Diyanet İşleri
Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, "Allah ve Resulü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar" diyorlardı.
Ahzâb suresi
Ahzâb suresi, 12. ayet. وَإِذْ يَقُولُ ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ مَّا وَعَدَنَا ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ إِلَّا غُرُورًا
veiẕ yeḳûlü-lmünâfiḳûne velleẕîne fî ḳulûbihim meraḍum mâ ve`adene-llâhü verasûlühû illâ gurûrâ.
Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, "Allah ve Resulü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar" diyorlardı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Hendek Savaşı Ahzâb 9–27 3
Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşman) ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgar ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.
Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah'a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.
İşte orada mü'minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar.
Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, "Allah ve Resulü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar" diyorlardı.
Hani onlardan bir grup, "Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkanınız yok. Haydi geri dönün" demişti. Onlardan bir başka grup da, "Evlerimiz açık (korumasız)" diyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Oysa evleri açık (korumasız) değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı.
Eğer Medine'nin her tarafından üzerlerine gelinse ve orada karışıklık çıkarmaları istenseydi, onu mutlaka yaparlardı; o konuda fazla gecikmezlerdi.
Andolsun ki, onlar, daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz ise sorumluluğu gerektirir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
12. İşte orada münafıkların münafıklığı ve içlerinde gizleyip sakladıkları da açıkça ortaya çıkmış oldu. Zorluk ve şiddet zamanlarında münafıkların âdeti de budur. Münafığın bu durumda imanı sebat göstermez. Olaylara ve hali hazırdaki duruma kısır aklı ile bakar ve bunun neticesinde sahip olduğu zanların doğru olacağını zanneder.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O gün münafıklar ve kalplerinde şüphe olup imanları zayıf olan kimseler şöyle dediler: "Allah ve resulünün düşmana karşı yardım edip zafer verecekleri vaadi ve bizi yeryüzünde muktedir kılacağı aslı olmayan batıl bir sözdür."
Aynı olay: Hendek (Ahzâb) Gazvesi · Aynı kıssa: Hendek Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi
Bunun böyle olması Allah'ın, doğruları, doğrulukları sebebiyle mükafatlandırması, dilerse münafıklara azap etmesi yahut onların tövbesini kabul…
Aynı olay: Hendek (Ahzâb) Gazvesi · Aynı kıssa: Hendek Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi
Mü'minler, düşman birliklerini görünce, "İşte bu, Allah'ın ve Resulünün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resulü doğru söylemişlerdir" dediler. Bu,…
Aynı olay: Hendek (Ahzâb) Gazvesi · Aynı kıssa: Hendek Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi
Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah'a karşı çeşitli…
Aynı kök: غرر (27 geçiş) · Aynı kök: مرض (24 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş)
Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler, "Bunları dinleri aldatmış" diyorlardı. Halbuki kim Allah'a tevekkül ederse, hiç şüphesiz…
Aynı kök: مرض (24 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak
(60-61) Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine'de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan)…
Aynı kök: مرض (24 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak
Allah'a ve Resulüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde, güçsüzlere, hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere…
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak · Ortak kavram: Vaad
Allah'a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için O da kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu.
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak · Ortak kavram: Vaad
Allah, erkek münafıklara, kadın münafıklara ve kafirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini va'detti. O, onlara yeter. Allah, onlara lanet…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hani münafıklar ile kalplerinde hastalık bulunanlar "(Meğer) Allah ve Elçisi bize aldatmadan başka bir vaatte bulunmamışlar!" diyorlardı.
O sırada ikiyüzlüler ve kalplerinde hastalık olanlar diyordu ki: "Allah ve O'nun elçisi bizi yalnızca boş vaadlerle avuttu."
Ve ikiyüzlüler ile kalpleri hastalıklı olanların (birbirlerine), "Allah ve Elçisi bize sadece boş vaadlerde bulunmaktalar" dedikleri zaman(ki durumu hatırla!)
Hani münafıklar ve kalplerinde maraz bulunanlar (sağlıklı düşünemeyenler): "Allah ve O'nun Rasulü, bize bir aldanıştan başka bir şey vadetmemiş" diyorlardı.
Hani, münafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: " Allah ve Resulü, bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi" diyorlardı.
Ve o zaman, münafıklar ile kalplerinde hastalık (iman zayıflığı) bulunanlar: «Meğer Allah ve Rasûlü bize sadece kuru vaadlerde bulunmuşlar!» diyorlardı.
İkiyüzlüler ve yüreklerinde sayrılık olanlar, şöyle diyorlardı: "Allah ve O'nun elçisi, bize aldanıştan başka bir şey vermemiş!"
Münafıklar ile kalplerinde hastalık olanlar, "Meğer Allah ve Peygamberi bize boş vaadlerden başka bir şeyde bulunmadı" diyorlardı.
İkiyüzlüler ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler, "ALLAH'ın ve elçisinin bize verdiği söz boş bir hayalden başka bir şey değilmiş!" diyorlardı. dipnot 1
İkiyüzlüler ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler, 'ALLAH'ın ve elçisinin bize verdiği söz boş bir hayalden başka bir şey değilmiş!' diyorlardı.
O vakit münafıklar ve kalplerinde bir hastalık bulunanlar: "Allah ve Resulü bize bir aldanıştan başka bir va'd yapmamış." diyorlardı.
Ve o vakıt ki münafıklar ve kalblerinde bir maraz bulunanlar "Allah ve Resulü bize bir aldanıştan başka bir va'd yapmamış" diyorlardı
O zaman Münafıklar dipnot 1 ve kalplerinde hastalık olanlar, "Allah ve Resulü bize boş vaatte dipnot 2 bulunmuş." diyorlardı.
O zaman münafıklar dipnot 1 ve kalplerinde hastalık olanlar, "Allah ve Resulü bize boş vaatte dipnot 2 bulunmuş." diyorlardı.
O zaman münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, "Allah ve Rasulü bize boş vaatte dipnot 1 bulunmuş." diyorlardı.
Hani, münafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: "Tanrı ve Resulü bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi" diyorlardı.
O vakit münafıklarla kalblerinde bir maraz bulunanlar "Allah ve Resulü bize bir aldatışdan başka bir şey va'd etmemiş" diyorlardı.
Ve hani münafıklar ve kalblerinde bir hastalık bulunanlar: Allah ve Rasulü bize sadece boş vaadlerde bulundular, diyorlardı.
(9-22) Ey iman edenler, Allah’ın üzerinizde ki nimetini hatırlayın, bir vakit üzerinize ordular gelmişti, onların üzerine rüzgâr ve görmediğiniz ordular gönderdik, Allah yaptıklarınızı görendir. Bir vakit üstünüzden ve altınızdan size gelmişlerdi, O vakit bakışlar kaymış, yürekler gırtlağa dayanmıştı , Allah hakkında türlü zanlarda bulunuyordunuz. İşte orada Müminler bağlılık imtihanı edilmişti, şiddetli bir zelzele ile sarsılmışlardı , O vakit münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar da diyorlardı ki Allah ve Res ulü bize aldanma dışında bir şey vaat etmedi , onlardan bir bölüm dedi ki Ey Yesrib halkı, “burada size kalacak yer yok geri dönün” Onlardan bir bölüm de Nebi’den izin istiyordu , diyorlardı ki “evlerimiz korumasız halde / açık vaziyette , oysa ki onlar açık halde değildi , onlar sadece kaçmak / firar etmek istiyorlardı. Oysa ki üzerlerine tüm taraflardan girilseydi, sonrada onlardan ayartma / fitne yapmaları istenseydi onu yapacaklardı. (Firar edenler fitnede pek mahirler) onu / fitneyi kolay bir şekilde yapacaklardı. Kesin olan şu ki b undan önce de Allah’ a kesinlikle arkalarını dönmeyeceklerine dair söz de vermişlerdir , Allah’a verdikleri sözden mesuldü rler. Deki eğer ki ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmanız / firarınız size bir fayda vermez , o vakte kadar biraz daha faydalanırsınız. Deki Allah’tan size bir kötülük murat edilirse yahut bir rahmet murat edilirse kime sarılıp tutunacaksınız, onlar kendilerine Allah’tan başka dost ve de yardımcı bulamazlar. Allah sizlerden alıkoyucuları / engelleyicileri kesinlikle biliyor, kardeşlerine hadi gelin bize katılın diyenleri kesinlikle biliyor , çetin olanı (savaşmayı) çok azı alıyordu / tercih ediyordu. Size karşıda çok kıskançtırlar, korku geldiği zaman, sana bakışlarının, tıpkı ölüm baygınlığı geçirenin bakışına dönüştüğünü görürsün, korku kalktığında ise İyiliğe duydukları “bizim olsun” istekleri nedeniyle keskin dilleri ile sizleri buluştururlar, işte onlar iman etmeyenlerdir , Allah onların amellerini boşa çıkarmıştır, bu, Allah’a oldukça kolaydı r. Grupların gitmediğini değerlendiriyorlardı / hesap e diyorlardı (Hendek savaşında düşman gruplarının medine etrafından gitmediklerini hesap ediyorlardı) eğer grup gelecek olsa arzu ederler ki bedeviler arasında olsunlar ve sizden gelecek haberleri sorsunlar , o ysa ki içinizde olsaydılar bile azı hariç savaşmazlardı. Sizden Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça hatırla yıp ananlar için, kesinlikle Resulde, güzel örneklik vardır. Müminler grupları gördüklerinde dediler ki işte bu, Allah’ın ve Resulünün bize vaat ettiğidir. Allah ve O’nun Resulü söyled iklerini tastik etti / doğruladı ve bu, onların imanlarını ve teslimiyetlerini artırdı.
O zaman münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: “Allah ve Rasulü bize bir aldatıştan başka bir şey vaat etmemiştir” diyorlardı.
Münafıklar ve kalblerinde hastalık bulunan kimseler: "Allah ve Resulü bize sadece boş vaadlerde bulundu." diyordu.
O gün münafıklar /iki yüzlüler ile kalplerinde hastalık olanlar dipnot 1 /kafirler şöyle diyorlardı: (Meğer) Allah ve resulü sadece bizi aldatmak için vaatte bulunmuş dipnot 2 !"
İkiyüzlüler ile kalplerinde hastalık olanlar ise şöyle diyorlardı: "Allah ve Elçisinin verdiği söz, bizi aldatmaktan başka bir işe yaramadı."
Münafıklar ve kalblerinde hastalık bulunanlar: Allah ve elçisi bize sadece boş vaadde bulunmuş, diyorlardı.
Münafıklar ve kalblerinde hastalık bulunanlar: -Allah ve elçisi bize sadece boş vaadde bulunmuş, diyorlardı.
Münafıklarla, kalplerinde maraz olanlar şöyle diyorlardı: "Allah ve resulü bize, bir aldanışdan başka bir şey vaat etmemiş."
And there, said the hypocrites and those whose hearts reflected the morbidity inherent in their innermost being: "What do you say to this! Allah and His Messenger promised us nothing but deception and delusion".
the hypocrites and the sick at heart said, ‘God and His Messenger promised us nothing but delusions!’
And behold! The Hypocrites and those in whose hearts is a disease (even) say: "Allah and His Messenger promised us nothing but delusion!"
And call to mind when the hypocrites and all those with diseased hearts said: "All that Allah and His Messenger had promised us dipnot 1 was nothing but deceit."
When the hypocrites and people with sickness in their hearts said, ‘What Allah and His Messenger promised us was mere delusion. ’
And when the hypocrites and those in whose hearts is a disease (of doubts) said: "Allâh and His Messenger (صلى الله عليه وسلم) promised us nothing but delusion!"
And when the hypocrites were saying, as well as those in whose hearts is a sickness, ‘Allah and His Apostle did not promise us [anything] except delusion. ’
(Recall the time, ) when the hypocrites and those who carried a (spiritual) disease in their hearts said, `Allâh and His Messenger only made us a false and delusive promise (of victory).
And when tile hypocrites, and those in whose hearts is sickness, said, 'God and His Messenger promised us only delusion. '
Then the hypocrites, and those who suffer from the sickness of lack of will power, openly said: "What God and His Prophet promised us wan nothing but a delusion. "
And when the hypocrites and those in whose hearts was sickness said, 'God and His Apostle have only promised us deceitfully. '
The hypocrites and those who have a sickness in their hearts said, "God and His messenger promised us nothing but illusions!"
And when the hypocrites, and those in whose heart was an infirmity, said, God and his apostle have made you no other than a fallacious promise.
There the believers were sorely tried and they were shaken with severe shaking.
And as the hypocrites and the ones in whose hearts is sickness said, "In no way did Allah and His Messenger promise us anything except delusion. "
And when the hypocrites, and those in whose hearts is a disease, were saying: Allah and His messenger promised us naught but delusion.
When the hypocrites and those who were filled with doubt, said: "The promise of God and His Apostle was nothing but deceit. "
And [remember how it was] when the hypocrites and those with hearts diseased said [to one another], "God and His Apostle have promised us nothing but delusions!"
And ˹remember˺ when the hypocrites and those with sickness in their hearts said, "Allah and His Messenger have promised us nothing but delusion!"
And the hypocrites and those who have a sickness in their hearts said: "God and His messenger promised us nothing but illusions!"
The hypocrites and those with doubts in their hearts said, "What GOD and His messenger promised us was no more than an illusion!"
And [remember] when the hypocrites and those in whose hearts is disease said, " Allah and His Messenger did not promise us except delusion,"
And when the waverers and those in whose hearts is disease said: “God and His messenger promised us only delusion,”
And recall when the hypocrites and those who had doubt in their hearts, said to one another, "Allah and His Messenger promised us nothing but delusion. "
And when the hypocrites (those who hide the truth) and those whose hearts have sickness (even) say: "Allah and His Messenger (Muhammad) promised us nothing but delusions (and false hopes)!"
(Remember) when the hypocrites and those having malady in their hearts were saying, "Allah and His messenger did not promise us but deceitfully;
And the hypocrites and those who have a sickness in their hearts said: "God and His messenger promised us nothing but delusion!"