Diyanet İşleri
Eğer biz, bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, elbette sen onu Allah korkusundan başını eğerek parça parça olmuş görürdün. İşte misaller! Biz onları insanlara düşünsünler diye veriyoruz.
Haşr suresi
Haşr suresi, 21. ayet. لَوْ أَنزَلْنَا هَٰذَا ٱلْقُرْءَانَ عَلَىٰ جَبَلٍ لَّرَأَيْتَهُۥ خَٰشِعًا مُّتَصَدِّعًا مِّنْ خَشْيَةِ ٱللَّهِ وَتِلْكَ ٱلْأَمْثَٰلُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
lev enzelnâ hâẕe-lḳur'âne `alâ cebelil lera'eytehû ḫâşi`am müteṣaddi`am min ḫaşyeti-llâh. vetilke-l'emŝâlü naḍribühâ linnâsi le`allehüm yetefekkerûn.
Eğer biz, bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, elbette sen onu Allah korkusundan başını eğerek parça parça olmuş görürdün. İşte misaller! Biz onları insanlara düşünsünler diye veriyoruz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kur'an'ın ağırlığı ve Allah'ın güzel isimleri Haşr 21–24 3
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık kimselerin ta kendileridir.
Cehennemliklerle cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Eğer biz, bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, elbette sen onu Allah korkusundan başını eğerek parça parça olmuş görürdün. İşte misaller! Biz onları insanlara düşünsünler diye veriyoruz.
O, kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Allah'tır. Gaybı da, görünen alemi de bilendir. O, Rahman'dır, Rahim'dir.
O, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah'tır. O, mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah'tır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.
O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah'tır. Güzel isimler O'nundur. Göklerdeki ve yerdeki her şey O'nu tesbih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
21. Yüce Allah’ın kullarına bu açıklamaları yaparak Kitab-ı Aziz’inde birtakım emir ve yasaklar koymuş olması, onların kendilerini davet ve teşvik ettiği bu hususlara tez elden koşmalarını gerektirir. İsterse kalplerinin katılığı, yalçın dağları andırsın. Çünkü bu Kur’ân, bir dağın üzerine indirilmiş olsaydı o dağın Allah korkusundan dolayı başını eğerek parçalanıp dağılmış olduğu görülürdü. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm’in kalpler üzerinde çok büyük bir etkisi vardır. Zira onun öğütleri, kayıtsız ve şartsız olarak en büyük öğütlerdir. Onun emir ve yasakları da pek çok hikmet ve maslahatları ihtiva eder. Ayrıca hem nefisler hem de bedenler için pek kolaydırlar. Zorluk ve meşakkat içermediği gibi aralarında bir çelişki, tutarsızlık, tekellüf ve zorlanmayı gerektirecek hususlar da yoktur. Bu emir ve yasaklar, bütün zaman ve mekânlara elverişlidir ve herkese uygundur.
Daha sonra Yüce Allah şunu haber vermektedir: O, insanlara misaller verir. Kullara kitabında helâlı ve haramı açıklar. Bunu da âyetleri üzerinde düşünsünler, tefekkür etsinler diye yapar. Çünkü bunlar üzerinde tefekkür etmek, kulun önünde ilmin hazinelerini açar. Ona hayır ve şerrin yollarını açıkça gösterir, üstün ahlâki değerleri işlemeye ve güzel huylara sahip olmaya onu teşvik eder. Kötü huylardan da uzak tutar. O bakımdan kula Kur’ân üzerinde gereği gibi tefekkür etmekten, anlamları üzerinde iyiden iyiye düşünmekten daha faydalı olacak bir şey yoktur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Eğer Biz bu Kur'an'ı dağa indirmiş olsaydık, Kur'an'da bulunan şiddetli tehdit ve korkutucu uyarılar sebebiyle sertliği ve sağlamlığı ile birlikte o dağın Allah korkusunun şiddetinden dolayı baş eğmiş paramparça olduğunu görürdün. Biz, bu örnekleri insanlar akıllarını kullansınlar ve onun ayetlerinin ihtiva ettiği ibretlerden ve uyarılardan ibret alsınlar diye veriyoruz.
Aynı kök: ضرب (58 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)
Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik. Andolsun, eğer sen onlara bir ayet getirsen, inkar edenler mutlaka, "Siz ancak asılsız…
Aynı kök: ضرب (58 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)
Andolsun, öğüt alsınlar diye biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali verdik.
Aynı kök: جبل (41 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)
Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur'an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu).…
Aynı kök: ضرب (58 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)
(Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde…
Aynı kök: صدع (5 geçiş)
Ey Muhammed! Şimdi sen, sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah'a ortak koşanlara aldırış etme.
Aynı kök: صدع (5 geçiş)
Allah tarafından, geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü dosdoğru dine çevir. O gün insanlar bölük bölük ayrılacaklardır.
Aynı kök: صدع (5 geçiş)
(17-21) Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş…
Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, şüphesiz ki onu Allah'a saygı(sı)ndan dolayı boyun eğmiş bir şekilde, paramparça olmuş görürdün. dipnot 1 İşte biz düşünsünler diye şu örnekleri insanlar için veriyoruz. dipnot 2
Eğer Biz bu Kur'an'ı bir dağa indirmiş olsaydık, onun Allah'a saygıdan boyun eğmiş bir halde şerha şerha yarılıp eridiğini görürdün. İşte bu türden temsili anlatımları, insanların önüne, belki düşünürler diye koyuyoruz.
Bu Kur'an-ı bir dağa indirmiş olsaydık, dağın ezilip büzülerek Allah korkusuyla paramparça olduğunu görürdün. Ve işte (bütün) bu temsilleri, belki düşün(meyi öğrenebil)irler diye insanların önüne koyuyoruz.
Eğer şu Kuran'ı (bildirdiği gerçeği) bir dağın (benlik sahibi bilinç - ego - eniyet) üzerine inzal etseydik, elbette onu Allah (ismiyle işaret edilen'in) haşyetinden (muhteşem azamet karşısında benliğinin hiçliğini fark ederek) huşu ederek, çatlayıp paramparça olduğu halde görürdün! İşte bu MİSALLERİ (sembolik anlatımları) insanlara tefekkür etsinler diye veriyoruz!
Şayet biz bu Kur'an'ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, andolsun onu Allah korkusundan saygı ile baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. İşte Biz, belki düşünürler diye, insanlara böyle örnekler veririz.
Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz.
Bu Kur'an'ı, bir dağın üstüne indirseydik, o dağı, Allah korkusundan saygıyla baş eğerek, paramparça olmuş görürdün. İnsanlara, böyle örnekler veriyoruz; belki düşünürler diye.
Bu Kur'an'ı bir dağa indirmiş olsaydık, Allah korkusundan onu baş eğmiş, çatlamış, yarılmış görürdün. Bu misalleri, düşünmeleri için insanlara anlatıyoruz.
Bu Kuran'ı bir dağın üzerine indirseydik, ALLAH'a olan saygıdan ötürü onun titreyip paramparça olduğunu görecektin. Belki düşünürler diye biz insana böyle örnekler vermekteyiz.
Bu Kuran'ı bir dağın üzerine indirseydik, ALLAH'a olan saygıdan ötürü onun titreyip paramparça olduğunu görecektin. Belki düşünürler diye biz insana böyle örnekler vermekteyiz.
Biz bu Kur'an'ı bir dağın üzerine indirseydik kesinlikle, sen onu, Allah korkusundan başını eğmiş, çatlamış görürdün. İşte Biz o misalleri, düşünsünler diye insanlara veriyoruz.
Biz bu Kur'anı bir dağın üzerine indirseydik her halde Sen onu Allah korkusundan başını eğmiş çatlamış görürdün, o temsiller yok mu, işte biz onları insanlar için yapıyoruz gerek ki tefekkür ederler
Eğer Biz, bu Kur'an'ı dağa indirseydik, onu; huşu dipnot 1 duyarak, Allah'a olan huşudan parça parça olmuş görürdün. dipnot 2 Bu örnekleri insanlar için veriyoruz ki belki düşünüp gerçeği kavrarlar.
Eğer Biz, bu Kur'an'ı dağa indirseydik, onu; huşu dipnot 1 duyarak, Allah'a olan huşudan parça parça olmuş görürdün. dipnot 2 Bu örnekleri insanlar için veriyoruz ki belki düşünüp gerçeği kavrarlar.
Eğer Biz, bu Kur'an'ı dağa indirseydik, onu; huşu dipnot 1 duyarak, Allah'a olan huşudan parça parça olmuş görürdün. dipnot 2 Bu örnekleri insanlar için veriyoruz ki belki düşünüp gerçeği kavrarlar.
Şayet biz bu Kuran'ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, andolsun onu Tanrı korkusundan saygı ile baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. İşte biz belki düşünürler (yetefekkerun) diye insanlara böyle örnekler veririz.
Eğer biz bu Kur'anı bir dağ başına indirseydik muhakkak ki onu Allah korkusundan baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. Bu misaller (yok mu?) işte biz onları, insanlar düşünsünler diye, iradediyoruz.
Şayet Biz, bu Kur'an'ı bir dağa indirmiş olsaydık; sen, onun Allah'ın haşyetinden baş eğerek parça parça olduğunu görürdün. İşte Biz, bu misalleri insanlara anlatırız, belki düşünürler.
(21) Eğer bu Kur’an-ı bir dağa indirmiş olsaydık, o dağı Allah’tan tedirginliğinden dolayı / huşuyla çatlamış / yarılmış olarak görürdün. İşte bu örnekler insana verilir ki böylelikle belki düşünürler / belki fikir üretirler.
Biz bu Kur’an’ı bir dağın üzerine indirseydik, onun Allah korkusundan baş eğerek parça parça olduğunu görürdün. İşte biz, bu örnekleri insanlar düşünsünler diye veriyoruz.
Biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, Allah korkusundan onu, baş eğmiş, çatlamış, yarılmış görürdün. Bu misalleri, düşünmeleri için insanlara anlatıyoruz.
Biz bu Kur'an'ı bir dağa indirmiş olsaydık kesinlikle onun, Allah korkusundan başını eğip paramparça olduğunu görürdün dipnot 1 . İşte bu örnekleri insanlar için veriyoruz; belki düşünürler dipnot 2 .
Bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik Allah korkusundan baş eğip parça parça olduğunu görürdün. Bunlar insanlar için oluşturduğumuz örneklerdir; belki düşünürler.
Biz bu Kur’an’ı bir dağın üzerine indirseydik onun Allah korkusundan baş eğerek parça parça olduğunu görürdün! İşte bu örnekleri insanlar düşünsünler diye veriyoruz.
Biz Kur'an'ı bir dağın üzerine indirseydik onun Allah korkusundan baş eğerek parça parça olduğunu görürdün! İşte bu örnekleri insanlar düşünsünler diye veriyoruz.
Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağın üzerine indirseydik, her halde sen onu huşu ile boynunu bükmüş, çatlayıp yarılmış görürdün. Biz bu örnekleri insanlara hep veriyoruz ki, inceden inceye düşünebilsinler.
Had We revealed this Quran to a mountain and it could perceive the picture of what it represents and the complete glory in which it reveals itself, you would see it shaking with such fits of awe and shivering into atoms for the profound reverence dutiful to Allah. Such parables do We discourse to people that they may hopefully ponder, and that they may hopefully think and reflect before they act.
If We had sent this Quran down to a mountain, you [Prophet] would have seen it humbled and split apart in its awe of God: We offer people such illustrations so that they may reflect.
Had We sent down this Qur'an on a mountain, verily, thou wouldst have seen it humble itself and cleave asunder for fear of Allah. Such are the similitudes which We propound to men, that they may reflect.
Had We sent down this Qur'an upon a mountain you would indeed have seen it humbling itself and breaking asunder out of fear of Allah. dipnot 1 We propound such parables to people that they may reflect.
If We had sent down this Qur’an onto a mountain, you would have seen it humbled, crushed to pieces out of fear of Allah. We make such examples for people so that hopefully they will reflect.
Had We sent down this Qur’ân on a mountain, you would surely have seen it humbling itself and rent asunder by the fear of Allâh. Such are the parables which We put forward to mankind that they may reflect.[1]
Had We sent down this Qur’ān upon a mountain, you would have surely seen it humbled [and] go to pieces with the fear of Allah. We draw such comparisons for mankind, so that they may reflect.
Had We revealed this Qur'ân on a mountain, you would have surely seen it falling down in all humility and splitting asunder for awe of Allâh. These are wonderful things which We narrate for mankind that they may give thought.
If We had sent down this Koran upon a mountain, thou wouldst have seen it humbled, split asunder out of the fear of God. And those similitudes -- We strike them for men; haply they will reflect.
Had God sent down this Qur’an to the mountain, you would have seen the mountain to crack down itself out of awe. By these types of examples God makes his points to be understood by those who use their brain to think.
Had we sent down this Qur'an upon a mountain, thou wouldst have seen it humbling itself, splitting asunder from the fear of God! These parables do we strike out for men; haply they may reflect!
Had We sent down this Quran to a mountain, you would have seen it trembling, crumbling, out of reverence for God. Such are the examples We cite for the people, that they may reflect.
If We had sent down this Koran on a mountain, thou wouldest certainly have seen the same humble itself, and cleave in sunder for fear of God. These similitudes do We propose unto men, that they may consider.
Had We sent down this Quran on a mountain, you would certainly have seen it falling down (humbled), splitting asunder because of the fear of Allah, and We set forth these parables to men that they may reflect.
If We had sent down this Qur'an upon a mountain, indeed you would have seen it submissive, sundered apart out of apprehension of Allah; and those similitudes We strike for mankind, that possibly they would meditate.
If We had caused this Qur'an to descend upon a mountain, thou (O Muhammad) verily hadst seen it humbled, rent asunder by the fear of Allah. Such similitudes coin We for mankind that haply they may reflect.
If We had sent down this Qur'an to a mountain you would have seen it turn desolate and split into two for fear of God. We offer these examples to men that they may think and reflect.
HAD WE bestowed this Qur’an from on high upon a mountain, thou wouldst indeed see it humbling itself, breaking asunder for awe of God. And [all] such parables We propound unto men, so that they might [learn to] think.
Had We sent down this Quran upon a mountain, you would have certainly seen it humbled and torn apart in awe of Allah. We set forth such comparisons for people, ˹so˺ perhaps they may reflect.[1]
Had We sent down this Quran to a mountain, you would have seen it trembling, crumbling, out of reverence for God. And such are the examples We cite for the people, that they may reflect.
If we revealed this Quran to a mountain, you would see it trembling, crumbling, out of reverence for GOD. We cite these examples for the people, that they may reflect.
If We had sent down this Qur'an upon a mountain, you would have seen it humbled and coming apart from fear of Allah. And these examples We present to the people that perhaps they will give thought.
Had We sent down this Qur’an upon a mountain, thou hadst seen it humbled, split asunder from fear of God. And those similitudes — We strike them for mankind, that they might reflect.
Had We sent down this Qur'an upon a mountain, you would have indeed seen it humble itself and rent asunder for Awesomeness of Allah. Such examples We cite for mankind, so that they might think.
If We sent down this Quran on a mountain, surely, you would have seen it humble itself and split open with the fear of Allah. Such are the examples that We offer men that they may (deeply) think.
Had We sent down this Qur’ān to a mountain, you would have seen it humbled, burst apart out of awe for Allah. We cite such examples for people, so that they may ponder.
Had We sent down this Qur'an to a mountain, you would have seen it trembling, crumbling, out of concern from God. And such are the examples We put forth for the people, that they may reflect.