Hicr suresi

Hicr suresi, 13. ayet

Hicr suresi, 13. ayet. لَا يُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ ٱلْأَوَّلِينَ

lâ yü'minûne bihî veḳad ḫalet sünnetü-l'evvelîn.

Diyanet İşleri

Önceki milletlerin (helakine dair Allah'ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur'an'a) inanmazlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hicr 10–16 · surenin 13. ayeti / 99

Konu "Zikri biz indirdik, onu biz koruruz"; alaya alanlar Hicr 1–15 3

  1. Hicr 10

    Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik.

  2. Hicr 11

    Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı.

  3. Hicr 12

    Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.

  4. 13

    Önceki milletlerin (helakine dair Allah'ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur'an'a) inanmazlar.

  5. Hicr 14–15

    (14-15) Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar, yine "Gözlerimiz döndürüldü, biz herhalde büyülenmiş bir toplumuz" derlerdi.

  6. Hicr 16

    Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 12–13. ayetler için yazılmıştır.

12. “İşte biz onu” yalanlamayı “günahkarların” yani zulüm ve iftira ayrılmaz nitelikleri olmuş kimselerin “kalplerine böylece sokarız.” Kalpleri küfür ve yalanlama konusunda birbirine benzediği için, peygamberlerine muameleleri de alay etme ve iman etmeme şeklinde birbirine benzemiştir. Bu nedenle biz de onları aynı şekilde cezalandırdık. Bundan dolayı Allah şöyle buyurmaktadır:

13. “Onlar ona iman etmezler. Halbuki öncekiler hakkında (Allah'ın) kanunu” yani Allah’ın, âyetlerine iman etmeyenleri helâk etme şeklindeki değişmez kanunu “ortadadır.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah’ın, peygamberlerinin getirdiklerini yalanlayanları helak etmedeki sünneti geçmişte yaşandığı halde yine de Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirilmiş olan Kur’an’a iman etmiyorlar. O yalanlayanlar muhakkak senden ibret alsınlar.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَا la
  2. يُؤْمِنُونَ yu'minune inanmazlar kök: امن
  3. بِهِۦ ۖ bihi ona
  4. وَقَدْ ve kad elbette
  5. خَلَتْ halet geçtiği halde kök: خلو
  6. سُنَّةُ sunnetu sünneti kök: سنن
  7. ٱلْأَوَّلِينَ l-evveline öncekilerin kök: اول

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سنن (21 geçiş) · Aynı kök: خلو (28 geçiş)

    Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.

  • Aynı kök: سنن (21 geçiş) · Aynı kök: خلو (28 geçiş)

    Allah'ın, kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getirmesi konusunda peygambere bir darlık yoktur. Daha önce gelip geçen peygamberler hakkında da…

  • Aynı kök: سنن (21 geçiş) · Aynı kök: خلو (28 geçiş)

    Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah'ın kanunu böyledir. Allah'ın kanununda asla değişme bulamazsın.

  • Aynı kök: خلو (28 geçiş)

    İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle…

  • Aynı kök: خلو (28 geçiş)

    Onlar iman edenlerle karşılaşınca, "İman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: "Rabbinizin huzurunda delil olarak…

  • Aynı kök: خلو (28 geçiş)

    Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Öncekilere (uygulanan) kanun gelip geçmiş olmasına rağmen onlar (hâlâ) buna (Kur'an'a) inanmıyorlar.

Mustafa İslamoğlu

onlar da öncekilerin nasıl bir model ortaya koydukları sergilendiği halde, (yine de) bu (vahye) inanmazlar.

Muhammed Esed

önceki (zalim)lerin izlediği yol (ve bu yolda başlarına gelenler) de nicedir gözlerinin önünde olduğu halde buna inanmazlar.

Ahmed Hulusi

Ona (hatırlatıcı BİLGİye) iman etmezler. . . Evvelce iman etmeyenlerin yaşadıkları sonuçlardan da ders almazlar.

Ali Bulaç

Onlar ona (indirilen kitaba) inanmazlar, oysaki evvelkilerin sünneti geçmiştir.

Ali Özek ve heyeti

Öncekilerin başına gelenlerden ders almaları gerekirken onlar hâlâ buna (Kur'an'a) inanmıyorlar.

Ali Rıza Safa

Ona inanmazlar; oysa öncekilere uygulanan yasa göz önündedir.

Bayraktar Bayraklı

Geçmişteki milletlerin durumu ortada iken, yine de ona inanmazlar.

Edip Yüksel

Nitekim, onu onaylamazlar. Kendilerinden öncekilerin yasası (sünneti) de böyleydi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Nitekim, ona inanmazlar. Kendilerinden öncekilerin sünneti (adeti) de böyleydi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Geçmiş milletlerin başına gelenler önlerinde geçmişken yine de ona iman etmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ona iyman etmezler, halbuki önlerinde evvelkilerin sünneti geçmiştir

Erhan Aktaş

Kendilerinden öncekilerin sünneti dipnot 1 geçtiği halde ona inanmazlar.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Önceki toplumların izledikleri yoldan dolayı başlarına gelenler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kendilerinden öncekilerin sünneti dipnot 1 geçtiği halde ona inanmazlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Önceki toplumların izledikleri yoldan dolayı başlarına gelenler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kendilerinden öncekilerin sünneti dipnot 1 geçtiği halde ona inanmazlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Önceki toplumların izledikleri yoldan dolayı başlarına gelenler.

Gültekin Onan

Onlar ona (indirilen kitaba) inanmazlar, oysa ki öncekilerin sünneti geçmiştir.

Hasan Basri Çantay

(Kendilerinden) evvelkilerin (İmansızlıkları ve istihzaları yüzünden ma'ruz kaldıkları felaketler ma'lum iken ve o gibiler hakkında ilahi bir) sünnet (ve kanun) da geçmişken yine onlar buna (bu Kur'ana, bu peygambere) inanmazlar.

İbni Kesir

Kendilerinden öncekilerin uğradıkları ortada iken yine de ona inanmazlar

Mehmet Alagaş

(1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar ona (indirilen kitaba) iman etmezler, oysaki evvelkilerin sünneti de böyle olup gitmiştir.

Süleyman Ateş

Kendilerinden öncekilerin sünneti (inkarcıların mahvedileceği yasası) geçtiği halde yine de ona inanmazlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunlar ona inanmazlar; halbuki öncekilere uygulanan kanun açıktır.

Şaban Britch

Öncekilerin başına gelenler (onlara da gelecektir.) Onlar hala bu (peygambere) iman etmiyorlar.

Şaban Piriş

Onlar da öncekilerin yaptığı gibi ona inanmazlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Ona inanmazlar. Oysaki, öncekilerin yol ve yöntemleri gözlerinin önünden geçmiştir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They just refuse to recognize him nor do they accept his message, notwithstanding that Allah's mode of action which has long been pursued in the past for each typical instance forming a particular case of a principle and a signal instance of punishment shall not alter.

Abdul Haleem

They will not believe in it. That was what happened with the peoples of long ago,

Abdullah Yusuf Ali

That they should not believe in the (Message); but the ways of the ancients have passed away.

Abul A'la Maududi

they do not believe in it. dipnot 1 This has been the wont of people of this kind from ancient times.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The majority of the translators and commentators are of the opinion that the pronoun "it"( Ayat 12), refers to their mockery, occurring in (Ayat 11), and in “they would not believe in it” in(Ayat 13), refers to the admonition occurring in (Ayat 9). Then (Ayats 12-13) will be rendered like this: “Thus we cause mockery enter into the hearts of the criminals and they do not believe in the admonition”. Though grammatically there is nothing wrong with this version, yet our version of “it” will be better even grammatically. According to this (Ayat 12) will mean, when the admonition enters into the hearts of the believers it gives them peace of mind and comfort of heart. But when the same enters into the hearts of the criminals it becomes a hot rod, and burns their minds and hearts.

Aisha Bewley

They do not have iman in it, even though the example of the previous peoples has gone before.

Al-Hilali & Khan

They would not believe in it (the Qur’ân); and already the example of (Allâh’s punishment of) the ancients (who disbelieved) has gone forth.

Ali Quli Qarai

they do not believe in it, and the precedent of the ancients has already passed.

Amatul Rahman Omar

They will not believe in this (Qur'ân), though the precedence of the former peoples has already gone (before them showing how the opposition of truth makes them deserving of the punishment of God).

Arthur John Arberry

they believe not in it, though the wont of the ancients is already gone.

Bijan Moeinian

However, they did not believe their prophet; being stubborn is the state of mind and a characteristic of the disbelievers

E. Henry Palmer

They will not believe therein, but the course of those of yore is run.

Edip-Layth

They do not acknowledge it, while the examples of the early generations has been brought to them.

George Sale

They shall not believe on him; and the sentence of the nations of old hath been executed heretofore.

Hamid S. Aziz

They will not believe therein, though the example of those of past times is before them.

Mahmoud Ghali

They do not believe in it; (The Message) and the enactment (The reward for good and evil) (for) the earliest (people) has already passed away.

Marmaduke Pickthall

They believe not therein, though the example of the men of old hath gone before.

Mohamed Ahmed - Samira

So, they will not believe in it: The example of former people is there.

Muhammad Asad

who do not believe in it, although the way which those [evildoers] of olden times had to go has long been within their ken.

Mustafa Khattab

They would not believe in this ˹Quran˺ despite the ˹many˺ examples of those ˹destroyed˺ before.

Progressive Muslims

They do not believe in it, while the examples of the early generations has been brought to them.

Rashad Khalifa

Consequently, they cannot believe in him. This has been the system since the past generations.

Sahih International

They will not believe in it, while there has already occurred the precedent of the former peoples.

Sam Gerrans

They believe not in it; and the practice of the former peoples has passed away.

Shabbir Ahmed

They accept not the Message. Such has been the way of those who went before them.

Syed Vickar Ahamed

That they should not believe in (the Message, the Quran); But (now) the ways of the old have passed away.

Taqi Usmani

(whereby) they do not believe in it (the Qur’ān), and this has been the way of earlier people.

The Monotheist Group

They do not believe in it, while the way of the earlier generations has gone before.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 13. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 13. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 13. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩