Enbiyâ suresi

Enbiyâ suresi, 79. ayet

Enbiyâ suresi, 79. ayet. فَفَهَّمْنَٰهَا سُلَيْمَٰنَ وَكُلًّا ءَاتَيْنَا حُكْمًا وَعِلْمًا وَسَخَّرْنَا مَعَ دَاوُۥدَ ٱلْجِبَالَ يُسَبِّحْنَ وَٱلطَّيْرَ وَكُنَّا فَٰعِلِينَ

fefehhemnâhâ süleymân. veküllen âteynâ ḥukmev ve`ilmâ. veseḫḫarnâ me`a dâvûde-lcibâle yüsebbiḥne veṭṭayr. vekünnâ fâ`ilîn.

Diyanet İşleri

Biz hüküm vermeyi Süleyman'a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Davud ile birlikte, Allah'ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enbiyâ 76–82 · surenin 79. ayeti / 112

Konu Dâvûd, Süleymân, Eyyûb, Zünnûn, Zekeriyyâ ve Meryem Enbiyâ 78–91 3

  1. Enbiyâ 76

    (Ey Muhammed!) Nuh'u da hatırla. Hani o daha önce dua etmişti de biz onun duasını kabul ederek, kendisini ve ailesini o büyük sıkıntıdan (tufandan) kurtarmıştık.

  2. Enbiyâ 77

    Ayetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. Bu yüzden biz de onları topyekun suda boğduk.

  3. Enbiyâ 78

    Davud ile Süleyman'ı da hatırla. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk.

  4. 79

    Biz hüküm vermeyi Süleyman'a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Davud ile birlikte, Allah'ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik.

  5. Enbiyâ 80

    Bir de Davud'a, sizin için, zırh yapma sanatını öğrettik ki, savaşlarınızda sizi korusun. Şimdi siz şükrediyor musunuz?

  6. Enbiyâ 81

    Süleyman'ın hizmetine de güçlü esen rüzgarı verdik. Rüzgar, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.

  7. Enbiyâ 82

    Bir de şeytanlardan, Süleyman için dalgıçlık eden ve daha bundan başka işler yapanları da onun emrine verdik. Hep onları zapteden bizdik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

79. “Biz” o meselenin en uygun çözümünü “Süleyman’a kavratmıştık.” Yani Süleyman’a bu meseleyi kavratmıştık. Ancak bu, Yüce Allah’ın bunun dışındaki meseleleri Davud’a kavratmadığı anlamına gelmez. Bundan dolayıdır ki Yüce Allah, bu meseleyi özellikle zikretmiş ve sonra da şöyle buyurmuştur: “Bununla beraber her birine hüküm/hikmet ve ilim verdik.” Bu, hakimin bazen doğruya ve hakka isabet ettireceğinin bazen da yanılabileceğinin delilidir. Ancak o, elinden geleni yaptıktan sonra bu hatalı hükmünden dolayı kınanmaz. Daha sonra Yüce Allah, her bir peygamberine vermiş olduğu özel lütuflarını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Ayrıca Davud’a onunla birlikte tesbih etsinler diye dağları ve kuşları amade kıldık.” Nakledildiğine göre Davud insanlar içinde en çok ibadet eden, Yüce Allah’ı çokça anan, tesbih eden ve O’nun şanını tazim eden biri idi. Yüce Allah ona, insanlardan hiç kimseye vermemiş olduğu güzel, dokunaklı ve kalbi yumuşatan bir ses vermişti. Böylece tesbih edip Yüce Allah’a senada bulunduğu sırada dilsiz dağlar ve kuşlar ona karşılık verirdi. Bu, Yüce Allah’ın lütuf ve ihsanıdır. Bundan dolayı Allah: “(Bunları) yapanlar biziz” buyurmaktadır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Biz, meseleyi babası Dâvûd'a değil de Süleyman'a kavrattık. Biz Dâvûd ve Süleyman'ın her ikisine peygamberliği ve dinin hükümleri ile alakalı ilmi öğrettik. Bunu sadece Süleyman'a has kılmadık. Dağları Dâvûd'a boyun eğdirdik onun tespihi ile tespih getirirlerdi. Kuşları da ona boyun eğdirdik. Bunu meseleyi anlatmak, hükmü, ilmi ve birçok şeyi hizmetine sunmak için yaptık.

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَفَهَّمْنَـٰهَا fe fe hhemnaha onu bellettik kök: فهم
  2. سُلَيْمَـٰنَ ۚ suleymane Süleyman'a
  3. وَكُلًّا ve kullen ve hepsine kök: كلل
  4. ءَاتَيْنَا ateyna verdik kök: اتي
  5. حُكْمًۭا hukmen hükümdarlık kök: حكم
  6. وَعِلْمًۭا ۚ ve ilmen ve bilgi kök: علم
  7. وَسَخَّرْنَا ve sehharna ve boyun eğdirdik kök: سخر
  8. مَعَ mea onunla beraber
  9. دَاوُۥدَ davude Davud'a
  10. ٱلْجِبَالَ l-cibale dağları kök: جبل
  11. يُسَبِّحْنَ yusebbihne tesbih eden kök: سبح
  12. وَٱلطَّيْرَ ۚ ve ttayra ve kuşları kök: طير
  13. وَكُنَّا ve kunna ve biz kök: كون
  14. فَـٰعِلِينَ failine (bunları) yaparız kök: فعل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: سخر (42 geçiş) · Aynı kök: جبل (41 geçiş)

    (18-19) Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Davud'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a…

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: طير (29 geçiş) · Aynı kök: جبل (41 geçiş)

    (10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek)…

  • Aynı kök: طير (29 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş)

    Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle, sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah'ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve…

  • Aynı kök: طير (29 geçiş) · Aynı kök: جبل (41 geçiş) · Ortak kavram: Hikmet

    Hani İbrahim, "Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster" demişti. (Allah ona) "İnanmıyor musun?" deyince, "Hayır (inandım) ancak kalbimin…

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: طير (29 geçiş)

    Süleyman, Davud'a varis oldu ve, "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur" dedi.

  • Aynı kök: سخر (42 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    (12-14) O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve "Bunu hizmetimize veren…

  • Aynı kök: جبل (41 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    Musa, belirlediğimiz yere (Tur'a) gelip Rabbi de ona konuşunca, "Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım" dedi. Allah da, "Beni (dünyada) katiyen…

  • Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    "Rabbimizin şanı yücedir. Rabbimizin va'di mutlaka gerçekleşecektir" derler.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

86 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Böylece bunu (bu fetvayı) Süleyman'a biz öğretmiştik. Biz onların hepsine doğru hüküm verme yeteneği ve ilim vermiştik. Kuşları ve tesbih eden (yücelten) dağları da Davud'a boyun eğdirmiştik. dipnot 1 (Bunları) biz yapmaktayız.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Neml 27:16-17; Sebe' 34:10; Sâd 38:18-20.

Mustafa İslamoğlu

fakat bu davada Süleyman'a (daha) derin bir kavrayış vermiştik. Bununla beraber Biz, her birine sağlam bir muhakeme ve seçip ayırma yeteneği kazandıran bir bilgi tasavvuru bahşettik. Zaten Davud ile birlikte, emrimize amade kıldığımız dağlar da O'nun kudret ve ihtişamını dillendiriyordu, kuşlar da... Zira Biz, her zaman istediğimizi gerçekleştiririz.

Muhammed Esed

ve bu olayda Süleyman'ın dava konusunu (daha derinden) anlamasını sağladık; bununla birlikte, Biz her ikisine de sağlam bir muhakeme gücü ve ilim bahşetmiştik. Bizim sınırsız kudret ve yüceliğimizi anarken, dağı taşı ve kuşları Davud'un çağrısına boyun eğdirdik; ve Biz (dilediğimiz her şeyi) yapabilme kudretine sahibiz.

Ahmed Hulusi

Biz Süleyman'ı bu konuda anlayışlı kıldık! Her birine bir hüküm ve bir ilim verdik. Davud da tespih ederken, dağları ve kuş cinsini hizmetine verirdik. . . Failler biz idik.

Ali Bulaç

Biz bunu (hükmü) Süleyman'a kavrattık, her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye, dağlara ve kuşlara boyun eğdirdik. (Bunları) Yapanlar biz idik.

Ali Özek ve heyeti

Böylece bunu (bu fetvayı) Süleyman'a biz anlatmıştık. Biz, onların her birine hüküm (hükümdarlık, peygamberlik) ve ilim verdik. Kuşları ve tesbih eden dağları da Davud’a boyun eğdirdik. (Bunları) biz yapmaktayız.

Ali Rıza Safa

Süleyman'a, onu kavrattık. Her birine, hem bilgelik hem de bilgi verdik. Davut ile birlikte övgülerle yüceltmeleri için, dağları ve kuşları boyun eğdirdik. Çünkü Biz, yaparız.

Bayraktar Bayraklı

Böylece hükmü Süleyman'a biz anlatmıştık. Her ikisine de sağlam bir muhakeme gücü ve ilim vermiştik. Kuşları ve tesbih eden dağları da Davud'a boyun eğdirdik. Biz her şeyi yaparız.

Edip Yüksel

Süleyman'a, doğru anlama yeteneği bağışladık. Her birine bilgi ve bilgelik verdik. Davud'un emrine dağları ve kuşları verdik. Biz bunları yapmıştık.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Süleyman'a, doğru anlama yeteneği bağışladık. Herbirine bilgi ve bilgelik verdik. Davud'un emrine dağları ve kuşları verdik. Biz bunları yapmıştık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derhal onu Süleyman'a anlattık; bununla beraber herbirine bir hüküm ve bir ilim vermiştik. Dağları Davud'un emrine amade kılmıştık, kuşlarla beraber tesbih ediyorlardı; Biz bunları yaparız!

Elmalılı Hamdi Yazır

Derhal onu Süleymana anlattık, bununla beraber her birine bir huküm ve bir ılim vermiştik ve Davudun maıyyetinde dağları müsahhar kılmıştık, kuşlarla beraber tesbih ediyorlardı ve biz bunları yaparız

Gültekin Onan

Biz bunu (hükmü) Süleyman'a kavrattık (fefehhemnaha), her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile birtikte tesbih etsinler diye, dağlara ve kuşlara boyun eğdirdik. (Bunları ) Yapanlar biz idik.

Hasan Basri Çantay

Biz onu (n fetvasını) hemen Süleymana anlatmışdık. (Zaten) biz, her birine hüküm, ve ilim vermişdik. Dağları ve kuşları, Davud ile birlikde tesbih etmek üzere, ram etmişdik. (Bütün bunları) yapanlar bizdik.

İbni Kesir

Biz bu hükmü hemen Süleyman'a belletmiştik. Her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye dağları ve kuşları buyruk altına aldık. Bunları yapanlar Bizdik.

Mehmet Alagaş

(78-82) Davud ve Süleyman bir vakit ekin hakkında her ikisi de hüküm veriyordu. Bir kavmin koyunları o ekinde yayılmıştı / otlamıştı. Biz de onların hüküm verişlerine şahit oluyor idik. Süleyman’a onu bellettirdik / kavrattık / fehim ettirdik. Hepsine hüküm ve ilim verdik, Davut’a beraberindeki tespih eden dağları ve kuşları emre amade kıldık, bizler yapanız. Savaşın sertliğinden sizi koruması için, Ona zırh yapabilme sanatını öğrettik, teşekkür etmeyecek misiniz? Süleyman’a şiddetli esen rüzgârı verdik , bereket ve rdiğimiz arzda emri ile cereyan ediyordu , biz her şeyi bileniz , Onun için şeytanlardan dalgıç olanlar vardı, bunun dışında başka amellerde işliyorlardı, biz onlara muhafız idik.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz hüküm vermeyi Süleyman’a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Davûd ile birlikte, Allah’ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik.

Süleyman Ateş

O hükmü Süleyman'a bellettik. Onların hepsine de hükümdarlık ve bilgi verdik. Davud'a dağları ve kuşları boyun eğdirdik, onunla beraber tesbih ediyorlardı. Biz (bunları) yaparız.

Süleymaniye Vakfı

İkisine de ilim dipnot 1 ve doğru karar verme yeteneği verdiğimiz halde kararı Süleyman'ın vermesini sağladık. Dağları ve kuşları da Davud'un emrine verdik; onunla beraber tesbih (ibadet) ederlerdi. Bunları yapan bizdik.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İkisine de ilim ve hikmet verdiğimiz halde doğru kararı Süleyman'ın bulmasını sağlamıştık. Dağları ve kuşları da Davut'un emrine vermiştik; onunla birlikte ibadet (tesbih ederlerdi) dipnot 1 . Bunları yapan Bizdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    ..

Şaban Britch

Biz bunu (yargılamayı) Süleyman'a kavrattık. Her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye dağları ve kuşları hizmetine verdik. Bunları yapan biz idik.

Şaban Piriş

Onu Süleyman'a belletmiştik. Her birine hikmet ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye dağları ve kuşları hizmetine verdik. Bunları yapan biz idik.

Yaşar Nuri Öztürk

Onu Süleyman'a derhal kavrattık. Herbirine hükümdarlık ve bilgi verdik. Davud'a dağları boyun eğdirdik. Kuşlarla beraber tespih ediyorlardı. Yapmak isteyince yapanlarız biz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But We inspired Sulayman with the insight of the matter** -therefore, his inspired decision, in addition to being compensatory, was constructive and promotive of work and advancement- and to each one of them We imparted wisdom and correct judgement, knowledge and intellectual acquaintance with the truth. And We subdued the mountains as well as the birds to join David in praising Allah and in extolling His glorious attributes, and We have always been Omnipotent enough to accomplish what we will. **The prosecutor makes use of the sheep until the defender makes the necessary repairs and restores the field to the original state, then each takes back his property.

Abdul Haleem

and made Solomon understand the case [better], though We gave sound judgement and knowledge to both of them. We made the mountains and the birds celebrate Our praises with David- We did all these things-

Abdullah Yusuf Ali

To Solomon We inspired the (right) understanding of the matter: to each (of them) We gave Judgment and Knowledge; it was Our power that made the hills and the birds celebrate Our praises, with David: it was We Who did (all these things).

Abul A'la Maududi

We guided Solomon to the right verdict, and We had granted each of them dipnot 1 judgement and knowledge. We made the mountains and the birds celebrate the praise of Allah dipnot 2 with David. It was We Who did all this.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    There is no mention of this event in the Bible, nor in the Jewish literature. According to the Muslim commentators, it happened like this: The goats of one person entered into the field of another person at night. The latter brought his complaint to Prophet David who decided that the strayed goats should be given to the owner of the field. Prophet Solomon, however, differed with this and opined that the goats should remain with the owner of the field up to the time that the former tilled and prepared the field as before. In regard to this Allah says: We led Solomon to the right decision. As regards the legal aspect of the matter, we cannot say with certainty what is the Islamic law in such a case nor is there any tradition of the Prophet (peace be upon him) to explain or support it. That is why the jurists have differed about it.
  2. metne dön, dipnot 2
    It should, however, be noted that in this context, the incident has been cited to show that the Prophets were after all human beings in spite of their God given powers and abilities. In this case, Prophet David committed an error of judgment because he was not guided by Allah as was Prophet Solomon, though both of them were Prophets. In the succeeding passage the wonderful powers of both have been mentioned to show that they were God given and did not make anyone a god.

Aisha Bewley

We gave Sulayman understanding of it. We gave each of them judgement and knowledge. We subjected the mountains to Dawud, glorifying, and the birds as well. This is something We are well able to do.

Al-Hilali & Khan

And We made Sulaimân (Solomon) to understand (the case); and to each of them We gave Hukm (right judgement of the affairs and Prophethood) and knowledge. And We subjected the mountains and the birds to glorify Our Praises along with Dâwûd (David). And it was We Who were the doer (of all these things).

Ali Quli Qarai

We gave its understanding to Solomon, and to each We gave judgement and knowledge. And We disposed the mountains and the birds to glorify [Us] with David, and We have been the doer [of such things].

Amatul Rahman Omar

So We gave Solomon the true appreciation of it (- the matter); to each one of them We gave wisdom and knowledge. And We had subjected the mountains and the birds which celebrated (Our) glory along with David. That is what We always do.

Arthur John Arberry

and We made Solomon to understand it, and unto each gave We judgment and knowledge. And with David We subjected the mountains to give glory, and the birds, and We were doers.

Bijan Moeinian

I made Solomon to understand the [above mentioned] case better, though to both of them I granted Wisdom and knowledge. I commanded the mountains to join David (and echo back his sweet voice) while he was praising the Lord, as well as the birds (to accompany him in his religious chants.) Yes, it was your Lord who did all these.

E. Henry Palmer

and this we gave Solomon to understand. To each of them we gave judgment and knowledge; and to David we subjected the mountains to celebrate our praises, and the birds too,- it was we who did it.

Edip-Layth

So We gave Solomon the correct understanding, and both of them We have given wisdom and knowledge. We committed the mountains with David to praise as well as the birds. This is what We did.

George Sale

And We gave the understanding thereof unto Solomon. And on all of them We bestowed wisdom, and knowledge. And We compelled the mountains to praise Us with David; and the birds also: And We did this.

Hamid S. Aziz

And David and Solomon, when they gave judgment concerning the field, when some people's sheep had strayed therein at night; and We were witness to their judgment;

Mahmoud Ghali

So We made Sulayman to understand it, and to each We brought judgment and knowledge. And with Dawû?d We subjected the mountains to extol, and the birds; and We were Performers.

Marmaduke Pickthall

And We made Solomon to understand (the case); and unto each of them We gave judgment and knowledge. And we subdued the hills and the birds to hymn (His) praise along with David. We were the doers (thereof).

Mohamed Ahmed - Samira

We made Solomon understand the case, and bestowed on each wisdom and knowledge, We subdued the al-jibal (mountains) with David to sing Our praises, and at-tair (birds). It is We who did it.

Muhammad Asad

for, [though] We made Solomon understand the case [more profoundly] yet We vouchsafed unto both of them sound judgment and knowledge [of right and wrong]. And We caused the mountains to join David in extolling Our limitless glory, and likewise the birds: for We are able to do [all things].

Mustafa Khattab

We guided ˹young˺ Solomon to a fairer settlement,[1] and granted each of them wisdom and knowledge. We subjected the mountains as well as the birds to hymn ˹Our praises˺ along with David. It is We Who did ˹it all˺.

Progressive Muslims

So We gave Solomon the correct understanding, and both of them We have given wisdom and knowledge. And We committed the mountains with David to praise as well as the birds. This is what We did.

Rashad Khalifa

We granted Solomon the correct understanding, though we endowed both of them with wisdom and knowledge. We committed the mountains to serve David in glorifying (God), as well as the birds. This is what we did.

Sahih International

And We gave understanding of the case to Solomon, and to each [of them] We gave judgement and knowledge. And We subjected the mountains to exalt [Us], along with David and [also] the birds. And We were doing [that].

Sam Gerrans

And We gave understanding of it to Solomon; and to each We gave judgment and knowledge. And We made subject with David the mountains giving glory, and the birds. And We are the doers.

Shabbir Ahmed

We gave Solomon great understanding of the affairs of the state, and each of them We endowed with wisdom and knowledge. We made the most powerful tribal leaders loyal to David, and they fully complemented his efforts. The strong tribe of At-Taeer and the common citizens were supportive of him. It was We Who did all these things.

Syed Vickar Ahamed

And We made Sulaiman (Solomon) understand of the (complex) matters: And to each (of them) We gave judgment and knowledge; It was Our Power that made the hills and the birds celebrate Our praises with Dawood (David): And it was We Who did (all these things).

Taqi Usmani

So, We enabled Sulaimān to understand it. And to each one of them We gave wisdom and knowledge. And with Dawūd We subjugated the mountains that pronounced tasbīH (Allah’s purity), and the birds as well. And We were the One who did (it).

The Monotheist Group

So We gave Solomon the correct understanding, and both of them We have given wisdom and knowledge. And We commissioned the mountains with David to praise, and the birds. This is what We did.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 79. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 79. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 79. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩