En'âm suresi

En'âm suresi, 110. ayet

En'âm suresi, 110. ayet. وَنُقَلِّبُ أَفْـِٔدَتَهُمْ وَأَبْصَٰرَهُمْ كَمَا لَمْ يُؤْمِنُوا۟ بِهِۦٓ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَنَذَرُهُمْ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ

venüḳallibü ef'idetehüm veebṣârahüm kemâ lem yü'minû bihî evvele merrativ veneẕeruhüm fî ṭugyânihim ya`mehûn.

Diyanet İşleri

Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 107–113 · surenin 110. ayeti / 165
  1. En'âm 107

    Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin.

  2. En'âm 108

    Onların, Allah'ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah'a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.

  3. En'âm 109

    Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?"

  4. 110

    Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar.

  5. En'âm 111

    Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık, Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

  6. En'âm 112

    İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O halde, onları iftiralarıyla baş başa bırak.

  7. En'âm 113

    Bir de (şeytanlar), ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin, onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar).

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

110. Yani davetçinin kendilerine geldiği ve onlara karşı delilin ortaya konduğu ilk seferinde iman etmedikleri için kalplerini çevirmek, iman etmelerini engellemek ve dosdoğru yolu izlemeye onları muvaffak kılmamak sureti ile onları cezalandırırız. Bu, Yüce Allah’ın adaletindendir. Kulları hakkındaki hikmetinin gereğidir. Çünkü bu yanlışı kendi aleyhlerine olmak üzere işleyenler onlardır. Onlara hidâyet kapısı açılmış ama onlar bu kapıdan girmemişlerdir. Onlara doğru yol açıkça bildirilmiş ama onlar o yolu izlememişlerdir. Artık bundan sonra hidâyete muvaffak olmaktan mahrum edilmeleri bu hallerine uygun düşmüştür.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Nasıl ilk defa da inatları sebebi ile onlarla Kur'an'a iman etmeleri arasına engel oldu isek, onların kalplerini ve gözlerini tersine çeviririz de hak ve doğru din ile onların arasına girerek engel oluruz. Onları Rablerine karşı isyan ve sapıklıklarında yolu kaybetmiş bir şekilde bırakırız.

Kelimeler

13 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَنُقَلِّبُ ve nukallibu ve ters çeviririz kök: قلب
  2. أَفْـِٔدَتَهُمْ ef'idetehum gönüllerini kök: فاد
  3. وَأَبْصَـٰرَهُمْ ve ebsarahum ve gözlerini kök: بصر
  4. كَمَا kema gibi
  5. لَمْ lem
  6. يُؤْمِنُوا۟ yu'minu inanmadıkları kök: امن
  7. بِهِۦٓ bihi ona
  8. أَوَّلَ evvele ilk kök: اول
  9. مَرَّةٍۢ merratin defasında kök: مرر
  10. وَنَذَرُهُمْ ve nezeruhum ve bırakırız onları kök: وذر
  11. فِى fi içinde
  12. طُغْيَـٰنِهِمْ tugyanihim azgınlıkları kök: طغي
  13. يَعْمَهُونَ yea'mehune bocalayıp dururlar kök: عمه

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عمه (7 geçiş) · Aynı kök: طغي (39 geçiş) · Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar.

  • Aynı kök: عمه (7 geçiş) · Aynı kök: طغي (39 geçiş) · Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    Eğer Allah, insanlara onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz,…

  • Aynı kök: عمه (7 geçiş) · Aynı kök: طغي (39 geçiş)

    Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.

  • Aynı kök: فاد (16 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Musa'nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu…

  • Aynı kök: فاد (16 geçiş)

    Bir de (şeytanlar), ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin, onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye…

  • Aynı kök: فاد (16 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Bunlarda, sana hak,…

  • Aynı kök: مرر (35 geçiş)

    (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah'ın belirlediği…

  • Aynı kök: مرر (35 geçiş)

    Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ona (vahye) iman etmedikleri ilk durumdaki gibi onların gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz. Onları azgınlıkları içerisinde bocalar hâlde bırakırız. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Bakara 2:15; A‘râf 7:186; Yûnus 10:11; Hicr 15:72; Mü'minûn 23:75; Neml 27:4.

Mustafa İslamoğlu

Biz de onların gönülleri ve gözlerini çeviriverirdik, tıpkı ilk başta ona inanmadıkları konumda olduğu gibi; ve Biz onları küstahça taşkınlıkları içinde kör ve şaşkın debelenmeye terkederiz.

Muhammed Esed

kalplerini ve gözlerini (hakikatten) ayırdığımız sürece, tıpkı ona ilk başta inanmadıkları gibi: ve (böylece) Biz körce ileri geri yalpalayıp dursunlar diye onları küstahça kibirleri ile baş başa bırakırız.

Ahmed Hulusi

Onların fuadlarını (Esma mana özelliklerini şuura yansıtıcılar - kalp nöronları) ve gözlerini (görüp değerlendirme) kalbederiz (kilitleriz), başta (mucize gelmeden önce) ona iman etmedikleri gibi! Onları kendi taşkınlıklarında kör ve şaşkın, bocalar durumda, kendi hallerine terk ederiz!

Ali Bulaç

Biz onların kalplerini ve gözlerini, ilkin inanmadıkları gibi tersine çeviririz ve onları tuğyanları içinde şaşkınca dolaşır bir durumda terkederiz.

Ali Özek ve heyeti

Yine O’na iman etmedikleri ilk durumdaki gibi onların gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz. Ve onları şaşkın olarak azgınlıkları içerisinde bırakırız .

Ali Rıza Safa

Onların yüreklerini ve gözlerini, en başında Ona inanmadıkları gibi ters çeviririz. Azgınlıkları içinde bocalayıp dururlar.

Bayraktar Bayraklı

Gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz, ilkin ona inanmadıkları gibi, mucizeyi gördükten sonra da inanmazlar.Onları şaşkın olarak azgınlıkları içinde bırakırız.

Edip Yüksel

İlk başta gerçeği onaylamamaya karar verdikleri için anlama yeteneklerini ve gözlerini çevirip azgınlıkları içinde bocalar durumda bırakırız. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * İnsanlara verilen seçme özgürlüğü (18:29) ile insan ilk kararını verir ve Tanrı bu doğrultuda ona yol gösterir. Kalbinin derinliğinde, Tanrı'nın mucizelerini inkar etmeyi kararlaştırmış olanlar, bilinç altına yerleşen bu kişisel kararları yüzünden en büyük mucizeleri de görseler kabul edemezler (7:146). * Bu kişiler, Mucizeleri "Efsane" veya "Göz boyama" olarak tanımlarlar (6:25, 7). Bilgisayar yoluyla "random dots" metoduyla oluşturulan üç boyutlu stereogramları görmek nasıl ki belli koşullara bağlıdır Allah‘ın ayetlerine tanık olmak da belli koşullara bağlıdır. Karmaşık noktalar gibi görünen üç boyutlu bir resme uygun mesafeden veya açıdan bakmayan, veya iki gözünü açık tutmayan, görmek için bir süre dikkatini yoğunlaştırmayan bir kişi nasıl ki kendisini üç boyutlu bir resme kör ederse ve resmi oluşturan noktaları rastlantı ve alakasız görürse aynı şekilde Tanrı'nın işaretlerine tanık olmak da belli koşullara bağlıdır. * Allah'ın doğadaki ve/veya kitabındaki ayetlere/delillere art niyetle bakanlar, daha doğrusu art niyetlerinden dolayı Allah'ın ayetlerini gereği gibi değerlendirmeyenler de kendilerini o ayetlere kör olmaya mahkum ederler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İlk başta inanmamaya karar verdikleri için anlaklarını ve gözlerini çevirip azgınlıkları içinde bocalar durumda bırakırız

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz onların kalplerini ve gözlerini ters çeviririz. Önceden buna iman etmedikleri gibi bırakıveririz kendilerini azgınlıkları içinde körü körüne bocalar giderler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz onların kalblerini ve gözlerini ters döndürürüz, ilkin buna iyman etmedikleri gibi bırakıveririz kendilerini de tuğyanları içinde kör körüne bocalar giderler

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İlkin ona iman etmedikleri gibi dipnot 1 , onların gönüllerini ve basiretlerini dipnot 2 tersyüz ederiz ve onları azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mucizeyi görseler yine de inanmazlar.
  2. metne dön, dipnot 2
    Doğru algılama, idrak etme, gerçeği görme, kavrama yeteneği ve aydınlanma.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İlkin ona iman etmedikleri gibi dipnot 1 , onların gönüllerini ve basiretlerini dipnot 2 tersyüz ederiz ve onları azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mucizeyi görseler yine de inanmazlar.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kavrayış, sezgi, görme yeteneği, aydınlanma kaynağı.

Gültekin Onan

Biz onların yüreklerini (efidet) ve gözlerini, ilkin inanmadıkları gibi tersine çeviririz (nükallibu) ve onları tuğyanları içinde şaşkınca dolaşır bir durumda terkederiz.

Hasan Basri Çantay

Onlar, evvelce indirilen (ayet) lere iman etmedikleri gibi (bundan sonra da iman etmeyeceklerdir). Biz, onların gönüllerini ve gözlerini (ters) çevirmiş, kendilerini azgınlıkları, taşkınlıkları içinde serseri ve şaşırmış oldukları halde terketmiş bulunuyoruz.

İbni Kesir

Biz, onların kalblerini ve gözlerini çeviririz de ona ilk defa iman etmedikleri gibi azgınlıkları içinde kör ve şaşkın bırakırız.

Mehmet Alagaş

(109-117) Var güçleriyle Allaha yemin ettiler ki bir mucize gelirse eğer iman edeceklermiş. De ki Mucizeleri n tümü Allah ’ın yanındadır, bilincinde / şuurunda değilsiniz. Kesinlikle O, size geldiğinde de iman etmezsiniz, (Sen kendin diyorsun ki Musa’nın asası vardı , İsa’nın ölüleri dirilttiğini sen söylüyorsun, peki senin ne mucizen var ? mesela Sâfâ ve Merve’yi altınlaştır, önceki bir Resulü dirilt soralım ona, sen, onlara göre de Resul müsün? O, Resulden anlar) İlk defasında ona inanmadıkları gibi onların kalplerini ve görmelerini değişime uğratırız, onları taşkınlıklarında terk ederiz bocalar dururlar. Şayet onlara melekleri indirsek te ölüler onlarla konuşsalar bile ve her şeyi kabileler halinde bir arada onlara toparlasak da Allah ’ın dilemesi hariç inanacak değiller ve fakat onların çoğu bi lgisizdir / cahildir. Böylece her peygambere ins ve cin şeytanları düşman ettik, bazısı bazısına aldatıcı yaldızlı sözlerle telkinde bulunur , Rabbin eğer isteseydi onu da yapamazlardı, onları ve iftira ettikleri şeyleri bırak, ahirete inanmayanların kalpleri ona kaysın, ondan razı olsunlar ve ne yapacaklarsa da yapsınlar , Allah’tan başka ilah mı arayacağım / araştıracağım , geniş geniş ayrıntılanmış / detaylandırılmış kitabı size indiren O ’dur, kendilerine kitap verilenler biliyorlar ki kesinlikle Rabbinden indirilen bir gerçektir, Asla tereddüt edenlerden olma! Rabbinin kelimeleri doğrulukça ve denklik / adalet bakımından tamamlandı. Onun kelimelerinin yerine bir başkası getirilemez / mübadele edilemez , O işiten ve bilendir. Arzda insanların çoğuna uyarsan seni Allah ’ın yolundan saptırırlar, s adece zanlarına uyuyorlar, onlar kesinlikle tahmin ediyorlar, Muhakkak ki Rabbin yolundan kimlerin saptığını en iyi bilendir. O yola girmiş olanları da en iyi bilendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onların kalplerini ve gözlerini tersine çeviririz de, ilk defa iman etmedikleri gibi yine iman etmezler. Biz de onları azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.

Süleyman Ateş

Gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz, ilkin ona inanmadıkları gibi (mu'cizeyi gördükten sonra da inanmazlar) ve bırakırız onları, azgınlıkları içinde bocalayıp dururlar.

Süleymaniye Vakfı

Onların gözlerini ve gönüllerini çeviririz de daha önce inanmadıkları gibi olurlar. Onları taşkınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Başlangıçta dipnot 1 inanmadıkları sırada olduğu gibi (bu davranışlarından dolayı) şimdi de inanmazlarsa gönüllerini ve gözlerini döndürür, azgınlıkları içinde bocalar halde bırakırız. Onların kalplerini ve gözlerini döndürürüz de bundan (mucize gösterilmesinden) önce inanmadıkları gibi (gösterildikten sonra bile) azgınlıkları içerisinde bocalar halde bırakırız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Daha önce kendilerine mucize gösterilmesine rağmen görmezlik edenlerde olduğu gibi (Hz.Musa, Hz.İsa, diğer peygamberler ve mucizeleri ve bunlara rağmen toplumlarının inanmaması)

Şaban Britch

Onların kalplerini ve gözlerini tersine çeviririz de, ilk defa inanmadıkları gibi yine inanmazlar. Biz de onları azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.

Şaban Piriş

Onların kalplerini ve basiretlerini tersine çeviririz de, ilk defa inanmadıkları gibi yine inanmazlar. Biz de onları azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz onların gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz, ilk seferinde buna iman etmedikleri gibi bırakırız kendilerini de azgınlıkları içinde körü körüne bocalar dururlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We divert their hearts, their feelings and their sight from one thought to another and throw their minds into confusion and We manoeuvre their disposition to induce difficulties sufficient to turn the edge of the finest wit that they lose sight of the truth as they did at the beginning and shall do henceforth. And We give them plenty of rope to allow them free scope of action in order to commit themselves to the loss in the maze of error.

Abdul Haleem

We would make their hearts and their eyes turn away, just as they did not believe the first time, and leave them to flounder in their obstinacy.

Abdullah Yusuf Ali

We (too) shall turn to (confusion) their hearts and their eyes, even as they refused to believe in this in the first instance: We shall leave them in their trespasses, to wander in distraction.

Abul A'la Maududi

We are turning their hearts and eyes away from the Truth even as they did not believe in the first instance dipnot 1 - and We leave them in their insurgence to stumble blindly.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This shows that they still suffer from the same mentality which had made them reject the call of the Prophet (peace be on him) at the outset. Their outlook has undergone no change. The same mental confusion, the same opacity of vision which had kept them from developing sound understanding and.a correct perspective still warps their understanding and clouds their vision.

Aisha Bewley

We will overturn their hearts and sight, just as when they did not have iman in it at first, and We will abandon them to wander blindly in their excessive insolence.

Al-Hilali & Khan

And We shall turn their hearts and their eyes away (from guidance), as they refused to believe therein for the first time, and We shall leave them in their trespass to wander blindly.

Ali Quli Qarai

We transform their hearts and their visions as they did not believe in it the first time, and We leave them bewildered in their rebellion.

Amatul Rahman Omar

We shall confound their hearts and their eyes, since they did not believe in it (-God's signs) in the first instance, and We shall leave them alone wandering blindly in their transgression.

Arthur John Arberry

We shall turn about their hearts and their eyes, even as they believed not in it the first time; and We shall leave them in their insolence wandering blindly.

Bijan Moeinian

As a result of their choice of denying these revelations (the most profound miracle), I will keep their minds and sights confused and leave them to wonder about in their rebellion.

E. Henry Palmer

We will overturn their hearts and their eye-sights, even as they believed not at first; and we will leave them, in their rebellion, blindly wandering on.

Edip-Layth

We divert their hearts and eyesight, as they did not acknowledge it the first time; and We leave them wandering in their transgression.

George Sale

And We shall confound their hearts and their eyes, for they believe not therein the first time, and We shall leave them in their transgression to wander in distraction.

Hamid S. Aziz

We confound their heart and their eyesight, even as they believed not at first, We will leave them, in their rebellion, blindly wandering on.

Mahmoud Ghali

And We will turn about their heart-sights (Or: perception) and their beholdings, (i. e., eyesights) just as they did not believe in it the first time; and We will leave them out in their in ordinance blundering.

Marmaduke Pickthall

We confound their hearts and their eyes. As they believed not therein at the first, We let them wander blindly on in their contumacy.

Mohamed Ahmed - Samira

We shall turn their hearts and their eyes, for they did not believe them at the very first, and leave them to wander perplexed in bewilderment.

Muhammad Asad

so long as We keep their hearts and their eyes turned [away from the truth], even as they did not believe in it in the first instance: and [so] We shall leave them in their overweening arrogance, blindly stumbling to and fro.

Mustafa Khattab

We turn their hearts and eyes away ˹from the truth˺ as they refused to believe at first, leaving them to wander blindly in their defiance.

Progressive Muslims

And We divert their hearts and eyesight, as they did not believe in it the first time; and We leave them wandering in their transgression.

Rashad Khalifa

We control their minds and their hearts. Thus, since their decision is to disbelieve, we leave them in their transgressions, blundering.

Sahih International

And We will turn away their hearts and their eyes just as they refused to believe in it the first time. And We will leave them in their transgression, wandering blindly.

Sam Gerrans

And We will turn away their hearts and their eyes, even as they believed not in it the first time; and We will leave them wandering blindly in their inordinacy.

Shabbir Ahmed

Our Law keeps their hearts and their eyes turned away from the Truth. Since they have preemptively rejected it (the Qur'an), We let them wander blindly in their rebellious attitude.

Syed Vickar Ahamed

We (too) shall give their hearts and their eyes (confusion), because they refused to believe in this (Sign) in the first place: We shall leave them to exceed their limits (and) to wander in (confusion and) distraction.

Taqi Usmani

We will upset their hearts and sights, as they did not believe in them at the first instance, and We will leave them wandering blindly in their rebellion.

The Monotheist Group

And We divert their hearts and eyesight, as they did not believe in it the first time; and We leave them wandering in their transgression.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 110. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 110. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 110. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩