Sâd suresi

Sâd suresi, 18. ayet

Sâd suresi, 18. ayet. إِنَّا سَخَّرْنَا ٱلْجِبَالَ مَعَهُۥ يُسَبِّحْنَ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِشْرَاقِ

innâ seḫḫarne-lcibâle me`ahû yüsebbiḥne bil`aşiyyi vel'işrâḳ.

Diyanet İşleri

(18-19) Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Davud'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a yönelmişlerdi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâd 15–21 · surenin 18. ayeti / 88

Konu Dâvûd: dağların tesbihi ve iki davacı Sâd 17–29 3

  1. Sâd 15

    Bunlar da (müşrikler de) ancak (vakti gelince) asla geri kalmayacak korkunç bir ses bekliyorlar.

  2. Sâd 16

    Müşrikler (alay ederek) şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce payımızı hemen ver!"

  3. Sâd 17

    Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Davud'u hatırla. O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.

  4. 18–19

    (18-19) Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Davud'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a yönelmişlerdi.

  5. Sâd 20

    Biz Davud'un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik.

  6. Sâd 21

    Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 18–19. ayetler için yazılmıştır.

18-19. Onun, Rabbine çokça yönelişinin ve çokça ibadet edişinin bir sonucu olarak Yüce Allah, dağları onunla birlikte Rablerini hamd ile tesbih edecek şekilde amade kılmıştı.

Ayrıca onunla birlikte “toplu haldeki kuşları da” amade kılmıştık. “Her birisi” dağlar da kuşlar da “yalnız ona” Yüce Allah’a “yönelirdi.” Çünkü bunlar Yüce Allah’ın: “Ey dağlar, siz de onunla tesbih edin ve ey kuşlar siz de!” (Sebe, 34/10) buyruğuna uyarak bu tesbihi yapıyorlardı.

İşte bu, Yüce Allah’ın ona, kendisine ibadeti hususunda bir lütfu idi.

Daha sonra Yüce Allah, ona ihsan etmiş olduğu pek büyük hükümdarlık lütfunu da söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Doğrusu biz dağları boyun eğdirdik. Günün başında ve günün sonunda Dâvûd'un tespihi ile birlikte tespih ederlerdi.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّا inna elbette biz
  2. سَخَّرْنَا sehharna boyun eğdirmiştik kök: سخر
  3. ٱلْجِبَالَ l-cibale dağları kök: جبل
  4. مَعَهُۥ meahu onunla beraber
  5. يُسَبِّحْنَ yusebbihne tesbih ederlerdi kök: سبح
  6. بِٱلْعَشِىِّ bil-aşiyyi akşam kök: عشو
  7. وَٱلْإِشْرَاقِ vel'işraki ve sabah kök: شرق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: سخر (42 geçiş) · Aynı kök: جبل (41 geçiş)

    Biz hüküm vermeyi Süleyman'a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Davud ile birlikte, Allah'ı tespih etmeleri için dağları…

  • Aynı kök: عشو (14 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    Zekeriya, "Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alamet ver" dedi. Allah da şöyle dedi: "Senin için alamet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak…

  • Aynı kök: عشو (14 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı) ve onlara "Sabah akşam Allah'ı tespih edin" diye işaret etti.

  • Aynı kök: عشو (14 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    Ey Muhammed! Sabret. Allah'ın va'di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam sabah Rabbini hamd ederek tespih et!

  • Aynı kök: سخر (42 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    (12-14) O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve "Bunu hizmetimize veren…

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: جبل (41 geçiş)

    (10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek)…

  • Aynı kök: جبل (41 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    Musa, belirlediğimiz yere (Tur'a) gelip Rabbi de ona konuşunca, "Rabbim! Bana (kendini) göster, sana bakayım" dedi. Allah da, "Beni (dünyada) katiyen…

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd

    Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, "Bize bir hükümdar gönder de Allah…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Biz dağları (onun) hizmetine vermiştik. Akşam ve kuşluk vakti onunla birlikte tesbih ederler (yüceltirlerdi). dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada geçen [tesbih] İsrâ 17:44. ayetle birlikte okunmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

İşte bu yüzden, her sabah ve her akşam, onunla birlikte emrimize amade kıldığımız dağlar da kudret ve ihtişamımızı dillendirirdi;

Muhammed Esed

(ve bunun için,) her sabah ve her akşam sınırsız kudret ve egemenliğimizi anarken dağları o'na eşlik ettirirdik,

Ahmed Hulusi

Doğrusu biz, akşam ve Güneş doğduğu vakit tespih eder (işlevlerini yerine getirir) halde, dağları (benlik sahiplerini) Ona boyun eğdirdik.

Ali Bulaç

Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik, akşam ve sabah kendisiyle birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi.

Ali Özek ve heyeti

Doğrusu biz akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları,

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, Biz, dağlara boyun eğdirdik. Onunla birlikte, akşamsabah yüceltirlerdi.

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu biz, dağları Davud'un emrine vermiştik. Gece-gündüz onunla birlikte Allah'ı anmaktadırlar.

Edip Yüksel

Dağları onun emrine vermiştik; onunla birlikte akşamleyin ve tan doğumu (Tanrı'yı) yüceltirlerdi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dağları onun emrine vermiştik; onunla birlikte akşamleyin ve tan doğumu (Tanrı'yı) yüceltirlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz dağları onun emrine vermiştik, akşam ve işrak vakti onunla birlikte tesbih ederlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü biz onun maıyyetinde dağları müsahhar kılmıştık: tesbih ederlerdi akşamleyin ve işrak vaktı

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Dağları boyun eğdirdik. Akşamdan gündoğumuna dipnot 1 onunla birlikte tesbih dipnot 2 ederlerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Her zaman, sürekli, bütün bir gün boyu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranması ve Yaratıcının tüm nitelikleriyle tanınması ve dillendirilmesi, tanıtılması demektir. Dağların, Allah'ı tesbih etmeleri demek; Allah'ın yaradılışlarına koyduğu yasalara bağlılık içinde, varlık amaçlarına uygun bir hal içinde bulunmaları demektir. Bu bağlamda, evrende olan tüm canlı ve cansız varlıklar Allah'ı tesbih etmektedirler. Hal diliyle ortaya konan bu gerçeklik, aslında Allah'ın tüm nitelikleri ile tanınması, tanıtılmasını ifade etmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Dağları emrine amade kıldık. Akşamdan gündoğumuna dipnot 1 onunla birlikte tesbih dipnot 2 ederlerdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Her zaman, sürekli, bütün bir gün boyu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranması ve Yaratıcı'nın tüm nitelikleriyle tanınması ve dillendirilmesi, tanıtılması demektir. Dağların, Allah'ı tesbih etmeleri demek; Allah'ın yaradılışlarına koyduğu yasalara bağlılık içinde, varlık amaçlarına uygun bir hal içinde bulunmaları demektir. Bu bağlamda, evrende olan tüm canlı ve cansız varlıklar Allah'ı tesbih etmektedirler. Hal diliyle ortaya konan bu gerçeklik, aslında Allah'ın tüm nitelikleri ile tanınması, tanıtılmasını ifade etmektedir.

Gültekin Onan

Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik, akşam ve sabah kendisiyle birlikte (Tanrı'yı) tesbih ederlerdi.

Hasan Basri Çantay

Gerçek biz dağları (kendisine) müsahhar kıldık ki bunlar akşamlayın ve kuşluk vakti onunla birlikde durmayıb tesbih ederlerdi.

İbni Kesir

Biz, gerçekten dağları onun buyruğuna vermiştik. Sabah ve akşam tesbih ederlerdi.

Mehmet Alagaş

(12-20) Onlardan önce Nuh kavmi yalanladı ve Âd ve kazık işke ncesi yapan Firav un ve Semud ve kavmi ve Eyke halkları işte hizipler / gruplar bunlardır. Hepsi de elçileri yalanladılar ve de azabımı hak ettiler. Bunlar da (senin kavmin de) tek bir naranın / sesin gelmesin i mi bekliyorlar? Ki onda (o seste) geri çevirme / geciktirme yok . Dediler ki, Rabbimiz, hesap gününden önce bize payımızı / bize vereceğini acilleştir de ver. (Cahil cesareti) Onların dediklerine sabret ve kuvvetli Davut kulumuzu hatırla. Muhakkak ki O, çok yönelirdi. (Çok başvuruda bulunurdu) Dağları onun emrine verdik / musahhar kıldık. Onunla beraber akşam ve sabah (İşrak vakti) üstün tutarlardı / tesbih ederlerdi. Toplu haldeki / sürü haldeki kuşlar, hepsi O'na / Allah’a yönelirdi. Saltanatını da / m ülkünü şiddetlendirdik ve ona hikmeti / (niçin ilmini, gerekçelendirmeyi) ve ayrık konuşmayı verdik (Anlaşmazlıkları giderici ikna edici konuşma yeteneği)

Rowwad Tercüme Merkezi

Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik. Akşam ve sabah onlar kendisiyle (Dâvud ile) birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi.

Süleyman Ateş

Biz dağları onunla beraber (tesbih etmeleri için) boyun eğdirmiştik; akşam sabah onunla tesbih ederler (onun yaptığı tesbihle çınlarlar)dı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Akşamleyin ve kuşluk dipnot 1 vaktinde onunla birlikte ibadet eden dağları, hizmetine vermiştik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Güneş ışıklarının yeryüzüne yayıldığı kuşluk vakti (Lisan'ul-Arab). Bu vakitte kılınan namaza salatu'd-duha veya salatü'l-işrak denir. Türkçede ona kuşluk namazı denir. (Bkz. Taberi, Tefsir, 21/169).

Şaban Britch

Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik, akşam ve sabah onlar kendisiyle (Davud ile) birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi.

Şaban Piriş

Biz, dağları ona boyun eğdirmiştik. Akşam sabah onunla tesbih ederlerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Dağları onunla birlikte buyruk altına almıştık: Akşam sabah birlikte tespih ederlerdi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We subdued for him the mountains to play the echo to his praises and join him in hymning and ascribing the praises to Allah at night fall and at the break of the day.

Abdul Haleem

We made the mountains join him in glorifying Us at sunset and sunrise;

Abdullah Yusuf Ali

It was We that made the hills declare, in unison with him, Our Praises, at eventide and at break of day,

Abul A'la Maududi

With him We had subjected the mountains that they join him in celebrating Allah's glory, evening and morning,

Aisha Bewley

We subjected the mountains to glorify with him in the evening and at sunrise.

Al-Hilali & Khan

Verily, We made the mountains to glorify Our Praises with him [Dâwûd (David)] in the ‘Ashî (i.e. after the mid-day till sunset) and Ishrâq (i.e. after the sunrise till mid-day).

Ali Quli Qarai

Indeed We disposed the mountains to glorify [Allah] with him at evening and dawn,

Amatul Rahman Omar

Indeed, We made (the people of) the mountains subservient to him (and) they celebrated (Our) praises at nightfall and at sunrise,

Arthur John Arberry

With him We subjected the mountains to give glory at evening and sunrise,

Bijan Moeinian

He was given the authority to order the mountains to join him in praising the Lord every morning and every evening.

E. Henry Palmer

Verily, we subjected the mountains to celebrate with him our praises at the evening and the dawn;

Edip-Layth

We committed the mountains to glorify with him, during dusk and dawn.

George Sale

We compelled the mountains to celebrate our praise with him, in the evening and at sun-rise,

Hamid S. Aziz

Surely We made the mountains sing the glory (of Allah) in unison with him at nightfall and sunrise,

Mahmoud Ghali

Surely to him We subjected the mountains with him to extol at nightfall and sunshine.

Marmaduke Pickthall

Lo! We subdued the hills to hymn the praises (of their Lord) with him at nightfall and sunrise,

Mohamed Ahmed - Samira

We subjugated the chiefs (of tribes) to struggle day and night with him,

Muhammad Asad

[and for this, ] behold, We caused the mountains to join him in extolling Our limitless glory at eventide and at sunrise,

Mustafa Khattab

We truly subjected the mountains to hymn ˹Our praises˺ along with him in the evening and after sunrise.

Progressive Muslims

We committed the mountains to glorify with him, during dusk and dawn.

Rashad Khalifa

We committed the mountains in his service, glorifying with him night and day.

Sahih International

Indeed, We subjected the mountains [to praise] with him, exalting [ Allah ] in the [late] afternoon and [after] sunrise.

Sam Gerrans

We made subject the mountains with him giving glory at evening and sunrise,

Shabbir Ahmed

Behold, We subdued for him the strong Mountain Tribes that strove along with him night and day.

Syed Vickar Ahamed

Verily, We made the hills recite Our Praises together with him, in evening and at break of day,

Taqi Usmani

We had subjugated the mountains to join him (in) making tasbīH (i.e. pronouncing Allah’s purity) at evening and sunrise,

The Monotheist Group

We commissioned the mountains to glorify with him, at dusk and dawn.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 18. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 18. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 18. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩