Diyanet İşleri
Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik.
Fetih suresi · 1–7. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Fetih suresi, 1. ayet. إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُّبِينًا
Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik.
Şüphesiz ki biz sana (Hudeybiye'de) apaçık bir zafer verdik.
Elbet sana tartışmasız bir fethin önünü açan Biziz.
Gerçek şu ki (ey Muhammed,) Biz senin için apaçık bir zaferin önünü açtık,
Kesinlikle sana öyle bir fetih (görüş açıklığı) verdik ki, (o) Feth-i Mubiyn'dir (apaçık açık hakikati sistemi müşahede)!
Şüphesiz, Biz sana apaçık bir fetih verdik.
Biz sana doğrusu apaçık bir fetih ihsan ettik.
Aslında, sana, apaçık bir Utku verdik.
Biz sana apaçık zaferin kapılarını açtık.
Biz sana apaçık bir zafer verdik.
Biz sana apaçık bir zafer verdik.
Doğrusu Biz sana apaçık bir fetih açtık.
Elhak biz sana bir fethi mübin açtık
Biz, sana apaçık bir fethin yolunu açtık.
Biz, sana apaçık bir fethin yolunu açtık.
Biz, sana apaçık bir fethin yolunu açtık.
Şüphesiz, biz sana apaçık bir fetih verdik.
Biz hakıykat sana (Hudeybiyye musaalehası ile) apaşikar bir feth (-u zafer yolu) açdık.
Muhakkak ki Biz; sana, apaçık bir feth ihsan ettik.
(1-3) Allah’ın senin, geçmiş ve gelecek yanılmalarını bağışlaması, üzerindeki nimetini tamamlaması, seni istikameti doğru olan yola iletmesi ve saygın bir yardımla sana yardım etmesi amacıyla açık bir fethin kapılarını sana açtık / bir tıkanıklığı giderdik.
Şüphesiz biz, sana apaçık bir fetih verdik.
Biz sana apaçık bir fetih verdik.
Sana, her şeyin önünü açacak dipnot 1 bir fethin /Mekke'yi fethin dipnot 2 yolunu açtık.
(Mekke'yi) Fethin önündeki engeller, senin için tamamen kalktı dipnot 1 .
Şüphesiz biz, sana apaçık bir fetih verdik.
Şüphesiz biz, sana apaçık bir fetih verdik.
Şu bir gerçek ki, biz sana apaçık bir fetih nasip ettik.
Fetih suresi, 2. ayet. لِّيَغْفِرَ لَكَ ٱللَّهُ مَا تَقَدَّمَ مِن ذَنۢبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعْمَتَهُۥ عَلَيْكَ وَيَهْدِيَكَ صِرَٰطًا مُّسْتَقِيمًا
(2-3) Ta ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğru yola iletsin ve Allah sana, şanlı bir zaferle yardım etsin.
Böylece Allah senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlayacak, dipnot 1 sana olan nimetini tamamlayacak ve seni doğru yola ulaştıracaktır.
Bu sayede Allah, senin geçmiş ve gelecek tüm hatalarını bağışlayacak; ve sana olan nimetini tamama erdirecek ve seni dosdoğru bir yola yöneltecektir;
böylece Allah, senin hem geçmişte hem de gelecekteki bütün hatalarına karşı bağışlayıcılığını gösterecek; ve (böylece) bütün nimetlerini sana verecek ve seni dosdoğru bir yola sevk edecektir;
Bu yüzden Allah, senin geçmiş ve (fethe rağmen oluşacak) gelecek tüm zenbini (bedenselliğinin doğal getirisi perdeliliklerini) mağfiret eder (örter) ve sana olan nimetini tamamlar; seni, hakikatini yaşama yolunda yürütür!
Öyle ki Allah, senin geçmiş ve gelecek (her) günahını bağışlasın, üzerindeki nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola yöneltsin.
Böylece Allah, senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni dosdoğru bir yola iletir.
Allah, geçmiş ve gelecek suçlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru yola eriştirsin diye.
Böylece Allah, senin geçmiş ve gelecek bütün hatalarını bağışlayacak, bütün nimetlerini sana verecek ve seni dosdoğru bir yola sevk edecektir.
Ki ALLAH, geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın ve seni doğru yola iletsin.
Ki ALLAH, geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın ve seni doğru yola iletsin.
Allah, senin geçmiş ve gelecek kusurlarını bağışlasın, üzerindeki nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola iletsin diye.
Ki Allah senin zenbinden geçmişini ve geleceğini mağfiret buyurup üzerindeki ni'metini tamamlıyacak ve seni dosdoğru bir caddeye çıkaracak
Allah, senin geçmiş ve sonraki suçlarını bağışlasın ve sana nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru yola iletsin diye.
Allah, senin geçmiş ve sonraki suçlarını bağışlasın ve sana nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru yola iletsin diye.
Allah, senin geçmiş ve sonraki suçlarını bağışlasın ve sana nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru yola iletsin diye.
Öyle ki Tanrı, senin geçmiş ve gelecek (her) günahını bağışlasın, üzerindeki nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola yöneltsin.
(Bu), geçmiş ve gelecek günahını Allahın yarlığaması, senin üzerindeki ni'metini tamamlaması, seni (bu sayede) doğru yola iletmesi içindir.
Ta ki Allah; senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlasın. Sana olan nimetini tamamlasın ve seni doğru yola eriştirsin.
(1-3) Allah’ın senin, geçmiş ve gelecek yanılmalarını bağışlaması, üzerindeki nimetini tamamlaması, seni istikameti doğru olan yola iletmesi ve saygın bir yardımla sana yardım etmesi amacıyla açık bir fethin kapılarını sana açtık / bir tıkanıklığı giderdik.
Böylece Allah, senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni dosdoğru bir yola iletir.
Ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlasın (bütün tasalarını gidersin) ve sana olan ni'metini tamamlasın ve seni doğru bir yola iletsin.
Allah bunu, (Bedir'de) işlediğin önceki ve sonraki günahını bağışlamak dipnot 1 , sana olan nimetini tamamlamak ve seni (hedefe götürecek) dosdoğru bir yola yöneltmek için yaptı.
Allah bunu,önceki ve sonraki dipnot 1 günahlarını bağışlamak, sana olan iyiliklerini tamamlamak ve seni doğru bir yola yöneltmek için yaptı.
Böylece Allah, senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni doğru bir yola iletir.
Allah, geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, üzerindeki nimetini tamamlasın ve sana dosdoğru yolu göstersin...
Ki Allah senin günahından geçmiş olanı da gelecek olanı da bağışlasın, nimetini senin üzerinde tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola kılavuzlasın.
Fetih suresi, 3. ayet. وَيَنصُرَكَ ٱللَّهُ نَصْرًا عَزِيزًا
(2-3) Ta ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğru yola iletsin ve Allah sana, şanlı bir zaferle yardım etsin.
Sana güçlü bir şekilde yardım edecektir.
nihayet Allah seni, saygın ve müstesna bir zafere ulaştıracaktır.
ve Allah sana güçlü yardım elini uzatacaktır.
Allah seni benzersiz, karşı konulmaz bir zafere erdirir!
Ve Allah, sana 'üstün ve onurlu' bir zaferle yardım etsin.
Ve sana şanlı bir zaferle yardım eder.
Ve Allah, üstün bir utkuyla sana yardım etsin diye.
Allah sana, şanlı bir zaferle yardımda bulunacaktır.
Ve ALLAH seni üstün bir zaferle desteklesin.
Ve ALLAH seni üstün bir zaferle desteklesin.
Ve Allah, eşsiz bir şanlı zafer ile sana yardım etsin.
Ve nazirsiz bir muzaffariyyet ile seni Allah mansur ve muazzez kılacak
Ve Allah, sana çok üstün bir zaferle yardım etsin diye.
Ve Allah, sana çok üstün bir zaferle yardım etsin diye.
Ve Allah, sana çok üstün bir zaferle yardım etsin diye.
Ve Tanrı, sana 'üstün ve onurlu' bir zaferle yardım etsin.
Ve Allahın sana çok şerefli bir muzafferiyyetle yardım etmesi için (dir).
Ve Allah; sana çok şerefli bir muzafferiyetle yardım etsin.
(1-3) Allah’ın senin, geçmiş ve gelecek yanılmalarını bağışlaması, üzerindeki nimetini tamamlaması, seni istikameti doğru olan yola iletmesi ve saygın bir yardımla sana yardım etmesi amacıyla açık bir fethin kapılarını sana açtık / bir tıkanıklığı giderdik.
Ve Allah, sana üstün bir zaferle yardım eder.
Ve Allah sana şanlı bir zafer versin.
Bir de Allah bunu, sana güçlü bir yardımda bulunmak için yaptı.
Bunun bir sebebi de Allah'ın sana, güçlü bir yardımda bulunacak olmasıdır.
Ve Allah, sana üstün bir zaferle yardım eder.
Ve Allah sana karşı konulmaz bir zaferle yardım etsin...
Ve Allah sana onur ve kudret dolu bir yardımla destek verecektir.
Fetih suresi, 4. ayet. هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ فِى قُلُوبِ ٱلْمُؤْمِنِينَ لِيَزْدَادُوٓا۟ إِيمَٰنًا مَّعَ إِيمَٰنِهِمْ وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
İmanlarını imanla artırsınlar dipnot 1 diye müminlerin kalplerine güven indiren O'dur. dipnot 2 Göklerin ve yerin orduları yalnızca Allah'a aittir. dipnot 3 Allah bilendir, doğru hüküm verendir.
İmanlarına iman katsınlar diye mü'minlerin kalplerine güven ve sükunet bahşeden O'dur; zira göklerin ve yerin bütün orduları Allah'ın emrine amadedir: ve zaten Allah her şeyi bilmektedir, her hükmünde tam isabet sahibidir.
Müminlerin kalplerine sükunet bağışlayan O'dur, ki göklerin ve yerin bütün güçlerinin Allah'a ait bulunduğunu ve Allah'ın her şeyi bilen ve gerçek hikmet Sahibi olduğunu görerek, imanlarını daha da sağlamlaştırabilsinler;
İmanlarının kat kat artması için, iman edenlerin kalplerine sekine (sükun, güven duygusu) inzal eden "HU"dur! Semalar ve arzın orduları Allah içindir! Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.
Mü'minlerin kalplerine, imanlarına iman katıp arttırsınlar diye, 'güven duygusu ve huzur' indiren O'dur. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
İmanlarına iman katmaları için, müminlerin kalplerine huzuru indiren O'dur. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir; hikmet sahibidir.
O, inananların inançlarını artırması için, yüreklerine bir dinginlik indirmiştir. Göklerin ve yeryüzünün orduları, Allah'ın malıdır. Çünkü Allah, Bilendir; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.
İmanlarını kat kat arttırmaları için inananların kalplerine huzur ve güven veren O'dur. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah her şeyi bilir; her işinde hikmet vardır.
O onaylarına onay katmak için iman edenlerin kalbine huzur indirendir. Göklerin ve yerin orduları ALLAH'ındır. ALLAH Bilendir, Bilgedir.
O inançlarına inanç katmak için inananların kalbine huzur indirendir. Göklerin ve yerin orduları ALLAH'ındır. ALLAH Bilendir, Bilgedir.
İmanlarına iman katsınlar diye inananların kalplerine o güveni indiren O'dur. Öyle ya, Allah'ındır bütün o göklerin ve yerin orduları. Allah herşeyi bilendir, hikmet sahibidir.
O, odur ki mü'minlerin kalblerine o sekineti indirdi, iymanları üstüne iyman artırsınlar diye. Öyle ya Allah'ındır bütün o Göklerin ve Yerin orduları ve Allah, bir alim, hakim bulunuyor.
İmanları artsın diye, İman Edenler'in kalbine sükunet indiren O'dur. Göklerin ve yerin güçleri Allah'ındır. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
İmanları artsın diye, inananların kalbine sükunet indiren O'dur. Göklerin ve yerin güçleri Allah'ındır. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
İmanları artsın diye, inananların kalbine sükunet indiren O'dur. Göklerin ve yerin güçleri Allah'ındır. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
İnançlıların kalplerine, inançlarına inanç katıp arttırsınlar diye 'güven duygusu ve huzur' indiren O'dur. Göklerin ve yerin orduları Tanrı'nındır. Tanrı bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
O, mü'minlerin yüreklerine — imanlarını katmerli bir iman ile artırmaları için— sekineti (kuvve-i ma'neviyyeyi) indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allahındır. Allah her şey'i hakkıyle bilendir, yegane hukum ve hikmet saahibidir.
O'dur; mü'minlerin kalblerine sekineti indiren. Ta ki; imanlarını imanla arttırsınlar. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah; Alim ve Hakim olandır.
(4) Müminlerin kalplerine, imanlarını imanlarıyla artırmaları / ziyade etmeleri için, sakinliği / sükuneti indiren O’dur. Semaların ve yerin orduları Allah’ındır, Allah bilendir, hâkimdir. Erkek müminleri ve kadın müminleri altlarından nehirler akan içlerinde kalıcı olacakları cennetlere sokmak ve onların kötülüklerini örtbas etmek içindir, işte bu Allah’ın yanında çok büyük bir başarıdır.
İmanlarına iman katmaları için Müminlerin kalplerine huzur indiren O’dur. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah; Alîm'dir, Hakim'dir.
O, imanlarına iman katsınlar diye mü'minlerin kalblerine huzur indirdi. Göklerin ve yerin askerleri Allah'ındır. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Müminlerin imanları kat kat artsın diye onların kalplerine iç huzuru vermiş olan odur. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır dipnot 1 . Allah daima bilen ve doğru kararlar verendir.
Güvenlerine güven katmak için müminlerin içini rahatlatan da O'dur. Göklerin ve yerin bütün orduları Allah'ındır. Allah bilir, doğru kararlar verir.
İmanlarına iman katmaları için müminlerin kalplerine huzur indiren O’dur. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, Alim'dir, Hakim'dir.
İmanlarına iman katmaları için müminlerin kalplerine huzur indiren O'dur. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah, alimdir, hakimdir.
O odur ki, müminlerin gönüllerine, imanları beraberinde iman geliştirsinler diye, mutluluk ve huzur indirdi. Yalnız Allah'ındır göklerin ve yerin orduları. Alim'dir Allah, Hakim'dir.
Fetih suresi, 5. ayet. لِّيُدْخِلَ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَيُكَفِّرَ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَكَانَ ذَٰلِكَ عِندَ ٱللَّهِ فَوْزًا عَظِيمًا
Bütün bunlar Allah'ın; inanan erkek ve kadınları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyması, onların kötülüklerini örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir başarıdır.
(Allah) mümin erkeklerle mümin kadınları, içlerinde ebedî kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirecek ve onların günahlarını örtecektir. İşte bu, Allah katında büyük bir kurtuluştur.
Böyle yapmıştır ki, mü'min erkek ve mü'min kadınları zemininden ırmaklar çağlayan cennetlere alsın da, orada yerleşip kalsınlar; ve onların günahlarının üstünü çizsin: ve zaten bu Allah katında büyük bir başarıdır.
ve Allah, mümin erkek ve kadınları, mesken olarak, içinden ırmakların geçtiği bahçelere kabul etsin ve (geçmişte işledikleri kötü) fiilleri silsin; bu, Allah katında gerçekten büyük bir kurtuluştur.
İmanlı erkek ve kadınları, içinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokması, onlardan kötülüklerini silmesi içindir. . . İşte bu Allah indinde aziym kurtuluştur!
(Bütün bunlar,) Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere, altından ırmaklar akan cennetlere sokması ve kötülüklerini örtüp bağışlaması içindir. İşte bu, Allah katında 'büyük kurtuluş ve mutluluk'tur.
(Bütün bu lütuflar) Mümin erkek ve kadınları, içinde ebediyen kalacakları, (ağaçları) altından ırmaklar akan cennetlerine koymak ve onların kötülüklerini örtmek içindir. Bu, Allah katında en büyük kurtuluş olmuştur.
İnanan erkekleri ve inanan kadınları, altlarından ırmaklar akan, sürekli kalacakları cennetlere yerleştirsin ve suçlarını örtsün diye. Allah'ın katında, en büyük başarı, işte budur.
Bu, inanmış erkekleri ve inanmış kadınları, içinde süreli olarak kalacakları, içinde ırmaklar akan cennetlere sokması ve onların kötülüklerini gizlemesi içindir. İşte bu, Allah katında çok büyük bir kurtuluştur.
Ve gerçeği onaylayan erkeklerle gerçeği onaylayan kadınları, içinden ırmaklar akan bahçelere ebedi kalmak üzere soksun ve onların günahlarını örtsün. Elbette bu, ALLAH'ın katında büyük bir başarıdır.
Ve inanan erkeklerle inanan kadınları, içinden ırmaklar akan cennetlere ebedi kalmak üzere soksun ve onların günahlarını örtsün. Elbette bu, ALLAH'ın katında büyük bir başarıdır.
Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları, sonsuz olarak içinde kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere koyması ve günahlannı silip bağışlaması için. Bu, Allah katında büyük bir kurtuluştur.
Mü'minleri ve mü'mineleri ebediyyen içinde kalmak üzere altından ırmaklar akar Cennetlere koymak ve kabahatlerini taraflarından keffaretleyip örtmek için ki Allah yanında bu bir fevz-i azim bulunuyor.
Mü'min erkekleri ve Mü'min kadınları, içinde sürekli kalmak üzere, içinden nehirler akan Cennetlere koymak ve kötülüklerini örtmek içindir. İşte Allah'ın yanında büyük kurtuluş budur.
Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları, içinde sürekli kalmak üzere, içinden nehirler akan Cennetlere koymak ve kötülüklerini örtmek içindir. İşte Allah'ın yanında büyük kurtuluş budur.
Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları, içinde sürekli kalmak üzere, içinden nehirler akan Cennetlere koymak ve kötülüklerini örtmek içindir. İşte Allah'ın yanında büyük kurtuluş budur.
(Bütün bunlar,) İnançlı (erkek)leri ve inançlı (kadın)ları, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere, altından ırmaklar akan cennetlere sokması ve kötülüklerini örtmesi (yükeffire) içindir. İşte bu, Tanrı katında 'büyük kurtuluş ve mutluluk'tur.
(Bütün bu lutuflar) erkek mü'minlerle kadın mü'minleri, altlarından ırmaklar akan cennetlere —içlerinde ebedi ve sermedi olarak — sokmak, onların günahlarını yarlığamak içindir. İşte bu, Allah indinde (sizin) en büyük kurtuluş (unuz) ve seadet (iniz) dir.
Ta ki; mü'min erkeklerle mü'min kadınları, altlarından ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennetlere koysun ve onların kötülüklerini örtsün. İşte Allah katında en büyük kurtuluş budur.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Bütün bunlar Allah’ın; iman eden erkek ve kadınları, altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları Cennetler'e koyması, onların kötülüklerini örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir kurtuluş/başarıdır.
(Allah işini böyle hikmetle çevirir, mü'minlerin gönüllerine huzur verir, onlara görünmez askerleriyle yardım eder) Ki inanan erkekleri ve inanan kadınları, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere soksun, onların kötülüklerini de örtsün. Gerçekten bu, Allah katında büyük bir başarıdır.
Allah (bunları) mümin erkeklerle mümin kadınları, ölümsüz olarak kalmak üzere, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokmak ve onların kötü işlerini örtmek için dipnot 1 yaptı. Bu, Allah katında büyük bir başarıdır dipnot 2 .
Bunları, mümin kadınlarla mümin erkeklerin kabahatlerini örtmek ve onları, sonsuza dek kalmak üzere içinden ırmaklar akan bahçelere sokmak için yapmıştır. Allah katında büyük başarı budur.
Bütün bunlar Allah’ın; iman eden erkek ve kadınları, altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere koyması, onların kötülüklerini örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir kurtuluş/başarıdır.
Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları, alt kısmından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere girdirsin ve onların kötülüklerini örtsün... İşte bu, Allah katında en büyük kurtuluş ve mutluluktur.
İnanmış erkekleri ve inanmış kadınları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokması içindir bu. Sürekli kalıcıdırlar orada. Ve onların çirkin davranışlarını örtüp gizlemesi içindir. İşte bu, Allah katında çok büyük bir kurtuluş ve eriştir.
Fetih suresi, 6. ayet. وَيُعَذِّبَ ٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتِ وَٱلْمُشْرِكِينَ وَٱلْمُشْرِكَٰتِ ٱلظَّآنِّينَ بِٱللَّهِ ظَنَّ ٱلسَّوْءِ عَلَيْهِمْ دَآئِرَةُ ٱلسَّوْءِ وَغَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ وَلَعَنَهُمْ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَهَنَّمَ وَسَآءَتْ مَصِيرًا
Bir de, Allah'ın, hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah'a ortak koşan erkeklere ve Allah'a ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş, onları lanetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü bir varış yeridir!
Allah hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, müşrik erkeklere ve müşrik kadınlara da azap edecektir. (Müslümanlar için bekledikleri) kötülük çemberi, onların (inkârcıların ve münafıkların) başlarına gelsin! dipnot 1 Allah onlara gazap etmiş, kendilerini lanetlemiş ve cehennemi kendilerine hazırlamış (olacak)tır; ne kötü varış yeridir (orası)!
Yine O (diler) ki, Allah hakkında çirkin tasavvurlara sahip münafık erkekler ve münafık kadınları, müşrik erkekler ve müşrik kadınları cezalandırsın; onlar fenalığın girdabını boylasın: zira Allah onlara gazap etmiş ve rahmetinden dışlamıştır. İşte onlar için hazırlamıştır cehennemi; ve orası ne kötü bir son duraktır.
Ve (Allah) ikiyüzlü erkek ve kadınları ve Allah'tan başkasına ilahlık yakıştıran erkek ve kadınları (öteki dünyada) azaba uğrat(mayı dile)miştir. Bunların tümü Allah hakkında kötü, uygunsuz düşünceler taşırlar. Kötülük onları her taraftan kuşatır ve Allah'ın gazabına uğrarlar. O, (rahmetinden) onları dışlamış ve onlar için cehennemi hazırlamıştır. Ne kötü bir varış yeridir orası!
Bir de Esma'sıyla hakikatleri olan Allah hakkında su-i zanda bulunan (O'nu tanrı gibi düşünen) münafık (ikiyüzlü) erkek ve kadınlara, şirk koşan erkek ve kadınlara azabı yaşatması içindir! Zanları yüzünden devranın belası başlarında patlasın! Allah onlara gazap etmiş, onları lanetlemiş (inkarları sonucu hakikati yaşamaktan uzaklaştırmış); onlar için cehennem hazırlamıştır! Ne kötü dönüş yeridir!
Bir de; kötü bir zan ile zanda bulunan münafık erkeklerle münafık kadınları ve müşrik erkeklerle müşrik kadınları azablandırması için. O kötülük çemberi, tepelerine insin. Allah, onlara karşı gazablanmış, onları lanetlemiş ve onlara cehennemi hazırlamıştır. Varacakları yer ne kötüdür.
(Bir de bunlar) Allah hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Müslümanlar için bekledikleri kötülük çemberi (onların kendi) başlarına gelsin! Allah onlara gazap etmiş, lânetlemiş ve cehennemi kendilerine hazırlamıştır. Orası ne kötü bir yerdir!
Allah hakkında kötü yakıştırmalar yapan, ikiyüzlü erkekleri ve ikiyüzlü kadınları, ortaklar koşan erkekleri ve ortaklar koşan kadınları cezalandırsın diye. Kötülükleri, kendi başlarına dönsün! Allah, onlara öfkelenmiş, onları lanetlemiş ve onlar için cehennemi hazırlamıştır; ne kötü bir varış yeridir.
Yine bu, Allah hakkında yanlış düşünceler besleyen münafık erkek ve münafık kadınları, müşrik erkek ve müşrik kadınları cezalandırması içindir. Müslümanlar için bekledikleri kötülük çemberi, başlarına gelsin! Allah onlara gazap etmiş, lanetlemiş ve cehennemi kendilerine hazırlamıştır. Orası ne kötü bir yerdir!
Ve ALLAH hakkında kötü düşünceler besleyen ikiyüzlü erkeklerle ikiyüzlü kadınları ve putperest erkeklerle putperest kadınları cezalandırsın. Kötülükleri geri tepecektir. ALLAH onlara gazaplanmış, onları lanetlemiş ve onlar için cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü bir dönüş yeridir.
Ve ALLAH hakkında kötü düşünceler besleyen ikiyüzlü erkeklerle ikiyüzlü kadınları ve putperest erkeklerle putperest kadınları cezalandırsın. Kötülükleri geri tepecektir. ALLAH onlara gazaplanmış, onları lanetlemiş ve onlar için cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü bir dönüş yeridir.
Ve Allah hakkında kötü zanda bulunan münafık erkekleri, münafık kadınları, müşrik erkekleri ve müşrik kadınları, o kötülük girdabı başlarına dönesiceleri azaba uğratsın diye. Allah, onlara gazap etmiş, la'net etmiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Ona gidiş de ne kötüdür!
Ve o Allah'a su-i zan eden Münafıkları ve Münafıkaları ve Müşrikleri ve Müşrikeleri, o kötülük kirdabı başlarına dönesileri ta'zib etmek için ki Allah onlara gadab etmiş, la'net etmiş ve kendilerine Cehennemi hazırlamıştır, ona gidiş de ne fenadır!
Allah; hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve kadınlara, Müşrik dipnot 1 erkek ve kadınlara azap etsin. Kötü zanları onların üzerlerine dönsün. Allah, onlara kızdı ve onları lanetledi. Ve onlar için Cehennem'i hazırladı. Ne kötü bir varış yeri.
Allah; hakkında kötü zanda bulunan münafık dipnot 1 erkeklere ve kadınlara, müşrik dipnot 2 erkek ve kadınlara azap etsin. Kötü zanları onların üzerlerine dönsün. Allah, onlara kızdı ve onları lanetledi. dipnot 3 Ve onlar için Cehennem'i hazırladı. Ne kötü bir varış yeri.
Allah; hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve kadınlara, müşrik erkek ve kadınlara azap etsin. Kötü zanları onların üzerlerine dönsün. Allah, onlara kızdı ve onları lanetledi. Ve onlar için Cehennem'i hazırladı. Ne kötü bir varış yeri.
Bir de; kötü bir zan ile zanda bulunan münafık erkeklerle münafık kadınları ve müşrik erkeklerle müşrik kadınları azablandırmak için. O kötülük çemberi tepelerine insin. Tanrı, onlara karşı gazablanmış, onları lanetlemiş ve onlara cehennemi hazırlamıştır. Varacakları yer ne kötüdür!
(Bir de bu fazl-u keremler) Allaha kötü zanda bulunan erkek münafıklarla kadın münafıkları ve erkek müşriklerle kadın müşrikleri — ki kötü hezimet başlarına gelsin — (bir çok şekil ve nev'ilerde) azablandtrmak için (dir). Allah onlara karşı gazablanmış, onları rahmetinden koğmuşdur. Onlara cehennemi de hazırlamışdır ki varacakları (bu) yer ne kötüdür!
Ve Allah hakkındaki kötü zan besleyen münafık erkeklerle münafık kadınlara, müşrik erkeklerle müşrik kadınlara azab etsin. Kötülük onların başlarına dönsün. Allah; onlara gazabetmiş, la'netlemiş ve cehennemi kendileri için hazırlamıştır.
(6-7) Allah hakkında kötü düşünce düşünen erkek münafıklara, kadın münafıklara, erkek müşriklere, kadın müşriklere azap etmek içindir, kötülük girdabı onların üzerinedir, Allah onlara gazap etmiştir onları lanetlemiştir onlara cehennemi hazırlamıştır, ne kötü bi r varış yeridir, semaların ve yerin orduları Allah’ındır, Allah saygı değerdir, hâkimdir. (Allah’ın desteği hani nerede diye düşünmüş olabilirler)
Allah hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, müşrik erkek ve müşrik kadınlara azap edecektir. Üzerlerine azap (iner). Allah onlara gazap etmiş, onları lanetlemiş ve onlara Cehennem'i hazırlamıştır. Varacakları yer ne kötüdür.
Allah hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara; (Allah'a) ortak koşan erkeklere ve ortak koşan kadınlara da azabetsin. (Onların, müslümanlar için istedikleri) Kötü olaylar, kendi başlarına gelsin. Allah, onlara gazabetmiş, onları la'netlemiş ve onlara cehennemi hazırlamıştır. Orası da ne kötü bir yerdir!
Bunları bir de Allah hakkında kötü zanlar besleyen münafık erkeklerle münafık kadınlara ve müşrik erkeklerle müşrik kadınlara dipnot 1 azap etmek için yaptı. Besledikleri kötü zanlar dipnot 2 , dönüp dolaşıp başlarına gelsin! Allah onlara öfkelenmiş, onları lanetlemiş /dışlamış ve onlar için cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü bir varış yeridir dipnot 3 !
Bir de Allah hakkında kötü düşünceleri olan o ikiyüzlü (münafık) erkek ve kadınlarla müşrik erkek ve kadınlara azap versin diye yaptı. Onların kötü düşünceleri başlarına iş açacaktır. Allah onlara öfkelenmiş, onları dışlamış ve cehennemi onlar için hazırlamıştır. Ne kötü hale gelmektir o!
Allah hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, müşrik erkek ve müşrik kadınlara azap edecektir. Üzerlerine azap (iner). Allah onlara gazap etmiş, onları lanetlemiş ve onlara Cehennem'i hazırlamıştır. Varacakları yer ne kötüdür.
Allah hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, müşrik erkek ve müşrik kadınlara azap edecektir. Kötülük çemberi tepelerine insin. Allah onlara gazap etmiş, onları lanetlemiş ve onlara cehennemi hazırlamıştır. Varacakları yer ne kötüdür.
Ve Allah hakkında kötü sanılar besleyen erkek münafıklarla kadın münafıklara ve erkek putperestlerle kadın putperestlere, o kötülük girdabı başlarına dönesilere azap etsin diyedir bu. Allah onlara öfkelenmiş, onları lanetlemiş ve kendilerine cehennem hazırlamıştır. Kötü bir varış yeridir o.
Fetih suresi, 7. ayet. وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا
Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Göklerin ve yerin orduları yalnızca Allah'a aittir. Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.
Evet, göklerin ve yerin bütün orduları Allah'a aittir: ama zaten Allah mutlak izzet, her hükmünde tam isabet sahibidir.
Göklerin ve yerin bütün güçleri Allah'a aittir ve Allah kudret sahibidir, hikmet sahibidir!
Semalar ve arzın orduları (kuvveleri) Allah'ındır. . . Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.
Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir; hikmet sahibidir.
Göklerin ve yeryüzünün orduları, Allah'ın malıdır. Çünkü Allah, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.
Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah, kudret ve hikmet sahibidir.
Göklerin ve yerin orduları ALLAH'a aittir. ALLAH Üstündür, Bilgedir.
Göklerin ve yerin orduları ALLAH'a aittir. ALLAH Üstündür, Bilgedir.
Allah'ındır göklerin ve yerin bütün orduları ve Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.
Allahındır evet, o Göklerin ve Yerin bütün orduları ve Allah, bir aziz hakim bulunuyor
Göklerin ve yerin güçleri Allah'ındır. Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Göklerin ve yerin güçleri Allah'ındır. Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Göklerin ve yerin güçleri Allah'ındır. Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Göklerin ve yerin orduları Tanrı'nındır. Tanrı, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
Göklerin ve yerin (azab) orduları (da rahmet ve nusret orduları gibi) Allahındır. Allah mutlak kaadirdir, yegane hukum ve hikmet saahibidir.
Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah; Aziz, Hakim olandır.
(6-7) Allah hakkında kötü düşünce düşünen erkek münafıklara, kadın münafıklara, erkek müşriklere, kadın müşriklere azap etmek içindir, kötülük girdabı onların üzerinedir, Allah onlara gazap etmiştir onları lanetlemiştir onlara cehennemi hazırlamıştır, ne kötü bi r varış yeridir, semaların ve yerin orduları Allah’ındır, Allah saygı değerdir, hâkimdir. (Allah’ın desteği hani nerede diye düşünmüş olabilirler)
Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah; Azîz'dir, Hakîm'dir.
Göklerin ve yerin askerleri Allah'ındır. Allah azizdir, hakimdir.
Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır dipnot 1 . Allah, daima üstün olan ve doğru kararlar verendir.
Göklerde ve yerde dipnot 1 Allah'ın orduları vardır. Allah güçlüdür, doğru kararlar verir.
Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, Aziz'dir, Hakim'dir.
Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah, azizdir, hakimdir.
Yalnız Allah'ındır göklerin ve yerin orduları. Aziz'dir Allah, Hakim'dir.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.