş, " " tükenmiş" ve imanı "kalmamış, " omurgasız, onursuz ve iki yüzlü kimse demektir. Münafık, İman konusunda dürüst ve samimi olmayan, tıpkı tarla faresinin yuva değiştirdiği gibi, yer değiştiren: işlerine gelince mümin, işlerine gelince Kafir olan kimsedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah ve Resul'ünün zafer sözü bir aldatmacaymış.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O zaman münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, "Allah ve Rasulü bize boş vaatte dipnot 1 bulunmuş." diyorlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah ve Rasul'ünün zafer sözü bir aldatmacaymış.

Gültekin Onan

Hani, münafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: "Tanrı ve Resulü bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi" diyorlardı.

Hasan Basri Çantay

O vakit münafıklarla kalblerinde bir maraz bulunanlar "Allah ve Resulü bize bir aldatışdan başka bir şey va'd etmemiş" diyorlardı.

İbni Kesir

Ve hani münafıklar ve kalblerinde bir hastalık bulunanlar: Allah ve Rasulü bize sadece boş vaadlerde bulundular, diyorlardı.

Mehmet Alagaş

(9-22) Ey iman edenler, Allah’ın üzerinizde ki nimetini hatırlayın, bir vakit üzerinize ordular gelmişti, onların üzerine rüzgâr ve görmediğiniz ordular gönderdik, Allah yaptıklarınızı görendir. Bir vakit üstünüzden ve altınızdan size gelmişlerdi, O vakit bakışlar kaymış, yürekler gırtlağa dayanmıştı , Allah hakkında türlü zanlarda bulunuyordunuz. İşte orada Müminler bağlılık imtihanı edilmişti, şiddetli bir zelzele ile sarsılmışlardı , O vakit münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar da diyorlardı ki Allah ve Res ulü bize aldanma dışında bir şey vaat etmedi , onlardan bir bölüm dedi ki Ey Yesrib halkı, “burada size kalacak yer yok geri dönün” Onlardan bir bölüm de Nebi’den izin istiyordu , diyorlardı ki “evlerimiz korumasız halde / açık vaziyette , oysa ki onlar açık halde değildi , onlar sadece kaçmak / firar etmek istiyorlardı. Oysa ki üzerlerine tüm taraflardan girilseydi, sonrada onlardan ayartma / fitne yapmaları istenseydi onu yapacaklardı. (Firar edenler fitnede pek mahirler) onu / fitneyi kolay bir şekilde yapacaklardı. Kesin olan şu ki b undan önce de Allah’ a kesinlikle arkalarını dönmeyeceklerine dair söz de vermişlerdir , Allah’a verdikleri sözden mesuldü rler. Deki eğer ki ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmanız / firarınız size bir fayda vermez , o vakte kadar biraz daha faydalanırsınız. Deki Allah’tan size bir kötülük murat edilirse yahut bir rahmet murat edilirse kime sarılıp tutunacaksınız, onlar kendilerine Allah’tan başka dost ve de yardımcı bulamazlar. Allah sizlerden alıkoyucuları / engelleyicileri kesinlikle biliyor, kardeşlerine hadi gelin bize katılın diyenleri kesinlikle biliyor , çetin olanı (savaşmayı) çok azı alıyordu / tercih ediyordu. Size karşıda çok kıskançtırlar, korku geldiği zaman, sana bakışlarının, tıpkı ölüm baygınlığı geçirenin bakışına dönüştüğünü görürsün, korku kalktığında ise İyiliğe duydukları “bizim olsun” istekleri nedeniyle keskin dilleri ile sizleri buluştururlar, işte onlar iman etmeyenlerdir , Allah onların amellerini boşa çıkarmıştır, bu, Allah’a oldukça kolaydı r. Grupların gitmediğini değerlendiriyorlardı / hesap e diyorlardı (Hendek savaşında düşman gruplarının medine etrafından gitmediklerini hesap ediyorlardı) eğer grup gelecek olsa arzu ederler ki bedeviler arasında olsunlar ve sizden gelecek haberleri sorsunlar , o ysa ki içinizde olsaydılar bile azı hariç savaşmazlardı. Sizden Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça hatırla yıp ananlar için, kesinlikle Resulde, güzel örneklik vardır. Müminler grupları gördüklerinde dediler ki işte bu, Allah’ın ve Resulünün bize vaat ettiğidir. Allah ve O’nun Resulü söyled iklerini tastik etti / doğruladı ve bu, onların imanlarını ve teslimiyetlerini artırdı.

Rowwad Tercüme Merkezi

O zaman münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: “Allah ve Rasulü bize bir aldatıştan başka bir şey vaat etmemiştir” diyorlardı.

Süleyman Ateş

Münafıklar ve kalblerinde hastalık bulunan kimseler: "Allah ve Resulü bize sadece boş vaadlerde bulundu." diyordu.

Süleymaniye Vakfı

O gün münafıklar /iki yüzlüler ile kalplerinde hastalık olanlar dipnot 1 /kafirler şöyle diyorlardı: (Meğer) Allah ve resulü sadece bizi aldatmak için vaatte bulunmuş dipnot 2 !"

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bunlar, Hendek Savaşına müslümanlarla birlikte katılan Beni Kureyza Yahudileridir. Muhammed aleyhisselamın nebiliğini bile bile inkar ettiklerinden kalplerinde bir hastalık oluşmuştur. Münafıklar da kafirdir ama onların kalplerinde, kafirlik hastalığı yanında yalancılık hastalığı da oluşur (Bakara 2/6-10).
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İkiyüzlüler ile kalplerinde hastalık olanlar ise şöyle diyorlardı: "Allah ve Elçisinin verdiği söz, bizi aldatmaktan başka bir işe yaramadı."

Şaban Britch

Münafıklar ve kalblerinde hastalık bulunanlar: Allah ve elçisi bize sadece boş vaadde bulunmuş, diyorlardı.

Şaban Piriş

Münafıklar ve kalblerinde hastalık bulunanlar: -Allah ve elçisi bize sadece boş vaadde bulunmuş, diyorlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Münafıklarla, kalplerinde maraz olanlar şöyle diyorlardı: "Allah ve resulü bize, bir aldanışdan başka bir şey vaat etmemiş."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And there, said the hypocrites and those whose hearts reflected the morbidity inherent in their innermost being: "What do you say to this! Allah and His Messenger promised us nothing but deception and delusion".

Abdul Haleem

the hypocrites and the sick at heart said, ‘God and His Messenger promised us nothing but delusions!’

Abdullah Yusuf Ali

And behold! The Hypocrites and those in whose hearts is a disease (even) say: "Allah and His Messenger promised us nothing but delusion!"

Abul A'la Maududi

And call to mind when the hypocrites and all those with diseased hearts said: "All that Allah and His Messenger had promised us dipnot 1 was nothing but deceit."

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, "Promises to the effect that the believers will get Allah’s support and succor and will be helped to attain victory in the end."

Aisha Bewley

When the hypocrites and people with sickness in their hearts said, ‘What Allah and His Messenger promised us was mere delusion. ’

Al-Hilali & Khan

And when the hypocrites and those in whose hearts is a disease (of doubts) said: "Allâh and His Messenger (صلى الله عليه وسلم) promised us nothing but delusion!"

Ali Quli Qarai

And when the hypocrites were saying, as well as those in whose hearts is a sickness, ‘Allah and His Apostle did not promise us [anything] except delusion. ’

Amatul Rahman Omar

(Recall the time, ) when the hypocrites and those who carried a (spiritual) disease in their hearts said, `Allâh and His Messenger only made us a false and delusive promise (of victory).

Arthur John Arberry

And when tile hypocrites, and those in whose hearts is sickness, said, 'God and His Messenger promised us only delusion. '

Bijan Moeinian

Then the hypocrites, and those who suffer from the sickness of lack of will power, openly said: "What God and His Prophet promised us wan nothing but a delusion. "

E. Henry Palmer

And when the hypocrites and those in whose hearts was sickness said, 'God and His Apostle have only promised us deceitfully. '

Edip-Layth

The hypocrites and those who have a sickness in their hearts said, "God and His messenger promised us nothing but illusions!"

George Sale

And when the hypocrites, and those in whose heart was an infirmity, said, God and his apostle have made you no other than a fallacious promise.

Hamid S. Aziz

There the believers were sorely tried and they were shaken with severe shaking.

Mahmoud Ghali

And as the hypocrites and the ones in whose hearts is sickness said, "In no way did Allah and His Messenger promise us anything except delusion. "

Marmaduke Pickthall

And when the hypocrites, and those in whose hearts is a disease, were saying: Allah and His messenger promised us naught but delusion.

Mohamed Ahmed - Samira

When the hypocrites and those who were filled with doubt, said: "The promise of God and His Apostle was nothing but deceit. "

Muhammad Asad

And [remember how it was] when the hypocrites and those with hearts diseased said [to one another], "God and His Apostle have promised us nothing but delusions!"

Mustafa Khattab

And ˹remember˺ when the hypocrites and those with sickness in their hearts said, "Allah and His Messenger have promised us nothing but delusion!"

Progressive Muslims

And the hypocrites and those who have a sickness in their hearts said: "God and His messenger promised us nothing but illusions!"

Rashad Khalifa

The hypocrites and those with doubts in their hearts said, "What GOD and His messenger promised us was no more than an illusion!"

Sahih International

And [remember] when the hypocrites and those in whose hearts is disease said, " Allah and His Messenger did not promise us except delusion,"

Sam Gerrans

And when the waverers and those in whose hearts is disease said: “God and His messenger promised us only delusion,”

Shabbir Ahmed

And recall when the hypocrites and those who had doubt in their hearts, said to one another, "Allah and His Messenger promised us nothing but delusion. "

Syed Vickar Ahamed

And when the hypocrites (those who hide the truth) and those whose hearts have sickness (even) say: "Allah and His Messenger (Muhammad) promised us nothing but delusions (and false hopes)!"

Taqi Usmani

(Remember) when the hypocrites and those having malady in their hearts were saying, "Allah and His messenger did not promise us but deceitfully;

The Monotheist Group

And the hypocrites and those who have a sickness in their hearts said: "God and His messenger promised us nothing but delusion!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 12. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 12. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 12. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩