Diyanet İşleri
Andolsun, daha önce de İbrahim'e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.
Enbiyâ suresi
Enbiyâ suresi, 51. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَآ إِبْرَٰهِيمَ رُشْدَهُۥ مِن قَبْلُ وَكُنَّا بِهِۦ عَٰلِمِينَ
veleḳad âteynâ ibrâhîme ruşdehû min ḳablü vekünnâ bihî `âlimîn.
Andolsun, daha önce de İbrahim'e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim ve putlar; Lût ve Nûh Enbiyâ 48–77 3
Andolsun, biz Musa ile Harun'a, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkan'ı (Tevrat'ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik.
Onlar, görmedikleri halde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar.
İşte bu (Kur'an) da bizim indirdiğimiz mübarek bir öğüttür. Şimdi siz bunu mu inkar ediyorsunuz?
Andolsun, daha önce de İbrahim'e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.
Hani o, babasına ve kavmine, "Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?" demişti.
"Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk" dediler.
İbrahim, "Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
51. Allah, Mûsâ ile Muhammed’i -ikisine de salât ve selâm olsun- ve onlara verilen kitapları söz konusu ettikten sonra şöyle buyurmaktadır: “Andolsun ki biz daha önce de” yani Mûsâ ve Muhammed’i peygamber olarak göndermeden, onlara kitaplarımızı indirmeden önce “İbrahim’e rüşdünü vermiştik.” Allah, ona göklerin ve yerin melekutunu göstermiş, nefsini kemale eriştirecek derecede bir rüşd (doğruluk, doğru yolu bulma imkanı) vermiştir. İbrahim de insanları buna davet etmişti. Ki Yüce Allah, İbrahim’e verdiği bu bağışı, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem dışında, alemler arasında kimseye vermiş değildir. Burada “rüşdünü” denilerek rüşdün İbrahim’e izafe edilmesi, bunun onun durumuna ve yüksek mertebesine uygun bir rüşd oluşundan dolayıdır. Yoksa sahip olduğu iman oranında rüşdden belli bir payı bulunmayan hiçbir mü’min yoktur. “Biz onu (ve buna liyakatini) biliyorduk.” Yani biz ona rüşdü, özellikle de risaleti ve halillik makamını ihsan ettik, dünya ve âhirette onu seçip üstün kıldık; çünkü tertemiz, arınmış ve zeki oluşu dolayısı ile bu meziyetlere layık olduğunu biliyorduk. Bundan dolayıdır ki Yüce Allah, devamla İbrahim’in kavmine karşı çıkışını, onları Allah’a ortak koşmaktan sakındırışını, putları kırışını ve getirdiği delillerle onları susturuşunu söz konusu etmekte ve şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ant olsun ki, biz İbrahim'e küçüklüğünde kavmine karşı hüccet getirme yeteğini verdik ve Biz zaten onu biliyorduk. Kavmine karşı (delil) getirmesi için bizim ilmimizden hak ettiği hücceti ona verdik.
Aynı kök: رشد (19 geçiş)
Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde,…
Aynı kök: رشد (19 geçiş)
Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir…
Aynı kök: رشد (19 geçiş)
Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yemin olsun ki İbrahim'e olgunluğunu daha önce vermiştik. dipnot 1 Biz onu iyi tanırdık.
Doğrusu Biz, (Musa'dan) çok daha önce İbrahim'e de doğru işleyen bir muhakeme vermiştik; (İbrahim'in) bununla (doğru yolu bulacağını) daha baştan biliyorduk.
Ve gerçek şu ki, Biz (Musa'dan) çok önce İbrahim'e (de) sağduyu vermiştik; ve o'na (yön veren saiki) biliyorduk,
Andolsun ki biz İbrahim'e daha önceden rüşdünü (olgunluk düşüncesi - haniflik) verdik. . . Biz Onu bilirdik.
Andolsun, bundan önce İbrahim'e rüşdünü vermiştik ve biz onu (doğruyu seçme yeteneğinde olduğunu) bilenlerdik.
Andolsun biz İbrahim’e daha önce rüşdünü (hakkı, nübüvveti ve kavmine karşı sunacağı delilleri) vermiştik. Biz onu iyi tanırdık.
Gerçek şu ki, bundan önce de İbrahim'e sağduyu vermiştik. Çünkü Onu biliyorduk.
Andolsun ki, daha önce İbrahim'e de doğru düşünme yeteneği vermiştik. Biz onu biliyorduk.
Biz daha önce de İbrahim'e anlama ve kavrama yeteneğini bağışlamıştık. Biz onu çok iyi biliyorduk. dipnot 1
Biz daha önce de İbrahim'e anlama ve kavrama yeteneğini bağışlamıştık. Biz onu çok iyi biliyorduk.
Andolsun ki, bundan önce de İbrahim'e olgunluğunu vermiştik ve onun buna layık olduğunu da biliyorduk.
Şanım hakkı için bundan evvel de İbrahime rüşdünü vermiştik
Ant olsun İbrahim'e rüşdünü dipnot 1 vermiştik. Biz, onu tanıyorduk.
Ant olsun İbrahim'e rüşdünü dipnot 1 vermiştik. Biz, onu tanıyorduk.
Ant olsun İbrahim'e rüşdünü dipnot 1 vermiştik. Biz, onu tanıyorduk.
Andolsun, bundan önce İbrahim'e rüşdünü vermiştik ve biz onu (doğruyu seçme yeteneğinde olduğunu) bilenlerdik.
Andolsun ki biz daha evvel Ibrahime de rüşdünü verdik ve biz onu (n buna ehil olduğunu) bilenlerdik.
Andolsun ki; Biz, daha önce İbrahim'e de rüşdünü vermiştik. Ve Biz onu bilenlerdik.
(51-57) Kesin olan şu ki önceden de İbrahim’i yetişkinliğe / rüşte eriştirdik, Onu bilenlerdendik, O, babasına ve kavmine tutkunu olduğunuz bu heykeller ne ola ki dedi, onlar da babalarımızı bunlara ibadet eder halde bulduk dediler, kesin olan şu ki siz ve babalarınız apaçık bir sapıklık içindesiniz dedi. Sen bize gerçeğimi getirdin yahut bizle oynuyor musun dediler. Dedi ki Rabbiniz, semaların ve arzın Rabbidir, onları yaratmıştır ve ben de buna şahit oluyorum, Allah’a yemin olsun ben de sizin heykellerinize, siz dönüp gittikten sonra bir tuzak kurgulayacağım dedi, büyük olanı hariç onları parçaladı, onu da belki geri dönerler diye parçalamadı. Dediler ki bunu ilahlarımıza kim yaptı? Kesinlikle o zalimlerdendir, İbrahim dedikleri bir gencin onları andığını işittik dediler. Onu insanların göz önüne getirin böylelikle belki şahitlik ederler (Belki İbrahim denilen bu genç kırdı derler) Dediler ki Ey İbrahim ilahlarımıza bunu sen mi yaptın? Dedi ki onların büyük olanı, işte bu, yapmış olabilir, konuşabiliyorsanız ona sorun dedi, kendilerine döndüler ve dediler ki siz zalimlerdensiniz, sonra da başları eğik vaziyette , kesin olarak sende bilirsin ki onlar konuşamazlar dediler , Allah’ın dışında size faydası yahut zararı olmayan şeylere mi ibadet ediyorsunuz? Size de Allah’tan başka ibadet ettiklerinize yuh olsun / uf olsun hâlâ akıllanmayacak mısınız? dedi İlahlarınıza bir yardımınız olacaksa , bir şey yapacaksanız eğer , onu / İbrahim’i yakın dediler, biz de dedik ki ey ateş İbrahim’e soğuk ol ve barışık ol. O ateşle muratları hileli bir tuzak idi , onları hasara uğrattık, Onu ve Lut’u İçinde alemlere bereket olan bir yere götürmek için kurtardık, Ona İshak’ı hibe ettik, İlave olarak / ekstra olarak Yakub’u da hibe ettik, hepsini de Salihlerden eyledik, onları emrimizle hidayete erdiren bir toplum / bir ümmet yaptık , onlara hayırlı fiilleri / hayırlar işlemeyi namaz kılmayı zekât vermeyi vahyetti k, onlar da bize ibadet edenler oldular.
Andolsun, daha önce de İbrahim’e rüşdünü/doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.
Andolsun biz, daha önceden İbrahim'e de doğru yolu bulma yeteneğini vermiştik. Zaten biz onu(n olgun insan olduğunu) biliyorduk.
Biz daha önce (Musa ve Harun'dan önce) İbrahim'e de olgunluğunu vermiştik. Biz onu biliyorduk.
Daha önce de İbrahim'e olgunluk vermiştik. Biz ondaki olgunluğu biliriz.
Daha önce de İbrahim’e rüştünü verdik. Ve biz onu bilenlerdendik.
Daha önce de İbrahim'e doğru yolu göstermiştik. Biz onu biliyorduk.
Yemin olsun, İbrahim'e daha önceden, doğruyu bulma gücünü vermiştik. Onu bilmekteydik biz.
Aforetime, We directed Ibrahim to reasoning and to employ the faculty of reason in forming conclusions and We were fully aware of his thoughts and of his innermost being.
Long ago We bestowed right judgement on Abraham and We knew him well.
We bestowed aforetime on Abraham his rectitude of conduct, and well were We acquainted with him.
Surely We had bestowed wisdom upon Abraham even earlier, and We knew him well. dipnot 1
We gave Ibrahim his right guidance early on, and We had complete knowledge of him.
And indeed We bestowed aforetime on Ibrâhîm (Abraham) his (portion of) guidance, and We were Well-Acquainted with him (as to his Belief in the Oneness of Allâh).
Certainly We had given Abraham his rectitude before, and We knew him
And We gave Abraham his rectitude (befitting his station as a Prophet of God) before (this). We knew him fully well (for his personal qualities).
We gave Abraham aforetime his rectitude -- for We knew him --
Even before that, knowing Abraham, I granted him a mature view.
And we gave Abraham a right direction before; for about him we knew.
Before that We gave Abraham his understanding, and We were aware of him.
And We gave unto Abraham his direction heretofore, and We knew him to be worthy of the revelations wherewith he was favoured.
This is a blessed Reminder which We have sent down (or revealed), will you then reject it?
And indeed We already brought Ibrahîm (Abrahem) earlier his right-mindedness and We were Knowledgeable of him.
And We verily gave Abraham of old his proper course, and We were Aware of him,
We had earlier given Abraham true direction, for We knew him well.
AND, INDEED, long before [the time of Moses] We vouchsafed unto Abraham his consciousness of what is right; and We were aware of [what moved] him
And indeed, We had granted Abraham sound judgment early on, for We knew him well ˹to be worthy of it˺.
And before that We gave Abraham his understanding, and We were aware of him.
Before that, we granted Abraham his guidance and understanding, for we were fully aware of him.,
And We had certainly given Abraham his sound judgement before, and We were of him well-Knowing
And We gave Abraham his sound judgment before; and We knew him
And, indeed, long before, We showed Abraham his direction and We were Aware of his potential.
And indeed, We bestowed on Ibrahim (Abraham), his guidance (and the courage of conduct), and We know well all about with him.
Even earlier We had given Ibrāhīm his right course, and We knew him well
Andbefore that We gave Abraham his understanding, and We were aware of him.