Fâtır suresi · 24–28. ayetler

Her ümmete bir uyarıcı ve renklerin çeşitliliği

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Fâtır suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fâtır suresi, 24. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَإِن مِّنْ أُمَّةٍ إِلَّا خَلَا فِيهَا نَذِيرٌ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz biz, seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.

    Mehmet Okuyan

    Biz seni bir amaç için müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. dipnot 1 (Nitekim) her ümmet için de elbette bir uyarıcı gelmiştir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Furkân 25:56; Ahzâb 33:45; Sebe' 34:28; Fetih 48:8.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:42; Yûnus 10:47; Ra‘d 13:7; Hicr 15:10; Nahl 16:36, 63; Zuhruf 43:6. Ayrıca İsrâ 17:15'te geçtiği üzere, risalet öğretileri birilerine hiç ulaşmamış veya doğru ulaşmamış ise o kişilere de risalet öğretileriyle ilgili azap edilmeyeceği ifade edilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Şüphe yok ki Biz seni hakikate sadık bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik: zira hiçbir ümmet yoktur ki içlerinden bir uyarıcı çıkmamış olsun.

    Muhammed Esed

    Biz seni hakikat ehli bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik; çünkü hiçbir topluluk yoktur ki içlerinden bir uyarıcı gelip geçmemiş olsun.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki biz seni Hak olarak irsal ettik, müjdeci ve uyarıcı! Hiçbir ümmet yoktur ki onun içinde bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz biz seni, hak ile bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiç bir ümmet yoktur ki, içinde bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Her millet için mutlaka bir uyarıcı (peygamber) bulunmuştur.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, seni, muştulayıcı ve uyarıcı olarak gerçekle gönderdik. Bir uyarıcının gelip geçmediği hiçbir toplum yoktur.

    Bayraktar Bayraklı

    - Sen, sadece bir uyarıcısın. Biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Her millet için mutlaka bir uyarıcı olmuştur.

    Edip Yüksel

    Seni bir müjdeci ve uyarıcı olarak gerçekle gönderdik. Her toplum içinde mutlaka bir uyarıcı gelmiştir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Seni bir müjdeci ve uyarıcı olarak gerçekle gönderdik. Her toplum içinde mutlaka bir uyarıcı gelmiştir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Muhakkak ki, Biz seni gerçek ile hem bir müjdeci, hem bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet de yoktur ki, içlerinden bir uyarıcı geçmiş olmasın.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Muhakkak ki seni hakk ile hem bir beşir hem bir nezir gönderdik, hiç bir ümmet de yoktur ki içlerinde bir nezir geçmiş olmasın

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz Biz seni, gerçek ile bir haber verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Her ümmet dipnot 1 içinde bir uyarıcı geçmiştir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Toplum.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz Biz seni, gerçek ile bir haber verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Her ümmet dipnot 1 içinde bir uyarıcı geçmiştir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Toplum.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz Biz seni, gerçek ile bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Her ümmet dipnot 1 içinde bir uyarıcı geçmiştir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Topluluk.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz, biz seni hak ile bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiç bir ümmet yoktur ki içinde bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz ki biz seni (rahmetimizin) müjdeci (si,) (azabımızın) korkutucu (su) olarak hidayetle gönderdik. Hiçbir ümmet müstesna olmamak üzere mutlakaa içinde (azabdan) bir korkutucu (peygamber gelib) geçmişdir.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki Biz; seni, müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Hiç bir ümmet yoktur ki ona, bir uyarıcı gelmiş olmasın.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz seni hak üzere müjdeleyici ve korkutucu olarak gönderdik. Hiç bir ümmet yoktur ki içinde bir uyarıcı geçmiş olmasın.

    Süleyman Ateş

    Biz seni gerçek ile birlikte müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Her millet içinde mutlaka bir uyarıcı (peygamber gelip) geçmiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu gerçeği seninle birlikte gönderdik ki, müjdeler veresin ve uyarılarda bulunasın. Her toplumun(ümmetin) geçmişinde mutlaka bir uyarıcı bulunmuştur.

    Şaban Britch

    Biz seni müjdeci ve uyarıcı olman için, hak ile gönderdik. Şüphesiz her ümmet içinde bir uyarıcı bulunmuştur.

    Şaban Piriş

    Biz seni müjdeci ve uyarıcı olman için, hak ile gönderdik. İçinde uyarıcı olmayan hiç bir ümmet yoktur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu bir gerçek ki, biz seni hak ile bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, içinden bir uyarıcı gelip geçmemiş olsun.

  2. Fâtır suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fâtır suresi, 25. ayet. وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَبِٱلزُّبُرِ وَبِٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُنِيرِ

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki, onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Oysa peygamberleri onlara apaçık delilleri, sahifeleri ve aydınlatıcı kitabı getirmişlerdi.

    Mehmet Okuyan

    Seni yalanlarlarsa (üzülme), elbette onlardan öncekiler de kendilerine apaçık deliller, sahifeler ve aydınlatıcı kitabı getiren elçileri yalanlamışlardı. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Demek ki peygamberlerin yaptığı gibi gerçek delil getiren, doğru kaynak gösteren ve aydınlatıcı kitaptan yani Kur'an'dan konuşan kişiler de yalanlanmaktadır. Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:184; En‘âm 6:34.

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer seni yalanlıyorlarsa, unutma ki, bunlardan öncekiler de, elçileri kendilerine hakikatin apaçık delilleriyle, hikmet yüklü sayfalarla ve aydınlatıcı vahiy ile geldiklerinde yalanlamışlardı.

    Muhammed Esed

    Ve eğer seni yalanladı(klarını görürsen aldırma), onlardan önce yaşamış olanlar(ın çoğu) da, elçileri kendilerine hakikatin bütün kanıtlarıyla ve ilahi hikmet yüklü kitaplarla ve aydınlatıcı vahiyle geldiklerinde hakikati yalanlamışlardı;

    Ahmed Hulusi

    Eğer seni yalanlıyorlarsa, gerçekten onlardan öncekiler de yalanlanmıştı. Rasulleri onlara apaçık deliller, zübur (hikmet bilgileri) ve aydınlatıcı bilgiler olarak gelmişti.

    Ali Bulaç

    Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden öncekiler de yalanlandı; elçileri ise; kendilerine apaçık ayetler, sahifeler ve aydınlatıcı kitaplar getirmişlerdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer seni yalanlıyorlarsa (üzülme), onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. (Oysa ki) peygamberleri onlara açık âyetler (mucizeler), sahifeler ve aydınlatıcı kitap getirmişlerdi.

    Ali Rıza Safa

    Seni yalanlıyorlarsa, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Üstelik elçiler, onlara açık kanıtlar, sayfalar ve Aydınlatıcı Kitap ile gelmişlerdi.

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer seni yalanlıyorlarsa, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Oysa ki peygamberleri onlara açık ayetler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getirmişlerdi.

    Edip Yüksel

    Seni yalanlıyorlarsa, senden öncekiler de yalanlamışlardı. Elçileri kendilerine apaçık belgeler, ilahiler ve aydınlatıcı kitaplar getirdiler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Seni yalanlıyorlarsa, senden öncekiler de yalanlamışlardı. Elçileri kendilerine apaçık belgeler, ilahiler ve aydınlatıcı kitaplar getirdiler

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Seni yalanlıyorlarsa, bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Onlara peygamberleri, mucizeler, sayfalar ve nurlu kitapla gelmişlerdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Seni tekzib ediyorlarsa bunlardan evvelkiler de tekzib etmişlerdi, onlara Peygamberleri beyyinelerle, suhuflarla ve nurlu kitab ile gelmişlerdi

    Erhan Aktaş

    Eğer seni yalanlıyorlarsa, bil ki onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Onların Resulleri, onlara kanıt içeren bilgiyle, sahifelerle ve aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer seni yalanlıyorlarsa, bil ki onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Onların resulleri, onlara kanıt içeren bilgiyle, sahifelerle ve aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer seni yalanlıyorlarsa, bil ki onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Onların rasulleri, onlara kanıt içeren bilgiyle, sahifelerle ve aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi.

    Gültekin Onan

    Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden öncekiler de yalanlandı; elçileri ise, kendilerine apaçık ayetler, sahifeler ve aydınlatıcı kitaplar getirmişlerdi.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer (Habibim) seni tekzib ediyorlarsa kendilerinden öncekiler de (peygamberlerini) tekzib etmiş (ler) dir. Halbuki onların peygamberleri kendilerine açık açık mu'cizeler, sahifeler ve nuur veren kitablar da getirmişlerdi.

    İbni Kesir

    Şayet seni yalanlıyorlarsa; onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Peygamberleri, onlara apaçık deliller, sahifeler ve aydınlatıcı kitablarla gelmişlerdi.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer seni yalanlıyorlarsa onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Rasulleri onlara apaçık delillerle, sahifelerle ve nur saçan kitaplarla gelmişlerdi.

    Süleyman Ateş

    Eğer (bunlar) seni yalanlıyorlarsa (üzülme çünkü) bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Elçileri onlara açık kanıtlar, sahifeler ve aydınlatıcı Kitap getirmişlerdi (yine de onları yalanladılar).

    Süleymaniye Vakfı

    Eğer seni yalanlıyorlarsa (bil ki) bunlardan öncekiler de (elçilerini) yalanlamışlardı dipnot 1 . Halbuki onların elçileri belgelerle, zeburlarla dipnot 2 ve aydınlatıcı kitaplarla dipnot 3 gelmişlerdi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Zeburlar diye meal verdiğimiz ez-Zübür (الزُّبر), zebur'un çoğuludur, hikmet dolu kitaplar anlamındadır (ez-Zeccac, Meani'l-Kur'an ve İ'rabuhu). Al-i İmran 3/81'de bütün nebilere kitap ve hikmet verildiği açıklandığı için bu ayetteki 'zübür'ün, hikmet dolu kitaplar dışında bir anlamı olamaz. Kelime, Şuara 26/196, Fatır 35/25 ve Kamer 54/43'te aynı anlamı ifade etmektedir. Bu zeburlardan biri de Davut aleyhisselama verilmiştir. (Nisa 4/163, İsra 17/55) Zebur, Davut aleyhisselama verilen kitabın özel ismi olmadığı için ez-Zebur şeklinde geçmemektedir. Kelime, ez-Zebur şeklinde elif lamlı olarak sadece Enbiya 21/105'te geçer ve bütün nebilere verilen kitapları ifade eder.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu kitaplar, bütün nebileri ilgilendirdiği için buradaki "el-kitab" cins kabul edilerek çoğul anlam verilmiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer sana yalancı diyorlarsa bil ki, onlardan öncekiler de elçilerine yalancı demişlerdi. Halbuki elçileri onlara belgeler, sayfalar ve aydınlatıcı kitaplar getirmişlerdi.

    Şaban Britch

    Eğer seni yalanlarlarsa, onlardan öncekiler de rasûllerimiz kendilerine apaçık deliller, yazılı kitaplar ve aydınlatıcı kitaplarla geldiği halde onları yalanlamışlardı.

    Şaban Piriş

    Eğer seni yalanlarlarsa, onlardan öncekiler de peygamberlerimiz onlara belgeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitaplarla geldiği halde onları yalanlamışlardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Seni yalanlıyorlarsa, onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Resulleri onlara açık seçik mesajlar, sayfalar ve aydınlatıcı kitap getirmişlerdi.

  3. Fâtır suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fâtır suresi, 26. ayet. ثُمَّ أَخَذْتُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ

    Diyanet İşleri

    Sonra ben inkar edenleri yakaladım. Beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu!

    Mehmet Okuyan

    Sonra ben de o kâfir olanları yakalamıştım. Cezalandırmam (bak) nasıl olmuştu!

    Mustafa İslamoğlu

    En sonunda inkarda ısrar edenleri yakaladım: Haydi, inkar nasıl olurmuş görsünler bakalım!

    Muhammed Esed

    (fakat) sonunda hakikati inkara şartlanmış olanların tümünün hesabını gördüm: Benim (birini) gözden çıkarmam ne korkunç olur!

    Ahmed Hulusi

    Sonra o hakikat bilgisini inkar edenleri yakaladım. . . Benim Nekiyr'im (beni inkar sonucu cezam) nasıl oldu!

    Ali Bulaç

    Sonra Ben de o inkar edenleri yakalayıverdim. Beni inkarları nasıl oldu (onlar gördüler)?

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra ben, o inkâr edenleri yakaladım. (Bak ki) cezam nasıl oldu!

    Ali Rıza Safa

    Sonra, nankörlük edenleri yakaladım. Bana nankörlük etmenin sonu nasıl oldu?

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra ben, o inkar edenleri yakaladım. Bak, cezam nasıl oldu!

    Edip Yüksel

    Sonra ben de inkar edenleri yakaladım. Beni inkar da nasılmış!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra ben de inkar edenleri yakaladım. Beni inkar da nasılmış!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra Ben, o küfredenleri tutup alıverdim. O zaman inkarım (cezalandırmam) nasıl oldu?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra ben o küfredenleri tuttum alıverdim, o vakıt inkarım nasıl oldu?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra gerçeği yalanlayan nankörleri yakaladım. Benim inkarım nasıl oldu? dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnkar etmek neymiş gördüler.

    Gültekin Onan

    Sonra ben de o küfredenleri yakalayıverdim. Benim inkarım nasıl oldu?

    Hasan Basri Çantay

    Sonra ben o küfredenleri tutub yakaladım. (Bak) benim inkarım da nice imiş!.

    İbni Kesir

    Sonra o küfretmiş olanları yakaladım. Beni inkar etmek nasılmış?

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra kâfir olanları yakaladım. Şimdi onlara inkârım nasılmış?

    Süleyman Ateş

    Sonra ben de o inkar edenleri yakaladım. Benim (onları) inkarım (cezalandırmam) nasıl oldu?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonunda görmezlik edenlerin yakasından tuttum. Nasıl oluyor da beni kabullenmiyorlar!

    Şaban Britch

    Sonra ben de kâfirleri yakaladım. Buna karşı benim inkârım/cezam nasıldı?

    Şaban Piriş

    Sonra ben de inkar edenleri yakaladım. Benim cezalandırmam nasıl oldu, bir bak!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sonra ben, inkar edenleri yakaladım. Ama nasıl oldu benim azabım?!

  4. Fâtır suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fâtır suresi, 27. ayet. أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجْنَا بِهِۦ ثَمَرَٰتٍ مُّخْتَلِفًا أَلْوَٰنُهَا وَمِنَ ٱلْجِبَالِ جُدَدٌۢ بِيضٌ وَحُمْرٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهَا وَغَرَابِيبُ سُودٌ

    Diyanet İşleri

    Görmüyor musun ki, Allah gökten su indirdi. Biz onunla türlü türlü ürünler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var, simsiyah taşlar da var.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah'ın, gökten su indirmekte olduğunu görmüyor musun? O (su) sayesinde çeşitli renklerde meyveler (yiyecekler) çıkarmaktayız. dipnot 1 Dağlardan da renkleri farklı, beyaz, kırmızı ve simsiyah yollar (yarattık).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: En'âm 6:99.

    Mustafa İslamoğlu

    Görmedin mi ki Allah gökten suyu indirmiştir. Derken, onunla farklı renklerdeki meyveleri yine Biz çıkarmışızdır. Ve dağlardan aşan beyaz-kırmızı rengerenk yollar; ve (zıtların) hayranlık verici (uyumunu simgeleyen) siyahın her tonu...

    Muhammed Esed

    Görmüyor musun, Allah, göklerden su indirmekte ve onunla türlü renklere (ve tadlara) sahip meyveler yetiştirmekteyiz; nasıl ki dağlarda kırmızı ve beyaz renkte ve simsiyah çizgiler var,

    Ahmed Hulusi

    Görmedin mi ki Allah semadan bir su (ilim) inzal etti. . . Onunla renkleri muhtelif meyveler (düşünce sahipleri) çıkardık. . . Dağlardan (benlik sahipleri) da beyaz, renkleri muhtelif kırmızı ve simsiyah cüddeler (renkleri {anlamları - yaşam tarzları} farklı olan yollar var).

    Ali Bulaç

    Allah'ın gökyüzünden su indirdiğini görmedin mi? Böylece biz onunla, renkleri değişik olan meyveler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı, renkleri değişik ve siyah yollar (kıldık).

    Ali Özek ve heyeti

    Görmedin mi Allah gökten su indirdi. Onunla renkleri çeşit çeşit meyveler çıkardık. Dağlardan (geçen) beyaz, kırmızı, değişik renklerde ve simsiyah yollar (yaptık).

    Ali Rıza Safa

    Aslında, Allah'ın, gökten su indirerek, türlü renklerde ürünler çıkardığını görmüyor musun? Dağlardan, hem beyaz hem kızıl türlü renklerde hem de simsiyah damarlar. dipnot 368

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 368
      Bu ayetin ikinci tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Dağlarda, beyaz, kırmızı ve türlü renklerde kapkara yollar yaptık!" veya "Dağlarda, beyaz, kırmızı renklerde katmanlar ve simsiyah taşlar var!" veya "Dağlarda, beyazlı, kırmızılı, kapkara ve daha nice renklerde damarlar açtık!" veya "Dağlarda, beyaz, kırmızı ve rengarenk katmanlar var; kargalar ise siyahtır!" biçiminde, birbirinden değişik anlamlar verilerek çevrilmiştir. Bu tanımlamanın maden yataklarına yönelik olduğu düşünülebilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın gökten yağmur yağdırdığını görmedin mi? Biz, onunla renkleri farklı farklı meyveler çıkardık. Dağlarda değişik renklerde beyaz, kırmızı ve simsiyah yollar vardır.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın gökten bir su indirdiğini görmedin mi? Onunla çeşitli renklerde ürünler çıkarırız. Hatta dağlarda bile beyaz, kırmızı, rengarenk veya kuzgun karası katmanlar vardır. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Ayetteki kuzguni-siyah ifadesini siyah karga olarak anlamıştım yıllar önce. Kafamda soru işaretleri bırakan o anlayışımı Mesaj'ın daha önceki baskılarında şöyle ifade etmiştim: "Kuran'ın muhatabı herkestir. Dağın eteğindeki bir çiftçi için yollar ve toprağın rengi oraya neyi ve nasıl ekeceği konusunda önemli bilgi verir. Öğrenim görmüş birisi için renkli yollar, değişik jeolojik katmanlara ve arkeolojik kalıntılara bir işarettir. * Bir ressam için böyle bir manzara tuval üzerine konup duvara asılacak bir sanat eseridir. Bir madenci için ise toprağın rengi altın ile taş arasındaki fark kadar büyük bir öneme sahiptir. Bir başkası içinse dağın eteğine eğretice konan siyah karganın hikmeti en az diğerleri kadar önemlidir. * 20:114." Beni bir zamanlar merakta bırakan hayali karga yerine simsiyah bir katman, muhtemelen petrol bırakıp uçtu!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın gökten bir su indirdiğini görmedin mi? Onunla çeşitli renklerde ürünler çıkarırız. Hatta dağlarda bile beyaz, kırmızı veya rengarenk katmanlar vardır. Kargalar ise siyahtır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Görmedin mi Allah, yukarıdan bir su indirdi de onunla renkleri başka başka birçok meyveler çıkardık. Dağlardan da yollar var, beyazlı, kırmızılı, renkleri çeşitli, bir de kuzguni siyahlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Görmedin mi Allah yukardan bir su indirdi de onunla bir çok meyveler çıkardık; renkleri başka başka, dağlardan da yollar var, beyazlı kırmızılı, renkleri muhtelif, hem de kuzguni siyahlar

    Erhan Aktaş

    Allah'ın gökten su indirdiğini görmüyor musun? Onunla rengarenk ürünler çıkardık. Ve dağlarda da beyazlı, kırmızılı ve çeşitli renklerde, siyah ve simsiyah katmanlar oluşturduk.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın gökten su indirdiğini görmüyor musun? Onunla rengarenk ürünler çıkardık. Ve dağlarda da beyazlı, kırmızılı ve çeşitli renklerde, siyah ve simsiyah katmanlar oluşturduk.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın gökten su indirdiğini görmüyor musun? Onunla rengarenk ürünler çıkardık. Ve dağlarda da beyazlı, kırmızılı ve çeşitli renklerde, siyah ve simsiyah katmanlar oluşturduk.

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın gökyüzünden su indirdiğini görmedin mi? Böylece biz onunla renkleri değişik olan meyveler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı, renkleri değişik ve siyah yollar (kıldık).

    Hasan Basri Çantay

    Allahın, gökden bir su indirdiğini ve işte onunla nev'ileri başka başka meyveler (bitirib) çıkardığımızı görmedin mi? Dağlardan da beyaz beyaz, kırmızı kırmızı, renkleri çeşidli ve kuzguni siyah yollar (yapdık).

    İbni Kesir

    Görmez misin ki; Allah, gökten su indirmiştir. Onunla Biz, türlü türlü renkte meyveler çıkarmışızdır. Dağlardan da beyaz, kırmızı, siyah ve türlü renkte yollar yaptık.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’ın gökten su indirdiğini ve onunla çeşitli renklerde ürünler çıkardığımızı görmüyor musun? Dağlardan (geçen) beyaz, kırmızı, değişik renklerde ve simsiyah yollar (yaptık).

    Süleyman Ateş

    Görmedin mi Allah gökten su indirdi de, onunla renkleri çeşit çeşit meyvalar çıkardık. Dağlardan (geçen) beyaz, kırmızı, değişik renklerde ve simsiyah yollar (yarattık).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Görmedin mi, Allah gökten su indirir ve onunla türlü türlü renkte ürünler yetiştirir dipnot 1 . Dağlarda da beyaz, kırmızı, siyah ve türlü renkte yollar vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      iltifat Bakara 2/64

    Şaban Britch

    Allah’ın gökten su indirdiğini ve onunla çeşitli renklerde ürünler çıkardığımızı görmüyor musun? Dağlardan (geçen) beyaz, kırmızı, değişik renklerde ve simsiyah yollar (yaptık).

    Şaban Piriş

    Allah'ın gökten su indirdiğini ve onunla çeşitli renklerde ürünler çıkardığımızı görmüyor musun? Dağların beyazı, kırmızısı, muhtelif renklerde ve siyahımsı görünümlü yolları vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Görmedin mi, Allah, gökten bir su indirdi. Onunla, renkleri çeşit çeşit meyveler çıkardık. Dağlardan da yollar var; beyaz, kırmızı, değişik renklerde. Ve simsiyah yollar da var.

  5. Fâtır suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fâtır suresi, 28. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ وَٱلدَّوَآبِّ وَٱلْأَنْعَٰمِ مُخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهُۥ كَذَٰلِكَ إِنَّمَا يَخْشَى ٱللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ ٱلْعُلَمَٰٓؤُا۟ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ

    Diyanet İşleri

    İnsanlardan, (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. Allah'a karşı ancak; kulları içinden alim olanlar derin saygı duyarlar. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.

    Mehmet Okuyan

    İnsanlardan, adım atan canlılardan ve dört bacaklı hayvanlardan da renkleri farklı olanlar var. Kulları içinden sadece (gerçeği) bilenler Allah'a saygı duyarlar. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah güçlüdür, çok bağışlayandır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetler gerçek âlimlerin, evren kitabının ayetlerini tanıyan, onlardaki sanatı fark edebilen, doğru bir yol/din olan tevhid çizgisinde bir hayat süren insanlar olduğunun delilidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Dahası insanlar, (vahşi) canlılar ve evcil hayvanlar da (uyumlu) bir farklılığın renklerini taşıyorlar.İşte (kullar da farklılıkta) böyledir ve Allah'a kulları içinde yalnızca (bunun hikmet ve amacını) bilenler hakkıyla saygı duyarlar: çünkü Allah çok üstün ve yücedir, tarifsiz bir bağışlayıcıdır.

    Muhammed Esed

    ve (nasıl ki) insanlar, sürüngenler ve hayvanlar türlü türlü renkler taşıyor! Kulları arasından yalnız anlama ve kavrama yeteneğine sahip olanlar Allah'tan (hakkıyla) korkarlar, (çünkü yalnız onlar bilir ki) Allah kudret Sahibidir, çok bağışlayıcıdır.

    Ahmed Hulusi

    İnsanlardan, dabbelerden (beden türleri - ırklar) ve en'amdan da (hayvansı özellikler) renkleri muhtelif olanlar var! Allah'tan, kullarından ancak alimler ("Allah" ismiyle işaret olunanı fark edenler, Azametini bilenler) haşyet duyar! Muhakkak ki Allah Aziyz'dir, Ğafur'dur.

    Ali Bulaç

    İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri böyle değişik olanlar vardır. Kulları içinde ise Allah'tan ancak alim olanlar 'içleri titreyerek korkar'. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır.

    Ali Özek ve heyeti

    İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var. Kulları içinden ancak âlimler, Allah'tan (gereğince) korkar. Şüphesiz Allah, daima üstündür, çok bağışlayandır.

    Ali Rıza Safa

    İnsanlar, sürüngenler ve hayvanlar da türlü renklerdedir. Ancak, bilgisi olan kulları, Allah'a derin saygı duyarlar. Kuşkusuz, Allah, Üstündür; Sınırsız Bağışlayandır.

    Bayraktar Bayraklı

    Aynı şekilde, insanlardan, diğer canlılardan ve evcil hayvanlardan da renkleri farklı olanlar vardır. Allah'a ancak bilgili kulları saygı duyar. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür; çok bağışlayıcıdır.

    Edip Yüksel

    Aynı şekilde, insanlar, hayvanlar, çiftlik hayvanları da çeşitli renklerdedir. Bundan dolayıdır ki kulları arasında ALLAH'ı gereği gibi sayanlar bilim adamlarıdır. ALLAH Üstündür, Bağışlayandır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Aynı şekilde, insanlar, hayvanlar, çiftlik hayvanları da çeşitli renklerdedir. Bundan dolayıdır ki kulları arasında ALLAH'ı gereği gibi sayanlar bilim adamlarıdır. ALLAH Üstündür, Bağışlayandır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da aynı şekilde çeşitli renklerde olanlar vardır. Ancak Allah saygısını, kullarından bilenler duyar. Haberiniz olsun ki, Allah güçlüdür, bağışlayıcıdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İnsanlardan, hayvanlardan, davarlardan da kezalik türlü renklileri var ancak Allah saygısını kullarından bilenler duyar, haberiniz olsun ki Allah aziz bir gafurdur.

    Erhan Aktaş

    İnsanlardan, hayvanlardan ve diğer canlılardan da çeşitli renkte olanları vardır. Allah'ın kullarından yalnız "ilim sahibi dipnot 1 olanlar" haşyet dipnot 2 ederler. Kuşkusuz ki Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Alim, bilgi sahibi olan, bilen demektir. Ancak, Kur'an'ın "Bilmekten" kast ettiği şey: Düşünmek, akletmek, gerçeği idrak etmek ve vahyin gerçekliğine iman etmektir; Allah'ı, vahyi ve hakikati idrak etmek, kavramak ve anlamaktır. "Bilmek" ile kast edilen şey, ilim sahibi olmak değil; tevhidi bilince sahip olarak, gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın bilincinde olmaktır. Kur'an'da yer alan "ilim" ve "alim" kelimelerinin anlamı şudur: Allah'ın, nasıl bir Allah olduğunu, O'nun yüceliğini, üstünlüğünü, gücünü, her şeyi bildiğini, her şeyin yaratıcısı ve Rabb'i olduğunu idrak etmek ve ayırdına varmak demektir. Keza, kesin doğru ve gerçek bilgi kaynağının vahiy olduğuna inanmaktır. Bu nedenle, Kur'an'da yer alan her alim kelimesine "bilgin/bilen", ilim kelimesine de "bilgi/ilim" anlamı vermek kesinlikle doğru değildir. Din adamları sınıfının en çok istismar ettikleri ve kendilerine paye çıkardıkları Kur'an'daki alim kelimesinin hadis, tefsir, fıkıh, siyer vb. bilgileri bilmekle hiçbir ilgisi yoktur. Kur'an'da yer alan "ilim ve alim" kelimelerinin anlamı, genellikle anlama, kavrama, idrak etme, ayırdına varma "bilgisidir."
    2. metne dön, dipnot 2
      İçtenlikle, gönülden saygı duyarlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İnsanlardan, hayvanlardan ve diğer canlılardan da çeşitli renkte olanları vardır. Allah'ın kullarından yalnız ilim sahibi dipnot 1 olanlar haşyet dipnot 2 ederler. Kuşkusuz ki Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği idrak etmiş olanlar. Gerçeğin vahiy olduğuna inananlar. Kur'an'da yer alan ilim ve alim sözcükleri; Allah'ın, nasıl bir Allah olduğunu; yaratıcılığını, yüceliğini, üstünlüğünü ve gücünü idrak etmek, ayırdına varmak; kesin, doğru ve gerçek bilgi kaynağının vahiy olduğuna inanmak, tevhidi bilince sahip olmak; gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın bilincinde olmak demektir. Bu nedenle, Kur'an'da yer alan her alim sözcüğüne "bilgin", ilim sözcüğüne de "bilgi" anlamı vermek kesinlikle doğru değildir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a karşı derin saygı, içten sevgi duymak, cani gönülden Allah'a yönelmek,  alçak gönüllü, bilinçli ve duyarlı olmak. Derin saygı ve içten sevgi beslediği; üstün ve yüce görmenin sonucu olarak hayranlık duyduğu yüce varlıktan ayrı düşme, uzak kalma endişesini/korkusunu taşımak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsanlardan, hayvanlardan ve diğer canlılardan da çeşitli renkte olanları vardır. Allah'ın kullarından yalnız ilim sahibi dipnot 1 olanlar haşyet dipnot 2 ederler. Kuşkusuz ki Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği idrak etmiş olanlar. Gerçeğin vahiy olduğuna inananlar. Kur'an'da yer alan ilim ve alim sözcükleri; Allah'ın, nasıl bir Allah olduğunu idrak etmek; kesin, doğru ve gerçek bilgi kaynağının vahiy olduğuna inanmak, tevhidi bilince sahip olmak; gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın ayırdında ve bilincinde olmak demektir. Bu nedenle, Kur'an'da yer alan her alim sözcüğüne "bilgin", her ilim sözcüğüne de "bilgi" anlamı vermek kesinlikle doğru değildir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Derin saygı, içten sevgi, üstün ve yüce görmenin sonucu olarak, hayranlık duyulan varlıktan ayrı düşme, uzak ve hasret kalma kaygısıdır. Bu sözcüğün; korku, korkmak anlamına gelen ‘havf' sözcüğü ile bir benzerliği yoktur. 13/Ra'd Suresi'nin 21. ayetinde her iki sözcük bir arada ve farklı anlamlarda kullanılmaktadır.

    Gültekin Onan

    İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri böyle değişik olanlar vardır. Kulları içinde ise Tanrı'dan ancak alim olanlar 'içleri titreyerek korkar'. Şüphesiz Tanrı, üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır.

    Hasan Basri Çantay

    (Gerek) insanlardan, (gerek) yerde yürür hayvanlardan, (gerek) davarlardan da yine böyle renkleri (nevileri) muhtelif olanlar vardır. Allahdan, kulları içinde, ancak alimler korkar. Şübhe yok ki Allah mutlak gaalibdir, çok yarlığayıcıdır.

    İbni Kesir

    İnsanlardan da, yerde yürüyen canlılardan ve davarlardan da böyle renkleri değişik değişik olanlar vardır. Allah'tan ancak bilgin kulları korkar. Muhakkak ki Allah; Aziz'dir, Gafur'dur.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var. Kulları içinden ancak âlimler, Allah'tan (gereğince) korkar. Şüphesiz Allah Azîzdir, Gafûrdur.

    Süleyman Ateş

    İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkte olanlar var. Kulları içinden ancak bilginler, Allah'tan (gereğince) korkar. Şüphesiz Allah daima üstündür, çok bağışlayandır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanların, hayvanların ve malın-davarın da farklı renklerde olanları vardır. Allah'tan korkanlar, sadece onu bilen kullardır. Allah güçlüdür, çok bağışlayıcıdır.

    Şaban Britch

    İnsanların, canlıların ve hayvanların da böyle çeşit çeşit renkleri vardır. Ancak kullarından alimler olanlar Allah’tan korkar. Allah, çok güçlüdür, çok bağışlayıcıdır.

    Şaban Piriş

    İnsanların, canlıların ve hayvanların da böyle çeşit çeşit renkleri vardır. Ancak kullarından bilgili olanlar Allah'tan korkar. Allah, güçlüdür, bağışlayıcıdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Aynı şekilde, insanlardan, hayvanlardan, davarlardan da çeşitli renklerde olanlar var. Kulları içinde Allah'tan ancak bilginler ürperir. Allah Aziz'dir, Gafur'dur.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.