Diyanet İşleri
Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
Gâşiye suresi · 21–26. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Gâşiye suresi, 21. ayet. فَذَكِّرْ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٌ
Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
Hatırlat! Sen sadece hatırlatıcısın. dipnot 1
İmdi sen (ey peygamber) hatırlat! Çünkü sen sadece bir hatırlatıcısın;
İşte böyle, (ey Peygamber,) onlara öğüt ver; senin görevin yalnız öğüt vermektir:
HATIRLAT; çünkü sen ancak bir hatırlatıcısın (hakikatlerini hatırlatmak için irsal oldun)!
Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici, bir hatırlatıcısın.
O halde (Rasûlüm!) öğüt ver. Sen ancak öğüt vericisin.
Artık, hatırlat! Sen, yalnızca hatırlatıcısın.
Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.
Hatırlat, çünkü sen hatırlatıcısın.
Hatırlat, çünkü sen hatırlatıcısın.
Haydi öğüt ver, sen şimdi yalnızca bir öğütçüsün!
haydi ıhtar et; sen şimdi sırf bir öğütçüsün
Öğüt ver; sen yalnızca öğüt vericisin.
Öğüt ver; sen yalnızca öğüt vericisin.
Öğüt ver; sen yalnızca öğüt vericisin.
Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici, bir hatırlatıcısın.
(Habibim) sen hemen (onlara Allahın ni'metlerini, tevhid delillerini) hatırlat. Sen ancak bir hatırlatıcısın.
Öğüt ver, çünkü sen; ancak bir öğütçüsün.
(1-26) Sarıp örtecek olanın / gaşiye’nin hadisenin haberi sana geldi mi? O gün yüzler durgundur, çalışmıştır, yorgundur. Kızgın ateşte yanarlar, çok kızgın gözeden su içirilirler, kuru acı dikenden başka yemek yoktur , beslemez ve açlığa faydası yoktur, yüzler vardır o gün nimet içinde mutludur, çalışmalarından hoşnutturlar / razıdırlar, yüce cennettedirler, orada boş söz işitmezler, orada akan bir göze vardır , yükseltilmiş yataklar, konulmuş kadehler sıralanmış kırlentler, yayılmış kilimler / halılar. Devenin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı? Sema nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl sabitlenmiş, Arz nasıl da döşenmiş bakmıyorlar mı? Hatırlat sen muhakkak ki hatırlatıcısın sen onlara masal anlatmıyorsun, y üz çeviren ve yok sayanlara gelince Allah onlar ı, büyük bir azapla azaplandıracaktır , geri d önüşünüz / iyabınız bizedir, onların hesapları da kesinlikle bize aittir.
Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.
Öyleyse sen doğru bilgi ver dipnot 1 /Kur'an'ı anlat! Sen sadece doğru bilgi vermekle görevlisin. dipnot 2
Öyleyse sen doğru bilgi ver (Kur'an'ı tebliğ et); senin görevin sadece bilgi vermektir.
Hatırlat! Sen ancak uyarıcısın.
-Hatırlat/uyar! Sen ancak uyarıcısın.
Artık uyar/düşündür! Çünkü sen bir uyarıcı/düşündürücüsün.
Gâşiye suresi, 22. ayet. لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ
Sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin.
Onların üzerinde bir zorba değilsin. dipnot 1
onlara inanç dayatan bir zorba değilsin!
sen onları (inanmaya) zorlayamazsın.
Onlar üzerine musallat olan zorba değilsin!
Onlara 'zor ve baskı' kullanacak değilsin.
Onların üzerinde bir zorba değilsin.
Sen, onların üzerine zorlayıcı değilsin.
Onların üzerinde zorlayıcı değilsin.
Sen onları zorlayacak değilsin.
Sen onları zorlayacak değilsin.
Onların üzerinde bir zorba değilsin!
Üzerlerine musallat değilsin
Kimseyi zorla inandıracak değilsin.
Kimseyi zorla inandıracak değilsin.
Kimseyi zorla inandıracak değilsin.
Onlara 'zor ve baskı' kullanacak değilsin.
Onların üzerine musallat (bir adam) değilsin.
Onların üzerine zor kullanıcı değilsin.
(1-26) Sarıp örtecek olanın / gaşiye’nin hadisenin haberi sana geldi mi? O gün yüzler durgundur, çalışmıştır, yorgundur. Kızgın ateşte yanarlar, çok kızgın gözeden su içirilirler, kuru acı dikenden başka yemek yoktur , beslemez ve açlığa faydası yoktur, yüzler vardır o gün nimet içinde mutludur, çalışmalarından hoşnutturlar / razıdırlar, yüce cennettedirler, orada boş söz işitmezler, orada akan bir göze vardır , yükseltilmiş yataklar, konulmuş kadehler sıralanmış kırlentler, yayılmış kilimler / halılar. Devenin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı? Sema nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl sabitlenmiş, Arz nasıl da döşenmiş bakmıyorlar mı? Hatırlat sen muhakkak ki hatırlatıcısın sen onlara masal anlatmıyorsun, y üz çeviren ve yok sayanlara gelince Allah onlar ı, büyük bir azapla azaplandıracaktır , geri d önüşünüz / iyabınız bizedir, onların hesapları da kesinlikle bize aittir.
Sen onların üzerinde bir zorba değilsin.
Onların üzerinde zorlayıcı değilsin.
Sen onları zorla hizaya getirecek değilsin! dipnot 1
Yoksa tepelerine dikilecek değilsin.
Onlar üzerinde bir zorba değilsin.
Onlar üzerinde bir zorba değilsin.
Üzerlerine musallat bir despot değilsin.
Gâşiye suresi, 23. ayet. إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ
(23-24) Ancak, kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
Ancak, kim yüz çevirir ve inkâr ederse,
İlla ki yüz çeviren ve inkar eden olacaktır.
Ancak, kim hakikati inkara şartlanmış olarak yüz çevirip uzaklaşırsa,
Ancak kim yüz çevirir ve küfür ederse (hakikati inkar - reddederse),
Ancak kim yüz çevirir ve inkar ederse
Ancak yüz çevirip inkâr edene gelince,
Ancak, kim yüz çevirir ve nankörlük ederse.
Ancak, kim yüz çevirir ve inkar ederse.
Fakat kim yüz çevirir ve inkar ederse,
Fakat kim yüz çevirir ve inkar ederse,
Ancak tersine giden ve inkar eden başka.
Ancak tersine giden ve küfr eden başka
Ancak kim yüz çevirir ve kafir olursa,
Ancak kim yüz çevirir ve Kafir olursa,
Ancak kim yüz çevirir ve gerçeği yalanlayan nankör olursa,
Ancak kim yüz çevirir ve küfrederse,
Lakin kim (imandan) yüz çevirir, (Kur'anı) inkar ederse,
Ancak kim yüz çevirir ve küfrederse;
(1-26) Sarıp örtecek olanın / gaşiye’nin hadisenin haberi sana geldi mi? O gün yüzler durgundur, çalışmıştır, yorgundur. Kızgın ateşte yanarlar, çok kızgın gözeden su içirilirler, kuru acı dikenden başka yemek yoktur , beslemez ve açlığa faydası yoktur, yüzler vardır o gün nimet içinde mutludur, çalışmalarından hoşnutturlar / razıdırlar, yüce cennettedirler, orada boş söz işitmezler, orada akan bir göze vardır , yükseltilmiş yataklar, konulmuş kadehler sıralanmış kırlentler, yayılmış kilimler / halılar. Devenin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı? Sema nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl sabitlenmiş, Arz nasıl da döşenmiş bakmıyorlar mı? Hatırlat sen muhakkak ki hatırlatıcısın sen onlara masal anlatmıyorsun, y üz çeviren ve yok sayanlara gelince Allah onlar ı, büyük bir azapla azaplandıracaktır , geri d önüşünüz / iyabınız bizedir, onların hesapları da kesinlikle bize aittir.
Ancak kim yüz çevirir ve küfre saparsa.
Ancak kim yüz çevirir ve inanmazsa,
Ama (şunu bilsinler ki) kim yüz çevirir ve kafirlik ederse /ayetleri görmezlikte direnirse dipnot 1
Ama kim yüz çevirir, görmezlik ederse,
Ancak, kim yüz çevirir ve kâfir olursa,
Ancak, kim yüz çevirir ve nankör/kafir olursa.
Tersine giden, nankörlük eden başka.
Gâşiye suresi, 24. ayet. فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَكْبَرَ
(23-24) Ancak, kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
Allah ona en büyük azapla azap eder.
Allah, en büyük mahrumiyeti işte böylesine yaşatacaktır.
Allah ona (öteki dünyada) en büyük azabı tattıracaktır:
Allah onu, en büyük azap ile azaplandırır!
Allah, onu en büyük azab ile azablandırır.
işte öylesini Allah en büyük azap ile cezalandırır.
Allah, en büyük cezayla onu cezalandıracaktır.
Allah ona en büyük azabı eder.
ALLAH onu en büyük ceza ile cezalandırır.
ALLAH onu en büyük ceza ile cezalandırır.
Allah, onu en büyük azap ile cezalandıracaktır.
Ki Allah onları en büyük azab ile ta'zib edecek
Allah, ona en büyük azapla azap eder.
Allah, ona en büyük azapla azap eder.
Allah, ona en büyük azapla azap eder.
Tanrı, onu en büyük azab ile azablandırır.
Allah da onu en büyük azab ile azablandırır.
Allah, onu en büyük azab ile azablandırır.
(1-26) Sarıp örtecek olanın / gaşiye’nin hadisenin haberi sana geldi mi? O gün yüzler durgundur, çalışmıştır, yorgundur. Kızgın ateşte yanarlar, çok kızgın gözeden su içirilirler, kuru acı dikenden başka yemek yoktur , beslemez ve açlığa faydası yoktur, yüzler vardır o gün nimet içinde mutludur, çalışmalarından hoşnutturlar / razıdırlar, yüce cennettedirler, orada boş söz işitmezler, orada akan bir göze vardır , yükseltilmiş yataklar, konulmuş kadehler sıralanmış kırlentler, yayılmış kilimler / halılar. Devenin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı? Sema nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl sabitlenmiş, Arz nasıl da döşenmiş bakmıyorlar mı? Hatırlat sen muhakkak ki hatırlatıcısın sen onlara masal anlatmıyorsun, y üz çeviren ve yok sayanlara gelince Allah onlar ı, büyük bir azapla azaplandıracaktır , geri d önüşünüz / iyabınız bizedir, onların hesapları da kesinlikle bize aittir.
İşte öylesini Allah en büyük azap ile cezalandırır.
Allah ona en büyük azabı eder,
Allah onu en büyük azaba çarptıracaktır. dipnot 1
Allah onu en büyük azaba çarptıracaktır.
Allah, onu en büyük azap ile azap eder.
Allah, onu en büyük cezaya çarptırır.
Allah, böylesine en büyük azapla azap edecektir.
Gâşiye suresi, 25. ayet. إِنَّ إِلَيْنَآ إِيَابَهُمْ
Şüphesiz onların dönüşü ancak bizedir.
Şüphesiz ki onların dönüşü sadece bizedir.
Bakın: Bizedir onların nihai dönüşü.
Bizedir onların dönüşleri,
Muhakkak ki bizedir onların dönüşleri.
Şüphesiz onların dönüşleri bizedir.
Şüphesiz onların dönüşü sadece bizedir.
Kuşkusuz, dönüşleri, Bize olacaktır.
Dönüşleri yalnızca bizedir.
Onların dönüşleri bizedir.
Onların dönüşleri bizedir.
Onlar, mutlaka döne dolaşa Bize geleceklerdir.
Muhakkak onlar döne dolaşa bize gelecekler
Kuşkusuz onların dönüşü Bizedir.
Kuşkusuz onların dönüşü Bizedir.
Kuşkusuz onların dönüşü Bize'dir.
Şüphesiz onların dönüşleri (iyabehüm) bizedir.
Şübhesiz onların (öldükden sonra) dönüşleri ancak bizedir.
Şüphesiz onların dönüşü, ancak Bizedir.
(1-26) Sarıp örtecek olanın / gaşiye’nin hadisenin haberi sana geldi mi? O gün yüzler durgundur, çalışmıştır, yorgundur. Kızgın ateşte yanarlar, çok kızgın gözeden su içirilirler, kuru acı dikenden başka yemek yoktur , beslemez ve açlığa faydası yoktur, yüzler vardır o gün nimet içinde mutludur, çalışmalarından hoşnutturlar / razıdırlar, yüce cennettedirler, orada boş söz işitmezler, orada akan bir göze vardır , yükseltilmiş yataklar, konulmuş kadehler sıralanmış kırlentler, yayılmış kilimler / halılar. Devenin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı? Sema nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl sabitlenmiş, Arz nasıl da döşenmiş bakmıyorlar mı? Hatırlat sen muhakkak ki hatırlatıcısın sen onlara masal anlatmıyorsun, y üz çeviren ve yok sayanlara gelince Allah onlar ı, büyük bir azapla azaplandıracaktır , geri d önüşünüz / iyabınız bizedir, onların hesapları da kesinlikle bize aittir.
Şüphesiz onların dönüşü ancak bizedir.
Dönüşleri Bizedir.
Varacakları yer huzurumuzdur! dipnot 1
Dönüşleri Allah'adır.
Şüphesiz onların dönüşü bizedir.
Şüphesiz onların dönüşü bizedir.
Hiç kuşkusuz, onların dönüşleri bizedir.
Gâşiye suresi, 26. ayet. ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم
Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.
Sonra onların hesabı da şüphesiz ki sadece bize aittir.
Yine bakın: bize düşer onları hesaba çekmek.
ve Bize düşer onları hesaba çekmek.
Sonra muhakkak ki bize aittir yaptıklarının sonucunu yaşatmak!
Sonra onları hesaba çekmek de elbette bize aittir.
Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.
Sonra, onları hesaba çekmek, kesinlikle Bize özgüdür.
Sonra onların hesabını görmek bize düşer.
Hesaplarını görmek de bize düşer.
Hesaplarını görmek de bize düşer.
Sonra da mutlaka Bize hesap vereceklerdir.
Sonra da muhakkak bize hisab verecekler
Sonra, kuşkusuz onların hesapları kesinlikle Bize aittir.
Sonra, kuşkusuz onların hesapları kesinlikle Bize aittir.
Sonra, kuşkusuz onların hesapları kesinlikle Biz'e aittir.
Sonra onları hesaba çekmek de elbette bize aittir.
Sonra hisabları (nı görmek) de muhakkak bize aiddir.
Sonra hesablarını görmek de muhakkak Bize düşer.
(1-26) Sarıp örtecek olanın / gaşiye’nin hadisenin haberi sana geldi mi? O gün yüzler durgundur, çalışmıştır, yorgundur. Kızgın ateşte yanarlar, çok kızgın gözeden su içirilirler, kuru acı dikenden başka yemek yoktur , beslemez ve açlığa faydası yoktur, yüzler vardır o gün nimet içinde mutludur, çalışmalarından hoşnutturlar / razıdırlar, yüce cennettedirler, orada boş söz işitmezler, orada akan bir göze vardır , yükseltilmiş yataklar, konulmuş kadehler sıralanmış kırlentler, yayılmış kilimler / halılar. Devenin nasıl yaratıldığına bakmıyorlar mı? Sema nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl sabitlenmiş, Arz nasıl da döşenmiş bakmıyorlar mı? Hatırlat sen muhakkak ki hatırlatıcısın sen onlara masal anlatmıyorsun, y üz çeviren ve yok sayanlara gelince Allah onlar ı, büyük bir azapla azaplandıracaktır , geri d önüşünüz / iyabınız bizedir, onların hesapları da kesinlikle bize aittir.
Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.
Sonra onların hesabını görmek Bize düşer.
Sonra onları hesaba çekmek bizim işimizdir. dipnot 1
Sonra hesaplarını görmek de Allah'a dipnot 1 düşer.
Sonra da onların hesabını görmek bizedir.
Sonra da onların hesabını görmek bize düşer.
Bunun ardından, hesapları da bizim elimizde olacaktır.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.