A'râf suresi

A'râf suresi, 91. ayet

A'râf suresi, 91. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دَارِهِمْ جَٰثِمِينَ

feeḫaẕethümü-rracfetü feaṣbeḥû fî dârihim câŝimîn.

Diyanet İşleri

Derken, onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

A'râf 88–94 · surenin 91. ayeti / 206

Konu Şu'ayb ve Medyen halkı A'râf 85–93 3

  1. A'râf 88

    Şu'ayb'ın kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: "Ey Şu'ayb! Andolsun, ya kesinlikle bizim dinimize dönersiniz ya da mutlaka seni ve seninle birlikte inananları memleketimizden çıkarırız." Şu'ayb, "İstemesek de mi?" dedi.

  2. A'râf 89

    "Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah'ın dilemesi olmadıkça, sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Biz yalnız Allah'a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın."

  3. A'râf 90

    Şu'ayb'ın kavminden inkar eden ileri gelenler dediler ki: "(Ey ahali!) Andolsun ki eğer Şu'ayb'a uyarsanız, o takdirde mutlaka siz zarar edenler olursunuz."

  4. 91

    Derken, onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.

  5. A'râf 92

    Şu'ayb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. Şu'ayb'ı yalanlayanlar var ya, asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu.

  6. A'râf 93

    (Şu'ayb) onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: "Ey kavmim! Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım. Size nasihat de ettim. Şimdi ben, inkarcı bir topluluğa nasıl üzülürüm?"

  7. A'râf 94

    Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

91. “Bunun üzerine o şiddetli sarsıntı” yani o çok çetin zelzele “onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar” ölü ve hareketsiz bir halde yere serildiler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onları şiddetli sarsıntı, zelzele yakalamıştı da diyarlarında diz üstü çöküp yüzüstü uzanarak oldukları yerde ölmüş halde kaldılar.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَأَخَذَتْهُمُ feehazethumu derken onları yakalayıverdi kök: اخذ
  2. ٱلرَّجْفَةُ r-racfetu o müthiş sarsıntı kök: رجف
  3. فَأَصْبَحُوا۟ feesbehu çökekaldılar kök: صبح
  4. فِى fi
  5. دَارِهِمْ darihim yurtlarında kök: دور
  6. جَـٰثِمِينَ casimine diz üstü kök: جثم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: جثم (5 geçiş) · Aynı kök: رجف (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Şuayb

    Kavmi, onu yalanladı. Bunun üzerine kendilerini o malum sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

  • Aynı kök: جثم (5 geçiş) · Aynı kök: رجف (8 geçiş) · Aynı kök: صبح (45 geçiş)

    Derken, onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.

  • Aynı kök: جثم (5 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Şuayb · Aynı kök: صبح (45 geçiş)

    (Azap) emrimiz gelince, Şu'ayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri, katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses…

  • Aynı kök: صبح (45 geçiş) · Aynı kök: دور (55 geçiş)

    İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların, "Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz" diyerek onların arasında koşup durduklarını…

  • Aynı kök: رجف (8 geçiş)

    Musa, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Musa, "Ey Rabbim! Dileseydin onları da…

  • Aynı kök: رجف (8 geçiş)

    (60-61) Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine'de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan)…

  • Aynı kök: رجف (8 geçiş)

    Yerin ve dağların sarsılacağı ve dağların akıp giden kum yığını olacağı günü (kıyameti) hatırla.

  • Aynı kıssa: Hz. Şuayb

    Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Keşfet — bu ayetin medyası

Gerçek belgeler1

Harita1
  • Tebük vilayetindeki Al-Bad' yerleşimi ve çevresi.

    Harita

    Al-Bad' bölgesi — uydu görüntüsü

    Tebük vilayetindeki Al-Bad' yerleşimi ve çevresi.

    Medyen'in modern coğrafi konumu için kuzeybatı Arabistan ve Akabe Körfezi çevresinde çeşitli eşleştirmeler bulunmaktadır. Bu görüntü adaylardan birinin bugünkü hâlidir.

    Ayet: A'râf 85-93 · Kasas 22-28

    Kaynak
    Wikimedia Commons
    Yazar
    Wyvern Inc.
    Tarih
    Taken on 2 June 2025, 07:05:12
    Lisans
    CC BY

    Wyvern Inc. · Wyvern Inc. via their AWS S3 Bucket. Further data via STAC API . View in STAC Browser . · CC BY 4.0

    Kaynağı görüntüle

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Bunun üzerine) onları bir sarsıntı yakalamıştı da yurtlarında diz üstü (hareketsiz) kalmışlardı. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: A‘râf 7:78; ‘Ankebût 29:37.

Mustafa İslamoğlu

Derken şiddetli bir sarsıntı onları ansızın yakalayıverdi ve kendi yurtlarında cansız donakaldılar.

Muhammed Esed

Derken, bir deprem onların işini bitirdi: kendi evlerinde cansız olarak yere serilip kaldılar.

Ahmed Hulusi

Onları o şiddetli sarsıntı yakaladı. . . Yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.

Ali Bulaç

Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da, kendi yurtlarında diz üstü çökmüş olarak sabahladılar.

Ali Özek ve heyeti

Derken o şiddetli deprem onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü donakaldılar.

Ali Rıza Safa

Bunun üzerine, zorlu bir sarsıntı onları yakaladı ve kendi ülkelerinde diz üstü çöküp kaldılar.

Bayraktar Bayraklı

Derken o müthiş sarsıntı onları yakalayıverdi; yurtlarında diz üstü çöktüler.

Edip Yüksel

Bunun üzerine onları bir sarsıntı yakaladı da evlerinde dizüstü çöküverdiler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bunun üzerine onları bir sarsıntı yakaladı da evlerinde diz üstü çöküverdiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken onları o dehşetli sarsıntı yakalayıverdi ve hemen yurtlarında çökekaldılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken onları o recfe tutuverdi, derhal vatanlarında çöke kaldılar

Erhan Aktaş

Derken şiddetli bir sarsıntı onları yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Derken şiddetli bir sarsıntı onları yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Derken şiddetli bir sarsıntı onları yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.

Gültekin Onan

Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da kendi yurtlarında diz üstü çökmüş olarak sabahladılar.

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine onları o müdhiş zelzele yakalayıverdi de yurdlarında diz üstü çöken (helake uğrayan) kimseler oldular.

İbni Kesir

Bunun üzerine onları sarsıntı yakalayıverdi. Ve yurtlarında dizüstü çökenler oldular.

Mehmet Alagaş

(85-93) Medyen’e kardeşleri Şuayb’ı gönderdik, dedi ki ey kavmim, Allaha ibadet edin ondan gayrı size ilah yok, hakikaten size Rabbinizden apaçık bir delil geldi, ölçü ve tartıda vefalı olun, İnsanlara eşyalarını eksilterek vermeyin, düzelmesi / ıslahı sonrasında arzda bozgunculuk / ifsat çıkarmayın , eğer mümin iseniz, bu sizin için hayırlıdır. Her yola oturup da tehdit etmeyin, Allah’ın yolundan ona inanan kimse leri alıkoymayın, o yolun eğrilmesini istemeyin, Hatırlayın az idiniz sizi çoğalttı, bakın, bozguncuların / ifsat edenlerin sonu nasıl oldu. Sizden bir grup / bir taife bana indirilene inandı ve bir grup ta inanmadıysa, Allah aramızda hüküm verinceye kadar sabredin , O ki hakimlerin / hüküm verenlerin hayırlısıdır. Kavminden büyüklenen seçkinler ey Şuayb seni ve beraberindeki iman edenleri memleketimizden çıkaracağız yahut toplumumuza / milletimize geri dönersiniz dediler , Şuayb, şayet bundan hoşlanmasak ta mı? dedi. Kesin olan şu ki, sizin milletinize geri dönersek ondan bizi kurtardıktan sonra, Allah ’a karşı yalanı iftira etmiş oluruz , Rabbimiz Allah’ın dilemesi hariç, size dönmemiz , bize göre olacak şey değildir , Rabbimiz her şeyi ilmen kuşatmıştır , vekaletimiz Allah üzerinedir , Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasını hakikat ile aç, sen ki açanların en hayırlısısın. Kavminden kafir ileri gelenler dediler ki , Şuayb’e uy duğunuz taktirde, işte o zaman sizler kesin likle hasara uğrayacaksınız. Onları şiddetli sarsıntı / racfe aldı. Yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar. Şuayb’ı yalanlayanlar sanki orada faydalanmamış gibi oldular , Şuayb’ı yalanlayanlar onlar hasara uğradılar. Onlardan yüz çevirdi ve dedi ki ey kavmim kesin olan şu ki Rabbimin mesajların a / risalelerin e dair sizi bilgilendirdim / tebliğ ettim , size öğütte bulundum / nasihatte bulundum. Şimdi nasıl olur da kafir kavme üzülürüm / acırım.

Rowwad Tercüme Merkezi

Derken, onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.

Süleyman Ateş

Derken o müthiş sarsıntı onları yakalayıverdi, yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Çok geçmeden onları öyle bir sarsıntı tuttu ki bulundukları yere çöküp kaldılar.

Şaban Britch

Onları dehşetli bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde diz üstü çöküp kaldılar.

Şaban Piriş

(91-92.) Onları dehşetli bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde çöküp kaldılar. Şuayb'ı yalanlayanlar sanki orda hiç yaşamamış gibi oldular. Şuayb'ı yalanlayanların asıl kendileri mahvoldu.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunun üzerine o korkunç titreşim/o büyük zelzele onları yakalayıverdi de öz yurtlarında yere çökmüş hale geldiler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But soon thereafter did the destructive convulsion of the earth's surface seize them and reduced them to a useless form and laid them prostrate and dead under the ruins of their demolished homes.

Abdul Haleem

an earthquake seized them: by the next morning they were lying dead in their homes;

Abdullah Yusuf Ali

But the earthquake took them unawares, and they lay prostrate in their homes before the morning!

Abul A'la Maududi

Thereupon a shocking catastrophe seized them, and they remained prostrate in their dwellings.

Aisha Bewley

So the earthquake seized them and morning found them lying flattened in their homes.

Al-Hilali & Khan

So the earthquake seized them and they lay (dead), prostrate in their homes.

Ali Quli Qarai

So the earthquake seized them, and they lay lifeless prostrate in their homes.

Amatul Rahman Omar

Then they were caught in an earthquake and the morning found them lying prostrate on the ground in their habitations.

Arthur John Arberry

So the earthquake seized them, and morning found them in their habitation fallen prostrate,

Bijan Moeinian

Consequently (in response to the Shu'aib's plea and their own wrongdoings) they were subjected to a catastrophic shock and they fell prostrate [out of fear or for repentance] and died in their own home [as they were not given any time to escape. ]

E. Henry Palmer

then there took them the earthquake, and in the morning they lay in their dwellings prone.

Edip-Layth

The earthquake took them, thus they fell motionless in their homes.

George Sale

So the earthquake seized them and in their homes they lay prostrate upon the ground;

Hamid S. Aziz

So the earthquake seized them, and in the morning they lay prone in their dwellings.

Mahmoud Ghali

Then the Commotion took them (away); so in the morning they became cowering (bodies) in their residence.

Marmaduke Pickthall

So the earthquake seized them and morning found them prostrate in their dwelling-place.

Mohamed Ahmed - Samira

Then they were seized by an earthquake, and lay overturned on the ground in their homes in the morning.

Muhammad Asad

Thereupon an earthquake overtook them: and then they lay lifeless, in their very homes, on the ground -

Mustafa Khattab

Then an ˹overwhelming˺ earthquake struck them and they fell lifeless in their homes.

Progressive Muslims

The Earthquake took them, thus they became lifeless in their homes.

Rashad Khalifa

The quake annihilated them, leaving them dead in their homes.

Sahih International

So the earthquake seized them, and they became within their home [corpses] fallen prone.

Sam Gerrans

So the earthquake seized them; and morning found them lying prone in their home,

Shabbir Ahmed

A tremendous earthquake seized them and the morning found them dead in their homes, on the ground.

Syed Vickar Ahamed

But the earthquake took them without warning, and they lay on their face in their homes before the morning!

Taqi Usmani

So, the earthquake seized them, and they were (found dead) in their homes, fallen on their faces.

The Monotheist Group

The earthquake took them, thus they became lifeless in their home.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 91. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 91. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — A'râf suresi, 91. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩