Diyanet İşleri
Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı.
Hicr suresi
Hicr suresi, 11. ayet. وَمَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ
vemâ ye'tîhim mir rasûlin illâ kânû bihî yestehziûn.
Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu "Zikri biz indirdik, onu biz koruruz"; alaya alanlar Hicr 1–15 3
Biz, melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez.
Şüphesiz o Zikr'i (Kur'an'ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.
Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik.
Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı.
Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.
Önceki milletlerin (helakine dair Allah'ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur'an'a) inanmazlar.
(14-15) Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar, yine "Gözlerimiz döndürüldü, biz herhalde büyülenmiş bir toplumuz" derlerdi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
11. “Onlara gelen” ve onları hakka ve hidâyete davet eden “her bir peygamberle mutlaka alay ederlerdi.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Geçmiş kâfir topluluklar, kendilerine gelen her bir peygamberi yalanladılar ve onunla alay ettiler.
Aynı kök: هزا (34 geçiş)
İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle…
Aynı kök: هزا (34 geçiş)
Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.
Aynı kök: هزا (34 geçiş)
Hani Musa kavmine, "Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar da, "Sen bizimle eğleniyor musun?" demişlerdi. Musa, "Kendini bilmez…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kendilerine gelen her elçi ile elbette alay ederlerdi. dipnot 1
Kendilerine gelen hiçbir elçi yoktu ki onları alaya almamış olsunlar.
onlara hiçbir elçi gelmedi ki, o'nunla alay etmesinler.
Onlara bir Rasul gelir gelmez, mutlaka onunla alay ederlerdi.
Onlara herhangi bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.
Onlara bir peygamber gelmeye dursun, hemen onunla alay ederlerdi.
Onlara gelmiş hiçbir elçi yoktur ki, Onunla alay etmemiş olsunlar.
Onlar, gelen peygamberi mutlaka alaya alırlardı.
Onlara her ne zaman bir elçi geldiyse onu alaya aldılar.
Onlara her ne zaman bir elçi geldiyse onu alaya aldılar.
Ve onlara hiçbir peygamber gelmiyordu ki, onunla alay ediyor olmasınlar.
Ve onlara hiç bir Resul gelmiyordu ki onunla istihza eder olmasınlar
Kendilerine gelen resullerden alay etmedikleri olmadı.
Kendilerine gelen resullerden alay etmedikleri hiç kimse olmadı.
Kendilerine gelen rasullerden alay etmedikleri hiç kimse olmadı.
Onlara herhangi bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.
Onlara her hangi bir peygamber gelmeye dursun ille onunla istihza (alay) ederlerdi.
Onlara gelen her peygamberle alay ediyorlardı.
(1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.
Onlara kendilerine gelen her rasûlle alay ediyorlardı.
Onlara hiçbir elçi gelmezdi ki, onunla alay etmesinler.
Onlara ne zaman bir elçi gelse onu mutlaka hafife alırlardı dipnot 1 .
Onlara ne zaman bir elçi gelse mutlaka hafife alırlar.
Onlara hiçbir rasûl gelmedi ki onunla alay etmemiş olsunlar.
Onlara hiç bir elçi gelmedi ki onunla alay etmemiş olsunlar.
Onlara bir Tanrı elçisi gelir gelmez, onunla mutlaka alay ederlerdi.
And never did a Messenger present himself to them but suffered malicious mockery and was laughed to scorn.
but they mocked every single messenger that came to them:
But never came a messenger to them but they mocked him.
And whenever a Messenger came to them, they never failed to mock him.
No Messenger came to them without their mocking him.
And never came a Messenger to them but they did mock at him.
and there did not come to them any apostle but that they used to deride him.
Yet not a single Messenger ever came to them but they treated him scornfully.
and not a single Messenger came to them, but they mocked at him;
we have sent many prophets before you to their own people in the past and they all were laughed at.
But there never came an apostle to them but they mocked at him.
Any messenger that came to them, they would mock him.
And there came no apostle unto them, but they laughed him to scorn.
But there never came a messenger to them but they did mock him.
And in no way did a Messenger come up to them except that they used to mock at him.
And never came there unto them a messenger but they did mock him.
But never once an apostle came to them at whom they did not scoff.
and never yet came an apostle to them without their deriding him.
but no messenger ever came to them without being mocked.
And any messenger that came to them, they would mock him.
Every time a messenger went to them, they ridiculed him.
And no messenger would come to them except that they ridiculed him.
And there came not to them any messenger but they mocked him;
And never came there a Messenger unto them but they did mock him.
And never came to them a messenger whom they (the people) did not mock.
No messenger came to them but they used to mock at him.
And no messenger would come to them, except that they would mock him.