Diyanet İşleri
Şüphesiz biz, seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.
Fâtır suresi · 24–28. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Fâtır suresi, 24. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَإِن مِّنْ أُمَّةٍ إِلَّا خَلَا فِيهَا نَذِيرٌ
Şüphesiz biz, seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.
Biz seni bir amaç için müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. dipnot 1 (Nitekim) her ümmet için de elbette bir uyarıcı gelmiştir. dipnot 2
Şüphe yok ki Biz seni hakikate sadık bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik: zira hiçbir ümmet yoktur ki içlerinden bir uyarıcı çıkmamış olsun.
Biz seni hakikat ehli bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik; çünkü hiçbir topluluk yoktur ki içlerinden bir uyarıcı gelip geçmemiş olsun.
Muhakkak ki biz seni Hak olarak irsal ettik, müjdeci ve uyarıcı! Hiçbir ümmet yoktur ki onun içinde bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.
Şüphesiz biz seni, hak ile bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiç bir ümmet yoktur ki, içinde bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.
Biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Her millet için mutlaka bir uyarıcı (peygamber) bulunmuştur.
Aslında, seni, muştulayıcı ve uyarıcı olarak gerçekle gönderdik. Bir uyarıcının gelip geçmediği hiçbir toplum yoktur.
- Sen, sadece bir uyarıcısın. Biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Her millet için mutlaka bir uyarıcı olmuştur.
Seni bir müjdeci ve uyarıcı olarak gerçekle gönderdik. Her toplum içinde mutlaka bir uyarıcı gelmiştir.
Seni bir müjdeci ve uyarıcı olarak gerçekle gönderdik. Her toplum içinde mutlaka bir uyarıcı gelmiştir.
Muhakkak ki, Biz seni gerçek ile hem bir müjdeci, hem bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet de yoktur ki, içlerinden bir uyarıcı geçmiş olmasın.
Muhakkak ki seni hakk ile hem bir beşir hem bir nezir gönderdik, hiç bir ümmet de yoktur ki içlerinde bir nezir geçmiş olmasın
Kuşkusuz Biz seni, gerçek ile bir haber verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Her ümmet dipnot 1 içinde bir uyarıcı geçmiştir.
Kuşkusuz Biz seni, gerçek ile bir haber verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Her ümmet dipnot 1 içinde bir uyarıcı geçmiştir.
Kuşkusuz Biz seni, gerçek ile bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Her ümmet dipnot 1 içinde bir uyarıcı geçmiştir.
Şüphesiz, biz seni hak ile bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiç bir ümmet yoktur ki içinde bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.
Şübhesiz ki biz seni (rahmetimizin) müjdeci (si,) (azabımızın) korkutucu (su) olarak hidayetle gönderdik. Hiçbir ümmet müstesna olmamak üzere mutlakaa içinde (azabdan) bir korkutucu (peygamber gelib) geçmişdir.
Muhakkak ki Biz; seni, müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Hiç bir ümmet yoktur ki ona, bir uyarıcı gelmiş olmasın.
(12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.
Biz seni hak üzere müjdeleyici ve korkutucu olarak gönderdik. Hiç bir ümmet yoktur ki içinde bir uyarıcı geçmiş olmasın.
Biz seni gerçek ile birlikte müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Her millet içinde mutlaka bir uyarıcı (peygamber gelip) geçmiştir.
Biz seni, bu gerçekle (Kur'an ile) müjdeleyen ve uyaran bir elçi olarak gönderdik dipnot 1 . Hiç bir toplum yoktur ki aralarında uyarıcılık yapan biri gelip geçmiş olmasın dipnot 2 .
Bu gerçeği seninle birlikte gönderdik ki, müjdeler veresin ve uyarılarda bulunasın. Her toplumun(ümmetin) geçmişinde mutlaka bir uyarıcı bulunmuştur.
Biz seni müjdeci ve uyarıcı olman için, hak ile gönderdik. Şüphesiz her ümmet içinde bir uyarıcı bulunmuştur.
Biz seni müjdeci ve uyarıcı olman için, hak ile gönderdik. İçinde uyarıcı olmayan hiç bir ümmet yoktur.
Şu bir gerçek ki, biz seni hak ile bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, içinden bir uyarıcı gelip geçmemiş olsun.
Fâtır suresi, 25. ayet. وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَبِٱلزُّبُرِ وَبِٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُنِيرِ
(Ey Muhammed!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki, onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Oysa peygamberleri onlara apaçık delilleri, sahifeleri ve aydınlatıcı kitabı getirmişlerdi.
Seni yalanlarlarsa (üzülme), elbette onlardan öncekiler de kendilerine apaçık deliller, sahifeler ve aydınlatıcı kitabı getiren elçileri yalanlamışlardı. dipnot 1
Eğer seni yalanlıyorlarsa, unutma ki, bunlardan öncekiler de, elçileri kendilerine hakikatin apaçık delilleriyle, hikmet yüklü sayfalarla ve aydınlatıcı vahiy ile geldiklerinde yalanlamışlardı.
Ve eğer seni yalanladı(klarını görürsen aldırma), onlardan önce yaşamış olanlar(ın çoğu) da, elçileri kendilerine hakikatin bütün kanıtlarıyla ve ilahi hikmet yüklü kitaplarla ve aydınlatıcı vahiyle geldiklerinde hakikati yalanlamışlardı;
Eğer seni yalanlıyorlarsa, gerçekten onlardan öncekiler de yalanlanmıştı. Rasulleri onlara apaçık deliller, zübur (hikmet bilgileri) ve aydınlatıcı bilgiler olarak gelmişti.
Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden öncekiler de yalanlandı; elçileri ise; kendilerine apaçık ayetler, sahifeler ve aydınlatıcı kitaplar getirmişlerdi.
Eğer seni yalanlıyorlarsa (üzülme), onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. (Oysa ki) peygamberleri onlara açık âyetler (mucizeler), sahifeler ve aydınlatıcı kitap getirmişlerdi.
Seni yalanlıyorlarsa, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Üstelik elçiler, onlara açık kanıtlar, sayfalar ve Aydınlatıcı Kitap ile gelmişlerdi.
Eğer seni yalanlıyorlarsa, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Oysa ki peygamberleri onlara açık ayetler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getirmişlerdi.
Seni yalanlıyorlarsa, senden öncekiler de yalanlamışlardı. Elçileri kendilerine apaçık belgeler, ilahiler ve aydınlatıcı kitaplar getirdiler.
Seni yalanlıyorlarsa, senden öncekiler de yalanlamışlardı. Elçileri kendilerine apaçık belgeler, ilahiler ve aydınlatıcı kitaplar getirdiler
Seni yalanlıyorlarsa, bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Onlara peygamberleri, mucizeler, sayfalar ve nurlu kitapla gelmişlerdi.
Seni tekzib ediyorlarsa bunlardan evvelkiler de tekzib etmişlerdi, onlara Peygamberleri beyyinelerle, suhuflarla ve nurlu kitab ile gelmişlerdi
Eğer seni yalanlıyorlarsa, bil ki onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Onların Resulleri, onlara kanıt içeren bilgiyle, sahifelerle ve aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi.
Eğer seni yalanlıyorlarsa, bil ki onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Onların resulleri, onlara kanıt içeren bilgiyle, sahifelerle ve aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi.
Eğer seni yalanlıyorlarsa, bil ki onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Onların rasulleri, onlara kanıt içeren bilgiyle, sahifelerle ve aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi.
Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden öncekiler de yalanlandı; elçileri ise, kendilerine apaçık ayetler, sahifeler ve aydınlatıcı kitaplar getirmişlerdi.
Eğer (Habibim) seni tekzib ediyorlarsa kendilerinden öncekiler de (peygamberlerini) tekzib etmiş (ler) dir. Halbuki onların peygamberleri kendilerine açık açık mu'cizeler, sahifeler ve nuur veren kitablar da getirmişlerdi.
Şayet seni yalanlıyorlarsa; onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Peygamberleri, onlara apaçık deliller, sahifeler ve aydınlatıcı kitablarla gelmişlerdi.
(12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.
Eğer seni yalanlıyorlarsa onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Rasulleri onlara apaçık delillerle, sahifelerle ve nur saçan kitaplarla gelmişlerdi.
Eğer (bunlar) seni yalanlıyorlarsa (üzülme çünkü) bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Elçileri onlara açık kanıtlar, sahifeler ve aydınlatıcı Kitap getirmişlerdi (yine de onları yalanladılar).
Eğer seni yalanlıyorlarsa (bil ki) bunlardan öncekiler de (elçilerini) yalanlamışlardı dipnot 1 . Halbuki onların elçileri belgelerle, zeburlarla dipnot 2 ve aydınlatıcı kitaplarla dipnot 3 gelmişlerdi.
Eğer sana yalancı diyorlarsa bil ki, onlardan öncekiler de elçilerine yalancı demişlerdi. Halbuki elçileri onlara belgeler, sayfalar ve aydınlatıcı kitaplar getirmişlerdi.
Eğer seni yalanlarlarsa, onlardan öncekiler de rasûllerimiz kendilerine apaçık deliller, yazılı kitaplar ve aydınlatıcı kitaplarla geldiği halde onları yalanlamışlardı.
Eğer seni yalanlarlarsa, onlardan öncekiler de peygamberlerimiz onlara belgeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitaplarla geldiği halde onları yalanlamışlardı.
Seni yalanlıyorlarsa, onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Resulleri onlara açık seçik mesajlar, sayfalar ve aydınlatıcı kitap getirmişlerdi.
Fâtır suresi, 26. ayet. ثُمَّ أَخَذْتُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ
Sonra ben inkar edenleri yakaladım. Beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu!
Sonra ben de o kâfir olanları yakalamıştım. Cezalandırmam (bak) nasıl olmuştu!
En sonunda inkarda ısrar edenleri yakaladım: Haydi, inkar nasıl olurmuş görsünler bakalım!
(fakat) sonunda hakikati inkara şartlanmış olanların tümünün hesabını gördüm: Benim (birini) gözden çıkarmam ne korkunç olur!
Sonra o hakikat bilgisini inkar edenleri yakaladım. . . Benim Nekiyr'im (beni inkar sonucu cezam) nasıl oldu!
Sonra Ben de o inkar edenleri yakalayıverdim. Beni inkarları nasıl oldu (onlar gördüler)?
Sonra ben, o inkâr edenleri yakaladım. (Bak ki) cezam nasıl oldu!
Sonra, nankörlük edenleri yakaladım. Bana nankörlük etmenin sonu nasıl oldu?
Sonra ben, o inkar edenleri yakaladım. Bak, cezam nasıl oldu!
Sonra ben de inkar edenleri yakaladım. Beni inkar da nasılmış!
Sonra ben de inkar edenleri yakaladım. Beni inkar da nasılmış!
Sonra Ben, o küfredenleri tutup alıverdim. O zaman inkarım (cezalandırmam) nasıl oldu?
Sonra ben o küfredenleri tuttum alıverdim, o vakıt inkarım nasıl oldu?
Sonra Kafirleri dipnot 1 yakaladım. Benim inkarım nasıl oldu? dipnot 2
Sonra Kafirleri dipnot 1 yakaladım. Benim inkarım nasıl oldu? dipnot 2
Sonra gerçeği yalanlayan nankörleri yakaladım. Benim inkarım nasıl oldu? dipnot 1
Sonra ben de o küfredenleri yakalayıverdim. Benim inkarım nasıl oldu?
Sonra ben o küfredenleri tutub yakaladım. (Bak) benim inkarım da nice imiş!.
Sonra o küfretmiş olanları yakaladım. Beni inkar etmek nasılmış?
(12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.
Sonra kâfir olanları yakaladım. Şimdi onlara inkârım nasılmış?
Sonra ben de o inkar edenleri yakaladım. Benim (onları) inkarım (cezalandırmam) nasıl oldu?
Sonra kafirlik edenleri yakaladım da benim onları tanımamam neymiş (gördüler) dipnot 1 !
Sonunda görmezlik edenlerin yakasından tuttum. Nasıl oluyor da beni kabullenmiyorlar!
Sonra ben de kâfirleri yakaladım. Buna karşı benim inkârım/cezam nasıldı?
Sonra ben de inkar edenleri yakaladım. Benim cezalandırmam nasıl oldu, bir bak!
Sonra ben, inkar edenleri yakaladım. Ama nasıl oldu benim azabım?!
Fâtır suresi, 27. ayet. أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجْنَا بِهِۦ ثَمَرَٰتٍ مُّخْتَلِفًا أَلْوَٰنُهَا وَمِنَ ٱلْجِبَالِ جُدَدٌۢ بِيضٌ وَحُمْرٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهَا وَغَرَابِيبُ سُودٌ
Görmüyor musun ki, Allah gökten su indirdi. Biz onunla türlü türlü ürünler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var, simsiyah taşlar da var.
Şüphesiz ki Allah'ın, gökten su indirmekte olduğunu görmüyor musun? O (su) sayesinde çeşitli renklerde meyveler (yiyecekler) çıkarmaktayız. dipnot 1 Dağlardan da renkleri farklı, beyaz, kırmızı ve simsiyah yollar (yarattık).
Görmedin mi ki Allah gökten suyu indirmiştir. Derken, onunla farklı renklerdeki meyveleri yine Biz çıkarmışızdır. Ve dağlardan aşan beyaz-kırmızı rengerenk yollar; ve (zıtların) hayranlık verici (uyumunu simgeleyen) siyahın her tonu...
Görmüyor musun, Allah, göklerden su indirmekte ve onunla türlü renklere (ve tadlara) sahip meyveler yetiştirmekteyiz; nasıl ki dağlarda kırmızı ve beyaz renkte ve simsiyah çizgiler var,
Görmedin mi ki Allah semadan bir su (ilim) inzal etti. . . Onunla renkleri muhtelif meyveler (düşünce sahipleri) çıkardık. . . Dağlardan (benlik sahipleri) da beyaz, renkleri muhtelif kırmızı ve simsiyah cüddeler (renkleri {anlamları - yaşam tarzları} farklı olan yollar var).
Allah'ın gökyüzünden su indirdiğini görmedin mi? Böylece biz onunla, renkleri değişik olan meyveler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı, renkleri değişik ve siyah yollar (kıldık).
Görmedin mi Allah gökten su indirdi. Onunla renkleri çeşit çeşit meyveler çıkardık. Dağlardan (geçen) beyaz, kırmızı, değişik renklerde ve simsiyah yollar (yaptık).
Aslında, Allah'ın, gökten su indirerek, türlü renklerde ürünler çıkardığını görmüyor musun? Dağlardan, hem beyaz hem kızıl türlü renklerde hem de simsiyah damarlar. dipnot 368
Allah'ın gökten yağmur yağdırdığını görmedin mi? Biz, onunla renkleri farklı farklı meyveler çıkardık. Dağlarda değişik renklerde beyaz, kırmızı ve simsiyah yollar vardır.
ALLAH'ın gökten bir su indirdiğini görmedin mi? Onunla çeşitli renklerde ürünler çıkarırız. Hatta dağlarda bile beyaz, kırmızı, rengarenk veya kuzgun karası katmanlar vardır. dipnot 1
ALLAH'ın gökten bir su indirdiğini görmedin mi? Onunla çeşitli renklerde ürünler çıkarırız. Hatta dağlarda bile beyaz, kırmızı veya rengarenk katmanlar vardır. Kargalar ise siyahtır.
Görmedin mi Allah, yukarıdan bir su indirdi de onunla renkleri başka başka birçok meyveler çıkardık. Dağlardan da yollar var, beyazlı, kırmızılı, renkleri çeşitli, bir de kuzguni siyahlar.
Görmedin mi Allah yukardan bir su indirdi de onunla bir çok meyveler çıkardık; renkleri başka başka, dağlardan da yollar var, beyazlı kırmızılı, renkleri muhtelif, hem de kuzguni siyahlar
Allah'ın gökten su indirdiğini görmüyor musun? Onunla rengarenk ürünler çıkardık. Ve dağlarda da beyazlı, kırmızılı ve çeşitli renklerde, siyah ve simsiyah katmanlar oluşturduk.
Allah'ın gökten su indirdiğini görmüyor musun? Onunla rengarenk ürünler çıkardık. Ve dağlarda da beyazlı, kırmızılı ve çeşitli renklerde, siyah ve simsiyah katmanlar oluşturduk.
Allah'ın gökten su indirdiğini görmüyor musun? Onunla rengarenk ürünler çıkardık. Ve dağlarda da beyazlı, kırmızılı ve çeşitli renklerde, siyah ve simsiyah katmanlar oluşturduk.
Tanrı'nın gökyüzünden su indirdiğini görmedin mi? Böylece biz onunla renkleri değişik olan meyveler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı, renkleri değişik ve siyah yollar (kıldık).
Allahın, gökden bir su indirdiğini ve işte onunla nev'ileri başka başka meyveler (bitirib) çıkardığımızı görmedin mi? Dağlardan da beyaz beyaz, kırmızı kırmızı, renkleri çeşidli ve kuzguni siyah yollar (yapdık).
Görmez misin ki; Allah, gökten su indirmiştir. Onunla Biz, türlü türlü renkte meyveler çıkarmışızdır. Dağlardan da beyaz, kırmızı, siyah ve türlü renkte yollar yaptık.
(12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.
Allah’ın gökten su indirdiğini ve onunla çeşitli renklerde ürünler çıkardığımızı görmüyor musun? Dağlardan (geçen) beyaz, kırmızı, değişik renklerde ve simsiyah yollar (yaptık).
Görmedin mi Allah gökten su indirdi de, onunla renkleri çeşit çeşit meyvalar çıkardık. Dağlardan (geçen) beyaz, kırmızı, değişik renklerde ve simsiyah yollar (yarattık).
Allah'ın, gökten su indirdiğini ve onunla farklı farklı renklerde ürünler çıkardığını görmedin mi dipnot 1 ? Dağlardan beyaz, kırmızı, farklı farklı renklerde katmanları olanlar bulunduğu gibi simsiyah olanlar da vardır dipnot 2 .
Görmedin mi, Allah gökten su indirir ve onunla türlü türlü renkte ürünler yetiştirir dipnot 1 . Dağlarda da beyaz, kırmızı, siyah ve türlü renkte yollar vardır.
Allah’ın gökten su indirdiğini ve onunla çeşitli renklerde ürünler çıkardığımızı görmüyor musun? Dağlardan (geçen) beyaz, kırmızı, değişik renklerde ve simsiyah yollar (yaptık).
Allah'ın gökten su indirdiğini ve onunla çeşitli renklerde ürünler çıkardığımızı görmüyor musun? Dağların beyazı, kırmızısı, muhtelif renklerde ve siyahımsı görünümlü yolları vardır.
Görmedin mi, Allah, gökten bir su indirdi. Onunla, renkleri çeşit çeşit meyveler çıkardık. Dağlardan da yollar var; beyaz, kırmızı, değişik renklerde. Ve simsiyah yollar da var.
Fâtır suresi, 28. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ وَٱلدَّوَآبِّ وَٱلْأَنْعَٰمِ مُخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهُۥ كَذَٰلِكَ إِنَّمَا يَخْشَى ٱللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ ٱلْعُلَمَٰٓؤُا۟ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ
İnsanlardan, (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. Allah'a karşı ancak; kulları içinden alim olanlar derin saygı duyarlar. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.
İnsanlardan, adım atan canlılardan ve dört bacaklı hayvanlardan da renkleri farklı olanlar var. Kulları içinden sadece (gerçeği) bilenler Allah'a saygı duyarlar. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah güçlüdür, çok bağışlayandır.
Dahası insanlar, (vahşi) canlılar ve evcil hayvanlar da (uyumlu) bir farklılığın renklerini taşıyorlar.İşte (kullar da farklılıkta) böyledir ve Allah'a kulları içinde yalnızca (bunun hikmet ve amacını) bilenler hakkıyla saygı duyarlar: çünkü Allah çok üstün ve yücedir, tarifsiz bir bağışlayıcıdır.
ve (nasıl ki) insanlar, sürüngenler ve hayvanlar türlü türlü renkler taşıyor! Kulları arasından yalnız anlama ve kavrama yeteneğine sahip olanlar Allah'tan (hakkıyla) korkarlar, (çünkü yalnız onlar bilir ki) Allah kudret Sahibidir, çok bağışlayıcıdır.
İnsanlardan, dabbelerden (beden türleri - ırklar) ve en'amdan da (hayvansı özellikler) renkleri muhtelif olanlar var! Allah'tan, kullarından ancak alimler ("Allah" ismiyle işaret olunanı fark edenler, Azametini bilenler) haşyet duyar! Muhakkak ki Allah Aziyz'dir, Ğafur'dur.
İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri böyle değişik olanlar vardır. Kulları içinde ise Allah'tan ancak alim olanlar 'içleri titreyerek korkar'. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır.
İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var. Kulları içinden ancak âlimler, Allah'tan (gereğince) korkar. Şüphesiz Allah, daima üstündür, çok bağışlayandır.
İnsanlar, sürüngenler ve hayvanlar da türlü renklerdedir. Ancak, bilgisi olan kulları, Allah'a derin saygı duyarlar. Kuşkusuz, Allah, Üstündür; Sınırsız Bağışlayandır.
Aynı şekilde, insanlardan, diğer canlılardan ve evcil hayvanlardan da renkleri farklı olanlar vardır. Allah'a ancak bilgili kulları saygı duyar. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür; çok bağışlayıcıdır.
Aynı şekilde, insanlar, hayvanlar, çiftlik hayvanları da çeşitli renklerdedir. Bundan dolayıdır ki kulları arasında ALLAH'ı gereği gibi sayanlar bilim adamlarıdır. ALLAH Üstündür, Bağışlayandır.
Aynı şekilde, insanlar, hayvanlar, çiftlik hayvanları da çeşitli renklerdedir. Bundan dolayıdır ki kulları arasında ALLAH'ı gereği gibi sayanlar bilim adamlarıdır. ALLAH Üstündür, Bağışlayandır.
İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da aynı şekilde çeşitli renklerde olanlar vardır. Ancak Allah saygısını, kullarından bilenler duyar. Haberiniz olsun ki, Allah güçlüdür, bağışlayıcıdır.
İnsanlardan, hayvanlardan, davarlardan da kezalik türlü renklileri var ancak Allah saygısını kullarından bilenler duyar, haberiniz olsun ki Allah aziz bir gafurdur.
İnsanlardan, hayvanlardan ve diğer canlılardan da çeşitli renkte olanları vardır. Allah'ın kullarından yalnız "ilim sahibi dipnot 1 olanlar" haşyet dipnot 2 ederler. Kuşkusuz ki Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.
İnsanlardan, hayvanlardan ve diğer canlılardan da çeşitli renkte olanları vardır. Allah'ın kullarından yalnız ilim sahibi dipnot 1 olanlar haşyet dipnot 2 ederler. Kuşkusuz ki Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.
İnsanlardan, hayvanlardan ve diğer canlılardan da çeşitli renkte olanları vardır. Allah'ın kullarından yalnız ilim sahibi dipnot 1 olanlar haşyet dipnot 2 ederler. Kuşkusuz ki Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.
İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri böyle değişik olanlar vardır. Kulları içinde ise Tanrı'dan ancak alim olanlar 'içleri titreyerek korkar'. Şüphesiz Tanrı, üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır.
(Gerek) insanlardan, (gerek) yerde yürür hayvanlardan, (gerek) davarlardan da yine böyle renkleri (nevileri) muhtelif olanlar vardır. Allahdan, kulları içinde, ancak alimler korkar. Şübhe yok ki Allah mutlak gaalibdir, çok yarlığayıcıdır.
İnsanlardan da, yerde yürüyen canlılardan ve davarlardan da böyle renkleri değişik değişik olanlar vardır. Allah'tan ancak bilgin kulları korkar. Muhakkak ki Allah; Aziz'dir, Gafur'dur.
(12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.
İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var. Kulları içinden ancak âlimler, Allah'tan (gereğince) korkar. Şüphesiz Allah Azîzdir, Gafûrdur.
İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var. Kulları içinden ancak bilginler, Allah'tan (gereğince) korkar. Şüphesiz Allah daima üstündür, çok bağışlayandır.
Aynı şekilde; insanlar, hayvanlar ve en'am /koyun, keçi, sığır ve deve de farklı farklı renklerdedir dipnot 1 . Kullarının içinden ancak bilgi sahibi olanlar, Allah'tan (gerektiği gibi) çekinir dipnot 2 . Allah daima üstün olan ve çokça bağışlayandır.
İnsanların, hayvanların ve malın-davarın da farklı renklerde olanları vardır. Allah'tan korkanlar, sadece onu bilen kullardır. Allah güçlüdür, çok bağışlayıcıdır.
İnsanların, canlıların ve hayvanların da böyle çeşit çeşit renkleri vardır. Ancak kullarından alimler olanlar Allah’tan korkar. Allah, çok güçlüdür, çok bağışlayıcıdır.
İnsanların, canlıların ve hayvanların da böyle çeşit çeşit renkleri vardır. Ancak kullarından bilgili olanlar Allah'tan korkar. Allah, güçlüdür, bağışlayıcıdır.
Aynı şekilde, insanlardan, hayvanlardan, davarlardan da çeşitli renklerde olanlar var. Kulları içinde Allah'tan ancak bilginler ürperir. Allah Aziz'dir, Gafur'dur.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.