Hicr suresi

Hicr suresi, 11. ayet

Hicr suresi, 11. ayet. وَمَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

vemâ ye'tîhim mir rasûlin illâ kânû bihî yestehziûn.

Diyanet İşleri

Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hicr 8–14 · surenin 11. ayeti / 99

Konu "Zikri biz indirdik, onu biz koruruz"; alaya alanlar Hicr 1–15 3

  1. Hicr 8

    Biz, melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez.

  2. Hicr 9

    Şüphesiz o Zikr'i (Kur'an'ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.

  3. Hicr 10

    Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik.

  4. 11

    Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı.

  5. Hicr 12

    Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.

  6. Hicr 13

    Önceki milletlerin (helakine dair Allah'ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur'an'a) inanmazlar.

  7. Hicr 14

    (14-15) Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar, yine "Gözlerimiz döndürüldü, biz herhalde büyülenmiş bir toplumuz" derlerdi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

11. “Onlara gelen” ve onları hakka ve hidâyete davet eden “her bir peygamberle mutlaka alay ederlerdi.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Geçmiş kâfir topluluklar, kendilerine gelen her bir peygamberi yalanladılar ve onunla alay ettiler.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَا ve ma
  2. يَأْتِيهِم ye'tihim onlara gelmezdi kök: اتي
  3. مِّن min hiçbir
  4. رَّسُولٍ rasulin elçi kök: رسل
  5. إِلَّا illa
  6. كَانُوا۟ kanu olmadıkları kök: كون
  7. بِهِۦ bihi onunla
  8. يَسْتَهْزِءُونَ yestehziune alay ediyor kök: هزا

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: هزا (34 geçiş)

    İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle…

  • Aynı kök: هزا (34 geçiş)

    Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.

  • Aynı kök: هزا (34 geçiş)

    Hani Musa kavmine, "Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar da, "Sen bizimle eğleniyor musun?" demişlerdi. Musa, "Kendini bilmez…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Kendilerine gelen hiçbir elçi yoktu ki onları alaya almamış olsunlar.

Muhammed Esed

onlara hiçbir elçi gelmedi ki, o'nunla alay etmesinler.

Ahmed Hulusi

Onlara bir Rasul gelir gelmez, mutlaka onunla alay ederlerdi.

Ali Bulaç

Onlara herhangi bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.

Ali Özek ve heyeti

Onlara bir peygamber gelmeye dursun, hemen onunla alay ederlerdi.

Ali Rıza Safa

Onlara gelmiş hiçbir elçi yoktur ki, Onunla alay etmemiş olsunlar.

Bayraktar Bayraklı

Onlar, gelen peygamberi mutlaka alaya alırlardı.

Edip Yüksel

Onlara her ne zaman bir elçi geldiyse onu alaya aldılar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlara her ne zaman bir elçi geldiyse onu alaya aldılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve onlara hiçbir peygamber gelmiyordu ki, onunla alay ediyor olmasınlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onlara hiç bir Resul gelmiyordu ki onunla istihza eder olmasınlar

Erhan Aktaş

Kendilerine gelen resullerden alay etmedikleri olmadı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kendilerine gelen resullerden alay etmedikleri hiç kimse olmadı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kendilerine gelen rasullerden alay etmedikleri hiç kimse olmadı.

Gültekin Onan

Onlara herhangi bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.

Hasan Basri Çantay

Onlara her hangi bir peygamber gelmeye dursun ille onunla istihza (alay) ederlerdi.

İbni Kesir

Onlara gelen her peygamberle alay ediyorlardı.

Mehmet Alagaş

(1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlara kendilerine gelen her rasûlle alay ediyorlardı.

Süleyman Ateş

Onlara hiçbir elçi gelmezdi ki, onunla alay etmesinler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara ne zaman bir elçi gelse mutlaka hafife alırlar.

Şaban Britch

Onlara hiçbir rasûl gelmedi ki onunla alay etmemiş olsunlar.

Şaban Piriş

Onlara hiç bir elçi gelmedi ki onunla alay etmemiş olsunlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara bir Tanrı elçisi gelir gelmez, onunla mutlaka alay ederlerdi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And never did a Messenger present himself to them but suffered malicious mockery and was laughed to scorn.

Abdul Haleem

but they mocked every single messenger that came to them:

Abdullah Yusuf Ali

But never came a messenger to them but they mocked him.

Abul A'la Maududi

And whenever a Messenger came to them, they never failed to mock him.

Aisha Bewley

No Messenger came to them without their mocking him.

Al-Hilali & Khan

And never came a Messenger to them but they did mock at him.

Ali Quli Qarai

and there did not come to them any apostle but that they used to deride him.

Amatul Rahman Omar

Yet not a single Messenger ever came to them but they treated him scornfully.

Arthur John Arberry

and not a single Messenger came to them, but they mocked at him;

Bijan Moeinian

we have sent many prophets before you to their own people in the past and they all were laughed at.

E. Henry Palmer

But there never came an apostle to them but they mocked at him.

Edip-Layth

Any messenger that came to them, they would mock him.

George Sale

And there came no apostle unto them, but they laughed him to scorn.

Hamid S. Aziz

But there never came a messenger to them but they did mock him.

Mahmoud Ghali

And in no way did a Messenger come up to them except that they used to mock at him.

Marmaduke Pickthall

And never came there unto them a messenger but they did mock him.

Mohamed Ahmed - Samira

But never once an apostle came to them at whom they did not scoff.

Muhammad Asad

and never yet came an apostle to them without their deriding him.

Mustafa Khattab

but no messenger ever came to them without being mocked.

Progressive Muslims

And any messenger that came to them, they would mock him.

Rashad Khalifa

Every time a messenger went to them, they ridiculed him.

Sahih International

And no messenger would come to them except that they ridiculed him.

Sam Gerrans

And there came not to them any messenger but they mocked him;

Shabbir Ahmed

And never came there a Messenger unto them but they did mock him.

Syed Vickar Ahamed

And never came to them a messenger whom they (the people) did not mock.

Taqi Usmani

No messenger came to them but they used to mock at him.

The Monotheist Group

And no messenger would come to them, except that they would mock him.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 11. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 11. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 11. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩