Diyanet İşleri
Şu'ayb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. Şu'ayb'ı yalanlayanlar var ya, asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu.
A'râf suresi
A'râf suresi, 92. ayet. ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ شُعَيْبًا كَأَن لَّمْ يَغْنَوْا۟ فِيهَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ شُعَيْبًا كَانُوا۟ هُمُ ٱلْخَٰسِرِينَ
elleẕîne keẕẕebû şu`ayben keel lem yagnev fîhâ. elleẕîne keẕẕebû şu`ayben kânû hümü-lḫâsirîn.
Şu'ayb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. Şu'ayb'ı yalanlayanlar var ya, asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Şu'ayb ve Medyen halkı A'râf 85–93 3
"Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah'ın dilemesi olmadıkça, sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Biz yalnız Allah'a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın."
Şu'ayb'ın kavminden inkar eden ileri gelenler dediler ki: "(Ey ahali!) Andolsun ki eğer Şu'ayb'a uyarsanız, o takdirde mutlaka siz zarar edenler olursunuz."
Derken, onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.
Şu'ayb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. Şu'ayb'ı yalanlayanlar var ya, asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu.
(Şu'ayb) onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: "Ey kavmim! Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım. Size nasihat de ettim. Şimdi ben, inkarcı bir topluluğa nasıl üzülürüm?"
Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım.
Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): "Atalarımız da darlığa uğramış ve bolluğa kavuşmuşlardı" dediler. Biz de, farkında değillerken onları ansızın yakaladık.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
92. Yüce Allah, başlarına gelen felaketi haber vererek şöyle buyurmaktadır: “Şuayb’ı yalanlayanlar, sanki orada hiç oturmamış gibi oldular.” Yani sanki yurtlarında hiç kalmamış, oradan hiç yararlanmamış, gölgeliklerinde hiç oturmamış, ırmaklarının kıyılarında hiç dolaşıp vakit geçirmemiş ve ağaçlarının meyvelerinden hiç yememiş gibi oldular. Azap onları yakalayarak oyun, eğlence ve lezzet yurdundan ebedî hüzün, bedbahtlık ve ceza yurduna ve azap çukurlarına taşıdı. İşte bundan dolayı devamla “Şuayb’ı yalanlayanlar, işte zarara uğrayanlar onlar oldular” buyrulmaktadır. Yani âdeta zarara uğramak sadece onlara hastır. Çünkü onlar kıyamet gününde hem kendilerini hem de aile halklarını zarara uğratmış olacaklardır ki apaçık hüsran işte budur. Yoksa onların: “Eğer Şuayb’a uyarsanız o takdirde siz, andolsun ki büyük bir zarara uğrayacaksınız” dedikleri kimseler hüsrana uğramamışlardır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şuayb'ı yalanlayanların hepsi helak oldular. Sanki orada yaşamamış ve orada hiçbir şeyden de istifade etmemiş gibiydiler. Şuayb'ı yalanlayanların asıl kendileri ziyana uğrayanlardır. Çünkü onlar hem kendilerini hem de sahip oldukları bütün varlıklarını (mallarını) ziyana uğrattılar. O'nun kavminden Mümin olanlar ise, yalanlayan kâfirlerin iddia ettiği gibi ziyana uğrayanlardan olmadılar.
Aynı kıssa: Hz. Şuayb · Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran
Şu'ayb'ın kavminden inkar eden ileri gelenler dediler ki: "(Ey ahali!) Andolsun ki eğer Şu'ayb'a uyarsanız, o takdirde mutlaka siz zarar edenler…
Aynı kıssa: Hz. Şuayb · Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran
"Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın."
Aynı kıssa: Hz. Şuayb · Aynı kök: غني (73 geçiş)
Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Biliniz ki Semud kavmi Allah'ın rahmetinden uzaklaştığı gibi Medyen halkı da uzaklaştı.
Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran
Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün…
Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran
Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah'ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı, herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz.
Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran
Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkar edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların…
Aynı kök: غني (73 geçiş)
Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir (hemen…
Aynı kök: غني (73 geçiş)
Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı…
Tamamı: yazma kataloğu
Harita
Tebük vilayetindeki Al-Bad' yerleşimi ve çevresi.
Medyen'in modern coğrafi konumu için kuzeybatı Arabistan ve Akabe Körfezi çevresinde çeşitli eşleştirmeler bulunmaktadır. Bu görüntü adaylardan birinin bugünkü hâlidir.
Ayet: A'râf 85-93 · Kasas 22-28
Wyvern Inc. · Wyvern Inc. via their AWS S3 Bucket. Further data via STAC API . View in STAC Browser . · CC BY 4.0
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şuayb'ı yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç kalmamış gibiydiler; dipnot 1 Şuayb'ı yalanlayanlar kaybedenlerin ta kendileridir.
Onlar ki Şuayb'i yalanlıyorlardı; kendilerine yalan oldular... Onlar ki Şuayb'i yalancı çıkarıyorlardı; kaybeden yine onlar oldu...
Onlar ki Şuaybı yalancı çıkarmak isteyen kimselerdi: Sanki orada hiç yaşamamış gibi oldular. Onlar ki, Şuaybı yalancı çıkarmak isteyen kimselerdi. Kendileri kaybeden kimseler oldular!
Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamış gibi (yok oldular). . . Şuayb'ı yalanlayanlar, hüsrana uğrayanlar oldular.
Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki orda 'hiç refah içinde yaşamamışlar' gibi oldular: Şuayb'ı yalanlayanlar, asıl büyük hüsrana uğradılar.
Şuayb'ı yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç oturmamış gibiydiler. Asıl ziyana uğrayanlar Şuayb’ı yalanlayanların kendileridir.
Şuayb'ı yalanlayanlar, orada hiç yaşamamış gibi oldular; Şuayb'ı yalanlayanlar, yıkıma uğradılar.
Şu'ayb'ı yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Böylece Şu'ayb'ı yalanlayanlar; işte asıl ziyana uğrayanlar onlar oldular!
Şuayb'ı yalanlayanlar sanki hiç orada yaşamamışlar gibi yok oldular. Şuayb'ı yalanlayanlar, asıl kaybedenler onlar oldular.
Şuayb'ı yalanlayanlar sanki hiç orada yaşamamışlar gibi yok oldular. Şuayb'ı yalanlayanlar, asıl kaybedenler onlar oldular.
Şuayb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç safa sürmemiş gibi oldular. Asıl zarara düşenler, Şuayb'ı yalanlayanlar olmuşlardı.
Şuaybı tekzib edenler sanki orada bir şenlik tutmamışlardı, Şuaybı tekzib edenler, husrane düşenler onlar olmuşlardı
Şu'ayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamışlar gibi yok oldular. Asıl kaybedenler Şu'ayb'ı yalanlayanlar oldu.
Şu'ayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamışlar gibi yok oldular. Asıl kaybedenler Şu'ayb'ı yalanlayanlar oldu.
Şu'ayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamışlar gibi yok oldular. Asıl kaybedenler Şu'ayb'ı yalanlayanlar oldu.
Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç 'refah içinde yaşamamışlar' gibi oldular. Şuayb'ı yalanlayanlar, asıl kaybedenler onlar oldular (büyük hüsrana uğradılar).
Şuaybı yalanlayanlar zaten (yurdlarında) oturmuşlar gibi oldular. Şuaybı yalanlayanlardır ki en büyük zarara uğrayanlar onlar olmuşlardır.
Şuayb'ı yalanlayanlar, zaten yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Şuayb'ı yalanlamış olanlar; hüsrana uğrayanlar, işte onlar oldular.
(85-93) Medyen’e kardeşleri Şuayb’ı gönderdik, dedi ki ey kavmim, Allaha ibadet edin ondan gayrı size ilah yok, hakikaten size Rabbinizden apaçık bir delil geldi, ölçü ve tartıda vefalı olun, İnsanlara eşyalarını eksilterek vermeyin, düzelmesi / ıslahı sonrasında arzda bozgunculuk / ifsat çıkarmayın , eğer mümin iseniz, bu sizin için hayırlıdır. Her yola oturup da tehdit etmeyin, Allah’ın yolundan ona inanan kimse leri alıkoymayın, o yolun eğrilmesini istemeyin, Hatırlayın az idiniz sizi çoğalttı, bakın, bozguncuların / ifsat edenlerin sonu nasıl oldu. Sizden bir grup / bir taife bana indirilene inandı ve bir grup ta inanmadıysa, Allah aramızda hüküm verinceye kadar sabredin , O ki hakimlerin / hüküm verenlerin hayırlısıdır. Kavminden büyüklenen seçkinler ey Şuayb seni ve beraberindeki iman edenleri memleketimizden çıkaracağız yahut toplumumuza / milletimize geri dönersiniz dediler , Şuayb, şayet bundan hoşlanmasak ta mı? dedi. Kesin olan şu ki, sizin milletinize geri dönersek ondan bizi kurtardıktan sonra, Allah ’a karşı yalanı iftira etmiş oluruz , Rabbimiz Allah’ın dilemesi hariç, size dönmemiz , bize göre olacak şey değildir , Rabbimiz her şeyi ilmen kuşatmıştır , vekaletimiz Allah üzerinedir , Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasını hakikat ile aç, sen ki açanların en hayırlısısın. Kavminden kafir ileri gelenler dediler ki , Şuayb’e uy duğunuz taktirde, işte o zaman sizler kesin likle hasara uğrayacaksınız. Onları şiddetli sarsıntı / racfe aldı. Yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar. Şuayb’ı yalanlayanlar sanki orada faydalanmamış gibi oldular , Şuayb’ı yalanlayanlar onlar hasara uğradılar. Onlardan yüz çevirdi ve dedi ki ey kavmim kesin olan şu ki Rabbimin mesajların a / risalelerin e dair sizi bilgilendirdim / tebliğ ettim , size öğütte bulundum / nasihatte bulundum. Şimdi nasıl olur da kafir kavme üzülürüm / acırım.
Şuayb’ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. Şuayb’ı yalanlayanlar var ya, asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu.
Şu'ayb'i yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Şu'ayb'i yalanlayanlar... işte ziyana uğrayanlar, onlar oldular.
Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlardı. Asıl kaybedenler, Şuayb'ı yalancı sayanlar oldu.
Şuayb'ı yalan sayanlar orada hiç yaşamamış gibi oldular. Şuayb'ı yalan sayanlar asıl kaybedenler oldular.
Şuayb’ı yalanlayanlar sanki orda hiç yaşamamış gibi oldular. Şuayb’ı yalanlayanların asıl kendileri mahvoldu.
(91-92.) Onları dehşetli bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde çöküp kaldılar. Şuayb'ı yalanlayanlar sanki orda hiç yaşamamış gibi oldular. Şuayb'ı yalanlayanların asıl kendileri mahvoldu.
Şuayb'ı yalanlayanlar sanki o yerde hiç şenlik kurmamışlardı. Şuayb'ı yalanlayanlar hüsrana saplananların ta kendileriydi.
Consequently, those who treated Shu'aib as one who passes himself off as someone other than he is, were inflicted with an irretrievable disaster that they looked as if they had never dwelt nor flourished whereat they perished; those who treated Shu'aib as an imposter were born to be great losers.
it was as if those who had rejected Shuayb had never lived there; it was those who had rejected Shuayb who were the losers-
The men who reject Shu'aib became as if they had never been in the homes where they had flourished: the men who rejected Shu'aib - it was they who were ruined!
Those who had charged Shu'ayb with lying became as though-they had never lived there; it is they who became utter losers. dipnot 1
Eski Ahit · Mezmurlar 83:5
Hepsi sözbirliği etmiş, düzen kuruyor, 2 Sana karşı anlaşmaya vardı: Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
As for those who denied Shu‘ayb, it was as if they had never lived there. It was the people who denied Shu‘ayb who were the lost.
Those who belied Shu‘aib, became as if they had never dwelt there (in their homes). Those who belied Shu‘aib, they were the losers.
Those who impugned Shu‘ayb became as if they had never lived there. Those who impugned Shu‘ayb were themselves the losers.
Those who cried lies to Shu`aib became (so extinct) as though they had never dwelt therein. Those alone who had cried lies to Shu`aib were the losers.
those who cried lies to Shuaib, as if never they dwelt there; those who cried lies to Shuaib, they were the losers.
Those who rejected Sha'ib, were so wiped out as if they had never existed. Those who rejected Shu'aib [for the fear of being ruined,] were [completely] ruined.
Those who called Shohaib a liar, (were) as though they had not dwelt therein! - Those who called Shohaib a liar, they were the losers then!
Those who denied Shuayb, it is as if they never prospered therein. Those who denied Shuayb, they were the losers.
Those who accused Shu'aib of lying became as if they had never dwelt therein. Those who accused Shu'aib of lying -- it was they who were the losers.
Those who denied Shu'eyb, became as though they had not dwelt there! - Those who had denied Shu'eyb, they were the losers!
The ones who cried lies to Shuaayb were as if they had not flourished in it; the ones who cried lies to Shuaayb were they (who) were the losers.
Those who denied Shu'eyb became as though they had not dwelt there. Those who denied Shu'eyb, they were the losers.
They who called Shu'aib a liar (disappeared) as though they had never existed; and those who called Shu'aib a liar were the ones who were ruined!
they who had given the lie to Shu'ayb - as though they had never lived there: they who had given the lie to Shu'ayb -it was they who were the losers!
Those who rejected Shu’aib were ˹wiped out˺ as if they had never lived there. Those who rejected Shu’aib were the true losers.
Those who denied Shu'ayb, it is as if they never prospered therein. Those who denied Shu'ayb, they were the losers.
Those who rejected Shu'aib vanished, as if they never existed. Those who rejected Shu'aib were the losers.
Those who denied Shu'ayb - it was as though they had never resided there. Those who denied Shu'ayb - it was they who were the losers.
Those who denied Shuʿayb, as though they had never lived therein; those who denied Shuʿayb, it was they who were the losers.
Those who denied Shoaib became as though they had never lived there. Those who denied Shoaib, were the losers.
The men who rejected Shu’aib became as if they had never been in the homes where the had grown up (in joy and happiness): The men who rejected Shu’aib— Were ruined!
Those who rejected Shu‘aib became as if they never dwelt there. Those who rejected Shu‘aib were themselves the losers.
Those who denied Shu'ayb, it is as if they had never prospered therein. Those who denied Shu'ayb, they were the losers.