Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 129. ayet

Âl-i İmrân suresi, 129. ayet. وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ يَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

velillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. yagfiru limey yeşâü veyü`aẕẕibü mey yeşâ'. vellâhü gafûrur raḥîm.

Diyanet İşleri

Göklerdeki her şey ve yerdeki her şey Allah'ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 126–132 · surenin 129. ayeti / 200
  1. Âl-i İmrân 126

    Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır.

  2. Âl-i İmrân 127

    Bir de Allah bunu, inkar edenlerden bir kısmını helak etsin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler diye yaptı.

  3. Âl-i İmrân 128

    Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tövbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder.

  4. 129

    Göklerdeki her şey ve yerdeki her şey Allah'ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  5. Âl-i İmrân 130

    Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.

  6. Âl-i İmrân 131

    Kafirler için hazırlanmış ateşten sakının.

  7. Âl-i İmrân 132

    Allah'a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

129. Yüce Allah göklerde ve yerde, yani bütün kâinatta yalnız kendisinin tasarruf sahibi olduğunu, dilediği kimselerin tevbesini kabul edip onu mağfiret ederek günahlarını bağışlayacağını, dilediği kimseyi de yardımsız bırakıp azaba düçar edeceğini haber vermektedir.

“Allah çok bağışlayıcıdır, pek merhametlidir.” Mağfiret ve rahmetinin kemal derecesinde oluşu ve bunların gereklerinin yaratma ile emretmesinde mevcut oluşu O’nun zatının ayrılmaz sıfatlarındandır. O tevbe edenlere mağfiret eder. Rahmeti gerektirici sebepleri yerine getirenlere de merhamet eder. Nitekim O şöyle buyurmuştur: “Allah'a ve Rasul’e itaat edin ki rahmete nail olasınız.” (Âl-i İmran, 3/132)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Göklerde ve yerde ne varsa yaratma ve yönetmesi Allah'a aittir. Rahmeti ile dilediği kullarının günahlarını bağışlar. Adaleti ile dilediğine azap eder. Allah kullarından tövbe edenleri bağışlar ve onlara karşı merhametlidir.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلِلَّهِ velillahi ve Allah'ındır kök: اله
  2. مَا ma olanlar
  3. فِى fi
  4. ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati göklerde kök: سمو
  5. وَمَا ve ma ve olanlar
  6. فِى fi
  7. ٱلْأَرْضِ ۚ l-erdi yerde kök: ارض
  8. يَغْفِرُ yegfiru (O) bağışlar kök: غفر
  9. لِمَن limen kimseyi
  10. يَشَآءُ yeşa'u dilediği kök: شيا
  11. وَيُعَذِّبُ ve yuazzibu ve azabeder kök: عذب
  12. مَن men dimseye
  13. يَشَآءُ ۚ yeşa'u dilediği kök: شيا
  14. وَٱللَّهُ vallahu Allah kök: اله
  15. غَفُورٌۭ gafurun çok bağışlayan kök: غفر
  16. رَّحِيمٌۭ rahimun çok esirgeyendir kök: رحم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    Hani sen mü'minleri (Uhud'da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir'de yardım etmişti. O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.

  • Aynı kıssa: Uhud Gazvesi

    Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, "Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi" diyen…

  • Aynı kıssa: Uhud Gazvesi

    Andolsun, eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.

  • Aynı kıssa: Uhud Gazvesi

    Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de, Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.

  • Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş,…

  • Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi

    Nasıl ki, Rabbin seni hak uğruna (savaşmak üzere) evinden çıkarmıştı. Mü'minlerden bir grup ise bu konuda kesinlikle isteksizlerdi.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca Allah'a aittir. (Allah) dileyeni (layık gördüğünü) bağışlar; dileyene (layık gördüğüne) azap eder. dipnot 1 Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümle "Allah dilediğini (layık olanı) bağışlar, dilediğine (layık olana) ise azap eder" şeklinde de tercüme edilebilir. Benzer mesajlar: Bakara 2:284; Mâide 5:18, 40; ‘Ankebût 29:21; Fetih 48:14.

Mustafa İslamoğlu

Oysa, göklerdeki ve yeryüzündeki her şey Allah'a aittir; dilediğini bağışlar, dilediğini cezalandırır; fakat Allah'ın affı da, rahmeti de tarifsizdir.

Muhammed Esed

Oysa göklerdeki ve yeryüzündeki her şey Allah'a aittir: O, dilediğini affeder, dilediğini cezalandırır; ve Allah, çok affedicidir, rahmet kaynağıdır.

Ahmed Hulusi

Semalarda ve arzda ne varsa hepsi Allah'ındır (O'nun Esma'sının varlığıyla var ve kaimdirler). Dilediğine mağfiret eder, dilediğine (yaptıklarının karşılığı olarak) azap verir. Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

Ali Bulaç

Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ındır. Kimi dilerse bağışlar, kimi dilerse azablandırır. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

Ali Özek ve heyeti

Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.

Ali Rıza Safa

Göklerde olan her şey ve yeryüzünde olan her şey, Allah'ın malıdır. Dilediğini bağışlayacak, dilediğini de cezalandıracaktır. Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

Bayraktar Bayraklı

Oysa göklerde ve yeryüzünde olan her şey Allah'ındır. O, dilediğini affeder, dilediğini cezalandırır. Allah affedicidir; merhametlidir.

Edip Yüksel

Göklerde ve yerde bulunan her şey ALLAH'ındır. Affedilmeyi hak edeni affeder, cezayı hak edeni cezalandırır. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Göklerde ve yerde bulunan her şey ALLAH'ındır. Affedilmeyi hakkedeni affeder, cezayı hakkedeni cezalandırır. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Göklerde ne var ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır; dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allahındır: dilediğine mağfiret eder dilediğine azab, ve Allah gafurdur, rahimdir.

Erhan Aktaş

Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. O hak edeni dipnot 1 bağışlar, hak edene dipnot 1 azap eder. Allah Çok Affedici ve Çok Bağışlayıcı'dır.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kelimesi kelimesine, "dilediğini." Dilediğini demek: "Hak edeni" demektir; Allah, azabı hak edene azap eder; bağışlanmayı hak edeni bağışlar, demektir. Allah, "Dilediğimi" demekle, kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı Ben veririm, demeyi kastetmektedir. Zira burada Allah'ın "dilemesi," insanın "dilemesine," "insanın seçimine" bağlı olarak gerçekleşmektedir. "Şae" kelimesinin ayetteki anlamı; "gayret göstereni, bir şey yapmak isteyeni" yani "bir şeyi dileyeni" anlamındadır. Seçim insana aittir ve belirleyici olan insanın "dilemesi"dir (Bkz. 76:3).

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. O hak edeni dipnot 1 bağışlar, hak edene dipnot 1 azap eder. Allah Çok Affedici ve Çok Bağışlayıcı'dır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Literal olarak dilediğini: Dilediğini demek; hak edeni, doğru yolu bulma çabasında olanı anlamındadır. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey yapmak isteyeni" anlamına da gelmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. O dilediğini dipnot 1 bağışlar, dilediğine dipnot 1 azap eder. Allah Çok Affedici ve Çok Bağışlayıcı'dır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Uygun gördüğünü yani kişinin seçimine göre uygun olan karşılığı vererek. Azabı hak edene azap eder, bağışlanmayı hak edeni bağışlar.

Gültekin Onan

Göklerde ve yerde olanların tümü Tanrı'nındır. Kimi dilerse bağışlar, kimi dilerse azablandırır. Tanrı bağışlayandır, esirgeyendir.

Hasan Basri Çantay

Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allahın. O kimi dilerse yarlığar, kimi dilerse azablandırır. Allah çok yarlığayıcı, gerçekden esirgeyicidir.

İbni Kesir

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Ve Allah, Gafur'dur, Rahim'dir.

Mehmet Alagaş

(121-129) Bir vakit yakın çevrenden ayrılmıştın, Müminleri savaş yerlerine yerleştiriyordun, Allah işitendir bilendir. Sizden iki grup panikle bozulmaya meyletmişti. (Uhud savaşında sağ ve sol kanatta bulunan Seleme oğulları ile Harise oğulları Münafık Ubeyy in kaçışından etkilenmişlerdi) Allah o iki grubun da dostudur. Müminler Allah’ı vekil ayin etsinler. Kesin olan şu ki, Allah size bedirde siz zelil iken / ezik halde iken yardım etti , Allah’tan sakının, böylelikle belki şükredersiniz. Sen müminler şöyle diyordun. Allah’ın sizi, inen üç bin melekle desteklemesi yeterli değil mi? Evet, siz sabreder ve sakınırsanız, onlar aniden, birden / fevri olarak saldırıya geçseler bile, Allah sizi, nişanlı / amblemli beş bin melek ile destekler. Allah size müjde olarak ve de kalbinizin onla doygunluğa ulaşması / tatmin olması için yapmıştır , yardım ancak saygıdeğer ve hâkim Allah’ın yanındadır. Kafirlerin bir tarafını kes mesi yahut bastırıp geri püskürt mesi ve bozguna uğramaları için yapmıştır. Sana bu işte herhangi bir şey yok, onlar adına tövbelerini kabul de edemezsin, azap ta edemesin, onlar kesinlikle zalimdirler. Semalarda ve arzda ne varsa Allah içindir , istediğini bağışlar istediğine azap eder, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır! O, dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah, çok bağışlayan ve merhamet edendir.

Süleyman Ateş

Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. (O), dilediğini bağışlar, dilediğine azabeder, Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

Süleymaniye Vakfı

Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. O, bağışlanmayı hak edeni bağışlar, azabı hak edene de azap eder. Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır. dipnot 1

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. O, affı hak edeni affeder, azabı hak edene de azap eder. Bağışlaması çok, iyiliği bol olan Allah'tır.

Şaban Britch

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır! Dilediğini bağışlar, dilediğine de azap eder. Allah, çok bağışlayan ve merhamet edendir.

Şaban Piriş

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır! Dilediğini bağışlar, dilediğini de cezalandırır. Allah, çok bağışlayan ve merhamet edendir.

Yaşar Nuri Öztürk

Göklerde ne var, yerde ne varsa Allah'ındır. Dilediğini/dileyeni affeder; dilediğine/dileyene azap eder. Allah çok affedici, çok merhametlidir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

To Allah belong all that is in the Heavens and all that is on Earth. He forgives whom He will and punishes whom He will. Allah is Ghafurun and Rahimun.

Abdul Haleem

Everything in the heavens and earth belongs to God. He forgives whoever He will and punishes whoever He will: God is most forgiving and merciful.

Abdullah Yusuf Ali

To Allah belongeth all that is in the heavens and on earth. He forgiveth whom He pleaseth and punisheth whom He pleaseth; but Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful.

Abul A'la Maududi

Whatever is in the heavens and the earth belongs to Allah. He forgives whom He wills, and chastises whom He wills: Allah is indeed All-Forgiving, Most-Compassionate. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    When the Prophet was injured he uttered words of imprecation against the unbelievers: 'How can a people that injures its own Prophet attain salvation?' These verses are in response to that utterance.

Aisha Bewley

Everything in the heavens and everything in the earth belongs to Allah. He forgives whoever He wills and punishes whoever He wills. Allah is Ever-Forgiving, Most Merciful.

Al-Hilali & Khan

And to Allâh belongs all that is in the heavens and all that is in the earth. He forgives whom He wills, and punishes whom He wills. And Allâh is Oft-Forgiving, Most Merciful.

Ali Quli Qarai

To Allah belongs whatever is in the heavens and whatever is in the earth: He forgives whomever He wishes and punishes whomever He wishes, and Allah is all-forgiving, all-merciful.

Amatul Rahman Omar

And to Allâh belongs whatsoever is in the heavens and whatsoever is in the earth. He protects (against sins) whom He will and punishes whom He will. Allâh is Great Protector, Ever Merciful.

Arthur John Arberry

To God belongs all that is in the heavens and earth; He forgives whom He will, and chastises whom He will; God is All-forgiving, All-compassionate.

Bijan Moeinian

To God belongs everything that exists in the heavens and on earth. He may forgive whoever He decides and punish whoever He wishes; and God is Forgiving and Merciful.

E. Henry Palmer

God's is what is in the heavens and in the earth. He forgives whom He pleases, and punishes whom He pleases; for God is forgiving and merciful.

Edip-Layth

To God is what is in the heavens and the earth, He forgives whom He pleases, and He punishes whom He pleases; and God is Forgiving, Compassionate.

George Sale

To God belongeth whatsoever is in heaven and on earth: He spareth whom he pleaseth, and he punisheth whom he pleaseth; for God is merciful.

Hamid S. Aziz

To Allah belongs whatever is in the heavens and in the earth. He forgives whom He will, and punishes whom He will. Allah is Forgiving and Merciful.

Mahmoud Ghali

And to Allah (belongs) whatever is in the heavens and whatever is in the earth. He forgives whomever He decides and torments whomever He decides; and Allah is Ever-Forgiving, Ever-Merciful.

Marmaduke Pickthall

Unto Allah belongeth whatsoever is in the heavens and whatsoever is in the earth. He forgiveth whom He will, and punisheth whom He will. Allah is Forgiving, Merciful.

Mohamed Ahmed - Samira

To God belongs all that is in the heavens and the earth: He may pardon whom He please and punish whom He will. Yet God is forgiving and kind.

Muhammad Asad

whereas unto God belongs all that is in the heavens and all that is on earth: He forgives whom He wills, and He chastises whom He wills; and God is much-forgiving, a dispenser of grace.

Mustafa Khattab

To Allah ˹alone˺ belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth. He forgives whoever He wills, and punishes whoever He wills. And Allah is All-Forgiving, Most Merciful.

Progressive Muslims

And to God is what is in the heavens and the Earth, He forgives whom He pleases, and He punishes whom He pleases; and God is Forgiving, Merciful.

Rashad Khalifa

To GOD belongs everything in the heavens and the earth. He forgives whomever He wills, and punishes whomever He wills. GOD is Forgiver, Most Merciful.

Sahih International

And to Allah belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth. He forgives whom He wills and punishes whom He wills. And Allah is Forgiving and Merciful.

Sam Gerrans

And to God belongs what is in the heavens and what is in the earth. He forgives whom He wills, and punishes whom He wills; and God is forgiving and merciful.

Shabbir Ahmed

Everything in the Universe and everything in the earth belongs to Allah. His Law of Requital deals with forgiveness and punishment in all fairness. The Forgiving, the Merciful Allah has designed His Laws.

Syed Vickar Ahamed

And to Allah belongs all that is in heavens and all that is in the earth. He forgives whom He pleases, and punishes whom He pleases; And Allah is Often Forgiving (Ghafoor), Most Merciful (Raheem).

Taqi Usmani

To Allah belongs what is in the heavens and what is in the earth. He forgives whomsoever He wills and punishes whomsoever He wills. Allah is Most-Forgiving, Very-Merciful.

The Monotheist Group

And to God is what is in the heavens and in the earth, He forgives whom He pleases, and He punishes whom He pleases; and God is Forgiving, Merciful.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 129. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 129. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 129. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩