A'râf suresi

A'râf suresi, 161. ayet

A'râf suresi, 161. ayet. وَإِذْ قِيلَ لَهُمُ ٱسْكُنُوا۟ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةَ وَكُلُوا۟ مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ وَقُولُوا۟ حِطَّةٌ وَٱدْخُلُوا۟ ٱلْبَابَ سُجَّدًا نَّغْفِرْ لَكُمْ خَطِيٓـَٰٔتِكُمْ سَنَزِيدُ ٱلْمُحْسِنِينَ

veiẕ ḳîle lehümü-skünû hâẕihi-lḳaryete vekülû minhâ ḥayŝü şi'tüm veḳûlû ḥiṭṭatüv vedḫulü-lbâbe sücceden nagfir leküm ḫatiâtiküm. senezîdü-lmuḥsinîn.

Diyanet İşleri

O zaman onlara denilmişti ki: "Şu memlekete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi yiyin ve 'Hıtta (Ya Rabbi, bizi affet)' deyin. Kentin kapısından eğilerek tevazu ile girin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere daha da fazlasını vereceğiz."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 158–164 · surenin 161. ayeti / 206

Konu Bütün insanlara elçi; on iki kabile; deniz kıyısındaki kent A'râf 158–171 3

  1. A'râf 158

    (Ey Muhammed!) De ki: "Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah'ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O, diriltir ve öldürür. O halde, Allah'a ve O'nun sözlerine inanan Resulüne, o ümmi peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız."

  2. A'râf 159

    Musa'nın kavminden (insanları) hak ile doğru yola ileten ve onunla adaletli davranan bir topluluk da vardı.

  3. A'râf 160

    Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. (Tih sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Musa'dan su istediğinde biz ona, "Asanı taşa vur" diye vahyettik. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. "Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin" (dedik). Onlar bize zulmetmediler, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı.

  4. 161

    O zaman onlara denilmişti ki: "Şu memlekete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi yiyin ve 'Hıtta (Ya Rabbi, bizi affet)' deyin. Kentin kapısından eğilerek tevazu ile girin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere daha da fazlasını vereceğiz."

  5. A'râf 162

    Onlardan zulmedenler hemen sözü, kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de zulmetmelerine karşılık üzerlerine gökten bir azab gönderdik.

  6. A'râf 163

    (Ey Muhammed!) Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor, tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk.

  7. A'râf 164

    Hani onlardan bir topluluk demişti ki: "Siz, Allah'ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?" Onlar da, "Rabbinize bir mazeret beyan etmek için, bir de belki Allah'a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)" demişlerdi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

161. “Bir zaman onlara: Şu şehire yerleşin.” Yani Îlîya (Kudüs’e) sizin için bir vatan ve bir mesken olmak üzere girin. “Orada dilediğiniz yerden yeyin.” Yani orası ağaçları çok, mahsulleri oldukça bol, geçimi rahat bir şehirdi. Bu yüzden Yüce Allah diledikleri yerden yemelerini emretti. Kapıdan girdikleri vakit de “Hıtta!” Yani günahlarımızı dök ve bizi affet! “deyin” diye emir verdi. “ve kapısından da secde ederek” Rabbinize tevazu ile eğilerek, O’nun izzeti önünde boyun bükerek, nimetlerine şükrederek “girin!” Yüce Allah böylelikle onlara itaatle boyun eğmeyi ve Allah’tan mağfiret dilemeyi emretti, böyle yaptıkları takdirde de günahlarının bağışlanacağını, dünyada da âhirette de onları mükâfatlandıracağını belirterek şöyle buyurdu: “ki günahlarınızı bağışlayalım. Biz ihsan sahiplerine daha da artıracağız.” Dünya ve âhiret hayırlarından daha fazlasını vereceğiz. Ancak onlar bu ilâhi emre uymadılar, aksine muhalefet ettiler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Resul! Allah'ın İsrailoğulları'na: "Kudüs'e giriniz, onun meyvelerinden dilediğiniz yerden ve istediğiniz zaman yiyiniz" dediği zamanı hatırla! Hani onlara "Ey Rabbimiz günahlarımızı bağışla!" deyiniz. Kapıdan boyunlarınızı eğerek ve Rabbinize itaat ederek giriniz. Eğer bunu yaparsanız günahlarınızı bağışlarız. İyilik yapanlara dünya ve ahiretin hayırlarını arttıracağız diye buyurmuştu.

Kelimeler

20 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذْ ve iz zaman
  2. قِيلَ kile denildiği kök: قول
  3. لَهُمُ lehumu onlara
  4. ٱسْكُنُوا۟ skunu oturun kök: سكن
  5. هَـٰذِهِ hazihi şu
  6. ٱلْقَرْيَةَ l-karyete kentte kök: قري
  7. وَكُلُوا۟ ve kulu ve yeyin kök: اكل
  8. مِنْهَا minha orada
  9. حَيْثُ haysu yerden kök: حيث
  10. شِئْتُمْ şi'tum dilediğiniz kök: شيا
  11. وَقُولُوا۟ ve kulu ve deyin kök: قول
  12. حِطَّةٌۭ hittatun "affet" kök: حطط
  13. وَٱدْخُلُوا۟ vedhulu ve girin kök: دخل
  14. ٱلْبَابَ l-babe kapıdan kök: بوب
  15. سُجَّدًۭا succeden secde ederek kök: سجد
  16. نَّغْفِرْ negfir bağışlayalım kök: غفر
  17. لَكُمْ lekum sizin
  18. خَطِيٓـَٔـٰتِكُمْ ۚ hatiyatikum hatalarınızı kök: خطا
  19. سَنَزِيدُ senezidu biz daha fazlasını da vereceğiz kök: زيد
  20. ٱلْمُحْسِنِينَ l-muhsinine iyilik edenlere kök: حسن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حطط (2 geçiş) · Aynı kök: خطا (22 geçiş) · Aynı kök: بوب (27 geçiş)

    Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki,…

  • Aynı kök: بوب (27 geçiş) · Aynı kök: سجد (92 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş)

    Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle "Tur"u üzerlerine kaldırdık ve onlara, "Tevazu ile kapıdan girin" dedik. Yine onlara,…

  • Aynı kök: حيث (31 geçiş) · Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

  • Aynı kök: حيث (31 geçiş) · Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    "Ey Adem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz."

  • Aynı kök: سجد (92 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Ortak kavram: İhsan

    İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince, yüzünüzü…

  • Aynı kök: اكل (109 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Ortak kavram: İhsan

    Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi. Biri, "Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm" dedi. Diğeri, "Ben de rüyamda başımın üzerinde,…

  • Aynı kök: خطا (22 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Onu günahkarlardan başkası yemez."

  • Aynı kök: خطا (22 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş)

    Hataları (küfür ve isyanları) yüzünden suda boğuldular ve cehenneme sokuldular da kendileri için Allah'tan başka yardımcılar bulamadılar.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hani onlara şöyle denmişti: "Şu şehirde yerleşin; onun (nimetlerinden) dilediğiniz gibi yararlanın; ‘Hıttah!' (bizi bağışla) deyin ve kapıdan eğilerek girin ki hatalarınızı bağışlayalım." dipnot 1 Güzel davrananların (ödülünü) ileride daha da artıracağız.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yüce Allah İsrailoğulları'na hitabına devam etmekte, [hıttatün] yani "af diliyoruz" demelerini ve kapıdan boyun eğerek girmelerini emretmektedir. Kapıdan secde ederek girmeleri, azgın, vurdumduymaz ve şımarık bir şekilde değil de mütevazı, alçak gönüllülükle, saygılı ve edepli bir edayla girmeleri anlamına gelmektedir. Ayette geçen [sücceden] kelimesi bilinen anlamda "secde" değil, secdenin asıl amacını gösterecek şekilde "boyun bükerek bir şeyi yapmak" anlamını vermektedir.

Mustafa İslamoğlu

Hani, bir zaman da onlara denilmişti ki: "Yerleşin şu ülkeye, oranın ürünlerinden dilediğiniz gibi yararlanın! Bir yandan da 'Bağışla!' diye yalvarın ve mahviyet içerisinde (kentin) kapısından girin; Biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım ve sonunda güzel davrananları ödüllendirelim!"

Muhammed Esed

Hani, size şöyle dendiği zaman(ı hatırlayın): "Bu ülkede yerleşin ve oranın ürünlerinden dilediğiniz gibi yararlanın; ve (bunu yaparken) "Bizden günahlarımızın yükünü kaldır!" diye niyaz edin. Ve alçak gönüllülükle (şehrin) kapı(sın)dan girin; (ki, böylece) sizin günahlarınızı bağışlayalım (ve) iyilik yapanları kat kat ödüllendirelim!"

Ahmed Hulusi

Hani onlara: "Şu şehirde yerleşin. . . Ondan istediğiniz yerden yeyin. 'Mağfiret et', deyin ve kapısından secdenin anlamını yaşayarak girin ki, hatalarınızı sizin için mağfiret edelim. . . Muhsinlere daha da ziyade edeceğiz" denildi.

Ali Bulaç

Onlara: "Bu şehirde oturun, ondan istediğiniz yerden yeyin, 'dileğimiz bağışlanmadır' deyin ve kapısından secde ederek girin, (biz de) hatalarınızı bağışlayalım. İyilik yapanların (armağanlarını) arttıracağız" denildiğinde,

Ali Özek ve heyeti

Onlara denildi ki: Şu şehirde (Kudüs'te) yerleşin, ondan (nimetlerinden) dilediğiniz gibi yiyin, «bağışlanmak istiyoruz» deyin ve kapıdan eğilerek girin ki hatalarınızı bağışlayalım. İyilik yapanlara ileride ihsanımızı daha da artıracağız.

Ali Rıza Safa

Ayrıca, onlara, şöyle denilmişti: "Şu kente yerleşin ve istediğiniz yerden yiyin. Ve ‘Bizi bağışla!' diyerek kapıdan secde ederek girin; suçlarınızı bağışlayalım. Güzel davrananlara, daha da çoğunu vereceğiz!" dipnot 131

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 131
    "Secde ederek girin!" olarak yazdığımız "Succeden" söylemi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Alçakgönüllü olarak girin!" veya "Tevazu ile eğilerek girin!" veya "Saygı kapanışı yaparak girin!" biçiminde çevrilmiştir. 2:58 ve 4:154 ayetlerinde de aynı yorum ayrılıkları vardır.

Bayraktar Bayraklı

Hani onlara denildi ki: "Bu ülkede yerleşiniz ve oranın ürünlerinden dilediğiniz gibi yararlanınız ve bunu yaparken 'Bizden günahlarımızın yükünü kaldır' diye niyaz ediniz! Saygıda bulunarak kapıdan giriniz ki, sizin günahlarınızı bağışlayalım. İyilik yapanları kat kat ödüllendireceğiz."

Edip Yüksel

Hatırla ki kendilerine, "Bu şehirde oturun, oradan dilediğiniz gibi yiyin, dostça konuşun ve kapıdan alçak gönüllü olarak girin ki hatalarınızı bağışlayalım. İyilik yapanlara fazlasını vereceğiz" denildiğinde,

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Hatırla ki kendilerine, 'Bu şehirde oturun, oradan dilediğiniz gibi yiyin, dostça konuşun ve kapıdan alçak gönüllü olarak girin ki hatalarınızı bağışlayalım. İyilik yapanlara fazlasını vereceğiz,' denildiğinde,

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve o vakit onlara denilmişti ki: "Şu şehre yerleşin ve orada dilediğiniz yerde yiyin, "Bağışla bizi!" deyin ve secde ederek kapıya girin ki size suçlarınızı bağışlayalım, iyilere ileride daha fazlasını vereceğiz."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o vakit onlara denilmişti ki şu şehre sakin olun ve ondan dilediğiniz yerde yeyin ve "hıtta" deyin ve secde ederek kapıya girin ki size suçlarınızı bağışlayalım, muhsinlere ilerde ziyadesini vereceğiz

Erhan Aktaş

Onlara, "Şu beldeye yerleşin ve orada dilediğiniz şeylerden yiyin. Af dilediğinizi söyleyin ve teslim olmuş/kabullenmiş olarak kapısından girin." denilmişti. Biz, "Yanlışlarınızı bağışlayalım ve iyilik edenlere fazlasıyla verelim."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara, "Şu beldeye yerleşin ve orada dilediğiniz şeylerden yiyin. Af dilediğinizi söyleyin ve teslim olmuş/kabullenmiş olarak kapısından girin" denilmişti. Biz, "Yanlışlarınızı bağışlayalım ve iyilik edenlere fazlasıyla verelim."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara, "Şu beldeye yerleşin ve orada dilediğiniz şeylerden yiyin. Af dilediğinizi söyleyin ve teslim olmuş/kabullenmiş olarak kapısından girin" denilmişti. Biz, "Hatalarınızı bağışlayalım ve iyilik edenlere fazlasıyla verelim."

Gültekin Onan

Onlara: "Bu şehirde oturun, ondan istediğiniz yerden yiyin, 'dileğimiz bağışlanmadır' deyin ve kapısından secde ederek girin, (biz de) hatalarınızı bağışlayalım. İyilik yapanların (armağanlarını) arttıracağız" denildiğinde,

Hasan Basri Çantay

O zaman onlara: "Şu şehirde yerleşin. Onun dilediğiniz yerinden yeyin. "Hıtta" deyin. Kapısından hepiniz secde edici olarak girin ki suçlarınızı yarlığayalım. İyi hareket edenlere ileride daha fazlasıyle vereceğiz" denilmişdi.

İbni Kesir

Hani onlara denilmişti ki: Şu şehirde oturun, dilediğiniz gibi yeyin, için. "Affet" deyin ve kapısından secde ederek girin ki; yanılmalarınızı bağışlayalım. İhsan edenlere daha da arttıracağız.

Mehmet Alagaş

(159-171) (ÖNCEKİ KAVİMLERİN HABERLERİ İLE TANIŞIN, İSRAİLOĞULLARI, MUSA KAVMİ) Musa’nın kavminden bir topluluk var ki , gerçeğe iletirler ve onunla / hakikatle adaleti sağlarlar. Onları 12 torun topluluğuna parçaladık , kavmi ondan su vermesini istediklerinde Musa’ya vahyettik, Asan ile / sopan ile vur taşa! Ondan on iki göze / kaynak fışkırdı, böylelikle her insan içeceği yeri / maşrabasını bildi, bulutları kavmin üzerine gölge ettik, üzerlerine kudret helvası ve bıldırcın indirdik , sizi rızıklandırdıkları mızın hoş olanlarımdan y iyin dedik, b ize zulmedemediler ve lakin nefislerine zulmeder oldular. Onlara, bu memlekette yerleşin / iskân edin, istediğiniz taraftan yiyin, affet / hıtta deyin ve secde ederek kapıdan girin ki hatalarınızı bağışlayalım , güzel davrananlara ilavesini / ziyadesini vereceğiz denildiğinde, sizden zulmedenler kendilerine söyleneni, başka bir söz ile değiştirdiler / mübadele ettiler, onlara zulümleri nedeniyle gökten pis şeyler / rics şeyler indirdik. Onlara deniz kenarındaki o yerleşkeyi sor, cumartesi gününde / sabit günde haddi aşıyorlardı , büyük balıklar cumartesinde / sabit oldukları günde akın ediyorlardı, cumartesi dışında / sabit olmadıkları günde ise gelmiyorlardı, yoldan çıkmış olmaları nedeniyle onlar böyle imtihan oluyorlardı. Onlardan bir toplum, niçin Allah’ın helak edeceği yahut şiddetli bir azapla azap edeceği o kavme öğüt veriyorsunuz / nasihat ediyorsunuz ? dediğinde. Dediler ki Rabbimize özür beyanı / mazeret olması için dir, işte böylelikle belki o kavim sakınırlar. (Kavim azabı hak etse dahi, sen öğüt ver ve sendeki sorumluluğu gider, öğüt vermiştim, işimi yaptım mazeretin olsun) Ne zamanki hatırlatılan şeyleri / öğütleri unuttular, kötülükten men edenleri / nehyedenleri kurtardık, zulmedenleri yoldan çıkmış olmalarından dolayı ç etin / sert / beis bir azap ile yakaladık. Ne zamanki men edildikleri şeyde iyice küstahlaştılar dedik ki onlara, utanç verici / hor / hakir / alçak maymunlar olun. Rabbin, kıyamet gününe kadar azabın kötüsünü onlara uygulayacak birilerini, yaratacağını ilan etmektedir, senin Rabbin kesinlikle hızlı ceza verir ve de kesinlikle bağışlayıcıdır, esirgeyendir. Onları yeryüzünde toplumlara parçaladık, onlarda ıslah ediciler de var, bunun dışındakilerde vardır, onları güzellikle de kötülükle de imtihan ettik, böylelikle belki geri dönerler / rücu ederler. Onların ardından gelenleri devralan / halife yaptık, kitaba varis oldular, bu dünyada sunulanı / arz edileni alıyorlar, ardından bizler bağışlanacağız diyorlar, eğer onlara onun (dünyanın) bir benzeri / bir misli daha getirilip sunulsa onu da alırlar , Kitapta onlarla, Allah hakkında gerçek dışı ve öğretilenler dışında herhangi bir şey söylemeyeceklerine dair sözleşme yapıldığına değinilmemiş mi? Ahiret yurdu sakınanlar için hayırlıdır, akıllanmayacak mısınız? Kitaba tutunanlar ve Namazı / salatı kalkıp kılanlar, (ayağa kalkıp iletişime geçenler) biz kesinlikle ıslah edenlerin ücretlerini / ecirlerini zayi etmeyiz / çarçur etmeyiz. Bir vakit, dağı üstlerinde gölge bırakacak kadar kaldırmıştık, ki üzerlerine düşecek sandılar, size verdiğimizi kuvvetlice tutun, Ondakileri hatırlayın böylelikle belki sakınırsınız dedik.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hani: "Şu kasabaya girip, dilediğiniz yerden istediğinizi yiyin. Kapısından secde ederek/ boynu bükük, zelil olarak girin ve; «Bağışla!» deyin de sizi bağışlayalım, ihsan sahipleri için daha fazlasını vereceğiz." denilmişti.

Süleyman Ateş

Onlara: "Şu kentte oturun. Orada dilediğiniz yerden yeyin, (Allah'a niyaz edip bizi) affet deyin ve secde ederek kapıdan girin ki hatalarınızı bağışlayalım; biz iyilik edenlere daha fazlasını da vereceğiz." denildi.

Süleymaniye Vakfı

Bir gün onlara şöyle denmişti dipnot 1 : "Bu kente yerleşin. Beğendiğiniz yerden yiyin. "Günah yükümüzü kaldır!" deyin ve kapısından boyun eğerek girin ki hatalarınızı örtelim. Güzel davrananlara ikramlarımız olacaktır."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir gün onlara şöyle denmişti: "Bu kente yerleşin. Orada beğendiğiniz dipnot 1 yerden yiyin. "Bağışla bizi" deyin. Kapısından baş eğerek girin ki hatalarınızı örtelim. Güzel davrananlara (karşılığını) fazlasıyla vereceğiz .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    ....

Şaban Britch

Hani:Şu kasabaya girip, dilediğiniz yerden istediğinizi yiyin. Kapısından secde ederek/ boynu bükük, zelil olarak girin ve “bağışla” deyin de sizi bağışlayalım, iyiler için daha fazlasını vereceğiz, denilmişti.

Şaban Piriş

Onlara: -Bu ülkede oturun ve orada dilediğiniz yerden yiyin, "bağışla" diyerek kapıdan secde edip girin ki biz de sizi bağışlayalım. İyiler için daha fazlasını vereceğiz, denilmişti.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara şöyle denildi: Şu kentte oturun, orada istediğiniz yerden yiyin. 'Affet' diye yalvarın; kapıdan da secde ederek girin ki, hatalarınızı bağışlayalım. Güzel düşünüp güzel iş yapanlara daha fazlasını da vereceğiz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We said to them "You make abode in this town* and eat as you will, wherever you will. It is all replete with choice of all delights. Enjoy all that is wholesome and affords pleasure, but let your bosoms surge up and answer thanks and express your thoughts in words invoking Me to relieve your hearts and unload your burden of sins", "Humble yourselves and bow your knees to Me as you go through the gate ", "then and only then will I forgive your iniquities and reward those whose deeds are imprinted with wisdom and piety with what runs higher than what corresponds with their piety"

Abdul Haleem

When they were told, ‘Enter this town and eat freely there as you will, but say, "Relieve us!" and enter its gate humbly: then We shall forgive you your sins, and increase the reward of those who do good,’

Abdullah Yusuf Ali

And remember it was said to them: "Dwell in this town and eat therein as ye wish, but say the word of humility and enter the gate in a posture of humility: We shall forgive you your faults; We shall increase (the portion of) those who do good."

Abul A'la Maududi

And recall dipnot 1 when it was said to them: 'Dwell in this town and eat plentifully of whatever you please, and say: "Repentance", and enter the gate prostrate. We shall forgive you your sins and shall bestow further favours on those who do good.'

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This alludes to their constant defiance and rebellion in face of God' favours which eventually brought about their destruction.

Aisha Bewley

When they were told: ‘Live in this town and eat of it wherever you like and say, "Relieve us of our burdens!" and enter the gate prostrating. Your mistakes will be forgiven you. We will grant increase to good-doers.’

Al-Hilali & Khan

And (remember) when it was said to them: "Dwell in this town (Jerusalem) and eat therefrom wherever you wish, and say, ‘(O Allâh) forgive our sins’; and enter the gate prostrate (bowing with humility). We shall forgive you your wrong-doings. We shall increase (the reward) for the good-doers."

Ali Quli Qarai

And when they were told, ‘Settle in this town and eat thereof whence you wish; and say, ‘‘Relieve [us of the burden of our sins],’’ and enter prostrating at the gate, that We may forgive your iniquities, and soon We shall enhance the virtuous. ’

Amatul Rahman Omar

And (recall the time) when it was said to them, `Dwell in this township (-Yathrib) and eat therefrom when you will and pray, "Relieve us of the burden of our sins," and enter its gate submissively. (If you do so) We will protect you against (the consequences of) your sins. We shall multiply the reward of the doers of excellent deeds.'

Arthur John Arberry

And when it was said to them, 'Dwell in this township and eat of it wherever you will; and say, Unburdening; and enter in at the gate, prostrating; We will forgive you your transgressions, and increase the good-doers. '

Bijan Moeinian

Recall [their response] when they were told: "march into the town (Palestine), bow down your head as a sign of being humble, say "hittatum" (amnesty to its dwellers), get established in that town and enjoy what God has in reserve for you there. I will forgive your sins [such as worshipping the cow] and reward the good deeds of the righteous ones among you many folded."

E. Henry Palmer

And when it was said unto them, 'Dwell in this city and eat therefrom as ye will, and say 'hittatun and enter the gate adoring; so will we pardon you your sins; - we will increase those who do well. '

Edip-Layth

When they were told: "Reside in this town and eat from it as you please, talk amicably and enter the passage by prostrating, We will then forgive for you your wrong doings. We will increase for the good doers."

George Sale

And remember the time when it was said to them, 'Dwell in this town and eat therefrom wherever you will, and say, 'Allah! lighten our burden,' and enter the gate in humility, We shall forgive you your sins, and surely We shall give increase to those who do good. '

Hamid S. Aziz

And when it was said unto them, "Dwell in this city and eat there from (enjoy its facilities) as you will, and say "Repentance" and enter the gate prostrate (in humility); so will We forgive you your sins; We will increase (the portion or reward of) those who do right. "

Mahmoud Ghali

And as it was said to them, "Dwell (serenely) in this town and eat of it where you decide, and say, "Unburdening, " (Unburdening of their sins, i. e, forgiveness) and enter the gate constantly prostrating. (Then) We shall forgive you your offences. We will soon increase the fair-doers.".

Marmaduke Pickthall

And when it was said unto them: Dwell in this township and eat therefrom whence ye will, and say "Repentance," and enter the gate prostrate; We shall forgive you your sins; We shall increase (reward) for the right-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

And when it was said to them: "Live in this land and eat of its produce wheresoever you like, and ask for remission of your sins, but pass through the gates with submission (and not pride), We shall forgive your trespasses, and give to those who are righteous abundance,"

Muhammad Asad

And [remember] when you were told: "Dwell in this land and eat of its food as you may desire; but say, `Remove Thou from us the burden of our sins,' and enter the gate humbly - [whereupon] We shall forgive you your sins [and] shall amply reward the doers of good. "

Mustafa Khattab

And ˹remember˺ when it was said to them, "Enter this city ˹of Jerusalem˺ and eat from wherever you please. Say, ‘Absolve us,’ and enter the gate with humility. We will forgive your sins, ˹and˺ We will multiply the reward for the good-doers."

Progressive Muslims

And they were told: "Reside in this town and eat from it as you please, and Say: "Our load is removed," and enter the gate while prostrating, We will forgive for you your wrong doings, and We will increase for the good doers. "

Rashad Khalifa

Recall that they were told, "Go into this town to live, and eat therefrom as you please, treat the people amicably, and enter the gate humbly. We will then forgive your transgressions. We will multiply the reward for the righteous."

Sahih International

And [mention, O Muúammad], when it was said to them, "Dwell in this city and eat from it wherever you will and say, 'Relieve us of our burdens,' and enter the gate bowing humbly; We will [then] forgive you your sins. We will increase the doers of good [in goodness and reward]."

Sam Gerrans

And when it was said to them: “Dwell in this city, and eat of it wheresoever you will; and say: ‘A mitigation!’ And enter the gate in submission; We will forgive you your offences. We will increase the doers of good.”

Shabbir Ahmed

And remember, when it was said to them, "Dwell in this town, enjoy Our bounties all along and remain humble before Our Commands. As soon as you enter the gate, your wandering in the desert will end. Remain submissive and We will forgive your faults. We increase the reward for those who benefit humanity." (2:58). Then We commanded you, "Enter the Sacred Land (of Palestine (5:21)) and enjoy the provisions; eat from where you want. Enter the gate humbly and say, HITTATUN, 'Our Lord! Absolve our misdeeds, we mend our ways.' Then do what you say and We shall forgive you your misdeeds and amply reward the doers of good."

Syed Vickar Ahamed

And (remember) when it was said to them: "Live in this town and eat from there as you wish, but say the word of modesty (without pride) and enter the gate in a state of being humble: We shall forgive you for your faults; We shall increase (the portion of) those who do good. "

Taqi Usmani

(Recall) when it was said to them, "Live in this town and eat therefrom anywhere you like, and say, HiTTah (we seek forgiveness) and enter the gate prostrating yourselves, so that We forgive your errors. We shall give much more to those who are good in their deeds."

The Monotheist Group

And they were told: "Reside in this town and eat from it as you please, and say: "Our load is removed," and enter the passageway by crouching, We will forgive for you your wrongdoings, and We will increase for the good doers."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 161. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 161. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 161. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩