Ahzâb suresi

Ahzâb suresi, 14. ayet

Ahzâb suresi, 14. ayet. وَلَوْ دُخِلَتْ عَلَيْهِم مِّنْ أَقْطَارِهَا ثُمَّ سُئِلُوا۟ ٱلْفِتْنَةَ لَـَٔاتَوْهَا وَمَا تَلَبَّثُوا۟ بِهَآ إِلَّا يَسِيرًا

velev düḫilet `aleyhim min aḳṭârihâ ŝümme süilü-lfitnete leetevhâ vemâ telebbeŝû bihâ illâ yesîrâ.

Diyanet İşleri

Eğer Medine'nin her tarafından üzerlerine gelinse ve orada karışıklık çıkarmaları istenseydi, onu mutlaka yaparlardı; o konuda fazla gecikmezlerdi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ahzâb 11–17 · surenin 14. ayeti / 73
  1. Ahzâb 11

    İşte orada mü'minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar.

  2. Ahzâb 12

    Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, "Allah ve Resulü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar" diyorlardı.

  3. Ahzâb 13

    Hani onlardan bir grup, "Ey Yesrib (Medine) halkı! Sizin burada durmak imkanınız yok. Haydi geri dönün" demişti. Onlardan bir başka grup da, "Evlerimiz açık (korumasız)" diyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Oysa evleri açık (korumasız) değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı.

  4. 14

    Eğer Medine'nin her tarafından üzerlerine gelinse ve orada karışıklık çıkarmaları istenseydi, onu mutlaka yaparlardı; o konuda fazla gecikmezlerdi.

  5. Ahzâb 15

    Andolsun ki, onlar, daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz ise sorumluluğu gerektirir.

  6. Ahzâb 16

    De ki: "Eğer siz ölümden ya da öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermeyecektir. O takdirde bile (hayatın zevklerinden) pek az yararlandırılırsınız."

  7. Ahzâb 17

    De ki: "Eğer Allah size bir kötülük dilese, sizi Allah'tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese, buna engel olacak kimdir?" Onlar kendilerine Allah'tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

14. “Eğer” Medine’nin “(dört bir) tarafından üzerlerine girilmiş olsaydı” yani eğer kâfirler, Medine’ye çeşitli yerlerinden girip orayı istila etmiş olsalardı “sonra da şirke dönmeleri” İslam’dan dönmeleri ve Medine’yi istilâ edenlerin dinlerine girmeleri istense idi “elbette onu yerine getirirler ve bu hususta pek fazla düşünmezlerdi.” Yani onların dine sağlam bir bağlılıkları, sıkı sıkıya tutunmaları söz konusu değildir. Aksine sırf galip gelmeleri sebebi ile düşmanların isteklerini yerine getirirler ve küfürlerinde onlara uyarlardı. İşte onların durumu bundan ibarettir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Eğer düşman Medine'nin her tarafından girip, onlardan Allah'a küfür ve şirk koşmalarını isteseydi, düşmanın istediklerini hemen yaparlardı. Pek azı dışında mürtet olur, dinden dönerlerdi.

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَوْ velev ve eğer
  2. دُخِلَتْ duhilet girilseydi kök: دخل
  3. عَلَيْهِم aleyhim onların üzerine
  4. مِّنْ min -dan
  5. أَقْطَارِهَا ektariha her yan- kök: قطر
  6. ثُمَّ summe sonra
  7. سُئِلُوا۟ suilu istenseydi kök: سال
  8. ٱلْفِتْنَةَ l-fitnete baskı ve işkence yapmaları kök: فتن
  9. لَـَٔاتَوْهَا latevha elbette yaparlardı kök: اتي
  10. وَمَا ve ma ve
  11. تَلَبَّثُوا۟ telebbesu gecikmezlerdi kök: لبث
  12. بِهَآ biha bunda
  13. إِلَّا illa dışında
  14. يَسِيرًۭا yesiran azıcık kök: يسر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: Hendek (Ahzâb) Gazvesi · Aynı kıssa: Hendek Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    (18-19) Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, "Bize gelin" diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az…

  • Aynı olay: Hendek (Ahzâb) Gazvesi · Aynı kıssa: Hendek Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    Andolsun ki, onlar, daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz ise sorumluluğu gerektirir.

  • Aynı olay: Hendek (Ahzâb) Gazvesi · Aynı kıssa: Hendek Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Düşman birlikleri (bir daha) gelecek olsa, isterler ki, (çölde) bedevilerin arasında bulunsunlar da size…

  • Aynı kök: لبث (31 geçiş) · Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    "Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Davud dedi ki: "Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık…

  • Aynı kök: قطر (5 geçiş)

    Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini de ateş bürüyecektir.

  • Aynı kök: قطر (5 geçiş)

    "Bana (yeterince) demir madeni getirin" dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince, "körükleyin!" dedi. Demiri eritip kor…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

88 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Medine'nin) her yanından (kendi) üzerlerine saldırılsaydı da kendilerinden fitne (savaş) istenseydi, şüphesiz ki hemen bunu yaparlar; onunla ilgili gecikmezlerdi. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu mesaj Nisâ 4:91. ayetle birlikte okunmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

Eğer şehrin her yanından üzerlerine hücum edilseydi ve onlardan da fitne çıkarmaları istenseydi, onlar bunu bir an bile duraksamadan yaparlardı.

Muhammed Esed

Eğer şehirleri saldırıya uğrasaydı ve (düşman tarafından) fitne çıkarmaları istenseydi, (ikiyüzlüler) hiç tereddüt etmeden bunu hemen yaparlardı;

Ahmed Hulusi

Eğer onun (şehrin) çevresinden evlerine zorla girilmiş olsaydı, sonra da onlardan dinlerinden dönmeleri istenseydi, onu mutlaka uygularlardı (münafıklar - ikiyüzlüler). . .

Ali Bulaç

Eğer onlara (şehrin her) yanından girilseydi sonra da kendilerinden fitne (karışıklık çıkarmaları) istenmiş olsaydı, hiç şüphesiz buna yanaşır ve bunda pek az (zaman) dışında (kararsız) kalmazlardı.

Ali Özek ve heyeti

Medine'nin her yanından üzerlerine saldırılsaydı da, o zaman savaşmaları istenseydi, şüphesiz hemen savaşa katılırlar ve evlerinde pek eğlenmezlerdi.

Ali Rıza Safa

Onların üzerine her yandan girilseydi, sonra da karışıklık çıkarmaları istenilseydi; çok gecikmeden kesinlikle bunu yaparlardı.

Bayraktar Bayraklı

Medine'nin her yanından üzerlerine saldırılsaydı da, o zaman savaşmaları istenseydi, şüphesiz hemen savaşa katılırlar ve fazla beklemezlerdi.

Edip Yüksel

Orası işgal edilse ve düşmana katılmaları istenseydi pek tereddüt etmeden onlara katılırlardı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Orası işgal edilse ve düşmana katılmaları istenseydi pek tereddüt etmeden onlara katılırlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer onların her tarafından üzerlerine girilse de sonra kendilerinden fitne çıkarmaları istenilse derhal onu yapacaklardı. Onunla da pek az duracaklardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve eğer onların her tarafından üzerlerine girilse de sonra kendilerinden fitne istenilse derhal onu yapacaklardı, onunla da pek az duracaklardı

Erhan Aktaş

Fakat onların üzerlerine, her bir taraftan girilip kuşatılsalardı ve sonra da fitne dipnot 1 çıkarmaları istenseydi, tereddüt etmeksizin bunu hemen yerine getirirlerdi.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Baskı ve işkence yapmaları. Düşmanla iş birliği yapmaları, Mü'minlerle savaşmaları, yağma yapma ve kargaşa çıkarmaları istenseydi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Fakat onların üzerlerine, her bir taraftan girilip kuşatılsalardı ve sonra da fitne dipnot 1 çıkarmaları istenseydi, tereddüt etmeksizin bunu hemen yerine getirirlerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Baskı ve işkence yapmaları. Düşmanla iş birliği yapmaları, müminlerle savaşmaları, yağma yapma ve kargaşa çıkarmaları istenseydi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Fakat onların üzerlerine, her bir taraftan girilip kuşatılsalardı ve sonra da fitne dipnot 1 çıkarmaları istenseydi, tereddüt etmeksizin bunu hemen yerine getirirlerdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Baskı ve işkence yapmaları. Düşmanla işbirliği yapmaları, müminlerle savaşmaları, yağma yapma ve kargaşa çıkarmaları istenseydi.

Gültekin Onan

Eğer onlara (şehrin her) yanından girilseydi sonra da kendilerinden fitne (karışıklık çıkarmaları) istenmiş olsaydı, hiç şüphesiz buna yanaşır ve bunda pek az (zaman) dışında (kararsız) kalmazlardı.

Hasan Basri Çantay

Eğer (Medinenin) etrafından üzerlerine girilmiş olub da sonra kendilerinden fitne (çıkarmaları) istenseydi muhakkak ki bunu hemen yaparlar, bundan pek az (bir zamandan) fazla geri kalmazlardı.

İbni Kesir

Şayet onlara onun çevrelerinden varılmış olsaydı da fitne çıkarmaları istenseydi, hemen buna girişirler ve derhal yapmaktan geri durmazlardı.

Mehmet Alagaş

(9-22) Ey iman edenler, Allah’ın üzerinizde ki nimetini hatırlayın, bir vakit üzerinize ordular gelmişti, onların üzerine rüzgâr ve görmediğiniz ordular gönderdik, Allah yaptıklarınızı görendir. Bir vakit üstünüzden ve altınızdan size gelmişlerdi, O vakit bakışlar kaymış, yürekler gırtlağa dayanmıştı , Allah hakkında türlü zanlarda bulunuyordunuz. İşte orada Müminler bağlılık imtihanı edilmişti, şiddetli bir zelzele ile sarsılmışlardı , O vakit münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar da diyorlardı ki Allah ve Res ulü bize aldanma dışında bir şey vaat etmedi , onlardan bir bölüm dedi ki Ey Yesrib halkı, “burada size kalacak yer yok geri dönün” Onlardan bir bölüm de Nebi’den izin istiyordu , diyorlardı ki “evlerimiz korumasız halde / açık vaziyette , oysa ki onlar açık halde değildi , onlar sadece kaçmak / firar etmek istiyorlardı. Oysa ki üzerlerine tüm taraflardan girilseydi, sonrada onlardan ayartma / fitne yapmaları istenseydi onu yapacaklardı. (Firar edenler fitnede pek mahirler) onu / fitneyi kolay bir şekilde yapacaklardı. Kesin olan şu ki b undan önce de Allah’ a kesinlikle arkalarını dönmeyeceklerine dair söz de vermişlerdir , Allah’a verdikleri sözden mesuldü rler. Deki eğer ki ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmanız / firarınız size bir fayda vermez , o vakte kadar biraz daha faydalanırsınız. Deki Allah’tan size bir kötülük murat edilirse yahut bir rahmet murat edilirse kime sarılıp tutunacaksınız, onlar kendilerine Allah’tan başka dost ve de yardımcı bulamazlar. Allah sizlerden alıkoyucuları / engelleyicileri kesinlikle biliyor, kardeşlerine hadi gelin bize katılın diyenleri kesinlikle biliyor , çetin olanı (savaşmayı) çok azı alıyordu / tercih ediyordu. Size karşıda çok kıskançtırlar, korku geldiği zaman, sana bakışlarının, tıpkı ölüm baygınlığı geçirenin bakışına dönüştüğünü görürsün, korku kalktığında ise İyiliğe duydukları “bizim olsun” istekleri nedeniyle keskin dilleri ile sizleri buluştururlar, işte onlar iman etmeyenlerdir , Allah onların amellerini boşa çıkarmıştır, bu, Allah’a oldukça kolaydı r. Grupların gitmediğini değerlendiriyorlardı / hesap e diyorlardı (Hendek savaşında düşman gruplarının medine etrafından gitmediklerini hesap ediyorlardı) eğer grup gelecek olsa arzu ederler ki bedeviler arasında olsunlar ve sizden gelecek haberleri sorsunlar , o ysa ki içinizde olsaydılar bile azı hariç savaşmazlardı. Sizden Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça hatırla yıp ananlar için, kesinlikle Resulde, güzel örneklik vardır. Müminler grupları gördüklerinde dediler ki işte bu, Allah’ın ve Resulünün bize vaat ettiğidir. Allah ve O’nun Resulü söyled iklerini tastik etti / doğruladı ve bu, onların imanlarını ve teslimiyetlerini artırdı.

Rowwad Tercüme Merkezi

Eğer Medine’nin her tarafından üzerilerine gelinse ve kendilerinden fitne (şirk koşup, dinden dönmeleri) istenmiş olsaydı, onu mutlaka yaparlardı ve pek fazla gecikmezlerdi.

Süleyman Ateş

Eğer (Medine'nin) her yanından onların üzerine giril(ip saldırıl)saydı da kendilerinden (halka) baskı ve işkence yapmaları istenseydi bunu yaparlardı; bunu yapmakta fazla gecikmezlerdi.

Süleymaniye Vakfı

Bulundukları yerin çevresinden yanlarına kadar (gizlice) girilse ve fitne dipnot 1 çıkarmaları istenseydi fazla gecikmez kesinlikle çıkarırlardı dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Fitne", altını içindeki yabancı maddelerden ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Kur'an'da bu kelime imtihan (A'raf 7/155), aldatma (A'raf 7/27), cehennem azabı (Zariyat 51/10-14) ve savaş (Bakara 2/216) anlamlarında kullanılmıştır.
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yesrip çevresinden yanlarına kadar sızılsa da fitne çıkarmaları istense fazla gecikmez, kesin fitne çıkarırlardı.

Şaban Britch

Eğer onlara (Medine'nin her) tarafından (düşmanlarca) girilseydi de sonra da kendilerinden fitne (dinden dönmeleri) istenmiş olsaydı, hemen bunu yapar ve bundan geri kalmazlardı.

Şaban Piriş

Eğer, etraflarından evlerine girilseydi, sonra da fitne çıkarmaları istenseydi, hemen işe girişirlerdi. Ama evlerinde de çok az bir zaman kalabilirlerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer Medine'nin her yanından üzerlerine gelinseydi de onların kent içinde fitne çıkarmaları istenseydi, onu mutlaka yaparlardı; o konuda fazla gecikmezlerdi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And had the situation been reversed and the forces laid siege on the city and moved into it upon possession and they -the hypocrites- were incited to turn renegades and fight to their -the enemy's side- against the Muslims they would have done it before long. (these were the men* who were forgiven and had promised never to behave this way again).

Abdul Haleem

had the city been invaded from all sides, and the enemy invited them to rebel, they would have done so almost without hesitation.

Abdullah Yusuf Ali

And if an entry had been effected to them from the sides of the (city), and they had been incited to sedition, they would certainly have brought it to pass, with none but a brief delay!

Abul A'la Maududi

If the enemy were to enter the town from various directions, and they were summoned to act treacherously, dipnot 1 they would have succumbed to it and would have shown little reluctance in doing so.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Exhorted to treachery": Urged by the disbelievers to join them to vanquish the Muslims after entering the city as conquerors.

Aisha Bewley

If they had been overrun from every side, and had then been asked to revert to kufr, they would have done so and hesitated very little about it.

Al-Hilali & Khan

And if the enemy had entered from all sides (of the city), and they had been exhorted to Al-Fitnah (i.e. to renegade from Islâm to polytheism), they would surely have committed it and would have hesitated thereupon but little.

Ali Quli Qarai

Had they been invaded from its flanks and had they been asked to apostatize, they would have done so with only a mild hesitation,

Amatul Rahman Omar

And if entry (of the enemy-forces) were effected (in the town of Madînah) against them from its diverse quarters and then they were incited to (treachery and) join in the disturbance (against the Companions) they would have readily gone for it. But (afterwards as it happened) they could not stay there (in their so called undefended houses) but a little while.

Arthur John Arberry

And if entrance had been forced against them from those quarters, and then they had been asked to apostatise, they would have done so, and but tarried about it briefly.

Bijan Moeinian

If the enemies had conquered the city and had asked them for any kind of treachery [such as providing vital information about whereupon of the believers], they would have easily committed it without any hesitation.

E. Henry Palmer

But had they been entered upon from its environs and then been asked to show treason they would have done so; but they would only have tarried there a little while.

Edip-Layth

If the enemy had entered at them from all sides, and then they were asked to betray, they would do so with very little hesitation.

George Sale

If the city had been entered upon them by the enemy from the parts adjacent, and they had been asked to desert the true believers, and to fight against them; they had surely consented thereto: But they had not, in such case, remained in the same, but a little while.

Hamid S. Aziz

And when a party of them said, "O people of Yathrib! there is no place to stand for you (here), therefore go back"; and a party of them asked permission of the Prophet, saying. "Surely our houses are exposed"; and they were not exposed; they only desired to flee.

Mahmoud Ghali

And if (the city) had been entered upon them from its (adjacent) regions, and thereafter they had been asked sedition, (Literally: temptation; i. e, if the hypocrites had been asked to apostatize from Islam) indeed they would have brought it forth and in no way would they have kept lingering in it except a little while. (Literally: an easy (while)

Marmaduke Pickthall

If the enemy had entered from all sides and they had been exhorted to treachery, they would have committed it, and would have hesitated thereupon but little.

Mohamed Ahmed - Samira

If the (enemy) had entered the city from every side and asked them to rise in revolt, they would have done so, and not hesitated but a little;

Muhammad Asad

Now if their town had been stormed, and they had been asked [by the enemy] to commit apostasy, [the hypocrites] would have done so without much delay

Mustafa Khattab

Had their city been sacked from all sides and they had been asked to abandon faith, they would have done so with little hesitation.

Progressive Muslims

And if the enemy had entered at them from all sides, and then they were asked to betray, they would do so with very little hesitation.

Rashad Khalifa

Had the enemy invaded and asked them to join, they would have joined the enemy without hesitation.

Sahih International

And if they had been entered upon from all its [surrounding] regions and fitnah had been demanded of them, they would have done it and not hesitated over it except briefly.

Sam Gerrans

And had entry been made against them from its regions, then they had been asked for the means of denial, they would have given it, and would have tarried therein only a little.

Shabbir Ahmed

Now if the enemy had invaded the town from all sides and these hypocrites were asked to inflict harm on the believers, they would have done so without delay.

Syed Vickar Ahamed

And if an attack had come upon them from the (sides of the city), and they had been asked to rebel, certainly, they would have quickly made it true, with only a little delay.

Taqi Usmani

And if it (Madīnah) is entered (by the enemy, in their presence,) from all its sides and they are asked (to join) the mischief, they would readily commit it, and would not remain in them (their homes) but for a short while

The Monotheist Group

And if the enemy had entered at them from all sides, and then they were asked to betray, they would do so with very little hesitation.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 14. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 14. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ahzâb suresi, 14. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩