Cin suresi

Cin suresi, 7. ayet

Cin suresi, 7. ayet. وَأَنَّهُمْ ظَنُّوا۟ كَمَا ظَنَنتُمْ أَن لَّن يَبْعَثَ ٱللَّهُ أَحَدًا

veennehüm żannû kemâ żanentüm el ley yeb`aŝe-llâhü eḥadâ.

Diyanet İşleri

"Gerçekten onlar da, sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi öldükten sonra tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Cin 4–10 · surenin 7. ayeti / 28

Konu Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi ve söyledikleri Cin 1–15 3

  1. Cin 4

    "Demek bizim beyinsiz olanımız, Allah hakkında doğruluktan uzak sözler söylüyormuş."

  2. Cin 5

    "Şüphesiz biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında asla yalan söylemeyeceklerini sanıyorduk."

  3. Cin 6

    "Doğrusu insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazılarına sığınırlardı da, cinler onların taşkınlıklarını artırırlardı."

  4. 7

    "Gerçekten onlar da, sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi öldükten sonra tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı."

  5. Cin 8

    "Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk."

  6. Cin 9

    "Halbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur."

  7. Cin 10

    "Hakikaten biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü istendi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

7. “O insanlar da sizin sandığınız gibi Allah’ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini sanmışlardı.” Yani öldükten sonra dirilişi inkâr etmeleri üzerine şirk ve azgınlığa yönelmişlerdi.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey cinler!- Şüphesiz insanlar da sizin zannettiğiniz gibi, Allah’ın hiç kimseyi ölümünün ardından hesap sormak ve karşılığını vermek için yeniden diriltmeyeceğini zannettiler.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَأَنَّهُمْ ve ennehum ve onlar da
  2. ظَنُّوا۟ zennu sanmışlardı kök: ظنن
  3. كَمَا kema gibi
  4. ظَنَنتُمْ zenentum sizin sandığınız kök: ظنن
  5. أَن en
  6. لَّن len asla
  7. يَبْعَثَ yeb'ase diriltmeyeceğini kök: بعث
  8. ٱللَّهُ llahu Allah'ın kök: اله
  9. أَحَدًۭا ehaden hiç kimseyi kök: احد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    (4-6) Onlar, büyük bir gün; insanların, alemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin…

  • Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş

    Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız"? dedi. (Bir kısmı) "Bir gün, ya da bir günden az",…

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan · Ortak kavram: Diriliş

    O, kitap ehlinden inkar edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin,…

  • Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş

    Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.

  • Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş

    "Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın.…

  • Aynı kök: احد (85 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş

    Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü çırılçıplak göreceğin günü bir hatırla. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız.

  • Aynı kök: احد (85 geçiş)

    Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

60 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah'ın kimseyi (elçi) olarak göndermeyeceğini sanmışlardı.

Mustafa İslamoğlu

Öyle ki o sapık insanlar, tıpkı sizin sandığınız gibi Allah'ın hiç kimseyi elçi göndermeyeceğini sanmışlardı.

Muhammed Esed

O kadar ki, sizin (vaktiyle) düşündüğünüz gibi, onlar da Allah'ın hiç kimseyi (yeniden) asla (elçi olarak) göndermeyeceğini düşünmeye başladılar.

Ahmed Hulusi

"Muhakkak ki onlar (insanlar), sizin gibi düşünüp, Allah'ın hiçbir kimseyi asla ba's etmeyeceğini, zannetmişler!" (Bu ayet cinlerin de yaşadıkları beden boyutu itibarıyla 'Ölüm - kıyamet' aşaması sonrasına insanlar gibi vakıf olmadıklarını göstermektedir. A. H. )

Ali Bulaç

"Ve onlar, sizin de sandığınız gibi Allah'ın hiç kimseyi kesin olarak diriltmeyeceğini sanmışlardı."

Ali Özek ve heyeti

Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah’ın hiç kimseyi tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı.

Ali Rıza Safa

"Aslında, onlar da sizin sandığınız gibi, Allah'ın kimseyi göndermeyeceğini sanıyorlardı!" dipnot 541

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 541
    "Kimseyi göndermeyeceğini" söylemi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Kimseyi tekrar diriltmeyeceğini" veya "Kimseyi yeniden yaratmayacağını" biçiminde çevrilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

Cinler sizin sandığınız gibi Allah'ın hiçbir kimseyi peygamber olarak göndermeyeceğini sanıyorlardı.

Edip Yüksel

"Onlar, tıpkı sizin sandığınız gibi, ALLAH'ın hiçbir kimseyi göndermeyeceğini sanıyorlardı."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Onlar, tıpkı sizin sandığınız gibi, ALLAH'ın hiç bir kimseyi göndermeyeceğini sanıyorlardı.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Doğrusu onlar sizin sandığınız gibi sanmışlardı ki, Allah hiçbir kimseyi asla peygamber göndermeyecek.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve doğrusu onlar sizin zann ettiğiniz gibi zann etmişlerdi ki: Allah ebeda hiçbir kimseyi ba's etmiyecek.

Erhan Aktaş

Gerçekten de onlar sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini sanmışlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gerçekten de onlar sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini sanmışlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçekten de onlar sizin inandığınız şekilde, Allah'ın hiç kimseyi diriltmeyeceğine inanmışlardı.

Gültekin Onan

"Ve onlar, sizin de sandığınız gibi Tanrı'nın hiç kimseyi kesin olarak diriltmeyeceğini sanmışlardı."

Hasan Basri Çantay

"Hakıykaten onlar da, sizin zannetdiğiniz gibi, Allahın hiçbir kimseyi kat'iyyen diriltemeyeceğini sanmışlar".

İbni Kesir

Doğrusu onlar da sizin sandığınız gibi, Allah'ın yeniden kimseyi diriltemeyeceğini sandılar.

Mehmet Alagaş

(1-17) Bana, cinlerden bir ekibin beni dinlediği vahyediliyor, biz olağan üstü / acayip bir kuran işittik dediler. Erişkinliğe / rüşte iletiyor, biz ona iman ettik , Rabbimize herhangi birini asla ortak koşmayacağız. Muhakkak ki Rabbimizin şanı yücedir, arkadaş ve de çocuk / evlat edinmemiştir. Muhakkak ki O aramızdaki en aptalımız / aklı kıt olanımız dı, Allaha karşı saçma sapan sözler söylerdi. Allah hakkında ne insan ve ne de cin kesinlikle yalan söylemez sanıyorduk. (Ama yanılmışız) İns’ten bazı adamlar Cin’den bazı adamlara sığınıyorlardı ve haksız davranışlarını / cahilliklerini artırıyorlardı. Sizin sandığınız gibi onlarda / cinlerde Allah’ın kimseyi asla diriltmeyeceğini sanıyorlardı. Muhakkak ki biz cinler olarak göğe dokunduk, onu kayan alevler /ışımalar ve şiddetli koruyucularla dolu olarak bulduk. Biz onun oturma yerlerinde dinlemek amacıyla otururduk. Kim bir şey işitecek olsa o anda, onu takip eden / gözetleyen kayan bir alev / ışıma bulurdu. Yeryüzünde olanlara fenalık mı / şer mi murad edildi ? yahut Rablerinin onları eriştirmek /yetiştirmek gibi bir muradı mı var ? idrak edemiyoruz. Muhakkak içimizde Salihler var ve de bunun dışında olanlar da var. Bizler ayrı ayrı yollardayız. Artık Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı ve onu kaçarak ta aciz edemeyeceğimizi kesinlikle anlıyoruz, biz hidayet rehberini işittiğimiz de ona kesinlikle iman ettik, kim Rabbine güvenirse / iman ederse artık ona noksan kalma korkusu ve de haksızlık yapılma korkusu yoktur. Muhakkak biz de Müslümanlar da var haktan sapanlar da / kasituun da var, Kim teslim olmuşsa / Müslüman olmuşsa işte onlar yetişkinliği arayıp bulanlardır. (Teharrav; Hira ile aynı, arayış dağı) Haktan sapanlar ise cehenneme odun oldular. Eğer ki yollarında istikamet üzere olsalardı / düzgün olsalardı bile onları sınavla ayrıştırmak amacıyla bol su ile sularken dahi onları sınardık. Rabbinin hatırlatmasından yüz çeviren kimseyi artan / yükselen bir azaba sokar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar da sizin zannettiğiniz gibi Allah’ın hiç kimseyi yeniden diriltemeyeceğini sanmışlardı.

Süleyman Ateş

Onlar da sizin sandığınız gibi Allah'ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini sanmışlardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah'ın artık kimseyi elçi göndermeyeceğini sanmışlar.

Şaban Britch

Sizin zannettiğiniz gibi, onlar da Allah’ın hiç kimseyi yeniden diriltemeyeceğini sanmışlardı.

Şaban Piriş

Sizin zannettiğiniz gibi, onlar da Allah'ın hiç kimseyi yeniden diriltemeyeceğini sanmışlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

"Onlar, tıpkı sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi asla diriltmeyeceğini/peygamber göndermeyeceğini sanmışlardı."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"The evil among us -the Jinn- thought as did the evil among mankind that Allah would not send another Messenger anymore nor would He effect resurrection.

Abdul Haleem

They thought, as you did, that God would never raise anyone from the dead.

Abdullah Yusuf Ali

'And they (came to) think as ye thought, that Allah would not raise up any one (to Judgment).

Abul A'la Maududi

and that "they thought, even as you thought, that Allah would never raise anyone (as a Messenger)"; dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Another meaning of this sentence can be: Allah will not resurrect anyone after death. As the words are comprehensive, they can be taken to mean that, as among human beings, so among the jinn were those who denied both the Prophethood and the Hereafter. However, in view of the theme that follows, the meaning that we have given in the text above is preferable, for according to it these believing jinn tell the people of their community: Your view is proved wrong that Allah will not appoint anyone as a Messenger. In fact, the gates of heavens have been closed on us only because Allah has already appointed a Messenger.

Aisha Bewley

They thought – as you also think – that Allah would never raise up anyone.

Al-Hilali & Khan

‘And they thought as you thought, that Allâh will not send any Messenger (to mankind or jinn).

Ali Quli Qarai

They thought, just as you think, that Allah will not raise anyone from the dead.

Amatul Rahman Omar

"These men (from the jinn) believed even as you believe that Allâh would raise no one (as Messenger).

Arthur John Arberry

and they thought, even as you also thought, that God would never raise up anyone.

Bijan Moeinian

"Those wicked (jinns/ men) were thinking, as you think, that God will never raise anyone [raise as a prophet or raise in the day of judgment]. "

E. Henry Palmer

And they thought, as ye thought, that God would not raise up any one from the dead.

Edip-Layth

"They thought as you thought, that God would not send anyone."

George Sale

And they also thought, as ye thought, that God would not raise any one to life.

Hamid S. Aziz

"And they thought as you think, that Allah would not raise anyone (to be judged):

Mahmoud Ghali

And that they surmised, as you (The pronoun is plural) also surmised, that Allah would never make anyone to rise again.

Marmaduke Pickthall

And indeed they supposed, even as ye suppose, that Allah would not raise anyone (from the dead) -

Mohamed Ahmed - Samira

So they began to think, even as you do, that God would not resurrect any one.

Muhammad Asad

so much so that they came to think, as you [once] thought, that God would never [again] send forth anyone [as His apostle].

Mustafa Khattab

And those ˹humans˺ thought, just like you ˹jinn˺, that Allah would not resurrect anyone ˹for judgment˺.

Progressive Muslims

"And they thought as you thought, that God would not send anyone. "

Rashad Khalifa

" 'They thought, just like you thought, that GOD would not send another (messenger).

Sahih International

And they had thought, as you thought, that Allah would never send anyone [as a messenger].

Sam Gerrans

“And that: ‘They thought, as you thought, that God would never raise up anyone.’

Shabbir Ahmed

"And they thought as you nomads thought that Allah would never again send forth anyone. " (As His Messenger, and so, the claimants of the occult sciences would carry on with their deceptions).

Syed Vickar Ahamed

" ‘And they (used to) think as you thought, that Allah would not raise up anyone (to Judgment).

Taqi Usmani

and that they (humans) thought as you (O Jinns) thought that Allah will never resurrect anyone,

The Monotheist Group

"And they thought as you thought, that God would not send anyone."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Cin suresi, 7. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Cin suresi, 7. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Cin suresi, 7. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩