Diyanet İşleri
Halkı zulmetmekteyken helak ettiğimiz, böylece duvarları, çökmüş çatılarının üzerine yıkılmış nice memleketler, nice kullanılmaz kuyular, nice muhteşem saraylar vardır!
Hac suresi
Hac suresi, 45. ayet. فَكَأَيِّن مِّن قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَٰهَا وَهِىَ ظَالِمَةٌ فَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَبِئْرٍ مُّعَطَّلَةٍ وَقَصْرٍ مَّشِيدٍ
fekeeyyim min ḳaryetin ehleknâhâ vehiye żâlimetün fehiye ḫâviyetün `alâ `urûşihâ vebi'rim mü`aṭṭaletiv veḳaṣrim meşîd.
Halkı zulmetmekteyken helak ettiğimiz, böylece duvarları, çökmüş çatılarının üzerine yıkılmış nice memleketler, nice kullanılmaz kuyular, nice muhteşem saraylar vardır!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Savaş izni ve helâk edilen memleketler Hac 38–48 3
Ey Muhammed! Eğer seni yalanlarlarsa bil ki, onlardan önce Nuh, Ad ve Semud kavimleri de (peygamberlerini) yalanlamışlardı.
(43-44) İbrahim'in kavmi ile Lut'un kavmi ve Medyen halkı da (yalanlamışlardı). Musa da yalanlandı ve nihayet o inkarcılara mühlet verdim, sonra da onları yakalayıverdim. Beni inkar etmek nasılmış, (gördüler).
Halkı zulmetmekteyken helak ettiğimiz, böylece duvarları, çökmüş çatılarının üzerine yıkılmış nice memleketler, nice kullanılmaz kuyular, nice muhteşem saraylar vardır!
Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur.
Bir de senden acele azap istiyorlar. Halbuki Allah asla va'dinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.
Zalim oldukları halde, mühlet verdiğim, sonra da kendilerini azabımla yakaladığım nice memleket halkları vardır. Dönüş yalnız banadır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
45. “Halkı” küfürleri ve peygamberleri yalanlayışları dolayısı ile “zalim olan nice memleketleri” çetin azap ve dünyevi rüsvaylık ile “helâk ettik.” Bizim onları cezalandırışımız, onlara bir zulüm değildi. “Şimdi onlar duvarları çatıları üstüne çökmüş bir haldeler!” yurtları viraneye dönmüş, sarayları yıkılmış ve duvarları üzerine çatıları çökmüş bulunuyor. Önceleri buralar mamur iken harabeye dönüşmüş, burada insanlar cıvıldaşırken şimdi oldukça ıssız! “Nice terk edilmiş kuyular, nice yüksek köşkler (var şimdi ıpıssız)!” Nice kuyular vardı ki insanlar oradan hem kendileri içmek, hem davarlarına içirmek için kalabalıklar halinde başlarında birikirdi. Şu anda o kuyuların başında kimse yok, giden gelen kalmamış! Nice köşkler vardı ki oraların sahipleri çalışarak çabalayarak bunları yükseltmiş, inşa etmiş, alabildiğine sağlamlaştırmış, koruyup süslemişlerdi. Fakat Allah’ın emri onlara gelince bunların hiçbir faydası olmadı. Artık oralar ıpıssız kalmıştır. İbret alanlara bir ibret belgesi olmuş, düşünen ve ibretle tetkik eden kimselere ibretli bir örnek haline gelmiştir. Bundan dolayı Yüce Allah, kullarını görsünler ve ibret alsınlar diye yeryüzünde dolaşmaya davet ederek şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Küfür içinde yaşayan ve zalim olan nice beldeleri helak ederek, yok ettik. Böylece onların yaşadıkları yurtları içinde sakinleri olmayan harabe yerlere, insanların helak olması nedeniyle nice kuyular kuru ve boş bir hale gelmiştir. Nice süslerle bezenmiş yüksek saraylar, içinde oturanları gönderilen azaptan koruyamamıştır.
Aynı kök: خوي (5 geçiş) · Aynı kök: عرش (33 geçiş) · Aynı kök: قري (57 geçiş)
Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…
Aynı kök: شيد (2 geçiş)
Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, "Bu, Allah'tandır"…
Aynı kök: عطل (2 geçiş)
Gebe develer salıverildiği zaman.
Aynı kök: خوي (5 geçiş) · Aynı kök: عرش (33 geçiş)
Derken bütün serveti helak edildi. (Yıkılmış) çardakları üzerine çökmüş haldeki bağına yaptığı harcamalar karşısında ellerini oğuşturuyor ve şöyle…
Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk
Bu (peygamberlerin gönderilmesi), Allah'ın, halkları habersizken ülkeleri haksız yere helak etmeyeceği içindir.
Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk
Nice memleketleri helak ettik. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken, yahut gündüz istirahat halinde iken gelmişti.
Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk
Rabbin, halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helak etmez.
Aynı kök: خوي (5 geçiş)
İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Nitekim), nice şehirler vardı ki o şehir(lerin halkı) haksızlık etmekteyken biz onları helak etmiştik. (O şehirlerde) duvarlar, (çökmüş) tavanların üzerine yıkılmıştır. dipnot 1 Kullanılmaz hâle gelmiş bir kuyu ve (ıssız kalmış) heybetli bir köşk vardır.
İşte bu yüzden çığırdan çıkmış nice kentleri helak ettik. Nihayet hepsi de tepe taklak gitti, şimdi yerlerinde yeller esiyor. (Geriye) terkedilmiş kuyular (kaldı); o heybetli saraylar(dan şimdi eser yok).
Ve zulüm ve haksızlıkta onmaz düzeylere vardıkları için nice şehirleri yok ettik, öyle ki, şimdi hepsinin yerinde yeller esiyor; çatıları çökmüş, kuyuları kurumuş, (bir zamanlar göğe doğru) yükselen sarayları (şimdi yerle bir olmuş)!
Nice zalim şehir vardı ki, haksızlıkta aşırı gitmeleri sonucu onları helak ettik. . . Artık çatıları, duvarları üstüne çökmüş. . . Geride kullanılmaz kuyular ve yıkılmış saraylar kalmış.
(Halkı) Zulmediyorken yıkıma uğrattığımız nice ülkeler vardır ki, şimdi onların altları üstlerine gelmiş ıpıssız durmakta, kullanılamaz durumdaki kuyuları (terkedilmiş bulunmakta), yüksek sarayları (çın çın ötmektedir).
Nitekim, birçok memleket vardı ki, o memleket (halkı) zulmetmekte iken, biz onları helâk ettik. Şimdi o ülkelerde duvarlar, (çökmüş) tavanların üzerine yıkılmıştır. Nice kullanılmaz hale gelmiş kuyular ve (ıssız kalmış) ulu saraylar vardır.
Haksızlık yaptıkları için yıkıma uğrattığımız nice kentler; duvarları ve çatıları çökmüş ve kuyuları artık kurumuş nice görkemli saraylar vardır.
Nice zulme dalmış ülke halkını yok ettik. Artık duvarları çatıları üzerine çökmüş, kuyuları kullanılmaz olmuş, yüce sarayları terkedilmiştir.
Nice kentlerin halkını, işledikleri haksızlıklardan ötürü helak ettik. Onlardan arta kalanlar, çökmüş çatılar, terkedilmiş kuyular ve ıssız saraylardı...
Nice kentlerin halkını, işledikleri haksızlıklardan ötürü helak ettik. Onlardan arta kalanlar, çökmüş çatılar, terkedilmiş kuyular ve ıssız saraylardı...
Evet nice memleketler vardır ki, Biz onları zulum yaparlarken helak ettik; şimdi damlarının üzerine çökmüş, ıp ıssız yıkıntı halindedir; ve nice kullanılmaz hale gelmiş kuyular ve (bomboş kalmış) muhteşem köşkler vardır.
Evet, nice memleketler vardı ki biz onları zulm etmektelerken helak ettik de şimdi onlar damlarının üzerine çökmüş ıp ıssız, hem nice muattal kuyu ve müşeyyed köşk
Böylece zulüm yapmalarından dolayı nice kentleri yok ettik. Çatıları çökmüş, duvarları yıkılmış; sahipsiz kalmış kuyular ve görkemli saraylar vardır.
Böylece zulüm yapmalarından dolayı nice kentleri yok ettik. Çatıları çökmüş, duvarları yıkılmış; sahipsiz kalmış kuyular ve görkemli saraylar vardır.
Böylece zulüm yapmalarından dolayı nice kentleri yok ettik. Çatıları çökmüş, duvarları yıkılmış; sahipsiz kalmış kuyular ve saraylar vardır.
(Halkı) Zulmediyorken yıkıma uğrattığımız nice ülkeler vardır ki, şimdi onların altları üstlerine gelmiş ıpıssız durmakta, kullanılamaz durumdaki kuyuları (terkedilmiş bulunmakta), yüksek sarayları (çın çın ötmektedir).
(Evet) nice memleket (ler vardı) ki (halkı) zulümde devam edib dururlarken biz onları (mahv-ü) helak etdik. Şimdi dıvarlar tavanlarının üstüne çökmüş (ıpıssız kalmış) dır (o yerler). Ve (biz nice) kuyu (lar) ı muattal, (nice) yüksek saray (ları bomboş bırakdık).
Nice kasabaları zulüm ederken helak ettik. Şimdi onların altları üstlerine gelmiş ıpıssız durmaktadır, kuyuları körelmiş, sarayları yıkılmıştır.
(42-46) Eğer ki seni yalanlıyorlarsa, kesin bir şey var ki onlardan önceki Nuh kavmi de Ad da Semud da İbrahim kavmi de Lut kavmi de Medyen halkı da yalanladılar , Musa’yı da yalanladılar. (Şaşırılacak şey değil hep böyleler) Kafirlere süre tanıdım / mühlet verdim, sonra onları yakaladım, belirsizleştirmek / tanımamak inkâr (Ne olacağı belli değil canım demek) nasıl olurmuş? Nice memleketleri zulüm ederlerken helak ettik, o memleketlerin, tahtları / çardakları yerle bir olmuş, su kuyuları terk edilmiş, görkemli /meşid köşkleri / kasırları terkedilmiş, yeryüzünde gezmiyorlar mı? Aklettikleri kalpleri yahut işittikleri kulakları olmadı mı? (Gördükleri işittikleri verilerle bir bağ, bir ilişki kuramadılar mı?) Muhakkak ki onların gözleri kör olmaz (Görürler) fakat göğüslerinde ki kalpleri körleşmiştir. (Akletme kabiliyeti, işlemci gidik, bağ kuramıyorlar)
(Ahalisi) zalim iken kendilerini helâk ettiğimiz bu yüzden çökmüş çatıları üzerine duvarları yıkılmış, kuyuları sahipsiz, yüksek köşkleri (ıssız) kalmış nice şehirler vardır.
(Halkı) zulmederken helak ettiğimiz nice kent vardır ki duvarları (yıkılan) tavanlarının üstüne çökmüştür. Nice kullanılmaz olmuş kuyu ve nice (ıssız kalmış) sağlam köşk vardır!
Nice kenti, yanlış işler yaparlarken helak ettik. Artık (duvarları) tavanlarının üstüne çökmüş haldedir. Kullanılmayan nice kuyular ve muhteşem köşkler vardır dipnot 1 .
Biz nice kenti yanlış yaparlarken etkisiz hale getirmişizdir. Onlara, devrilmiş direkleri üzerine çökmüş, bir kör kuyu ve sağlam bir köşk kalmıştır.
Nice memleketleri zalimlik ederken helak ettik. Şimdi, onlar tepetakla edilmiş, su kuyuları terkedilmiş ve yüksek sarayları bomboş kalmıştır.
Nice ülkeleri zalimlik ederken helak ettik. Şimdi, onlar tepetakla edilmiş, su kuyuları terkedilmiş ve sağlam sarayları bomboş kalmıştır.
Zalim olduğu için helak ettiğimiz nice kent/medeniyet var ki, duvarları, tavanları üzerine çökmüş halde. Nice kullanılmaz halde bırakılmış su kuyusu, nice görkemli/süslü/bakımlı köşk var.
Wherefore many were the towns We destroyed with their wrongful inhabitants that they stood desolate and empty but of dilapidated trellises over hills of ruin, and the wells and the spacious and the highly decorated buildings neglected, empty and abandoned!
How many towns steeped in wrongdoing We have destroyed and left in total ruin; how many deserted wells; how many lofty palaces!
How many populations have We destroyed, which were given to wrong-doing? They tumbled down on their roofs. And how many wells are lying idle and neglected, and castles lofty and well-built?
How many towns have We destroyed because their people were steeped in iniquity: dipnot 1 so they lie fallen down upon their turrets! How many wells lie deserted; and how many towering palaces lie in ruins!
How many wrongdoing cities We destroyed, and now all their roofs and walls are fallen in; how many abandoned wells and stuccoed palaces!
And many a township did We destroy while it was given to wrong-doing, so that it lies in ruins (up to this day), and (many) a deserted well and lofty castle!
How many towns We have destroyed while they were wrongdoers! So they lie fallen on their trellises, their wells neglected and their lofty palaces [desolate]!
We have destroyed so many townships because (the people thereof) were given to wicked ways so that they have fallen down on their roofs, and how many a well is completely deserted: (similarly) many a strongly built lofty castles (met the same doom because We destroyed their occupants).
How many a city We have destroyed in its evildoing, and now it is fallen down upon its turrets! How many a ruined well, a tall palace!
I destroyed many townships in account of their inhabitants’ wickedness. Their ruins are lying upside down upon their roofs. How many wells are left useless and how many castles are abandoned.
And how many a city have we destroyed while it yet did wrong, and it was turned over on its roofs, and (how many) a deserted well and lofty palace!
So how many a town have We destroyed while it was doing wrong, so that it is laying in ruins with its wells abandoned, and empty palaces.
How many cities have We destroyed, which were ungodly, and which are now fallen to ruin on their roofs? And how many wells have been abandoned, and lofty castles?
And the dweller of Midian; and Moses was called a liar too: but I indulged the disbelievers a long while, and then I seized them, and how terrible was My rejection!
So, (similarly) many a town We have caused to perish (while) it was unjust; so it is (now) devastated upon its turrets! (Literally: trellises) And many a well (lies) untended and (many) an (imposingly) constructed palace (is left vacant)!
How many a township have We destroyed while it was sinful, so that it lieth (to this day) in ruins, and (how many) a deserted well and lofty tower!
How many a habitation given to wickedness have We destroyed, whose roofs tumbled down, which fell into ruins. How many a well and fortress reinforced lie abandoned!
And how many a township have We destroyed because it had been immersed in evildoing - and now they [all] lie deserted, with their roofs caved in! And how many a well lies abandoned, and how many a castle that [once] stood high!
Many are the societies We have destroyed for persisting in wrongdoing, leaving them in total ruin. ˹Many are˺ also the abandoned wells and lofty palaces!
So how many a town have We destroyed while it was doing wrong, so that it is lying in ruins with its wells abandoned, and empty palaces.
Many a community we have annihilated because of their wickedness. They ended up in ruins, stilled wells, and great empty mansions.
And how many a city did We destroy while it was committing wrong - so it is [now] fallen into ruin - and [how many] an abandoned well and [how many] a lofty palace.
And how many a city did We destroy when it was doing wrong and is desolate! — and a deserted well[...]! and a lofty castle[...]!
And how many a township have We (Our Law of Requital) annihilated, for they oppressed people and violated human rights! And now they lie deserted, with their roofs caved in! And how many a well lies abandoned, and how many a castle in ruins that once stood high!
And how many townships (or populations) have We destroyed, which were used to doing wrong? They fell down on their tops. And how many wells are lying idle and neglected, and the tall and well-built castles?
How many towns have We destroyed, as they were wrongdoers! So, they are fallen down on their roofs, and (how many a) deserted well and (how many a) well-built castle!
So how many a town have We destroyed while it was doing wrong, so that it is lying in ruins with its wells abandoned, and empty palaces.