Diyanet İşleri
(18-19) Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Davud'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a yönelmişlerdi.
Sâd suresi
Sâd suresi, 18. ayet. إِنَّا سَخَّرْنَا ٱلْجِبَالَ مَعَهُۥ يُسَبِّحْنَ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِشْرَاقِ
innâ seḫḫarne-lcibâle me`ahû yüsebbiḥne bil`aşiyyi vel'işrâḳ.
(18-19) Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Davud'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a yönelmişlerdi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Dâvûd: dağların tesbihi ve iki davacı Sâd 17–29 3
Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar.
Müşrikler (alay ederek) şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce payımızı hemen ver!"
Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Davud'u hatırla. O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.
(18-19) Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Davud'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a yönelmişlerdi.
Biz Davud'un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik.
Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 18–19. ayetler için yazılmıştır.
18-19. Onun, Rabbine çokça yönelişinin ve çokça ibadet edişinin bir sonucu olarak Yüce Allah, dağları onunla birlikte Rablerini hamd ile tesbih edecek şekilde amade kılmıştı.
Ayrıca onunla birlikte “toplu haldeki kuşları da” amade kılmıştık. “Her birisi” dağlar da kuşlar da “yalnız ona” Yüce Allah’a “yönelirdi.” Çünkü bunlar Yüce Allah’ın: “Ey dağlar, siz de onunla tesbih edin ve ey kuşlar siz de!” (Sebe, 34/10) buyruğuna uyarak bu tesbihi yapıyorlardı.
İşte bu, Yüce Allah’ın ona, kendisine ibadeti hususunda bir lütfu idi.
Daha sonra Yüce Allah, ona ihsan etmiş olduğu pek büyük hükümdarlık lütfunu da söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Doğrusu biz dağları boyun eğdirdik. Günün başında ve günün sonunda Dâvûd'un tespihi ile birlikte tespih ederlerdi.
Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: سخر (42 geçiş) · Aynı kök: جبل (41 geçiş)
Biz hüküm vermeyi Süleyman'a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Davud ile birlikte, Allah'ı tespih etmeleri için dağları…
Aynı kök: عشو (14 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih
Zekeriya, "Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alamet ver" dedi. Allah da şöyle dedi: "Senin için alamet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak…
Aynı kök: عشو (14 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih
Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı) ve onlara "Sabah akşam Allah'ı tespih edin" diye işaret etti.
Aynı kök: عشو (14 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih
Ey Muhammed! Sabret. Allah'ın va'di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam sabah Rabbini hamd ederek tespih et!
Aynı kök: سخر (42 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih
(12-14) O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve "Bunu hizmetimize veren…
Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: جبل (41 geçiş)
(10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek)…
Aynı kök: جبل (41 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih
Musa, belirlediğimiz yere (Tur'a) gelip Rabbi de ona konuşunca, "Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım" dedi. Allah da, "Beni (dünyada) katiyen…
Aynı kıssa: Hz. Dâvûd
Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, "Bize bir hükümdar gönder de Allah…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Biz dağları (onun) hizmetine vermiştik. Akşam ve kuşluk vakti onunla birlikte tesbih ederler (yüceltirlerdi). dipnot 1
İşte bu yüzden, her sabah ve her akşam, onunla birlikte emrimize amade kıldığımız dağlar da kudret ve ihtişamımızı dillendirirdi;
(ve bunun için,) her sabah ve her akşam sınırsız kudret ve egemenliğimizi anarken dağları o'na eşlik ettirirdik,
Doğrusu biz, akşam ve Güneş doğduğu vakit tespih eder (işlevlerini yerine getirir) halde, dağları (benlik sahiplerini) Ona boyun eğdirdik.
Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik, akşam ve sabah kendisiyle birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi.
Doğrusu biz akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları,
Kuşkusuz, Biz, dağlara boyun eğdirdik. Onunla birlikte, akşamsabah yüceltirlerdi.
Doğrusu biz, dağları Davud'un emrine vermiştik. Gece-gündüz onunla birlikte Allah'ı anmaktadırlar.
Dağları onun emrine vermiştik; onunla birlikte akşamleyin ve tan doğumu (Tanrı'yı) yüceltirlerdi.
Dağları onun emrine vermiştik; onunla birlikte akşamleyin ve tan doğumu (Tanrı'yı) yüceltirlerdi.
Biz dağları onun emrine vermiştik, akşam ve işrak vakti onunla birlikte tesbih ederlerdi.
Çünkü biz onun maıyyetinde dağları müsahhar kılmıştık: tesbih ederlerdi akşamleyin ve işrak vaktı
Dağları boyun eğdirdik. Akşamdan gündoğumuna dipnot 1 onunla birlikte tesbih dipnot 2 ederlerdi.
Dağları boyun eğdirdik. Akşamdan gündoğumuna dipnot 1 onunla birlikte tesbih dipnot 2 ederlerdi.
Dağları emrine amade kıldık. Akşamdan gündoğumuna dipnot 1 onunla birlikte tesbih dipnot 2 ederlerdi.
Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik, akşam ve sabah kendisiyle birlikte (Tanrı'yı) tesbih ederlerdi.
Gerçek biz dağları (kendisine) müsahhar kıldık ki bunlar akşamlayın ve kuşluk vakti onunla birlikde durmayıb tesbih ederlerdi.
Biz, gerçekten dağları onun buyruğuna vermiştik. Sabah ve akşam tesbih ederlerdi.
(12-20) Onlardan önce Nuh kavmi yalanladı ve Âd ve kazık işke ncesi yapan Firav un ve Semud ve kavmi ve Eyke halkları işte hizipler / gruplar bunlardır. Hepsi de elçileri yalanladılar ve de azabımı hak ettiler. Bunlar da (senin kavmin de) tek bir naranın / sesin gelmesin i mi bekliyorlar? Ki onda (o seste) geri çevirme / geciktirme yok . Dediler ki, Rabbimiz, hesap gününden önce bize payımızı / bize vereceğini acilleştir de ver. (Cahil cesareti) Onların dediklerine sabret ve kuvvetli Davut kulumuzu hatırla. Muhakkak ki O, çok yönelirdi. (Çok başvuruda bulunurdu) Dağları onun emrine verdik / musahhar kıldık. Onunla beraber akşam ve sabah (İşrak vakti) üstün tutarlardı / tesbih ederlerdi. Toplu haldeki / sürü haldeki kuşlar, hepsi O'na / Allah’a yönelirdi. Saltanatını da / m ülkünü şiddetlendirdik ve ona hikmeti / (niçin ilmini, gerekçelendirmeyi) ve ayrık konuşmayı verdik (Anlaşmazlıkları giderici ikna edici konuşma yeteneği)
Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik. Akşam ve sabah onlar kendisiyle (Dâvud ile) birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi.
Biz dağları onunla beraber (tesbih etmeleri için) boyun eğdirmiştik; akşam sabah onunla tesbih ederler (onun yaptığı tesbihle çınlarlar)dı.
Biz dağları boyun eğdirdik. Akşamleyin ve kuşluk dipnot 1 vaktinde Davud'la beraber tesbih (ibadet) ederlerdi dipnot 2 .
Akşamleyin ve kuşluk dipnot 1 vaktinde onunla birlikte ibadet eden dağları, hizmetine vermiştik.
Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik, akşam ve sabah onlar kendisiyle (Davud ile) birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi.
Biz, dağları ona boyun eğdirmiştik. Akşam sabah onunla tesbih ederlerdi.
Dağları onunla birlikte buyruk altına almıştık: Akşam sabah birlikte tespih ederlerdi.
We subdued for him the mountains to play the echo to his praises and join him in hymning and ascribing the praises to Allah at night fall and at the break of the day.
We made the mountains join him in glorifying Us at sunset and sunrise;
It was We that made the hills declare, in unison with him, Our Praises, at eventide and at break of day,
With him We had subjected the mountains that they join him in celebrating Allah's glory, evening and morning,
We subjected the mountains to glorify with him in the evening and at sunrise.
Verily, We made the mountains to glorify Our Praises with him [Dâwûd (David)] in the ‘Ashî (i.e. after the mid-day till sunset) and Ishrâq (i.e. after the sunrise till mid-day).
Indeed We disposed the mountains to glorify [Allah] with him at evening and dawn,
Indeed, We made (the people of) the mountains subservient to him (and) they celebrated (Our) praises at nightfall and at sunrise,
With him We subjected the mountains to give glory at evening and sunrise,
He was given the authority to order the mountains to join him in praising the Lord every morning and every evening.
Verily, we subjected the mountains to celebrate with him our praises at the evening and the dawn;
We committed the mountains to glorify with him, during dusk and dawn.
We compelled the mountains to celebrate our praise with him, in the evening and at sun-rise,
Surely We made the mountains sing the glory (of Allah) in unison with him at nightfall and sunrise,
Surely to him We subjected the mountains with him to extol at nightfall and sunshine.
Lo! We subdued the hills to hymn the praises (of their Lord) with him at nightfall and sunrise,
We subjugated the chiefs (of tribes) to struggle day and night with him,
[and for this, ] behold, We caused the mountains to join him in extolling Our limitless glory at eventide and at sunrise,
We truly subjected the mountains to hymn ˹Our praises˺ along with him in the evening and after sunrise.
We committed the mountains to glorify with him, during dusk and dawn.
We committed the mountains in his service, glorifying with him night and day.
Indeed, We subjected the mountains [to praise] with him, exalting [ Allah ] in the [late] afternoon and [after] sunrise.
We made subject the mountains with him giving glory at evening and sunrise,
Behold, We subdued for him the strong Mountain Tribes that strove along with him night and day.
Verily, We made the hills recite Our Praises together with him, in evening and at break of day,
We had subjugated the mountains to join him (in) making tasbīH (i.e. pronouncing Allah’s purity) at evening and sunrise,
We commissioned the mountains to glorify with him, at dusk and dawn.