A'râf suresi

A'râf suresi, 166. ayet

A'râf suresi, 166. ayet. فَلَمَّا عَتَوْا۟ عَن مَّا نُهُوا۟ عَنْهُ قُلْنَا لَهُمْ كُونُوا۟ قِرَدَةً خَٰسِـِٔينَ

felemmâ `atev `am mâ nühû `anhü ḳulnâ lehüm kûnû ḳiradeten ḫâsiîn.

Diyanet İşleri

Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara "aşağılık maymunlar olun" dedik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 163–169 · surenin 166. ayeti / 206

Konu Bütün insanlara elçi; on iki kabile; deniz kıyısındaki kent A'râf 158–171 3

  1. A'râf 163

    (Ey Muhammed!) Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor, tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk.

  2. A'râf 164

    Hani onlardan bir topluluk demişti ki: "Siz, Allah'ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt veriyorsunuz?" Onlar da, "Rabbinize bir mazeret beyan etmek için, bir de belki Allah'a karşı gelmekten sakınırlar diye (öğüt veriyoruz)" demişlerdi.

  3. A'râf 165

    Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca, biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle, şiddetli bir azapla yakaladık.

  4. 166

    Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara "aşağılık maymunlar olun" dedik.

  5. A'râf 167

    Hani Rabbin, elbette kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü tattıracak kimseleri göndereceğini bildirmişti. Şüphesiz Rabbin, elbette cezayı çabuk verendir. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  6. A'râf 168

    Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık. Onlardan iyi kimseler vardır. İçlerinden öyle olmayanları da vardı. Belki dönüş yaparlar diye de onları güzellikler ve kötülükler ile sınadık.

  7. A'râf 169

    Derken, onların ardından yerlerine Kitab'a (Tevrat'a) varis olan (kötü) bir nesil geldi. Şu geçici dünyanın değersiz malını alır ve "(nasıl olsa) biz bağışlanacağız" derlerdi. Kendilerine benzeri bir mal gelse onu da alırlar. Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap'ta söz alınmamış mıydı? Onun içindekileri okumamışlar mıydı? Halbuki, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

166. “Böylece onlar kibirlenip kendilerine yasak kılınanları yapmakta ısrar edince” kalpleri yumuşamak yerine katılaşıp ögüt almaz hale gelince “onlara” kevni/kaderi bir emir olarak “Aşağılık maymunlar olun!, dedik.” Böylece Allah’ın dilemesi ile maymun oluverdiler. Allah da onları rahmetinden uzaklaştırdı.

Daha sonra Yüce Allah onlardan geriye kalanlar üzerine zillet ve horluk damgasının vurulmuş olduğunu söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yüce Allah'a isyan edip kibirlenip, inat ederek haddi aştıklarında ve kendilerine yapılan öğütten ders almayınca onlara: "Ey Asiler! Aşağılık maymunlar olun!" dedik. Onlar da bizim dediğimiz gibi oldular. Şüphesiz biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman ona: "Ol!" dememizden ibarettir ve o da hemen oluverir.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَلَمَّا felemma ne zaman ki
  2. عَتَوْا۟ atev vazgeçmediler kök: عتو
  3. عَن an -den
  4. مَّا ma şeyler-
  5. نُهُوا۟ nuhu yasak kılınan kök: نهي
  6. عَنْهُ anhu kendilerine
  7. قُلْنَا kulna dedik kök: قول
  8. لَهُمْ lehum onlara
  9. كُونُوا۟ kunu olun kök: كون
  10. قِرَدَةً kiradeten maymunlar kök: قرد
  11. خَـٰسِـِٔينَ hasiine aşağılık kök: خسا

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: قرد (3 geçiş) · Aynı kök: خسا (4 geçiş) · Aynı kıssa: Ashâb-ı Sebt (Cumartesi Ehli)

    Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, "Aşağılık maymunlar olun" demiştik.

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Sebt (Cumartesi Ehli) · Aynı kök: نهي (56 geçiş)

    Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca, biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle, şiddetli bir…

  • Aynı kök: قرد (3 geçiş)

    De ki: "Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar…

  • Aynı kök: خسا (4 geçiş)

    Allah, "Aşağılık içinde kalın orada, artık benimle konuşmayın!" der.

  • Aynı kök: خسا (4 geçiş)

    Sonra tekrar tekrar bak; bakışların (aradığı çatlak ve düzensizliği bulamayıp) aciz ve bitkin halde sana dönecektir.

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Sebt (Cumartesi Ehli)

    Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Sebt (Cumartesi Ehli)

    (Ey Muhammed!) Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil…

  • Aynı kök: عتو (10 geçiş)

    Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yasaklanan şeyler nedeniyle haddi aşınca onlara "Aşağılık maymunlar (gibi) olun!" demiştik. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Buradaki mesajın şeklen ve bedenen değil de manevi ve mecaz olarak bir dönüşüm olduğu kanaatindeyiz. Benzer mesajlar: Bakara 2:65; Mâide 5:60.

Mustafa İslamoğlu

Ve sonunda, kendilerine yasaklanan şeyleri işlemekteki inatçı tutumları yüzünden onlara dedik ki: "Maymundan beter olun!"

Muhammed Esed

ve sonra da, kendilerine yasak edilen şeyleri yapmakta küstahça direttikleri zaman onlara: "Aşağılık maymunlar gibi olun!" dedik.

Ahmed Hulusi

Ne zaman ki kibirlenip yasaklandıkları şeylerden dolayı kızıp hadlerini aştılar, kendilerine: "Aşağılık maymunlar (birbirini taklitle yaşayan, aklını kullanamayan mahluklar) olun" dedik.

Ali Bulaç

Onlar, kendisinden sakındırıldıkları 'şeyi yapmada ısrar edip başkaldırınca' onlara: "Aşağılık maymunlar olunuz" dedik.

Ali Özek ve heyeti

Kibirlenip de kendilerine yasak edilen şeylerden vazgeçmeyince onlara: Aşağılık maymunlar olun! dedik.

Ali Rıza Safa

Aşırılıkları yüzünden, yasaklandıkları şeyleri yapmaya son vermeyince, onlara; "Aşağılık maymunlar olun!" dedik.

Bayraktar Bayraklı

Sonra da, kendilerine yasaklanan şeyleri yapmakta küstahça direttikleri zaman onlara, "Aşağılık maymunlar olun!" dedik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendilerine yasaklananlara uymayınca da onlara, 'Aşağılık maymunlar olun!,' dedik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Artık o yasaklandıkları şeylerden dolayı kızıp haddi aşmaya başladıkları zaman Biz de onlara: "Aşağılık maymun olun keratalar!" dedik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vaktaki artık o nehy edildikleri şeylerden dolayı kızıb tecavüz etmeğe de başladılar, biz de onlara maymun olun keratalar dedik

Erhan Aktaş

Yasaklandıkları şeyleri yapmakta ısrar edince, onlara: "Düşkün maymunlar dipnot 1 olun." dedik.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu buyruk ahlaki bir anlam içermektedir. "Kişilik ve davranış yönünden maymunlar gibi olun." denmektedir. Bkz. 2: 65: İçinizden Sebt'te sınırları aşanları elbette bilirsiniz. İşte bundan dolayı onlara "Düşkün maymunlar olun." dedik. Doğrudan maymun yapılacak olsalardı "maymunlar olun dedik" yerine "maymun yaptık" denirdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yasaklandıkları şeyleri yapmakta ısrar edince, onlara: "Düşkün maymunlar dipnot 1 olun." dedik.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu byruk ahlaki bir anlam içermektedir. "Kişilik ve davranış yönünden maymunlar gibi olun". denmektedir. Bkz. 2: 65: İçinizden sebt'te sınırları aşanları elbette bilirsiniz. İşte bundan dolayı onlara "Düşkün maymunlar olun." dedik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yasaklandıkları şeyleri yapmakta ısrar edince, onlara: "Düşkün maymunlar olun." dedik. dipnot 1

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    2/Bakara Suresi, 65: İçinizden sebt'te sınırları aşanları elbette bilirsiniz. İşte budan dolayı onlara "Düşkün maymunlar olun." dedik.

Gültekin Onan

Onlar, kendisinden sakındırıldıkları şeyi 'yapmada israr edip başkaldırınca' onlara: "Aşağılık maymunlar olun" dedik.

Hasan Basri Çantay

Bu suretle onlar serkeşlik ederek yasak edileni yapmakda ısraar edince kendilerine: "Hor ve zelil maymunlar olun" dedik.

İbni Kesir

Böylece onlar, serkeşlik ederek yasak edileni yapmakta ısrar edince; aşağılık maymunlar olun, dedik.

Mehmet Alagaş

(159-171) (ÖNCEKİ KAVİMLERİN HABERLERİ İLE TANIŞIN, İSRAİLOĞULLARI, MUSA KAVMİ) Musa’nın kavminden bir topluluk var ki , gerçeğe iletirler ve onunla / hakikatle adaleti sağlarlar. Onları 12 torun topluluğuna parçaladık , kavmi ondan su vermesini istediklerinde Musa’ya vahyettik, Asan ile / sopan ile vur taşa! Ondan on iki göze / kaynak fışkırdı, böylelikle her insan içeceği yeri / maşrabasını bildi, bulutları kavmin üzerine gölge ettik, üzerlerine kudret helvası ve bıldırcın indirdik , sizi rızıklandırdıkları mızın hoş olanlarımdan y iyin dedik, b ize zulmedemediler ve lakin nefislerine zulmeder oldular. Onlara, bu memlekette yerleşin / iskân edin, istediğiniz taraftan yiyin, affet / hıtta deyin ve secde ederek kapıdan girin ki hatalarınızı bağışlayalım , güzel davrananlara ilavesini / ziyadesini vereceğiz denildiğinde, sizden zulmedenler kendilerine söyleneni, başka bir söz ile değiştirdiler / mübadele ettiler, onlara zulümleri nedeniyle gökten pis şeyler / rics şeyler indirdik. Onlara deniz kenarındaki o yerleşkeyi sor, cumartesi gününde / sabit günde haddi aşıyorlardı , büyük balıklar cumartesinde / sabit oldukları günde akın ediyorlardı, cumartesi dışında / sabit olmadıkları günde ise gelmiyorlardı, yoldan çıkmış olmaları nedeniyle onlar böyle imtihan oluyorlardı. Onlardan bir toplum, niçin Allah’ın helak edeceği yahut şiddetli bir azapla azap edeceği o kavme öğüt veriyorsunuz / nasihat ediyorsunuz ? dediğinde. Dediler ki Rabbimize özür beyanı / mazeret olması için dir, işte böylelikle belki o kavim sakınırlar. (Kavim azabı hak etse dahi, sen öğüt ver ve sendeki sorumluluğu gider, öğüt vermiştim, işimi yaptım mazeretin olsun) Ne zamanki hatırlatılan şeyleri / öğütleri unuttular, kötülükten men edenleri / nehyedenleri kurtardık, zulmedenleri yoldan çıkmış olmalarından dolayı ç etin / sert / beis bir azap ile yakaladık. Ne zamanki men edildikleri şeyde iyice küstahlaştılar dedik ki onlara, utanç verici / hor / hakir / alçak maymunlar olun. Rabbin, kıyamet gününe kadar azabın kötüsünü onlara uygulayacak birilerini, yaratacağını ilan etmektedir, senin Rabbin kesinlikle hızlı ceza verir ve de kesinlikle bağışlayıcıdır, esirgeyendir. Onları yeryüzünde toplumlara parçaladık, onlarda ıslah ediciler de var, bunun dışındakilerde vardır, onları güzellikle de kötülükle de imtihan ettik, böylelikle belki geri dönerler / rücu ederler. Onların ardından gelenleri devralan / halife yaptık, kitaba varis oldular, bu dünyada sunulanı / arz edileni alıyorlar, ardından bizler bağışlanacağız diyorlar, eğer onlara onun (dünyanın) bir benzeri / bir misli daha getirilip sunulsa onu da alırlar , Kitapta onlarla, Allah hakkında gerçek dışı ve öğretilenler dışında herhangi bir şey söylemeyeceklerine dair sözleşme yapıldığına değinilmemiş mi? Ahiret yurdu sakınanlar için hayırlıdır, akıllanmayacak mısınız? Kitaba tutunanlar ve Namazı / salatı kalkıp kılanlar, (ayağa kalkıp iletişime geçenler) biz kesinlikle ıslah edenlerin ücretlerini / ecirlerini zayi etmeyiz / çarçur etmeyiz. Bir vakit, dağı üstlerinde gölge bırakacak kadar kaldırmıştık, ki üzerlerine düşecek sandılar, size verdiğimizi kuvvetlice tutun, Ondakileri hatırlayın böylelikle belki sakınırsınız dedik.

Rowwad Tercüme Merkezi

Yasaklandıkları şeylerde diretip ısrar edince onlara: “Aşağılık maymunlar olun!” dedik.

Süleyman Ateş

Kibirlerinden dolayı kendilerine yasak kılınan şeylerden vazgeçmeyince onlara: "Aşağılık maymunlar olun!" dedik.

Süleymaniye Vakfı

Konulan yasaklara başkaldırdıklarında onlara: "Aşağılık maymunlar gibi olun dipnot 1 !" dedik.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu, onlara has fiziksel dönüşüm değil, benzer davranışları gösteren herkese uygulanan bir dışlama biçimidir (Bakara 2/65, Nisa 4/47).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yapılan engellemelere baş kaldırıp direnince onlara: "Aşağılık maymunlar olun!" dedik.

Şaban Britch

Yasaklandıkları şeye başkaldırdıkları zaman, onlara: Alçak maymunlar olun! dedik.

Şaban Piriş

Yasaklandıkları şeye başkaldırdıkları zaman, onlara: -Alçak maymunlar olun! dedik.

Yaşar Nuri Öztürk

Ne zaman ki, yasaklandıkları şeylerden ötürü öfkelenip başka aşırılıklar yapmaya başladılar, onlara şöyle dedik: "Aşağılık, maskara maymunlar olun!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

When they insolently persisted in disobedience and buried exhortation in oblivion, We laid their transgression to their charge and decreed that they be monkeyfied and that their monkey- like character and behaviour be viewed with contempt, and that they be despised and rejected of men.

Abdul Haleem

When, in their arrogance, they persisted in doing what they had been forbidden to do, We said to them, ‘Be like apes! Be outcasts!’

Abdullah Yusuf Ali

When in their insolence they transgressed (all) prohibitions, We said to them: "Be ye apes, despised and rejected."

Abul A'la Maududi

And when they persisted in pursuing that which had been forbidden We said: 'Become despised apes.' dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    For details see Towards Understanding the Q ur'an, vol. 1, (al-Baqarah 2: n. 83, pp. 81-2),

Aisha Bewley

When they were insolent about what they had been forbidden to do, We said to them, ‘Be apes, despised, cast out!’

Al-Hilali & Khan

So when they exceeded the limits of what they were prohibited, We said to them: "Be you monkeys, despised and rejected."[1]

Ali Quli Qarai

When they defied [the command pertaining to] what they were forbidden from, We said to them, ‘Be you spurned apes. ’

Amatul Rahman Omar

So when they insolently refused to keep away from that which they were forbidden, We condemned them to be (as) apes despised.

Arthur John Arberry

And when they turned in disdain from that forbidding We said to them, 'Be you apes, miserably slinking!'

Bijan Moeinian

When, even after this punishment, they persisted in breaking the law, I said to them, "Become apes; disgusted and disgraced!"

E. Henry Palmer

but when they rebelled against what they were forbidden, we said to them, 'Become ye apes, despised and spurned!'

Edip-Layth

When they persisted in what they had been forbidden from, We said to them: "Be despicable apes!"

George Sale

And when they insolently rebelled against that which they had been forbidden, We said to them, 'Be ye apes despised. '

Hamid S. Aziz

But when they rebelled against what they were forbidden, We said to them, "Become you as apes, despised and spurned!"

Mahmoud Ghali

Then as soon as they rebelled against what they had been forbidden to do, We said to them, "Be you apes, (totally) spurned!".

Marmaduke Pickthall

So when they took pride in that which they had been forbidden, We said unto them: Be ye apes despised and loathed!

Mohamed Ahmed - Samira

When they persisted in doing what they had been forbidden, We said to them: "Become (like) apes despised. "

Muhammad Asad

and then, when they disdainfully persisted in doing what they had been forbidden to do, We said unto them: "Be as apes despicable!"

Mustafa Khattab

But when they stubbornly persisted in violation, We said to them, "Be disgraced apes!"[1]

Progressive Muslims

When they persisted in that which they had been prohibited from, We said to them: "Be despicable apes!"

Rashad Khalifa

When they continued to defy the commandments, we said to them, "Be you despicable apes."

Sahih International

So when they were insolent about that which they had been forbidden, We said to them, "Be apes, despised. "

Sam Gerrans

And when they scorned what they had been forbidden, We said to them: “Be despised apes!”

Shabbir Ahmed

As they persisted with their rebellious behavior, Our Law caused their disposition take a downward turn and they developed apish mentality. We told them, "Be the living symbols of humiliation."

Syed Vickar Ahamed

When in their haughtiness, they exceeded (all) that was prevented, We said to them: "You be (like) monkeys, disliked and rejected. "

Taqi Usmani

When they persisted in doing what they were forbidden from, We said to them, "Become apes debased."

The Monotheist Group

So when they persisted in that which they had been prohibited from, We said to them: "Be despicable apes!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 166. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 166. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 166. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩