Hicr suresi

Hicr suresi, 12. ayet

Hicr suresi, 12. ayet. كَذَٰلِكَ نَسْلُكُهُۥ فِى قُلُوبِ ٱلْمُجْرِمِينَ

keẕâlike neslükühû fî ḳulûbi-lmücrimîn.

Diyanet İşleri

Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hicr 9–15 · surenin 12. ayeti / 99

Konu "Zikri biz indirdik, onu biz koruruz"; alaya alanlar Hicr 1–15 3

  1. Hicr 9

    Şüphesiz o Zikr'i (Kur'an'ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.

  2. Hicr 10

    Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik.

  3. Hicr 11

    Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı.

  4. 12

    Aynı şekilde (onların tutumlarına uygun olarak) biz onu suçluların kalbine sokarız.

  5. Hicr 13

    Önceki milletlerin (helakine dair Allah'ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur'an'a) inanmazlar.

  6. Hicr 14–15

    (14-15) Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar, yine "Gözlerimiz döndürüldü, biz herhalde büyülenmiş bir toplumuz" derlerdi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 12–13. ayetler için yazılmıştır.

12. “İşte biz onu” yalanlamayı “günahkarların” yani zulüm ve iftira ayrılmaz nitelikleri olmuş kimselerin “kalplerine böylece sokarız.” Kalpleri küfür ve yalanlama konusunda birbirine benzediği için, peygamberlerine muameleleri de alay etme ve iman etmeme şeklinde birbirine benzemiştir. Bu nedenle biz de onları aynı şekilde cezalandırdık. Bundan dolayı Allah şöyle buyurmaktadır:

13. “Onlar ona iman etmezler. Halbuki öncekiler hakkında (Allah'ın) kanunu” yani Allah’ın, âyetlerine iman etmeyenleri helâk etme şeklindeki değişmez kanunu “ortadadır.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

O geçmiş ümmetlerin kalplerine inkârcılığı yerleştirdiğimiz gibi, aynı şekilde yüz çevirmeleri ve inat etmelerinden ötürü onu Mekkeli müşriklerin kalplerine de yerleştiririz.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. كَذَٰلِكَ kezalike işte böyle
  2. نَسْلُكُهُۥ neslukuhu onu sokarız kök: سلك
  3. فِى fi içine
  4. قُلُوبِ kulubi kalbleri kök: قلب
  5. ٱلْمُجْرِمِينَ l-mucrimine suçluların kök: جرم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سلك (12 geçiş) · Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    İşte böylece biz onu (Kur'an'ı) suçluların kalbine soktuk.

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi…

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Suçluların yolu da açığa çıksın diye ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.

  • Aynı kök: سلك (12 geçiş)

    "Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir." Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda…

  • Aynı kök: سلك (12 geçiş)

    "Rabbim, yeryüzünü size beşik yapan, orada size yollar açan ve size gökten yağmur indirendir." Böylece onunla sizin için yerden türlü türlü bitkileri…

  • Bakara 7 olası

    Ortak kavram: Kalp

    Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.

  • Ortak kavram: Kalp

    Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Biz (vahyin, etki etmeden) günahkarların yüreklerinden geçip gitmesini işte böyle sağlarız;

Muhammed Esed

Biz (mesajımızdan yana) bu (alaycı tutumu), işte böylece, o günaha gömülüp gitmiş kimselerin yüreklerine sokarız,

Ahmed Hulusi

İşte Onu suçluların kalplerinde böylece ilerletiriz.

Ali Bulaç

Böylece biz onu (alayı), suçlu günahkarların kalblerine sokarız.

Ali Özek ve heyeti

İşte böylece biz onu, (şirki ve inkârcılığı) suçluların kalplerine böyle sokarız.

Ali Rıza Safa

İşte böylece, Onu, suçluların yüreklerine sokarız.

Bayraktar Bayraklı

Böylece biz de o alayı suçluların kalplerine sokarız.

Edip Yüksel

İşte suçluların kalbine böyle (bir tavrı) sokarız.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İşte suçluların kalbine böyle (bir tavrı) sokarız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz böylece suçluların kalplerine sokarız onu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz ona mücrimlerin kalblerinde böyle bir süluk veririz

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böylece onu dipnot 1 suçluların kalplerine sokarız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Alaycı tutumu, basitleşmeyi.

Gültekin Onan

Böylece biz onu (alayı), suçlu günahkarların kalplerine sokarız.

Hasan Basri Çantay

Biz böylece o (istihzayi) günahkarların kalblerine sokarız.

İbni Kesir

Biz, böylece onu suçluların kalbine sokarız.

Mehmet Alagaş

(1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

İşte böylece biz onu, (yalanlamayı) suçluların (Mekkeli müşriklerin) kalplerine sokarız.

Süleyman Ateş

İşte biz o(Tanrı Zikri)ni suçluların kalblerine böyle sokarız.

Süleymaniye Vakfı

Onu (o zikrin gerçek olduğunu) suçluların kalplerine işte böyle işleriz dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada suçluların kalbine işlenen, Allah'ın kitabıdır. Bir şeyi hafife almak için onda eksiklik aramak gerekir. Allah'ın kitabında eksiklik arayanlar, farkında olmadan onun doğruluğunu kavramış olurlar. Onun için bütün kafirler gerçekleri örtmek ve yalan söylemek zorunda kalırlar (En'am 6/33, Şuara 26/192-200).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Hep böyle olur. Onu (Zikri) suçluların kalplerine dipnot 1 işleriz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Aslında o zikirin(kitabın) doğru olduğunu içten(kalpten) bilirler.

Şaban Britch

İşte böylece biz onu, (yalanlamayı) suçluların (Mekke müşriklerinin) kalplerine sokarız.

Şaban Piriş

İşte biz onu suçluların kalplerine sokarız.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz ona, günaha batmışların gönüllerinde böyle bir yol veririz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Thus do We picture him in the minds and hearts of the sinful who grow daily more and more wicked.

Abdul Haleem

in this way We make the message slip through the hearts of evildoers.

Abdullah Yusuf Ali

Even so do we let it creep into the hearts of the sinners -

Abul A'la Maududi

Even so We make a way for it (that is, the Admonition) in the hearts of the culprits (like a hot rod);

Aisha Bewley

In that way We insert it into the evildoers’ hearts.

Al-Hilali & Khan

Thus do We let it (polytheism and disbelief) enter the hearts of the Mujrimûn [criminals, polytheists and pagans (because of their mocking at the Messengers)].

Ali Quli Qarai

That is how We let it pass through the hearts of the guilty:

Amatul Rahman Omar

(Just as We made this a habit with the peoples gone by, ) so do We cause this (tendency of scornful treatment) enter the minds of these people who sever their ties (with God).

Arthur John Arberry

even so We cause it to enter into the hearts of the sinners --

Bijan Moeinian

With their words, these prophets tried to touch their minds.

E. Henry Palmer

Such conduct also will we put into the hearts of the sinners.

Edip-Layth

We thus let it sneak into the hearts of the criminals.

George Sale

In the same manner will we put it into the hearts of the wicked Meccans to scoff at their prophet:

Hamid S. Aziz

Even so do We let it traverse the heart of the guilty.

Mahmoud Ghali

Thus We insert it (Disbelief) into the hearts of the criminals.

Marmaduke Pickthall

Thus do We make it traverse the hearts of the guilty:

Mohamed Ahmed - Samira

We place in the hearts of sinners (disbelief).

Muhammad Asad

Even so do We [now] cause this [scorn of Our message] to pervade the hearts of those who are lost in sin,

Mustafa Khattab

This is how We allow disbelief ˹to steep˺ into the hearts of the wicked.

Progressive Muslims

It is such that We let it seep into the hearts of the criminals.

Rashad Khalifa

We thus control the minds of the guilty.

Sahih International

Thus do We insert denial into the hearts of the criminals.

Sam Gerrans

Thus do We insert it in the hearts of the lawbreakers:

Shabbir Ahmed

Our Law turns the psyche of the guilty such that they ridicule reform since they are used to thriving on the fruit of others' toil.

Syed Vickar Ahamed

But, We let it (evil) come into the hearts of the guilty,

Taqi Usmani

Likewise, We make it (i.e. disbelief) enter into the hearts of the sinners,

The Monotheist Group

It is such that We let it seep into the hearts of the criminals.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 12. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 12. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 12. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩